belki ilginizi çeker
  1. · düşünmek istememek
  2. · düşünce suçu işlemek
  3. · aşık olunan kişinin başkasıyla öpüştüğünü görmek
  4. · aşk bir hastalıktır
  5. · monolog
  6. · pensar
  7. · yumuşaklıklar değil
  8. · sinema
  9. · kaldırılması gereken yasaklar
  10. · düşünmeden eksi oy vermek
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · 21 kasım 2009 beşiktaş fenerbahçe maçı
  2. · geniş aile
  3. · ahmet kaya
  4. · 22 kasım 2009 izmirlilerin pkk tepkisi
  5. · kemal kılıçdaroğlu
  6. · darbeci baro taksim e hoş geldin
  7. · aşk
  8. · insanlar ikiye ayrılır
  9. · siyasi simge olarak bokser don

düşünmek  

 sayfa  / 2
  1. insanın en önemli yeteneklerinden birisi, aklını kullanmanın göstergesi, beyni aktif ve zinde tutmanın gereği, fakat günümüzde insanın malesef düşünmeye pek vakti olmuyor. hayatın yoğunluğu malesef düşünmeye vakit ayırmamızı engelliyor...

    insan iki şekilde düşünür, birincisi dersini/işini/sorununu/sözlerini/eğlencesini düşünür, bu gereklilikten kaynaklanan bir düşünce türüdür. yanı o an yapmakta olduğumuz, veya yakında yapacağımız bir şeyin gereği anlık düşünmelerdir bunlar. ödev yaparken, işimizle ilgili rapor yazarken veya işimizi planlarken, aşık olduğumuz insanla ilişkimizi yorumlarken, babamızla konuşurken, bulmaca çözerken hep düşünürüz çünkü o an ihtiyacımız olur. o an birşeye cevap bulmalıyızdır. fakat iş/okul hayatı insanlara bu tip düşünme fırsatını bile bırakmamaktadır. örneğin bize verilen bir iş için o kadar ksıa bir süre tanınır ki bize planlamaya fırsatımız olmaz, ya da aşklar o kadar hızlı gelişir hale gelmiştir ki aşkı düşünmeden uygulamaya dökmeye kalkışırız...

    ikinci düşünme tarzı, boş anlarda (örneğin gece yatmak ile uyumak arasında veya otobüs yolculuklarında) kafamıza takılan bazı genel konuları (toplumsal, felsefik, dini, sanatsal v.b) düşünmemizdir. bu düşünme, kendimizle tartışma şeklinde gibidir. bir konuyu her yönüyle irdelemeye, ve kendimizce bir sonuç elde etmeye çalışırız. bu tarafları olan bir tartışmaysa, hangi tarafta yer aldığımızı belirlemeye çalışırız. o an için acil bir gereklilik göstermez ama zaman zaman ihtiyaç duyarız bu şekilde düşünmeye. öte yandan, ilkine bile vakit bulamayan insanlığın düşünmenin bu türüne vakit bulması pek olası değil zaten. ya da boş vaktinde zaten yorgunluktan sünger olmuş beyinleri dinlendirme isteği de buna pek izin vermez. aklımıza bir konu takılsa bile "boşver şimdi" deyip geçeriz. "kafa dağıtmak" gibi terimler, sigara, alkol gibi alışkanlıklar da bu istekten ortaya çıkmaktadır...

    ne olursa olsun, insanın özellikle ikinci tür düşünmeye vakit ayırması hem kişisel, hem de toplumsal gereklilik arzeder. çünkü bu düşünme kişinin düşünce yapısını geliştirir, genel olarak hayat hakkında fikir sahibi olmasını sağlar, gençlerin kişilik gelişmesine önemli katkılarda bulunur. kişiliklerin gelişmesi de toplumun bilinçlenmesini sağlar, bu da zamanla kültür seviyesinde artışı beraberinde getirir, sürü halinde hareket edilmesini engeller. yani bir anlamda gelişmenin temeli düşünmektir...
    (8844455, 21.06.2004 15:41 ~ 30.12.2004 03:55)
  2. (bkz. düşünmek istememek)
    (illusion, 21.06.2004 17:03)
  3. ne, niçin gibi sorulara cevap aramaktır. insanın kendiyle baş başa kalmasıdır. etraftaki sesler, kişiler görülmez o an. kendinlesindir.
    pazar günleri bulmacayı eline alıp bir koltuğa gömülürsün ya, işte o'dur düşünmek. cevapları ararsın, ipuçlarına bakarsın. soldan sağa, sağdan sola döner durursun; en sonunda anahtar kelime bulunur ve rahatlarsın.
    (gülümsün, 01.05.2005 14:41)
  4. çağımızda çok faydalı ve gerekli bir eylem olan fakat hala ülkem insanının keşfedemediği durum
    (gozuyku, 01.05.2005 20:56)
  5. (bkz: taşınmak)
    (8844455, 03.06.2005 16:07)
  6. fazlası yargılanmanıza neden olabilecek kedi aktivite. sizden önce birileri daha sonra sizin giblerin düşünebileceğini düşündüklerinden dolayı bu tip hukiki barikatlarla döşemişlerdir hayatı. yazdığınız veya söylediğiniz her şeye dikkat etmeniz gerekir bu durumda düşündüğünüzü karanlık bir yerde saklamakta fayda var. daha sonra sizin gibi içine attığı düşünceler yüzünden hazımsızlık yaşayanlar olarak birleştiğiniz vakit kolaylıkla düşüncelerinizi söyleyebilirsiniz. veya en iyisi düşündüğünüz doğrudan şaşmayın ve cesurca söyleyin düşündüklerinizi.
    (bkz: düşünce suçu işlemek)
    (chixculub, 08.09.2006 15:01 ~ 15:03)
  7. düşünmek insanlara bahşedilmiş çok özel bir yetenektir eyvallah..

    ama her şeyi düşünerek yaptığında insan, bir gün geçmişine geri dönüp baktığında "lan keşke şurada şunu yapsaydım" dediği anların arttığını görüyor..yani düşünmek eylemi beraberinde pişmanlık eylemini de getiriyor..

    bazen, bazı anlarda beyni kapatıp sadece hisler ve içgüdülerle hareket etmek en iyisi olabilir..özgürce, kimseyi düşünmeden..pişmanlık mı? o senin yakanı asla bırakmayacak bir his ama en azından bu şekilde bir pişmanlık diğerine göre daha eğlenceli olacaktır, en azından "sonuçları biraz kötü oldu ama olsun iyi ki de böyle yapmışım" demek, "bir şey yapmadım ama keşke yapsaydım çünkü sonucunun ne olacağını bilmiyorum şu anda, belki de iyi olacaktı..üff ne yapsaydım, hata mı yaptım acaba? keşke yapsaydım yaa ama sonucu ya kötü olsaydı, kim bilebilir ki bunu?" demekten daha iyidir bence..

    bunun için içmiyor muyuz zaten kusana kadar? bir süreliğine beynimizi "off" durumuna getirmek, bir süreliğine düşünmemek, bir süreliğine yapacaklarının sonuçlarını düşünerek kafanı yormamak, sadece "yapmak" için..
    (rafael, 02.12.2006 00:34 ~ 29.01.2007 11:43)
  8. düşünmek var oluştur. davranışları biçimlendirir.
    (stay away, 26.05.2007 12:40)
  9. kısıtlanılamayan/önüne geçilemeyen zihin dayatması..

    nedendir bilinmez; insanın istemediği halde bile birşeyleri düşünmesi bir dayatma gibi, bir zorunluluk gibi gelmiştir bana.. bunu düşünürken bir an düşündüm: acaba düşünmek eylemini(yani ki kendimizi) sınırlayabilseydik ne olurdu? bir boş'luk hali yaşar mıydık? bir an ya da belli bir süre sıkıntılardan, dertlerden, olumsuzluklardan, acımasız yanlarından hayatın, ya da kendi içimizde yatan kötülüklerin işleyişinden.. uzaklaşır mıydık dersiniz? rahata erer miydik bir süre? bu yorgunluğumuz, bu sıkılganlığımız(birçok şeyden), bu açlığımız(birçok şeye olan) geçer miydi?

    ya da istemedeğimiz, düşündüğümüz vakit zihnimizin bize harekete/eyleme geçireceği kötü/yanlış davranışlardan sakınmamız için bir filtreleme mekanizması kurabilseydik zihnimize olumlu sonuçlar doğurur muydu hayatta? ne katardık hayat'a ve kendimize?..

    ne olurdu? bunu düşünen var mı hiç?
    (abıefsun, 26.05.2007 19:13 ~ 18.06.2007 05:11)
  10. işleyiş'e ve harekete dair zihin aynasında oluşan söylemler dünyası..

    eylem'den önce!
    dünya'lara yapılan ekim'in bir adım gerisinde, gölge misalı arkasında duran bir kapı.. iyi'nin ve kötü'nün tohumları burada serpiliyor ruh'un merkezine.. tohum filizlenecek, yeşerecek ve büyüyecek.. ağaç olmak adına.. iyi'nin ve kötü'nün çıkış noktası, cümle kapısı.. ve ki insan!.. kendini, kendinde var edebilen ebedi sürgün.. zaman aynıdır ki yok'luk doğar..

    pişmanlık'tan önce!
    ekilenlerin bir yangınla kül olması ki bu yok'luk yangında başlar.. ateş ki iyi'yi yakar.. ve terbiye edilir dahi tüm kötü'ler.. tüm yapma!' ların, olur olmaz yerde çıkan hayır!' ların, dillerde sürekli ıslanan küfür'lerin, eylemsizliğin yarattığı duvarlarda oluşan boş'lukların.. ve herşeyden önemlisi, dönüşü olmayan söz'lerin.. hepsinin evvel'inde, arkasına aldığı karanlıkla yüzünü ışığa veren..

    yaşayış'tan sonra!
    olan oldu ve ki biten bitti'lerin hemen ertesinde.. pişmanlık'tan, eylem'den, ve işleyiş'ten hemen sonra! peki ya sonra?.. bekleyiş.. iyi ve kötü'nün yeni kırılmış aynalarda nefes alması.. yeniden doğuşlar ve yinelenişler.. yeni ve yineden.. göç'ün ardından, arkada bırakılan iki çift düşüncenin yoğrulması zihin'de.. bir tebessümün kenarına tutturulmuş bir acaba'nın sebebi, bir nihayetin ardından canlanan ' ya sonra? 'ların bir kıymık gibi yavaştan tırnağa batması..

    şimdi'nin tam ortası!
    işleyiş merkezi..
    iyi'nin ve kötünün müsebbibi!
    var olanın mevcudiyetinin korumasındaki gizli el, perdenin arkasındaki kırık kılıçlı kahraman ..
    ve ki yok olanın derinlere, daha derinlere, en diplere götürülmesinde görevi icabı acımasızlaşan cellat, karanlığa mahkûm eden gardiyan!

    şimdi'nin ve hayat'ın orta yeri!
    düşünmek; şimdi'nin zaman içerisinde şekillenerek akması, hayat'ın orta yerinde akarken şimdi'de su yüzünde kalan rüyalar..

    içinde var olunan an!
    iki nokta..

    ..


    abıefsun..
    (abıefsun, 18.06.2007 04:04 ~ 05:12)
  11. sözün giysilerinden ayrılıp sözcüklerin içine düşmek.

    diğer bir deyişle yola düşmek.
    (babil, 14.07.2007 12:32 ~ 12:36)
  12. yalnızca görebildiğimiz kadarını düşünebiliriz. daha fazlasını değil. hayalgücü yardımıyla daha önce gördüğümüz bir varlık olan atı, daha önce gördüğümüz bir uzuv olan boynuz ile birleştirip, görmediğimiz bir varlık olan boynuzlu atı yaratabiliriz. ama daha ileri gidemeyiz. düşünmeyi sınırlayan şey görselliğin yanı sıra konuşmaktır. küçüklüğümüzden beri bize öğretilen sözcükler, duyguların ve davranışların karşılıkları halini alır ve bu çerçevenin dışına çıkabilmemizi engeller. bir düşünürsek dağarcığımızdaki bütün duyguları bir çırpıda sayabiliriz; mutluluk, korku, güven, heyecan vs. vs. oysa ki neler neler hissedebilir insan ve yalnızca sözcüklerle sınırlı kaldığı için kendisini kendisine bile ifade edemez. yani ne kadar çok sözcük bilirsek, o kadar geniş düşünebiliriz, ufkumuz o denli genişler. peki ya hiç sözcük bilmeseydik? o zaman daha iyi düşünemez miydik? belki... fakat bir canlının düşünsel bilincinde, sözlü iletişimden ilkel olan nasıl ki vücut dili ise, bir ileriki seviye de telepati olmalıdır, sözlerden ve sembollerden arınmış bir sistem. o seviyeye eriştiğimizde düşünmek sonsuzluğa eşit bir kavram olacaktır.
    (saintribmar, 08.08.2007 02:19 ~ 02:22)
  13. sınırsız, içten dışa ve dıştan içe hiçbir geçişin yaşanmaması için bilinmeyen bir maddeden yapılmış ve bir zırh giydirilmiş, sınırlandırılamayan ve önüne geçmenin mümkün olmadığı, düşsel çarkın bir dişli'si..


    beyin'i, zihin'i ve bunlarla ilintili olanları sarıp sarmalayan, ben'liği kuşatan ve ruh- beden ilişkişinde yaşanan geçiş'lere yön veren düşünceler.. geçmiş, geciken ve işleyişini bir daimiyetle sürdüren zamanın çocukları..
    her gün, her saat ve her dakika belki, bıkmadan düş kurmak.. düş'lemek, anlamlandırmaya çalışmak.. çıkmaz sokakların birinden ötekine geçiş'ler..

    düşünmek, boyutların birinden bir başkasına geçerken yeni boyutlar yaratmak.. zaman ve mekanı bir kenarda tutun.. koca ve uçsuz bir boşluk içinde bir ben.. ayaklarınızın altında var'lık ya da yok'luktan kaynaklı bir taş.. her adım atışta ayak ucuna dizilen taşlar.. binlerce taş.. düşündükçe görünmezliklerini kaybedip size görünür kılınan ya da sizin onu görünür kıldığınız minik önemsizmiş gibi görünen bir taş.. taşlar ve adımlar.. adımlar ve düşünceler.. adım attıkça beliren, görünen, belirginleşen kapı'lar.. görünür kılınan ya da görünür kıldığınız.. taşlara belli belirsiz uzaklıklarda, düşüncenin ve gerçekleşmekte olan eylemin içeriği ve çerçevesi sınırlarında açılmaya hazırlanan kapı'lar.. gelişmiş bir zihnin geçiş kapı'ları..

    taş'lar ayaklarınız altında yerlerine dizilir ve seçimin üzerinde yapılması gereken kapı gözlerde belirir.. farkındalık, seçim ve geçiş'ler..

    perde'ler kalksın.. ve iki nokta..

    ..

    abıefsun..
    (abıefsun, 16.11.2007 04:16 ~ 04:20)
  14. suya bir damla düştü yapraktan
    buruştu alnı hemen
    genişleyip büyüyen dalgalar epey sürdü
    suyu bir damla çok düşündürdü.
    (dengesiz çay tabağı, 30.11.2007 22:24)
  15. william drummond ''düşünmeyen tutucudur. düşünemeyen aptal. düşünmediğine aldırmayan ise köle.''demiş..düşünmek kendinizle, içinizle, ruhunuzla konuşmanızdır..beyin ürettikçe üretir..her şey bitebilir..her yaşanılan, her ilşki, her olay..ama sadece düşünce kalır..içsel yolculuklarda düşüncelerinizle başbaşa kalırsınız..kimseler yoktur..ve aslolan budur..motivasyondan tutun da neyi değiştirmek istiyorsanız onu yapacak gücü bile düşüncelerinizde bulursunuz.her şey beyinlerimizin içinde başlar ve biter çünkü..düşünmeyen, düşünmek istemeyen, irdelemeyen beyinler asla gelişemez..düşünmek zor iştir...zoru başarmak da herkesin işi değildir..newton büyük buluşlarını nasıl yaptığını soranlara ''daima onları düşünerek,'' demiştir....
    (derya, 02.12.2007 10:45)
  16. sessiz konuşmaktır.
    (lockman, 15.12.2007 23:23)
  17. (bkz: düşün düşün boktur işin)
    (passive aggressive, 18.03.2008 21:15)
  18. düşünmek sözcüğünün anlam derinliklerine bakacak olursak, öncelikle kelimenin etimolojik anlamına bakmak mantıklı olur..zira sözcüğün kökeni bizlere oldukça değerli bilgiler sunmakta..düşünmek sözcüğü; bir eski türkçe kök olan "tüş-" sözcüğünden gelmektedir. -"tüş-"ün modern türkçedeki karşılığı "düş-" veya "ürün, yemiş"tir. "düş" mastar haliyle "düşmek" fiili olabildiği gibi "rüya" manasına da gelmektedir. buradan bir senteze varacak olduğumuzda şöyle diyebiliriz: beynimizde dağınık halde duran veriler yani ham malzeme; öncelikle algılanır, daha sonra yoğrulup harmanlanarak başka bilgilerle birleştirilip işlenir. çünkü o bilgiler orada, yani jung'un terimiyle "bilinçdışı"mızda dağınık haldedir. onların birbiriyle ilişkilenmesini sağlayan ise, bizlerin bir zaman diliminde kurduğumuz bağlantılardır. fakat, "düşünürken" beyinde yani bu bir çeşit veritabanında gelişigüzel duran bilgiler özenle derlenip bir araya getirilir.. bu süreç söz konusu bilgilerin, bilince "düşmesi"dir. bilince "düşen" bu bilgiler, bilinç sahibi olan, yani bilinçli insana yansır...nasıl mı? tabii ki, sözleriyle, davranışlarıyla yani kendisiyle...bunlar ne demektir peki? bunlar üründür...düşünmek, üretmektir..
    (knowthyself, 27.07.2008 01:14)
  19. bazen "çözecem" diye, düşünmeye öyle dalarsın ki, hiçbirşey yapamaz hale gelirsin. film izlemek, kitap okumak.. mümkün olmaz. işe gitmek bile angaryadır, çünkü senin düşünüp çözmen gereken şeyler vardır. sadece yemek, çay ve sigara içmek, seni düşüncelerinden ayırmadığı için zararsız eylemlerdir.
    böyle zamanlarda ne düşünürsen düşün, vardığın sonuçlar seni rahatlatmaz. hayata dönmek gerekir.
    (karga, 15.11.2008 10:17)
  20. düşünerek kendinden uzaklaştığın kadar kendinin farkına varabiliyorsun aslında; nedenini anladığın için olmasa da en azından başkalarının sözcükleriyle anlamlandırılabildiğin için.

    "kafam cam kırıklarıyla dolu doktor. bu nedenle beynimin her hareketinde düşüncelerim acıyor, anlıyor musun? bütün hayatımca bu cam kırıklarını beyin zarımın üzerinde taşımak ve onları oynatmadan son derece hesaplı düşünmek zorundayım."*
    (çoğunlukla zararsız, 23.03.2009 01:02)
  21. bazen hayvandan farklı olmanın ne kadar zor olduğunu düşündüren yeteneğimiz..
    (koşarken ayağına giren kramp ile yere yığılan adam, 23.03.2009 01:03)
  22. düşünmek insanın kendine yakışanı giymesidir.
    (afrikalımülteci, 14.07.2009 23:01)
  23. buraya ne yazsam diye gerçekleştirdiğim sessiz eylem.
    (anladıkça şaşırıyorum, 28.08.2009 23:59)
  24. düştüğün yerin farkına varıp düşmeden önceki yerinin düşünü görmek demektir. *
    (dünya koca bir yalandı gördüm, 06.10.2009 16:43)
  25. victor hugo'ya göre ışıktır.
    (yalnız insan merdivendir hiçbir yere varmayan, 08.11.2009 22:55)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil