gördükten seneler sonra, bir kokunun ya da rengin tekrar hatırlattığı, orda bir hafta kadar kısa bir süre kalmış olsanız bile ara ara özediğiniz şehirlerdir. misal; prag...
bana göre karadeniz insanı ile bir bütün olmuş şehirlerin hepsidir. misal artvinden başla ve kıyıdan devam et rize, trabzon, giresun, samsun, ordu vs diye. hepsinde ayrı bir güzellik var. artvin'de hatırladığım ilk şey misafirperver, sıcak insanlar....doğu tarafından artvin'e gelindiğin de ormanları görünce artvin'e geldiğinizi kesin bir şekilde anlıyorsunuz. yaşasın yeşil nidaları ile bir otobüs dolusu insanı duyabiliyorsunuz. sonra şehirin kurulduğu yeri görünce daha da şaşırıyorsunuz. dikine bir yol yok sadece merdivenler var, yollar bol virajlı, zaten bir yerden sonra otobüsler çıkamıyor. sonra içinden geçen eskinin hırçın çoruh'u, şimdinin nazlı kızı olmuş mahsun mahsun şehirde ilerliyor.insanları ile de şeker mi şeker, gidilesi güzel bir şehir...
rize enteresan bir şehir. fıkra gibi bir yer hakikaten. arkadaşla aramızda geçen konuşma aynen şöyle;
-bak canım şu sahile doğru, şimdi ordaki 5 katlı binayı görüyor musun?
**evet canım gördüm, sahile de çok yüksek olmuş yahu...
-heh o binanın olduğu yer var ya ben lisede iken deniz idi. sahili doldura doldura baya ilerledi bizimkiler. rusya ya karadan bağlanmaya çalışıyorlar. bu gidişile evel allah başaracaklar
**(yüksek sesle bir kahkaha)
trabzon'dan aklımda kalansa akyüz restorant garsonların horon şovu idi...
fakirlere yardım eden, diğer şehirlerin arkasından konuşmayan, anne-babasına saygılı davranan, yalan söylemeyen, ahlaklı şehirlerdir dünyanın en iyi şehirleri. böyle zora düşünce, içiniz daralınca omuzunda kendinizi güvende filan hissedersiniz. hulusi kentmen'dir bu şehirler, adile naşit'tir.