• videolar

  • görseller

    • düşünmek
    • düşünmek
    • düşünmek
    • düşünmek
    • düşünmek
  1. insanın en önemli yeteneklerinden birisi, aklını kullanmanın göstergesi, beyni aktif ve zinde tutmanın gereği, fakat günümüzde insanın malesef düşünmeye pek vakti olmuyor. hayatın yoğunluğu malesef düşünmeye vakit ayırmamızı engelliyor...

    insan iki şekilde düşünür, birincisi dersini/işini/sorununu/sözlerini/eğlencesini düşünür, bu gereklilikten kaynaklanan bir düşünce türüdür. yanı o an yapmakta olduğumuz, veya yakında yapacağımız bir şeyin gereği anlık düşünmelerdir bunlar. ödev yaparken, işimizle ilgili rapor yazarken veya işimizi planlarken, aşık olduğumuz insanla ilişkimizi yorumlarken, babamızla konuşurken, bulmaca çözerken hep düşünürüz çünkü o an ihtiyacımız olur. o an birşeye cevap bulmalıyızdır. fakat iş/okul hayatı insanlara bu tip düşünme fırsatını bile bırakmamaktadır. örneğin bize verilen bir iş için o kadar ksıa bir süre tanınır ki bize planlamaya fırsatımız olmaz, ya da aşklar o kadar hızlı gelişir hale gelmiştir ki aşkı düşünmeden uygulamaya dökmeye kalkışırız...

    ikinci düşünme tarzı, boş anlarda (örneğin gece yatmak ile uyumak arasında veya otobüs yolculuklarında) kafamıza takılan bazı genel konuları (toplumsal, felsefik, dini, sanatsal v.b) düşünmemizdir. bu düşünme, kendimizle tartışma şeklinde gibidir. bir konuyu her yönüyle irdelemeye, ve kendimizce bir sonuç elde etmeye çalışırız. bu tarafları olan bir tartışmaysa, hangi tarafta yer aldığımızı belirlemeye çalışırız. o an için acil bir gereklilik göstermez ama zaman zaman ihtiyaç duyarız bu şekilde düşünmeye. öte yandan, ilkine bile vakit bulamayan insanlığın düşünmenin bu türüne vakit bulması pek olası değil zaten. ya da boş vaktinde zaten yorgunluktan sünger olmuş beyinleri dinlendirme isteği de buna pek izin vermez. aklımıza bir konu takılsa bile "boşver şimdi" deyip geçeriz. "kafa dağıtmak" gibi terimler, sigara, alkol gibi alışkanlıklar da bu istekten ortaya çıkmaktadır...

    ne olursa olsun, insanın özellikle ikinci tür düşünmeye vakit ayırması hem kişisel, hem de toplumsal gereklilik arzeder. çünkü bu düşünme kişinin düşünce yapısını geliştirir, genel olarak hayat hakkında fikir sahibi olmasını sağlar, gençlerin kişilik gelişmesine önemli katkılarda bulunur. kişiliklerin gelişmesi de toplumun bilinçlenmesini sağlar, bu da zamanla kültür seviyesinde artışı beraberinde getirir, sürü halinde hareket edilmesini engeller. yani bir anlamda gelişmenin temeli düşünmektir...
  2. ne, niçin gibi sorulara cevap aramaktır. insanın kendiyle baş başa kalmasıdır. etraftaki sesler, kişiler görülmez o an. kendinlesindir.
    pazar günleri bulmacayı eline alıp bir koltuğa gömülürsün ya, işte o'dur düşünmek. cevapları ararsın, ipuçlarına bakarsın. soldan sağa, sağdan sola döner durursun; en sonunda anahtar kelime bulunur ve rahatlarsın.
  3. çağımızda çok faydalı ve gerekli bir eylem olan fakat hala ülkem insanının keşfedemediği durum
  4. fazlası yargılanmanıza neden olabilecek kedi aktivite. sizden önce birileri daha sonra sizin giblerin düşünebileceğini düşündüklerinden dolayı bu tip hukiki barikatlarla döşemişlerdir hayatı. yazdığınız veya söylediğiniz her şeye dikkat etmeniz gerekir bu durumda düşündüğünüzü karanlık bir yerde saklamakta fayda var. daha sonra sizin gibi içine attığı düşünceler yüzünden hazımsızlık yaşayanlar olarak birleştiğiniz vakit kolaylıkla düşüncelerinizi söyleyebilirsiniz. veya en iyisi düşündüğünüz doğrudan şaşmayın ve cesurca söyleyin düşündüklerinizi.
    (bkz: düşünce suçu işlemek)
  5. düşünmek insanlara bahşedilmiş çok özel bir yetenektir eyvallah..

    ama her şeyi düşünerek yaptığında insan, bir gün geçmişine geri dönüp baktığında "lan keşke şurada şunu yapsaydım" dediği anların arttığını görüyor..yani düşünmek eylemi beraberinde pişmanlık eylemini de getiriyor..

    bazen, bazı anlarda beyni kapatıp sadece hisler ve içgüdülerle hareket etmek en iyisi olabilir..özgürce, kimseyi düşünmeden..pişmanlık mı? o senin yakanı asla bırakmayacak bir his ama en azından bu şekilde bir pişmanlık diğerine göre daha eğlenceli olacaktır, en azından "sonuçları biraz kötü oldu ama olsun iyi ki de böyle yapmışım" demek, "bir şey yapmadım ama keşke yapsaydım çünkü sonucunun ne olacağını bilmiyorum şu anda, belki de iyi olacaktı..üff ne yapsaydım, hata mı yaptım acaba? keşke yapsaydım yaa ama sonucu ya kötü olsaydı, kim bilebilir ki bunu?" demekten daha iyidir bence..

    bunun için içmiyor muyuz zaten kusana kadar? bir süreliğine beynimizi "off" durumuna getirmek, bir süreliğine düşünmemek, bir süreliğine yapacaklarının sonuçlarını düşünerek kafanı yormamak, sadece "yapmak" için..
  6. kısıtlanılamayan/önüne geçilemeyen zihin dayatması..

    nedendir bilinmez; insanın istemediği halde bile birşeyleri düşünmesi bir dayatma gibi, bir zorunluluk gibi gelmiştir bana.. bunu düşünürken bir an düşündüm: acaba düşünmek eylemini(yani ki kendimizi) sınırlayabilseydik ne olurdu? bir boş'luk hali yaşar mıydık? bir an ya da belli bir süre sıkıntılardan, dertlerden, olumsuzluklardan, acımasız yanlarından hayatın, ya da kendi içimizde yatan kötülüklerin işleyişinden.. uzaklaşır mıydık dersiniz? rahata erer miydik bir süre? bu yorgunluğumuz, bu sıkılganlığımız(birçok şeyden), bu açlığımız(birçok şeye olan) geçer miydi?

    ya da istemedeğimiz, düşündüğümüz vakit zihnimizin bize harekete/eyleme geçireceği kötü/yanlış davranışlardan sakınmamız için bir filtreleme mekanizması kurabilseydik zihnimize olumlu sonuçlar doğurur muydu hayatta? ne katardık hayat'a ve kendimize?..

    ne olurdu? bunu düşünen var mı hiç?
  7. işleyiş'e ve harekete dair zihin aynasında oluşan söylemler dünyası..

    eylem'den önce!
    dünya'lara yapılan ekim'in bir adım gerisinde, gölge misalı arkasında duran bir kapı.. iyi'nin ve kötü'nün tohumları burada serpiliyor ruh'un merkezine.. tohum filizlenecek, yeşerecek ve büyüyecek.. ağaç olmak adına.. iyi'nin ve kötü'nün çıkış noktası, cümle kapısı.. ve ki insan!.. kendini, kendinde var edebilen ebedi sürgün.. zaman aynıdır ki yok'luk doğar..

    pişmanlık'tan önce!
    ekilenlerin bir yangınla kül olması ki bu yok'luk yangında başlar.. ateş ki iyi'yi yakar.. ve terbiye edilir dahi tüm kötü'ler.. tüm yapma!' ların, olur olmaz yerde çıkan hayır!' ların, dillerde sürekli ıslanan küfür'lerin, eylemsizliğin yarattığı duvarlarda oluşan boş'lukların.. ve herşeyden önemlisi, dönüşü olmayan söz'lerin.. hepsinin evvel'inde, arkasına aldığı karanlıkla yüzünü ışığa veren..

    yaşayış'tan sonra!
    olan oldu ve ki biten bitti'lerin hemen ertesinde.. pişmanlık'tan, eylem'den, ve işleyiş'ten hemen sonra! peki ya sonra?.. bekleyiş.. iyi ve kötü'nün yeni kırılmış aynalarda nefes alması.. yeniden doğuşlar ve yinelenişler.. yeni ve yineden.. göç'ün ardından, arkada bırakılan iki çift düşüncenin yoğrulması zihin'de.. bir tebessümün kenarına tutturulmuş bir acaba'nın sebebi, bir nihayetin ardından canlanan ' ya sonra? 'ların bir kıymık gibi yavaştan tırnağa batması..

    şimdi'nin tam ortası!
    işleyiş merkezi..
    iyi'nin ve kötünün müsebbibi!
    var olanın mevcudiyetinin korumasındaki gizli el, perdenin arkasındaki kırık kılıçlı kahraman ..
    ve ki yok olanın derinlere, daha derinlere, en diplere götürülmesinde görevi icabı acımasızlaşan cellat, karanlığa mahkûm eden gardiyan!

    şimdi'nin ve hayat'ın orta yeri!
    düşünmek; şimdi'nin zaman içerisinde şekillenerek akması, hayat'ın orta yerinde akarken şimdi'de su yüzünde kalan rüyalar..

    içinde var olunan an!
    iki nokta..

    ..


    abıefsun..