teker teker ellerini öpüp alnıma koymak istediğim müzisyenler topluluğu.sean malone gelmeden önce bass gitarda bir başka hayvan tony choy vardı.
ayrıca grup elemanlarının diğer projeleri için:
(bkz: gordian knot) (bkz: aeon spoke)
bayan vokalden sonra isimleri portal olmuştur. focus albümlerinin remastered versiyonunda bonus track olarak bulunur portal'ın cosmos, the circle's gone gibi şarkıları. onlar da fena değildir, ama elbette cynic'in daşşaklı şarkıları celestial voyage, how could i falanın yanında ezilirler. hangi şarkı olsa ezilir zaten.
norveç'teki konserde "14 yıldan beri çalmadığımız şarkıları tekrar çalıyor olmamız çok güzel" diyen paul masdival'e iki tokat çakıp kucaklamak istedim bir an. 14 yıldan beri yatılır mı ulan(cynic açısından). türkiye'ye de getirilir bu adamlar aslında. çok para istemezler, valla bak organizatör abi.
florida death metali'nin en orijinal topluluklarından biri olan cynic, 1993 yılında roadrunner records etiketiyle yayınladığı ilk ve tek albümü “focus” ile ekstrem metal tarihinde genişçe bir yer açmış ve orada tahtına kurulmuştur.
paul masvidal (gitar-vokal), jason gobel (diğer gitar), sean malone (bass) ve sean reinert (davul) şeklinde arıza bir kadroyla inşa edilen focus, death metal’in “kalıp” denilebilecek bir çok özelliğinden uzak tutulmuş, aksine, death metal’de bugün bile nadir rastlanan bir harç ile temellendirilmiştir. örneğin brutal vokal yerine screame yakın ve fazla bağırmayan bir vokal ile ince ve efektli bir clean vokal kullanılmıştır. bu vokal stili, cynic’in geniş müzikal ufuklarının ve sınır tanımazlığının ilk göze çarpan işaretidir albümde. ayrıca klasik boğuk death metal gitar tonları yerine, rock müzik içerisinde bir çok formata uyabilecek, standart dışı gitar tonları kullanılmıştır. bass da olabildiğince ön plana çıkarılmış, hatta kimi zaman üçüncü bir gitar gibi kullanılarak müziği daha üst noktalara taşımıştır. komplike düzenlemeler ve iki gitarın birbiriyle son derece başarılı uyumu da albümün ana özellikleri arasındadır.
cynic’in en önemli özelliği, enstrüman tekniklerinin oldukça üst düzeyde olması, ancak bu tekniğin dörtnala giden parçalardan ziyade orta tempo, dinlenebilirliği yüksek ve akıcı bestelerle yansıtılmış olmasıdır. komplike olmasına rağmen akıcı olmayı başarabilen ve bunu “ben senden daha hızlı çalarım” mantığından mümkün olduğunca uzakta durarak yapabilen çok az sayıda topluluklardan biridir cynic. ayrıca bu mantık kimi zaman pink floyd’u bile anımsatan bir rahatlıkla kullanılmaktadır topluluk tarafından.
albümün kaydı “tüm enstrümanlar aynı seviyede duyulsun” gibisinden bir mantık ile yapıldığından, soundun, florida death metali ekolünün bilindik gümbür gümbür sounduyla uzaktan yakından alakası yoktur. daha ziyade, grup üyeleri dahil albümün yaratılmasında rol oynayan herkesin (stüdyonun çaycısı dahil) yirmibeşer yıllık caz geçmişleri olduğu izlenimi bırakan bir sound söz konusudur. bu kadar orijinal ve zamanının ötesinde müzik icra eden bir topluluktan da normal bir kayıt beklenemezdi zaten.
cynic, şarkılarında anlattığı mevzular bakımından (müziği kadar olmasa da) orijinal bir topluluk olarak gösterilebilir. geçmişe dair bir takım aktarımlar, yorumlar ve göndermelerin yanı sıra ciddi felsefik yaklaşımlarla “kafamız sadece müziğe çalışmıyor” der gibidir cynic.
cynic üyelerini, metal tarihine derinlemesine yazılmış başka toplulukların kadrolarında da görüyoruz. paul masvidal, ekstrem metal tarihini kökünden değiştiren efsanevi topluluk death’in tabiri caizse “müzikal olarak sapıttığı” albüm olan “human”da chuck schuldiner’a gitarıyla eşlik etmiştir. death’in müziği her daim tamamen chuck schuldiner tarafından yazılmış olsa da, masvidal’ın spiritual healing gibi “nispeten normal” sayılabilecek bir albüm sonrası human albümünün hazırlanma sürecinde chuck schuldiner’ı önemli ölçüde etkilediğini düşünüyorum. paul masvidal, bir başka amerika’lı death metal topluluğu olan master’ın, human ile aynı yıl kaydedilen (1991) “on the 7th day god created... master” adlı albümünde de çalmıştır ve master tarihinde “başka bir grupta çalmış olan” tek müzisyendir. death’in human albümünde davulun başında ise sean reinert vardır ve değişen death sounduna etkili olan faktörlerden biri de reinert’dir.
bu noktada bahsedilmesi gereken önemli bir isim de aghora’dır. cynic’in 1994 yılında dağılmasından bir süre sonra kurulan bu toplulukta cynic üyelerinden sean malone ve sean reinert bulunmaktadır ve topluluğun kendi adını taşıyan 1999 tarihli albümünde de çalmışlardır. ciddi müzikal eğitim almış müzisyenlerden oluşan aghora, death metal’den uzak (ki cynic’in de ne kadar yakın olduğu tartışılır) bayan vokalli bir progresif (fusion da eklenebilir tanıma) metal grubudur (progresif derken, progresif olsun diye değil müzik olsun diye yapılan bir progresif metalden söz ediyorum).
cynic, önceki paragrafta da değindiğim gibi albümün yayınlanmasından bir yıl sonra dağılmıştır. bu ayrılığın nedeni de, bu derece zekice ve karmaşık mantık üreten dört ayrı insanın müzikal olarak aynı düşüncelerde sabit kalamamasıdır ki bu, bu tarz bir topluluk için beklenebilecek bir sondur. devam etmesi durumunda müzikal olarak ne yöne ilerleyeceği kestirilemeyen bir topluluk olan cynic, yarattığı tek albümde, teknik müzikle uğraşan hemen hemen herkesin bir şekilde yolunun kesiştiği, başvuru kaynağı niteliğinde bir yapıt ortaya koymuştur...
focus albumünün piyasaya sunulmasından on beş yıl sonra, paul masvidal ve tayfasının*** progresif müzik alemine ilham kaynağı olacak kadar zengin ve güçlü bir albumü, traced in air'i, sunmasıyla müzikal evriminin doruklarında gezdiğini düşündüren grup.aslında cynic bu yeni albumüyle değişen müzik anlayışını da yönlendirmiş oluyor.porcupine tree, dredg, tool, the mars volta, opeth gibi grupların müzikal anlayışında artık fazlaca rastladığımız gelişim ve değişimin de benzer etkilerini grubun müziğinde yakalamak mümkün.daha teknik ve müzikal yapı bakımından yoğun bir anlayışın hakimiyeti, her müzisyen için ilham olma niteliğinde.cynic her ne kadar geç yayınlamış olsa da, yeni albumü traced in air ile müzik eleştirmenleri ve dinleyicilerinin taktirlerini işitmeye başladı bile.yıllar önce şu zamanki kadar esamesi okunmayan ancak az çok tanınan kaliteli ve yaratıcı müzisyenlerin beğeniyi hak etmeleri de, amatör gruplara örnek olmalı.ayrıca, cynic ve yukarıda saydığım grupların ilham kaynağı olarak king crimson, pink floyd, the beatles, journey ve nicelerini görmek; müziğin sonraki nesillere bir şekilde hitap etmekle kalmayıp ilham olduğunu da ispatlamakta.
müziklerinde buram buram allan holdsworth etkisi vardır. zaten paul masvidal'i çok etkilemiştir usta, steinberger gitar kullanması soundlarını da çok yaklaştırıyor birbirine. öte yandan allan holdsworth'ü bir kere dinleyip de etkilenmemek mümkün değil tabii.
4 temmuz 2009 dream theater istanbul konserine special guest olarak katılmış ve dünya gözüyle onları izlememi sağlamış olan gruptur, canlı ve kanlı..az şarkı çalmalarına rağmen beni gerçekten alıp başka yerlere götürmüşlerdir...teşekkür ediyorum böyle müzik yaptıkları için ve yeni albümü dört gözle bekliyorum, bir daha gelmeseler de ben gideceğim bu sefer ayaklarına..
yıllar önce tesadüfi bir şekilde hayatıma girmiş bir gruptur ve veil of maya şarkıları ile kalbimi fethetmiştir.gruplar çöplüğüyle dolu bir devirde yaşadığımızdan böyle kaliteli gruplar altın değerinde oluyor haliyle.
yakında yeni ep'lerini yayınlayacaklarını açıkladı paul masvidal. edindiğim bilgiye ve söylentilere göre akustik öğelerin kullanımı artacakmış. aeon spoke benzeri olacağını düşünmesem de, traced in air ile gelen değişime hayran kalanları daha da mutlu edecek gibi gözüküyorlar.