vefat ettiğinde cenazesine depyarlardan yapılma bir çelenk göndererek cenazeye gelen herkesi perişan edebileceğiniz, böylelikle öldükten sonra bile sevenlerinden öc alabileceğiniz kişi, kurum, kuruluş. bir de şu var
(bkz: yurtta sulh cihanda sulh)
onlar ümidin düşmanıdır sevgilim
akar suyun
meyve çağında ağacın
serpilip gelişen hayatın düşmanı
bursada havlucu recebe
karabük fabrikasında tesviyeci hasana düşman
fakir köylü hatçe kadına
ırgat süleymana düşman
sana düşman, bana düşman, düşünen insana düşman
vatan ki bu insanların evidir, sevgilim onlar vatana düşman
çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına
çürüyen diş, dökülen et
bir daha geri dönmemek üzere yıkılıp gidecekler
ve elbette ki sevgilim elbet
dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya
dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle işçi tulumuylabu güzelim memlekette hürriyet
siyasal jargonda karşı çıkılan, desteklenmeyen, eleştirilen anlamına gelmektedir. örnek vermek gerekirse, x kişisi eğer y partisine karşı bir düşmanlık besliyorsa, bu x kişisinin y partisinin politikalarına, yaptırımlarına, bütünüyle y partisine duyduğu bir düşmanlıktır.
eğer birileri gelipte x kişisine, bilader senin eline silah versek y yandaşlarının hepsini keser misin, doğrar mısın derse veya bunu ima derse, bu durum abesle iştigaldir. x kişisi y partisine düşman diye y partisinin tüm sevenlerine de koşulsuz, şartsız düşman olacak değildir ya?!
misal bendeniz koyu bir galatasaraylı olarak fenerbahçe yi sevmem, bana fenerbahçe düşmanı da diyebilirsiniz lakin fenerbahçeli bir dolu arkadaşım vardır, ayrıyetten elime silah da verseniz, emanet de verseniz gidip fenerlilere bir şey yapmam, yapamam zira aklı başında bir insanım efendim.
elma ile armudu birbirine karıştırmayalım, bilmem anlatabildim mi. sevgiler, saygılar.
herkesle dost olmamız mümkün değildir. mutlu ve realite içinde bir ömür geçirmek istiyorsak eğer, düşmanlarımızla da yaşayabilmeyi öğrenmemiz gerekmektedir.
öğrenmek ve öğretmek...
puslu günlerde geçtin aklımdan
sanki yalvardım sen gel demiştin ardımdan
dur yalvarıyorsun çıldırıyorsun,
anlamıyorsun,bitecek bir gün diye
gelme,
gitme, görme, sevme hiç
düşme,
benim düştüğüm gibi bu aşka
düşman oldum, pişman oldum
seni sevdiğime, senin olduğuma bu gece
tıpkı dost gibi doğuştan sahip olunmayan, sonradan yüklenen anlamlarla etiketlenen insanlar, hayvanlar, toplumlar. insan kendinden olmayanı dışlar ve düşman edinir. ya da sahip olamadıklarına sahip olanları. bu nedenle başlar kan dökme, istila, cana kıyma. toplumsal çoğunluklar azınlıkları düşman bellemişlerdir ve bunu dayatırlar yeni doğanlara da. duyguların devreye girişi bile yasaklanmıştır çizilen kalın sınırlarla. insan bazen dikenli sınırları geçerken yaralanmayı göze alabilmeli, engel/tabu tanımayan insanlığıyla.
insanın en yakınları arasındadır. en azından bu kişiler düşman olmazdan önce öyledir. düşmanlığın şiddeti bir zamanlar söz konusu kişilerin birbirine olan sevgisi ve yakınlığıyla doğru orantılıdır. incitmek kalbimize en yakın olanlara has bir yetenektir. onların yaralamaları çok kolaydır, bizi hayal kırıklığına uğratmakta ustadırlar. onlara kin duymamız bir başka insan yaptığında gülüp geçeceğimiz ve belki farketmeyeceğimiz, kuvvetle muhtemel söz konusu etmeyeceğimiz eylemleri yapmaları halinde bile vuku bulabilir. sevgi, nefrete en yakın çizgiden yürümektir. birazcık yoldan çıkılsa sağlam bir düşmanlık yaratma yetisine sahip bir duygudur. bunun için sevmek gerçekten de büyük bir beceridir.
vermek istediği mesajın "7500tl maaş alıyorum,babadan kalma şirketim var,hepsi benim olucak,kralını tanımam,ahanda wondrousa ayarım,efendiyim,altımda şu kadar insan çalışıyo bıdı bıdı..." olabilceğini düşündüğüm yazar.
7500tl maaş alıyorum,babadan kalma şirketim var,hepsi benim olucak,kralını tanımam,ahanda wondrousa ayarım,efendiyim,altımda şu kadar insan çalışıyo bıdı bıdı...
bu kadar detay içinde değinilmeyen tek konu: medeni durum.
kayser hmmm ordan biraz christian troy hmm başka kaynaklardanda... death walking terror..
zenginin parası, züğürdün çenesini yorarmış hayır yahu zenginin parası yine zenginin çenesini, elini, parmaklarını yoruyor sözlükte. sıkıntı şu: adam parayı kazanıyor her dediği iş yerinde zaten oluyor herkes el pençe divan duruyor. sonra sözlüğe giriyor o da ne! bi adam buranın sahibi! fakat nasıl olur? ben varken bulunduğum yerde höt! deme yetisi nasıl başkasında olur! sendromuyla başlayan bir nevroza sürükleniyor. bu nevroza herkesin bir fiyatı vardır seninki kaç nevrouzu deniyor. wondrous değil de ahmet ağa da olsa böyle olacaktı aslında o yazıyı wondrous başlığı değilde buranın sahibi kim lan! başlığı altında yazsaydı daha doğru olurdu. bu adama ağır gelen bulunduğu yerin ağası olamamasıdır. kendisi belirttiği üzere çok kaliteli, entellektüel bir bilgi birikimine sahip, diyalog içerisine girilen bizler ise lise talebeleri olarak karşısında duruyoruz. öyleyse kendisine daha entellektüel bilgi birikimine sahip, daha üst seviyelerden konuşabilen, yüzeysel sığ pisliklerin olmadığı bir sözlük açmasını öneririm, hem ağa da kendisi olur kazandığı parayı da kendini anlatma üslubunda bir cümleye özne olarak kullanmaz.