|
|
- anadolu tarihine ve türk kültürüne baktığımızda karşımıza çıkacak önermedir. yalnız burada; ırkçılık yapmak; büyük kitleler halinde, siyasi bir parti altında ırkçılık yapmak olarak vurgulanmıştır. evet, bu ilkel düşünce zaman zaman taraftar bulmuştur fakat; hafızalarımızı yokladığımızda ırkçı hareketler türkiye'de kitlesel bir hale dönüşmemiştir. bunda bir çok etken pay sahibidir. anadolu halkının sağduyulu olması, kültürün ırkçılıkla ters düşmesi....
bir düşünün... lefter'in golleriyle tezahuratlar etmiş bir ülkede ırkçılık yapmak mantıklı mıdır? avrupa'da kovulan yahudilere bağrını açmış bir ülkede ırkçılık mantıklı mıdır? bünyesinde çeşit çeşit milleti barındırmış ( hala da barındırıyor ) ve bunlara hiçbir asimilasyon hareketine maruz bırakmamış bir ülkede ırkçılık mantıklı mıdır? mümkün müdür? evet, asimilasyon olmamıştır, olsaydı hala o milletler var olabilir miydi? bu mümkün müdür? mevlana ve yunus emre gibi insanlık sevgisi denince ilk akla gelen isimlerin topraklarında ırkçılık olabilir mi? bunu yapanlar tarihten zerre kadar nasibini almamış kişilerdir.
bu millet kendisini arkasından vurmuş bir millete bile zor durumunda yardım etmiştir. kin beslememiştir. 2.dünya savaşında kıtlık yaşayan yunanistan'a kurtuluş adlı gemiyle erzak yolladık, bir kerede değil. düşün; savaş yapmışsın daha yeni, bu savaş normal bir savaşda değil, yeni bir ülke kurmuşsun o savaşla ama kin beslememişsin. zor duruma düştüğünde yardımını esirgememişsin. işte anadolu kültürü budur. ve bunu dünya'da başka bir yerde göremeyiz.
büyük bir kültürel miras aldığımız osmanlı'ya baktığımızda, üç dinin ibadet yerinin yanyana inşa edildiğini görürüz. ve bu devletin torunları soykırımla, farklı kültürlere tahammulsüzlükle suçlanıyor. bu akıl işi midir?
sonuç olarak veya uzun lafın kısası veyahut sözün özü; türkiye'de ırkçı hareketler hiçbir zaman kitlesel bir nitelik kazanmayaçaktır. anadolu buna izin vermeyecektir.
düzeltme: yanlış anlaşılmalar olmuş. ben türkiye'de ırkçılık yapılmadığını söylemiyorum. kitlesel bir nitelik kazanamayaçağını ve yapmanın tarihle,kültürle çelişeceğini söylüyorum. girinin tamamını okuyun lüften.
düzeltme 2:burada değinilmek istenen ırkçılığın; kitlesel ve bir parti güdümünde türkiye'de yapılmadığı, yapılamayacağıdır. ve türkiye'nin, anadolu'nun ırkçı düşünceye olan uzaklığı ( tarihten örneklerle gösterilmiştir ), yapılan ırkçılığın ise fevri olarak yapıldığı, yapanlarında tarihden,kültürden ve insanlıktan nasibini almadıkları vurgulanmıştır. kamuoyuna saygı ile duyurulur.
- (bkz: yalanını sikeyim)
- nihayetinde bahsedilen "türkiye" kavramının siyasal bir anlam taşıyor olması ile yanlışlanabilir coğrafi bir anlam taşıyor olması ihtimali ile de doğrulanabilir bir önermedir. azıcık açalım dersek;
türkiye kelimesi siyasal bir anlam içeriyorsa, yani sınırları belli bir alanı ve kurucu unsur olarak "türk"lerden bahsediliyor ise bu durumda önermeyi yanlışlamak mümkündür. kafası kesilmeye çalışılan hristiyan misyonerleri, öldürülen ermeni gazeteciyi, kaçırılan rahip olayını hatırladığımızda bunların temel hedefinin ırkçılık politikasına hizmet ettiğini savunmak mantıklıdır. bu yönden bakılınca türkiye'de de ırkçılık yapılması mümkün bir hadisedir.
geçelim ikinci ihtimale; önermede geçen türkiye kelimesi coğrafi bir alanı tanımlıyor ise; önerme gayet doğrudur. zira bu coğrafya üzerinde devşirme vezirler de görülmüş, gayr-i müslim iken sonradan müslüman olarak şeyhülislam dahi olmuş kişilere de rastlanmış, müslüman olmayan bakanlar ve hatta sabatayistler de gözlenmiştir. tüm bu gerçekler bu coğrafayada defaaten yaşanmıştır. aynı önermeyi doğrulatan başka vakaları da göstermek mümkündür.
ama her iki ihtimalde de akla gelen tek bir gerçek vardır. ideolojiler teoridir ve dünyada çok az teori asıl gayeye ulaşma noktasında ırkçılığı ve buna hizmet eden şiddeti önerir. türkiye hem siyasal anlamda hem de coğrafi anlamda bu tarz bir ideolojinin baskın olduğu bir cümleye asla öğe olarak katılmamıştır.
istisnalar yok mudur? vardır. ancak bu istisnaları ortaya çıkaran kişiler/maşalar ise münferit olayların kahramanları olarak kalmışlardır. bu tarz kişileri ne resmi tarih ne de anadolu kültürü ve onun yaşayıcıları tarihte asla ve asla affetmemişlerdir.
ama ne demiş bir nobel ödüllü türk aydını" türkiye'de 30.000 kürt, 1.000.000 da ermeni öldürüldü". aramızda münferit olarak ırkçılık temelli katiller olduğu kadar nobel için yatıp kalkanlar da var. tarih ve anadolunun sağduyusu bu kişilerin hangi taraftan olduğuna bakmaksızın en adil şekilde yargılayacaktır. artık torunları da dedelerinin tarihte bir hiç olarak addedilişlerinin acısı ile yaşayacaktır.
- abdülhamid'in ve atatürk'ün onca çabasına rağmen bugün insanlar hala "türksün değil mi?" ya da "böyle saçma sapan bir işi sadece türkler yapabilirdi zaten." gibi laflar edebiliyor. böylesine ik ve özgüvensiz bir millet ne ırkçılığı yapabilir ki allasen? türkiye, ırkçılık yapılacak son yerdir.
- ırkçılığın " başka ırkları aşağılamanın" yanısıra "kendi ırkını yüceltmek, onu diğerlerinden üstün görmek" olduğunun da bilinmediği bir coğrafyada öne sürülen önermedir.
- (bkz: bana sağcılar cinayet işliyor dedirtemezsiniz)
- elbette ki yanlış olan önerme. öncelikle ırkçılığın tanımlarına bakalım:
* ırkçılık: insanların toplumsal özelliklerini biyolojik, ırksal özelliklerine indirgeyerek bir ırkın başka ırklara üstün olduğunu öne süren öğreti.
* ırkçılık, genel olarak çeşitli insan ırkları arasındaki biyolojik farklılıkların kültürel veya bireysel meseleleri de tayin etmesi gerektiğine ve doğal sebeplerle bir ırkın (çoğunlukla kendi ırkının) diğerlerinden üstün olduğuna ve diğerlerine hükmetmeye hakkı olduğuna duyulan inanç veya bu değerleri kabul eden doktrindir.
bu tanımlardan da yola çıkarak, sormak isterim: bugün türkiye'de doğulu denince birçok insanın yüzü buruşmuyor mu? birçok asker, öğretmen doğuya çıkan tayinlerini torpille metropollere aldırmıyor mu? türkiye'nin barındırdığı farklı milletler kendi dilleriyle eğitim görebiliyorlar mı? hadi eğitimi de geçtim, öyle bir dil olduğu kabul ediliyor mu? "kürt dediğin dağ türküdür. karda ayakkabılarının çıkardığı kart kurt sesleri yüzünden kürt demişler." diye bir zırva duymadınız mı? peki, ermeniler nerede acaba?
türkiye'de alenen ırkçılık yapılmaktadır. ve son derece kitleseldir. bunu geçtiğimiz aylarda yükselen milliyetçilik dalgasıyla hepimiz gördük. herkes galeyana geldi, düşmanca sloganlar atıldı, masum insanların evleri basıldı. böyle bir durumda türkiye'de ırkçılık kitlesel olamaz diyemeyiz. kaldı ki milliyet bu derece önemli bir değer olarak algılanmaya devam edildikçe dünyada ırkçılık yapılacak son yer diye bir yerden bahsedemeyiz bile.
ayrıca: (bkz: tck 301)
(bkz: mhp)
(bkz: buduncular)
- gerçekle hiç bir bağı olmayan önermedir. bu önermenin sorunun kendisini hiçe sayıp, sadece algı yönetimine hizmet ettiği aşikardır. yaşasın linç girişiminde bulunan duyarlı anadolu insanı.
- cevabının hayır olduğu kesin olan önerme.
sahi yüzyıllardır aynı suyu içtiğimiz kardeşlerimizle nasıl oldu da düşman olduk? nasıl oldu da daha dün kız alıp-verdiğimiz köyler şu anda düşman oldu. nasıl oldu da aynı köyden hem şehide ağıt hem de katile ağıt yakıldı?
bu problemin çözümü için soldan sağa herkes şapkasını, fesini,kepini veya kafasında bulunan şeyi önüne koymalıdır. kendini sol parti olarak adlandıran topluluklar bırakın gece kondu mahallesinde bir aktivite düzenlemeyi, yüzlerinde hafif bir tiksinti olmadan arabalarıyla o mahallelerden geçebiliyorlarmı? peki ya sağ kanat parayla satın alınamayan milliyetin farkındamı veya muhafazakarlar ;müslümanın olduğu kadar , hristiyanın, hristiyanın olduğu kadar yahudinin yaşama hakkı bulunduğunu ve bu topraklara en az diğerleri kadar bağlı olduğunu.
dış mihraklar diyerek cümleye başlamak istemiyorum ama başka bir açıklamada yok elimde. onlar bizden sahip olduğumuz en değerli şeyi dialoğu, oturup konuşma beraber sevinip beraber üzülmemizi aldılar ellerimizden. ve suçlu biziz. kürt diyince burun kıvırmamızı söyleyen, ermeni deyince ya sev ya terk et dememizi isteyen onları dinlememeliydik.
ne sol kisvesi altında ayrılıkçı kürt propagandaları nede ılımlı islam bizi birbirimize aynı havayı solumak kadar bağlıyabilir.
ve bilinmelidir ki; aynı havayı soluyanların ırkı olmaz.
- eski adalet bakanı mahmut esat bozkurt un 1930 yılında yapmış olduğu bir konuşmadan alıntıyla cevap vermek istediğim önermedir. "biz türkiye denen dünyanın en hür ülkesinde yaşıyoruz. mebusunuz inançlarından samimiyetle bahsetmek için buradan daha müsait bir ortam bulamazdı. onun için hislerimi saklamayacağım. türk bu ülkenin yegane efendisi, yegane sahibidir. saf türk soyundan olmayanların bu memlekette tek hakları vardır; hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı. dost ve düşman, hatta dağlar bu hakikati böyle bilsinler!"
- (ara: yalan)
(ara: inanan)
- (bkz: at yalanı sikeyim inananı)
- ifade özgürlüğüne yaraşmaz.
ırkçılık, ırkçılığın ifade edilmesi ve yapılması ifade özgürlüğünün gereklerindendir.
- ırkçılık yapılacak son yer türkiye'dir, bu millet kadar tembeli yoktur, biz dünyaya hükmetmiş bir milletin çocuklarıyız, biz ne zaman adam olucağız, linç girişiminde bulunan duyarlı türk insanı...
daha say say bitmez. ya bir ortasını bulun şunun. neden ya şah olucam ya köle diyorsunuz. ben insan olacağım demiyorsunuz. geçmişte olan olmuştur tarihi sütten çıkmış ak kaşık hiç bir toplum yoktur. çünkü tertemiz bir insan yok bu dünyada.
bu insanlar ayrım yapmayı seviyorlar mı? sonuna kadar. sınıf sınıf dolaşıyoruz şurda. her sınıfın sıralarının da kategorileri farklıdır. demek ki insan ırkı evrimleşmedikçe her toplumda ayrım yapanlar olacak.
daha fazlasını reddedebilecek kaç kişi var? yok canım kimmiş o, ya cennetten daha geniş yer ya da daha yüklü banka hesabı; fazla fazladır. demek ki hep bir ezmeye çalışan olacak ve hep ezilen olacak afrikadaki kabilede de istanbulda da beverly hills te de.
kendi türünü gözünü kırpmadan öldürebilen bir türden değil miyiz biz? o zaman bırak yok memleketimin neresinde kim kimi öldürmüş deyip kendi insanını günah keçisi yapmayı. sen yer yüzünde her saniye öldürülen insanların acısını ruhunda hissetmeye çalış onun yerine. mutsuz olucaksın, çıkarına değil ve muhtemelen yapamayacaksın.
o zaman sen ne yap, bizim aile mükemmel/iiiirenç, bu millet hepten kahraman/cahil cühela, doğulu dediğin hoşgörü/hurafe insanıdır gibi önermelerinle yaşamaya devam et. ama yine de şunu hatırlasan iyi edersin, gördüğün güzellikleri de rezillikleri de senin içinde var olduklarından dolayı algılayabiliyorsun.
- sonuna kadar katıldığım, katılmayanların ağzını burnunu kırmak istediğim öz hakiki gerçek.
(bkz: http://w9.gazetevatan.com/...)
- olsa de yesek tarzında bir önerme. lakin malesef;
(bkz: kandırmışlar seni).
- biraz daha ileri gitmek istiyorum: ırkçılık yapmak isteyen varsa gitsin lan bu ülkeden. defolsunlar. siee.
- türkiye sahip olduğu etnik kökenlerle dünyadaki sayılı ülkelerden biridir. müslüman, hristiyan, yahudi, yezidi, alevi de bu toprakların evladı, türk-kürt-çerkes-laz-abhaza-boşnak da bu toprakların evladı. ama ne yazık ki öyle ordan gözüktüğü gibi değil her şey.. ırkçılık kangren olmuş düşüncelerin kesilmemiş uzuvları gibidir. ne zaman ki şovenist duyguların yerini salt insanı sevmek duygusu alır o zaman ırkçılık yok diyebiliriz.
- yunus emre'nin mevlana'nın çıktığı diyar olarak gözlendiği takdirde doğru olan bu tespit aynı ülkede alparslan türkeş, ogün samast ve benzeri insanların yaşamasıyla bozulabilir. evet türkiye ırkçılığın olmaması gereken tek ülkeyken günden güne ırkçılığın kalesi olan kentlerin yaygınlaştığı ülkedir.
- siz alpaslan türkeş'e ırkçı diyorsanız,
yılmaz özdil'e ırkçı diyorsanız,
ogün samast'a ırkçı diyorsanız,
savaşların yeniden canlandırılmasına (reenactment) çağdışı ve ırkçı diyorsanız,
hepsini geçtim daha ülkeye "türkiye" denmesine ırkçılık diyorsanız ohoooo... o zaman elbette yanlış, sonsuza dek yanlış kalacak önermedir.
sahi, siz kendinize "kürt" diyerek ırkçılık yapmaya utanmıyor musunuz?
- (bkz: yalanını sevsinler yalansız dönmüyor dünya)
(bkz: benim adım ebruli)
- doğru olması gereken cümle. aslında sadece türkiye değil çoğunluğun müslüman olduğu her ülkede böyle olması gerek. günümüzde böyle değil ama olması gerekti.
islam ı bize anlatan peygamber efendimiz:
"ırkçılığa çağıran bizden değildir. ırkçılık için savaşan bizden değildir. ırkçılık üzere ölen de bizden değildir." demiş.
- kesinlikle doğru olan önermedir. osmanlı imparatorluğu gibi hemen her milletten insanın bir arada yaşadığı bir devletin mirasçısı olan türkiye cumhuriyeti'nde tek bir milleti hakim kılmaya çalışıp onun üzerinden ırkçılık yapmak hem diğer milletlere yönelik ciddi bir haksızlık içerir hem de içinde yoğun bir mantıksal hatayı barındırır. bunca yıldır bir arada yaşamayı başarmış tüm alt etnik gruplar, tüm (kanunen) azınlık sayılmayan ama azınlık olan azınlıklar (bunları saymaya gerek yok sanıyorum) bu ülkenin ayrılmaz parçasıdırlar ve türkiye adını her ne kadar türk' lükten almış olsa da, türk olanın olmayana bir üstünlüğü anayasal olarak da yoktur, teamülen de, geleneksel, ananesel, töresel bazda da böyle bir üstünlük sözkonusu değildir. işbu sebeple, evet, türkiye, ırkçılık yapılacak son yerdir.
(bkz: @2484917)
- (bkz: yedik onu biz)
|