mazur görmek lazımdır,'kalk la valla ayıp oluo,ölümü gör oynayalım' şeklinde cümlelerle ısrar edilmemelidir.zira her insanın bu konuda kendine göre mazeretleri olabilir,oynamayı bilmiyordur,bu olaydan haz almıyordur,oynamak istemeyen insana edilen ısrarın dozu kaçırılırsa tatsızlıklar yaşanabilmektider.bide naz yapanlar vardır,'oynamak istemiyorum ama ısrar ederseniz oynarım biraz sonrada coşarım kimseler tutamaz allaaaaah' modunda insanlar vardır ki ısrar etmeyelim bırakalım oynamasın.
düğün sahipleri ile olan akrabalık derecesi ile doğru orantılı oynamaya zorlanacak insandır. yakınlık 3. dereceden fazlaysa direnmek için çok fazla şansı yoktur.
düğün ortamını sevmeyen, hele hele kalkıp oynamaktan nefret eden, daha çok oturduğu yerden müzik dinlemeyi kendine alışkanlık edinen insanlardır.
bu insanlar normalde oyun havası, halay v.b. tür müzik dinlemezler. onun yerine rock, pop, caz, blues, soul tarzı, düğün müziklerinden çok uzak şeyler dinlemeye alıştıkları için düğünlerde milletin kalkıp halay çekmesini, kollarını açıp oynamasını yadırgarlar doğal olarak.
bir de şöyle bir adet vardır: düğünde kız tarafı fazla oynamaz, onun yerine erkek tarafı coşar, tepinir.. bunun nedeni kız tarafı kızını verdiği için biraz üzgündür, erkek tarafı kızı aldığı için coşmuş, delirmiştir. bu oynamayan arkadaş da muhtemelen kız tarafındandır. o nedenle oynamaması örf ve adetlerine göre normaldir. ama gidilen düğünde de en azından bir kere kalkıp oynamak gibi bir kural vardır. kalkıp oynamazsanız sizin düğününüzde de başkaları oynamaz. (böyle salak işler işte bunlar.)
en güzeli oturduğun yerden dinlemektir müziği. sakin sakin izlemek, tepinmeden, bağırmadan...
üzerlerine varılmaması gereken insanlar.ben de o topluluğun içinden biri olarak koluma asılıp oynamazsan ölümü çiğne yeminleri veren, küsmekle tehdit eden düğün sahibine oldum olası kin ve nefret beslemişimdir.(mübalağa yolu ile hislerimin ciddiyetini daha iyi ifade ediyorum)
lan oynuycam varsa sana mı sorucam dürrük, çıkarım atarım iki göbek şovumu yapar çekilirim.üstüme gelme alkollüyüm sonra kötü üzerim.bu buraya uymadı ama grup vitamini de yad etmek istedim.
"hayatta işim olmaz!" , "ben beceremem ki!", " yahu bırak kolumu çekiştirme! buraya bile zorla geldim bi de çıkıp oyna diyosun.", "lan bırak kendimi rezil mi edicem!" gibi replikler döner. oynayası varsa bile kasmaktan bi hal olur bu kimseler. bu durumda ısrarcı olmamak gerekir.
''ayıp olur evladım'' serzenişleriyle zorla getirilmiş olmaları muhtemel insanlardır.
zaten şekil itibariyle zorunlu halde geldiklerini belli ettiklerinden,oynatmak için gelen insanları bakışlarıyla püskürterek,etrafa rahatsız görüntü verip,rahat ederler.
özenle yolladıkları insanların ardından,sahte gülümsemelerini yüzlerine kondurup,riyaya da devam ederler.
*
çok haklıdırlar. ne gerek var dans eden bir sürü kişi varken fazlalık yaratmaya? bu kişiler genelde biraz çekingen insanlardır. zorla, yaka paça dans pistine çekilerek oraya hapsolmuşlardır. dans ederken bütün salonun onu izleyeceğini düşünürler. o anda sanki ışıklar kapanacak, tek bir spot onu aydınlatacak gibi. dans etmeyi çok sevmediklerinden yaptıkları hareketler iki bacağın sağa sola sallanmasından, kolların dirseklerden kırılıp yanlarda sallanmasından başka bir şey değildir. hep aynı hareketi yaptıklarından arada değişiklik olsun diye alkışlarla zenginleştirir dansını. sanki çok terlemiş gibi sürekli terini siler. utanır sıkılırlar. bu nedenle ne zaman birinin beni zorla dansa kaldıracağını hissetsem, sözlüye kalkmamak için kitaba bakan öğrenci gibi tabağıma filan bakarım.
aynı tepkinin verildiği bir başka mecra ise;
(bkz:
animatörün şebeği olmak)
(misuf, 07.11.2007 02:05)
rakıyla kıvama getirilmeleri gerekir.
hiç değilse "crazy dance in kayseri" vakası yaratmayacak insan modelleridir. dolayısıyla zararsızlardır. bunları
"oturmaya mı geldik", "aşkolsooon", "ölümü öp", "ölümü ye", "ölümü iç" ve benzeri tümcelerle dans etmeye zorlamayınız. lütfen.
damat veya gelin sıfatı taşıyorlarsa sağlam bir
stres testinden geçecekleri kesindir. erkek adam oynamak istemiyorsa kendi düğününde de oynamaz.
siz ne kadar oynamak istemesenizde kolunuzdan tutup zorla kaldıran bir terbiyesiz mutlaka çıkıyor. başıma geldi ordan biliyorum. gittiğim bir düğünde pastalar gelmiş,afiyetle pastamızı yerken gelinin halası yanımızda bitiverdi. ölümü gör oynayacaksınız diyor. abla yapma bak ben bilmem oynamayı diyorum,kolumdan cekti beni. yanımda arkadasım var o da oynamak istemiyor ama onu da zorla kaldırdı. millet olayın dibine vurmuş göbek atıyor yerlerde sürünüyor,biz arkadaşımla malak gibi oynayanlara alkış tutuyorduk. zorla güzellik olmaz ki yani.
ikiye ayrılan (ne garip şey anne, bilinçaltına yazılmış; seviyoruz ayırmayı ve genellikle cart kıvamında) bir insan çeşidi, alt çeşitleri olarak.
ilki gerçekten oynamaktan haz etmeyendir, bulunmak dahi eziyetken bulunmanın en ortası daha da katmerlendirir.korkunç bir ikilem , üçlem, dörtlem içindedir; ısrarlar, isteksizlik, insanları kırmamak...
olay yalnız bu işkence sahneleriyle de kalmaz mutlak bir sakatlığı yamukluğu size armağandır; kolunuz sünmüştür, dilinizde tüy bitmiştir, kulağınız çınlamaktadır- ''hay o ne biçim insan dı öyle o kadar ısarar ettikte bir çıkıp oynamadı, gönülsüzde olsa'' sözlerinin-...
birinci kısımdan geri kalanlar ise naz denilen kelimenin bütün atraksiyonlarını sergileyenlerdendir.hevesli görünmek istemezler, içleri kıpır kıpırken...oyunları bir anlamda değere binmeli diğerlerinden farklı bir anlam taşımalı(evet hastalıklı bir, insan haz mekanizması).
düğün dahilinde, mutlaka en az bir tane "bilmediği halde oynayan"
* tanıdığı olan insanlardır.
ola ki zorla kaldırıldığında iki el çırpıp, olduğu yerde seken, ileri geri adım atan, napacağını bilemeyen, hala el çırpan, grubun en dışında takılan kişidir. hatta bunların zorla halaya katılanları -nasıl oluyorsa- halayın en ortasında olurlar. nereye, ne zaman, hangi ayağı atacaklarını bilemezler. bu insanlarda göz, el, kol, bacak koordinasyonları sıfıra yaklaşır dans pistine yaklaştıkça.
(bkz:
buyrun benim)
(bkz:
ben)
onlar
bizdendir. herkesin içinde yaşarlar.
eğer kişinin kendi düğünü henüz yapılmamışsa, oynamaması aleyhine olacaktır. zira düğününde oyuncu sıkıntısı yaşanabilir. ayrıca söz konusu yaptırımın "
düğünü olan oynar yası olan ağlar", "
hamama giden terler" gibi atasözleriyle desteklendiğini söyleyebiliriz.
(cesim, 11.12.2007 20:13)
ısarar etmemek lazımdır , sonuçta
limonatanın yaptığı etkiyle kendinden geçemiyor ki bu bünye efendi.bırakın kim evleniyorsa o oynasın.hem zaten pisttede kesin çocuklar vardır.
evin içinde yalnızken çeşitli figürleri pek güzel başaran insanlardır. omuz sallamak olsun gerdan kırmak olsun, ancak kalabalık olunca, olay farklı bir hal alır gereksiz bir şekilde kendinizi insanların arasında gerdan kırarken düşünemezsiniz. utançla alakası yok komik. şahsen makbule gibi oynadığınız düşünülürse yazık diyer insanlara.
ayrıca topuklu ayakkabı ve gelinlik faktörleride var ki, oldukça rahatsızlık verici mezdeke üçlüsünden biri bile olsan o tarlatanla oynamak amiyane tabiriyle göt ister zira siz dönersiniz, 5 saniye sonra gelinlik döner, biri gelinliğe basar yuvarlanma riski falan çok zordur. zaten muhtemelenn jartiyerde giydirmişlerdir hanım kıza, arada arkadaşının, kuzenin kulağına fısıldar çıkacak bu diye hoş olmaz hiç olmaz zorlamayın oynamak istemiyorsa vardır bir bildikleri.
neyse zorla bin nazla kalkanları vardır bunların pek güzel döktürürlerken pat müzik biter. ilahi adalet.
oynanır oynanmasına ama daha sonra düğün cd si kaseti herneyse izlenince insan kendini gereksiz bir coşkunlukla manasız bir iş yaparken izlermiş gibi oluyor. aman ne oynamak ne oynamak kardeşim o öyle. böyle zamanlarda tövbe ediyor işte insan....
(girift, 11.12.2007 20:54 ~ 20:56)
efendim düğüne gidince oynayan insanları izlemeyi, onlarla kendi kendime dalga geçmeyi "ahuahaua. nasıl figür öyle hacıı?" diye eğlenmeyi seven biriyim. ne var ki gidilen alakalı alakasız tüm düğünlerde, birileri gelir kolumdan falan çekiştirir. elbette önce naz yaparım, zira çıkıp orda oynamak izlemek kadar keyifli değil. siz oynarken birileri de sizinle dalga geçiyordur mutlaka. direnirsiniz, "ay ben sevmem. yok şekerim almayım." falan dersiniz bir müddet ısrarla. üstelik dış güçler nedeniyle etek ve dekolte giyilmiştir büyük olasılıkla. bu da oynamamak için sağlam bir nedendir aslında kendi başına.
neyse bu insanlar- ki ben de dahilim bu gruba- oynamak istemezler; çünkü kendilerinin oynayanlar hakkında ne düşündüğünü, nasıl güldüğünü bilirler. ha uygulamada ne olur? paşa paşa kalkar oynarsınız, herkes çok beğenir size bakar falan.
(bkz:
kendini dev aynasında görmek)
(bkz:
içimdeki tanyeli)
bir ihtimalle hacca gitmiş insanlardır. evet
hacı olmuş birisi nasıl kalan hayatında günahtan uzak durmaya daha bir önem veriyorsa aynı şekilde oynamaz da.(oynamak günahtır demiyorum yanlış anlamayın) kimse de böyle birini oynatmaya kalkışmaz. yazılı olmayan kuraldır adeta.
siz de oynamak istemiyorsanız belki tutar hesabı hacı olduğunuzu söyleyebilirsiniz. tabi düğün eşrafı sizi yakinen tanıyorsa bu taktik tutmayacaktır ve "hasstirr lan" nidaları eşliğinde dans pistine fırlatılırsınız.