vakti zamanında **turgut özal'ın genel seçimler sırasında özellikle takip ettirdiği şimdidin şehri o zamanın ilçesidir. seçim sonuçlarında düzce'nin anap yani turgut özal tarafından alındığını kendisine ilettiklerinde istanbul, ankara, izmir'i beklemeden ve hiç tereddüt etmeden başbakan olması şerefine bir konuşma hazırlamaya başlamıştır bile. doğru da çıkmış ve başbakan olmuştur.
peki nedir sırrı burayı alanın tüm türkiye'yi almış olmasının? düzce, içerisinde benim bildiğim kadarıyla 12'den fazla etnik grubu içeren bir merkezdir. bu kadar çeşitliliğin bir arada olduğu bir yeri alan her yeri alır...
hatırlatma: maalesef yine doğru çıkmış ve akp* genel seçimler sırasında ilk önce düzce'yi almıştır...
10 yaşımdan itü' yü kazanıp da istanbul'a gelene kadar ikamet ettiğim, doğduğum, gençliğimi yaşadığım, hayatımın insanını bulduğum, depremden sonra bitmiş bi şehir olsa da hala sevdiğim memleketim.az da olsa çok kaliteli insanlar barındıran fakat bazı insanlar yüzünden kimi zaman nereli olduğumu söylerken utandığım, inanılmaz derecede çok kıro barındıran, son seçimlerde de ne kadar muhafazakar bir il olduğunu bangır bangır anlatan * şehrimiz.
adı gibi düz ilimiz. ayrıca şimdiye kadar gördüğüm en çok bisiklet kullanılan ilimiz.
(bkz: http://www.fotokritik.com/...)
abant'a ve birçok doğal güzelliğe çok yakındır, bu nedenle yakında doğa fotoğrafçısı arkadaşların gözdesi olacaktır kanımca.
bu arada dgd fotoğraf sergisi 19-26 şubat arasında gezilebilir.
bulunduğu yer itibarıyla geçiş noktası özelliği bulunan,isminden de anlaşılabileceği üzere dümdüz olan şehirdir. düz olması sebebiyle çok fazla bisikletle gezen insan vardır. akçakoca gibi çok güzel bir tatil beldesine sahiptir. ayrıca düzce-akçakoca arasındaki akçakoca dağları'nın özellikle sonbaharda manzarasına doyum olmaz.
içerisinde birçok etnik grubu barındıran, bu rağmen genelde muhafazakar bir görüntü çizen, dışarıdan gelen insanların genelde çok yobaz bulduğu bir şehrimizdir.
12 kasım 1999 depreminden sonra yapılan kalıcı konutlar nedeniyle merkez ve kalıcı konutlar olarak bir nevi ikiye bölünmüştür. ticari hayat ve kamu kurumları halen düzce'nin 12 kasım öncesi yerinde bulunmakla beraber, düzcede yaşayan insanların önemli bir kısmı kalıcı konutlarda yaşamaktadır.
bu ilimizde halkın büyük çoğunluğunun geçim kaynağı tarımdır. her ne kadar konumu gereği irili ufaklı birçok sanayi kuruluşu bulunsa da özellikle ilçe ve köylerinde halk tarımla geçinir. başlıca yetiştirilen ürünler fındık, tütün şeker pancarıdır. bunun dışında her türlü sebze, karpuz, mısır, buğday gibi ürünler de yetiştirilir. aynı bölgede hem fındık hem buğday yetişebilmesi bu ilimizin ilginç bir özelliğidir. bu ilimizde iç anadolu gibi toprak nadasa bırakılmaz, kurak geçen yazlar dışında ürünlerin pek sulanmaya ihtiyacı olmaz. bir rivayete göre dünyada en kalın tarım toprağı bu ilimizdedir.
düzce ve çevresine bilinen ilk yerleşim bitinyalılar zamanında şimdi konuralp ya da üskübü olarak adlandırılan yerde prusyas şehrinde başlamıştır. düzce şehir merkezi ise bu sıralar bataklık ve göl şeklinde yaşamaya elverişsiz bir yermiş. nitekim düzcede şu anda şehir diye gezebildiğiniz yerlerin elli yıl önce bataklık olduğu söylenir. daha sonra romalılar ve bizans altında da yerleşim yeri olarak kullanılan bu şehir şu anda batı karadenizde ayakta kalan tek antik kenttir. 1323 yılında osmanlılar tarafından alınmıştır. 1871 yılında ise şimdiki şehir merkezine taşınmıştır.
tarihi ve doğal güzellikler olarak zengin sayılabilecek bir ilimizdir. akçakoca ilçesi düzce'yi denizle buluşturur. karadeniz sahilinin incisi olan burada gür ve yemyeşil ormanı ve denizi beraber görmek mümkündür. üskübü ilçesinde açık havada ve müzede bir antik şehri inceleyebilirsiniz. abant ve yedigöllere oldukça yakındır. ayrıca efteni gölü, güzeldere ve samandere şelaleleri, kardüz yaylası gibi doğal güzellikler mevcuttur. bitki örtüsünün çok oluşu ilin her yerine güzellik katar. burada adı geçmeyen bir yer sizin çok hoşunuza gidebilir.
iyi, kötü, güzel, çirkin bir çok duyguyu yaşadığım, doğduğum, büyüdüğüm ve sevdiklerimle birlikte canımı gömdüğüm şehirdir. belki de bundandır oradan nefret edişim.
depremin üzerinden 7yıl geçmiş olmasına rağmen anca kendini toparlamaktadır. en büyük avantajı istanbul-ankara yolu üzerinde kurulu ulaşım şehri olmasıdır. düzce üniversitesiile gelişimin hızlanması hedeflense de daha uzun bir süre bu zamanki durumundan öteye geçebileceğini düşünmüyorum. ayrıca aşırı derecede milliyetçilik hüküm sürmektedir. 72 milletten insanın varlığını sürdürdüğü bilinir (örn: çerkez, abaza, adige, boşnak, gürcü, arnavut.. vs).
bünyesinde zamanında 700'den fazla köy barındıran en son ilimiz.sonrasında bu köyler birleştirilip köy sayısı azaltılmıştır.aynı zamanda türkiye'nin hiçbir bölgesinde bu kadar farklı etnik köken yoktur sanırım.çerkezi ,abazası , birkaç sınıfa ayrılan lazları ve kürtleri , gürcüleri ve aklıma gelmeyenler.
en son il yapılan yerdir. geçirdiği ikinci depremin üzerine il olması ister istemez insanların aklına kolpadan bir il, insanların ağzına bir parmak bal çalma ili olduğunu düşündürüyor. lakin bu pek doğru sayılmaz.
düzce'nin il olma hevesi benim bildiğim 70lere kadar dayanıyor. düzce'nin il olmak istemesinin çeşitli sebepleri var. il olmasını gerektirecek somut kriterler olduğu gibi duygusal sebepler de var.
düzce nüfus olarak bolu'dan epey büyüktür. düzce'yi sadce kent nüfusuyla değerlendirmek de doğru olmaz. ova içinde yüzlerce köy ve etrafındaki ilçelerle epey büyük bir nüfustur ve bu nüfusun merkezi düzce olmasına rağmen il merkezinin bolu olması bazı idari sorunlara yol açar. bu sorunların en büyük kaynağı da bolu dağı'dır. bilhassa kış aylarında burada ulaşım büyük zorlukla yürütülür.
düzce ekonomik olarak da bolu'dan büyüktür. orman ürünleri sanayi başta olmak üzere düzce'de epey yatırım vardı. bolu dağından aşağıda yaşayan büyük bir nüfusun çok fazla bürokratik işi bolu için de büyük bir yüktü.
bunun dışında duygusal sebepler de var. mesela düzce, bolu'dan daha fazla vergi öderken oraya gelen devlet yatırımının dönem dönem daha az kalması, vilayet merkezinde işi olmanın zahmeti gibi sebepler vardır. düzceliler, "bunlar bizim paramızı yiyor" diye düşünür. bunun dışında daha da öncesine bakarsanız düzce ve civarındaki her yerden insanların en azından bir akrabası düzce'de yaşar. sık gidip gelirler. ama bolu'da tanıdık hemen hiç yoktur. bunun dışında bilhassa kafkasya kökenliler daha tutucu yapıları sebebiyle boluluları sevmezler.
depremden sonra bolu valisinin düzce için gelen deprem yardımlarının bir kısmıyla vilayet binasını yenilemesiyle bu konu büsbütün gün yüzüne çıktı ve sonunda, öncelikle deprem yardımlarının doğrudan ulaştırılabilmesi için il yapıldı. gel gör ki düzce'nin ilk valisi de düzce'nin bir tepesine lüks bir vilayet konağı yaptırıp içini de italyan mobilyalarla döşedi...
işin bir ilginç yanı da şudur, düzce'yi il yapan iktidar seçimlerde babayı aldı. yani; "oy anam oy bizi il yaptı canım gözüm" durumu da olmadı pek.
abaza mahallesi
kürt mahallesi
çingene mahallesi
türk köyü
çerkes köyü
çerkes abaza, allah muhafaza
laz kaz
muhacır götü cırcır
gibi sözlerden de anlaşılabileceği gibi son derece kozmopolit bir yerdir.
19. yy sonlarında hem balkanlardan hem de kafkasya'dan göçöenler buraya yerleştirilmiştir. 20-30 sene sonra rum ve ermeniler bölgeden ayrılmıştır. 20. yy'ın bilhassa ikinci yarısından itibaren doğu karadeniz ve günaydoğu anadolu'dan da göçler almıştır. şahsen bir zenci eksik diyordum. lakin onu da il hudutlarının ya az içerisinde ya da az dışında bi yerde gördüm. evet. zenci bile var! hatta bu zenci dede ve ailesi çoğu düzceli'den daha uzun zamandır orada.
yakın zamanda 25 katlı iki tane bina yapılacağını öğrendiğim son zamanlarda belediyenin bol bol park vs. yaptığı ama hala dışarı çıktığın zaman zaman geçirecek herhangi bi olayın olmadığı, gençlerin yapacağı pek bi aktiviteye sahip olmayan nedense dışarıdan gelenler tarafından pek bi sevilen 18 yılımı harcadığım adı gibi düz ilimiz. depremin üzerinden 8 yıl geçmesine rağmen hala enkazları barındırmaktadır. umarım önümüzdeki 20 yıl içinde kendini toparlar. eğitim açısından da doğu illerinden pek bi farkı yoktur, durumu pek iç açıcı değildir.
mafyasıyla , etnik yapısıyla(hepsi bi komik zaten) , depremden 8 yıl geçmesine rağmen etraftaki enkazlarıyla , düzce lisesi ve düzce endüstri meslek lisesilerinin kavgalarıyla ünlü olan ilçeden bozma bir şehircik. 10 000 nüfuslu bir ilçesinde yaklaşık 150 tane kahvehane vardır.neredeyse hiç bir sosyal aktivite yoktur , (ilde tek bir sinema vardı bi ara o da prefabrikti zaten sobayla ısınırdı bazen tüterdi hatta 2 salonu vardı görevli film aralarında salonlarda oynan filmleri yanlışlıkla karıştırırdı vizyondaki filmleri 2 yıl geriden takip ederdi neyseki yeni bir yere taşındılar düzelttiler durumu )eğitim bakımından da iyi değil durumu. oraya gelen bir an önce kaçmaya çalışır. her şeye arağmen yine severiz .
yerel gazetelerin pek okunmadığı bu ilde 6 tane yerel gazete vardır. trajları oldukça düşük, hatta yaptıkları işe değmeyecek seviyede ama yine de bu gazeteciler burada mesleklerini icra etmekten memnunlar.
zaten çok fazla bir şeyi olmayan olanı da üst üste geçirdiği depremlerle kaybeden genç ilimiz. depremin üzerinden 8 sene geçmesine rağmen yeni yeni kendisi toparlıyor. belki de türkiye'de hatta dünyadaki ilk ve tek açık hava dere boyu resim sergisine sahip.batıda olmasına rağmen sınavlarda doğu illeri kadar başarılı olup bunu da depreme bağlayan tek il. her milletten insan bulunur fakat sadece düzce'de ne millet olduğun sorundur. sosyal olarak aktivite yapılabilecek hiçbir şey yoktur olan yerler de zaten serseriler tarafından işgal edilmiştir. ayrıca mafyası ile ünlü olup mafyanın açmiş olduğu 3 salonlu bir sineması olup en büyük salonu cep sinema salonu büyüklüğündedir ve bilet fiyatları büyük illerle yarışmaktadır. korkudan kimse ne başka sinema salonu ne de tiyatro salonu açabiliyor. halk arasında küçük istanbul olarak da geçen düzce'de gençlerin dolaşabileceği tek yer tabiri caizse düzce'nin taksim meydanı spor sokak'tır. tüm bu şartlar altında reşit olmuş her genç buradan kaçmaya bakar. fakat son 1-2 senedir bu yaş ortalamasının 15'e düştüğü gözlenmiştir. şu an tüm umutlar geçen sene açılmış olan üniversiteye bağlanmış durumdadır...
benim memleketimdir.düzce hakkında yazacak çok şey var saolsun azwepsa herşeyi çok güzel anlatmış.
düzceye küçük istanbul diyebiliriz.gerek içinde barındırdığı etnik guruplar gerekse pilot bölge seçilmesi ile büyüme hızının artması ve göç almasıyla istanbul gibi büyük şehirlerle benzerlik gösterir.ancak halen sosyal faaliyet ve eğitim kalitesi açısından yetersizdir.
go-kart cenneti go-kart.. istanbul'da gittiğim bol makyajlı go-kart merkezleri önünde diz çöküp ağlasın. yimpaş'ın dibindeki o mis gibi asfalt pist, o eğimli virajlar, dur işaretlerine uymayıp sinirden sigaraları ucuca yaktırdığımız hayrettin abi.. allahım! gidin, içinizdeki kıroyu ortaya çıkarın, çarpışan oto gibi kullanın arabaları. yalnız yusuf hoca varsa dikkat, adamın belasını siker. eğitimci kökenli bir insan kendisi ve türkiye'de dayaksız eğitim olmaz diyenlerden. ilk dayağını 1972'de necmi'ye attı ama necmi'nin karateci olduğunu bilmiyordu derken.. giri ertem şener tadında devam ediyor.. son.
her köşesinden sanat fışkıran bir sanat şehridir. misal dere* kıyısında, ki biz o dereye çocukken boklu dere derdik resim sergisi var. şimdi bok yok. melen'e akıyor diye iski sıçtırtmıyor. kenarları falan da güzel janjanlı yapıldı. dere yatağının yan duvarlarına soyut resimler asıldı. yaklaşık bir yıldır türkiye'nin ilk açık hava soyut resim sergisi olarak duruyor. lakin insanlar hala benim gibi o dereyi "boklu dere" bildikleri için pek rağbet olmadı.
son olarak da şehir açık hava soyut heykel sergisine döndü. yeni dikilen "güdük atatürk" heykeli hariç 4 yeni heykel gördüm. daha da vardır üç beş tane.
çok enteresan ama, havasından mıdır suyundan mıdır bilmem, bu şehrin insanları birbirine çok benziyor. hele çerkes olanları, birbirinin tıpkısının aynısı. biriyle konuşurken bazen diğer bir başkası karşımdaymış gibi hissediyorum. çok ilginç.