her sabah uyanıp güneşin aynı şekilde doğduğunu görmek, aynı şeyleri yemek, aynı şeyleri giymek, aynı otobüse binmek, aynı yere gitmek. ve yine akşam aynı eve dönmek. bu kadar rutinleşmiş bir hayatın içinde insanoğlu gerçek amacını kaybetmiştir. gerçekten ne için var olduğunu unutmuş. her günü bir öncekinden daha zengin, daha rahat ve daha çok amacından saparak yaşamaya başlamıştır.
yakılan her sigarada.. sanki içe çekilen duman değilde hayatmış ve bizi öldürüyormuş gibi. her nefeste daha çok zehirlenmek ve her günü bir öncekinden daha iyi yaşıyormuş gibi yapıp da daha çok çamura batmak aslında bizimkisi. insan nefsinin insana yapabileceği ilk ve en son kötülük.
şeyatanın içimizdeki yansıması. tıpkı tanrının elini hep üzerimizde tutması gibi, şeytan da içimize-nefsimize gizlenmiş. an ve an daha çok zehir akıtıyor içimize.. eğer insan sıyrılabilirse bukadar karmaşanın içinden, gerçekten ne olduğunu anlayabiliyor o an. ne için var olduğunu. ya nefsine yeniliyor ya da tanrının eline sarılıyor hiç bıkmadan usanmadan.
evet.. günahkarız hepimiz. az ya da çok. bir şekilde istemeden ya da isteyerek. elimize verilen cennetin anahtarını hep başka kapıların deliklerini kurcalayarak aşındırıyor, kirletiyoruz. bize sunulan bu sıfır hayatı boka batırıyoruz her saniye. oysa ne kadar saftık hepimiz ana rahminden aşağıya kayarken. kanlar içinde geldiğimiz şu dünyada kıçımıza vurulan ilk şaplakta, içimize çektiğimiz ilk nefeste ve annemizin memesini emerken nekadar da saftık.
kaderimizde mahkumuz hepimiz. örümcek ağı gibi örülmüş kaderimizde. bir kez dolandığı zaman, her haraketinde daha çok sıkışırsın. bazen isyan edersin tanrıya. insanın en çaresiz hastalığı budur belkide. tanrıya isyan. her takılıp düştüğümüzde şeytana beddua etmek yerine tanrıya isyan etmek.. oysa şeytandır bize çelmeyi takan.
işte dünyanın sırrı budur belkide. insanla şeytan arasında geçen saldırı ve savunma trafiği. ayağımıza her çelme taktığında tekrar ayağa kalkmamızdır hayatın sırrı. terar, tekrar..
ve tanrı yukardan gülerek izliyor hepimizi, şeytanı gerçekten yenip yenemeyeceğimizi.