gülmeyelim lütfen! zira hepimizin başına gelebilecek bir olaydan bahsediyorum . okumaya devam ederseniz eminim ki beni siz de anlayacaksınız. amacım yaran başlıklar içinde kendime bir yer edinmektense ders vermek ve böylesi acı bir olayın yinelenmesine mani olmaktır. şimdi devam edelim.
her şey babamın kendi irademle bir iş bulamayacağını anlamasıyla başladı. zira o hafta alt tab tuşlarını kullanmayı keşfetmesiyle beraber bilgisayar başında harcadığım her dakikanın iş arama sitelerine geçmediğini anlamıştı. takriben beş kere de konu anlatımlı kpss kitabı içine gizlenmiş tommiks ,teksas romanları okurken yakalamıştım. ösym harcına ilişkin dekontu bir türlü bulamadığım bir gündüz vaktinde tepesi attı sonunda. sesini yükselterek konuşmaya başladı. tanıdıklar vasıtasıyla bana düzgün bir iş bulacağından, münasip gördüğü biriyle tez zamanda evlenmek zorunda olduğumdan ve kısa bir süre içinde torun için hazırlıklara başlamam gerektiğinden bahsetti. başımı öne eğerek sessizce dinledim. haklıydı.
peder beyin hamleleri ,büyük bir şirketin insan kaynakları departmanında çalışan bir aile dostuyla beni buluşturmasıyla kısa süre içinde sonuç verdi. her ne kadar benim tutarsız hareketlerim mevzubahis kişide ufak bir irkilme yaratmış olsa da peder beyin yerinde ayarları şu cevabı almamı sağladı: "yarın bana cv'ni getir. diske atarsan daha güzel olur. maille gönderirsen başka dosyalarla karışabilir."
eve döndüğümde söylediği gibi yaptım. cv'mi diske atmaya hazırlandım. ama başıma ne geldiyse o 699 mb'lik boşluk yüzünden geldi. bilgisayarımı yeni aldığım zamanları hatırladım o esnada. koca cd'yi sadece 1 mb'lik dosyayla doldurmuş olduğum zamanları... diski verdiğim kişinin bana "salak, floppy diske atsaydın ya" demiş olması, o anki üzüntüm...bugün aceleyle aldığım cd'lerin tanesinin 1 ytl'ye gelmiş olması... nero'dan gelen "emin misiniz" sorusu da tuz biber oldu tabi ki. değildim! kesinlikle emin değildim! 26 yaşındaydım ve şu ana değin tanrının cezası dünyada hiçbir şeyden tam olarak emin olamamıştım!
öncelikle deniz kenarında çektirdiğim birkaç fotoğrafımı ekledim diske. prezantabl olduğumu göstermek için özellikle karın kaslarımın ve geniş omuzlarımın dahil olduğu çalışmaları seçmiştim. akabinde birkaç mp3 attım. ama vereceğim kişinin müzik zevkinden emin olamadığım için onları sonradan geri çıkardım. ne kadar duygusal bir insan olduğumu göstermek maksadıyla vakti zamanında yazmış olduğum şiirleri iliştirdim. birkaç küçük yahoo oyununu eklemeyi de ihmal etmedim. ama lanet olası disk bir türlü dolmuyordu!
film atmaya karar verdim. bir süre düşündükten sonra the shawshank redemption üzerinde karar kıldım. bu filmi herkes severdi. hem imdb sıralaması da beni teyit etmekteydi.
cd tamamlandığında kalkıp bir bardak su içtim. sonunda büyük bir sorumluluğun altından daha başarıyla kalkabilmiştim. ertesi gün büroya gidip de diski bıraktığımda yüreğim bir kuşunki kadar hafifti.
eve geldim. son günlerde kendimi çok yıpratmıştım. cd hazırla, büroya git ve gel... rahatlayıp keyif yapmak benim de hakkımdı. son indirmiş olduğum filmi, big boobs imprisoned adlı yapımı , izlemek maksadıyla bilgisayarımı kurcalamaya başladım. ancak dosyayı bir türlü bulamıyordum. sonra babamın alt-tab kullanmaya vakıf olduğu aklıma geldi. onun bu ustalığını görünce porno arşivimi gizleme ihtiyacı içine girmiş olduğumu hatırladım. tüm porno filmlerin ismini normal olanlarla değiştirmiştim.
olayın üstünden iki hafta geçti. bir "biz sizi daha sonra ararız " cevabını bile duymadım bu süre içinde.
- hazırlan da seninle beraber akif beyin yanına gidelim bugün bi' ara.
+baba, akif bey şehirdışında şu anda galiba.
-kaç hafta oldu hala bi' gelişme yok ama. gidip bi' konuşalım.
+baba,akif amca mail göndermişti az önce. şimdi sen söyleyince aklıma geldi .şu anda işleri çıkmış dönünce bakacakmış. tayvan'daymış şimdi.
-tamam. dönünce haber ver o zaman. birlikte yanına gidelim.
+olur baba. ama döneceğini zannetmiyorum. şirketleri dışa açılmış. akif bey orada kalacakmış galiba.
- hoş geldiniz beyefendi göndermiş olduğunuz cv nizi inceledik çok beğendik
+ sağolun efendim.
- o kadar beğendik ki bazı arkadaşlar hala inceliyo
+ nasıl efendim anlamadım?!?
- aslında bende bişeyi anlamadım, o ikinci filmi nerden temin ettiniz? zira ben 3 aydır aramaktayım hala bir netice alamadım. ne korsan cd ciler kaldı ne rapidshare ler nede kota dostları...
+hangi film efendim? mezun olduğum üniversitenin bir videosu olacaktı o mu acaba?
- ne sen ordan mı mezun oldun?? vay anasını biz hoca fantezisi sanmıştık ama meğersem gerçekmiş. yoktu bizim zamanımızda böyle şeyler...
+ !?!?
-akif bey cv'nizi inceledik ve bu bizi çok şaşırttı!
-ehm..şey, yani...bilgisayarda bi yanlışlık olmuş...ehm..
-ahahha gerilme lan! liz vicious ha, hey yawrum bee!
-aa siz de gotik seviyorsunuz ne güzel!
-ahahha hastasıyız şirketçe, sevmek ne kelime!...pazartesi gelin başlayın.
kopyalanan cdnin, içindeki cv ile birlikte bit pazarlarına, korsancılara düşmesi gibi daha vahim durumlara yol açabilecek kazadır.
(bkz: içine kurt düşürmek)
insanın kendisi gibi olduğunu gösteren bir yaklaşım tarzıdır.
bir şirketin personel müdürü olsam yeteneklari de iş için uygunsa mutlaka işe alırdım.en azından izleyip de izlemiyormuş gibi davranan insanların yapmacıklığından daha sıcak gelir.