ne yazık ki, her zaman kaybedecek erkektir.
çünkü hiçbir zaman yalan söyleyemeyecek, her zaman ne hissediyorsa ne düşünüyorsa onu anlatacaktır. bu yüzden birini sevdiğinde sadece kendisinin sevdiği ve onda gördüğü şeylere göre davranacak, bir kadına yalan oldğunu bile bile iltifat edemeyecek, yalandan da olsa onun sevdiği alışkanlıkları, kitapları, mekanları ve huyları yalandan sevdiğini bahsedemeyecektir.
"ve
hiçbir zaman,bir kadının/kızın gerçekten diğer yarısı olmanın ve ispatlamanın onun tarafından bir türlü anlaşılmayacağını ve bunun yerine, bir kadının/kızın yalandan nefret ettiği halde yalanın, kanmanın tatlı sıcağına asla hayır diyemeyeceğini tercih edeceğini asla farkedemeyecek erkektir."
bu yüzden, hiçbir zaman bir kadının/kızın aklına giremeyecek ve ne zaman teklif etse " arkadaş olarak görüyorum", "senden o elektirği alamadım", "hayatımdaki öncelikler çok farklı" gibi cevaplar alıp eli boş dönecek ve, asla yarısı olmadığı halde onu kandıran sahtekar erkeğin koynuna sevdiğini bırakacaktır. ve sonunda gerçeği farkedip ağlaya ağlaya ayrılan, ve sağa sola,arkadaşa kankaya, msn e sözlüğe, foruma aktaran o kadının/kızın bu durumunu görüp gözyaşı daha da alevlenecektir.
ve yeryüzünde ondan onlarca olduğu halde, kendisine hayalet muamelesi yapılacak ve asla bulunamayacağını (ve böyle düşünüldüğünü) üzülerek farkedecek erkektir.
bu yüzden, doğrular tercih edilene kadar " sahtekar" rolünü zorunlu olarak oynaması gereken erkektir. yoksa hiçbir zaman kimse onun önüne gelip alnından öpmeyecektir.
(bkz:
zaman sana uymazsa sen zamana uy)