genç nesiller hakkında bir fikir edinmek açısında önemli bir çocukluk aktivitesidir.koşan gruba katılan çocuk genellikle topluma pek bir katkısı olmazken kenarda oturup koşan gruba anlam veremeyen bakışlarla izleyen çocuk toplumun ileride umudu olacaktır.
şantörün dikkatini dağıtan veletlerdir. şarkının ortasında ana-babalara anons yapar adamcağız. "toplayın veletlerinizi" diye. bi de bu veletleri toplamak ve göz kulak olmak için seferber edilen gençler vardır ki. onların durumu içler acısıdır. *
fix tabakta sadece patatesli sigara böreğini ve pilavdan 2 kaşık yiyen çocuk tipidir. annesi sürekli 'birazdan pasta gelecek, gel otur' demesine rağmen sezgileri güçlü olan bu yaratık, tüm pisti kısa zamanda kaynaştığı diğer düğün mağduru küçük insancıklarla turlar. arada halay çeken, göbek zıplatan amca ve teyze bacaklarına kafayı toslamaları pek olasıdır. eğer anne bu durumu gördüyse ''ahmetcaan, ne dedim ben sana'' şeklinde hem soruyu yöneltir hem de bu insanımsının kulağını bükebilir. papyon takan cinsleri vardır.
gelinlik giydirilen küçük dişiciklerdense mutlaka uzak durulmalıdır. saçma salak dans edişlerini izleyerek hem kahkaha atma hem de gıcık olma eylemlerini pek güzel yaşarsınız. genelde ebeyeynleri bu yaratıklarla ilgilenmez.''benim ne işim var bu düğünde?'' sorusunu kendinize yöneltmenize mükemmel sebebiyetlerdir...
bunların bazılarında balon olur sonra balonsuz modele "bak sen daha güçlüsün sen onun elinden alsana balonu" diye başka bir çocuğa gaz verilir ve olaylar başlar.
ortamın neşeli olduğunu betimlemekte kullanılsın diye bu çocuklar mecburidir, adettir, çeşitliliktir. bu üçü aynı andadır evet! düğün salonu yetkilileri ortamdaki neşeyi yetersiz gördüklerinde mahallenin çocuklarından oluşan ekibi olaya dahil ederler. yine yeterli olmazsa sis, duman ne varsa basarlar sahneye ki "ne kadar da eğleniyoruz hay allah" denilebilsin. düğün salonu sahibi ortamdaki neşeyi yine yetersiz görürse bu kez düğün sahiplerine kıl olur ve kavga çıkartır ki ortama renk gelsin. gelen renk kırmızıdır genelde... olsundur... düğünler neşeli günlerdir...
aynı zamanda düğünün ilerleyen saatlerinde yorulup 'aaanneeeaağ benim uykum geldieeğ'diye zırlayıp davetliler için ayrılan plastik masaların üstünde uyutulan çocuktur hemen yanıbaşındaki sandalyede oturan babaanne veya anneannesinin gözetmenliğinde.
mutlu ve dünyadan bihaber çocuk modeli.o çocuğun önünde sorunlar yada acılar değil sadece koşulası ve kocaman bir düğün salonu vardır.ve yüzlerce arkadaşı etrafta.doyasıya oynayabileceği.
bunlar genelde tek sıralı kuyruk sisteminde koştuklarından ve ortamın gürültüsünün sizi fazlasıyla gerdiğinden ötürü, üzerinizdeki elektrik yükünü seçtiğiniz kurbana yönelik iyi zamanlanmış bir osmanlı tokadıyla atabilirsiniz. çocuk, momentum kurallarına göre ilk hareket doğrultusundan 90 derece sapmış olacağından sizi teşhis edemez, ve de ilk şoku atlatıp zırlayarak annesini aramaya başladığında siz gürültüden faydalanarak kalabalığa karışmışsınızdır. ha eğer çocuk sizi bulsa bile eliniz çarpmıştır.
bunların üzerinde gelinlik olan kız modelleri evlenme konusu açıldığında yüksek desibelde, "yaaa ben evlenmiycemmmm yaaaaaa." şeklinde bir beyanda bulunurlar. lan salak madem evlenmiyecen ne işi var o gelinliğin üzerinde? hiç bana "annem giydirdi." diye cevap verme, ben biliyorum senin o gelinliği ne büyük hevesle giydiğini.
(bkz: şizorfrenleşiyorum mütemadiyen)