türkiye'nin otoyolları ile ilgili tematik girileri ile saygımı kazanmış beşinci nesil yazar, tematik çalışmasından ötürü kendisini kutluyorum ve teşekkürlerimi bildirmek istiyorum.
hafızası ve zekasına her daim hayran olduğum, şehir şehir gezip bir de nispet yapan, birlikte seyahati kabul etmezse bavuluna saklanıp peşine düşmeyi planladığım güzel insan *
en az benim kadar konuşkan * olan bu şahıs sakarya, marmaris, istanbul, çanakkale ve şimdi de izmir'de.
hangi kentte yakalarım bilmiyorum ama misafiri olacağım, beraber sarhoş olup çene yarıştıracağız.
kadınları etkileyememekten şikayetçi olan bütün yazarların mesaj atıp fikir danışması gereken canım dostum. *
derdim başımdan aşkınken, içim sıkılırken anında halimi anlayıp iki cümleyle yüzümü güldürebilen ender kişilerden. bir ikizler burcu olarak ilgi duymadığı konu yoktur bu adamın. otomobillere meraklı olduğunu yazacakken, caddede gördüğü yabancı plakalı arabanın hangi ülkenin hangi bölgesinden geldiğini söyleyip şahsımı dumur etmişliği vardır.
eğlencenin tavan yaptığı, muhabbetin doruklarda olduğu anlar borçluyum kendisine.
sadece yalan söylemeyerek değil gerçeği de gizlemeyerek içinden geldiği gibi davranır.
birtanedir, candır.
dün bu koca istanbul'da yalnız sayılırdım. havanın pek de iç açıcı olmamasına rağmen mecburen evden çıktım. gözü doymaz kardeşe para gönderilecekmiş. çıkmışken hep gittiğim yere uğradım. zihnimde özlediklerimin hayalleri, aklımda çözülmesi gereken onca sorun, kalbimde biri derken içim oldukça kalabalıktı. tek başına içmenin keyfi evde çıkar ya, onu ilerleyen saatlere bıraktık.
gidip oturdum, garson kardeşim pek güleryüzlü pek hoştu. üç kattaki onca kişiye rağmen tek müşteri benmişim gibi ilgilendi sağolsun. bir yandan da düşündüm "ulan böyle tek başıma ve gündüz vakti içerken acınası mı göründüm ? şevkat mi gösteriyor bana ? " diye. baktım ki ortamdaki en güzel kişi benim, "hah şimdi anlaşıldı" dedim.**
bir ellilik bira, bir tane daha, bol sigara derken etkisi olmadığını anlayınca şaraba geçiş yaptım. düşüncelerimden arındım. ömer hayyam'ın yüceliğini tekrar anladım. içimdekiler seslerini kısıp, köşeye çekilip bir sonraki atağı planlıyorlardı ki, gerçekten yalnız kaldım. fonda duruma uygun sayılabilecek bir şarkı vardı, şu şekilde duyuyordum ben : "uzun zamandır hasret kaldığm yüzüneğ, muhtacım inağn senin bir teğk sözüneğ, yalvarsam ağlasam kapansam dizineğ, döner miyizh yine eski günlereğğ"
telefonu aldım elime, cuore sportivo arıyordu. bir ara yalnız olduğumu ona haber vermiş olabilirim, hatırlamıyorum.*
başka bir şehirdeydi, öyle olmasa beni yalnız bırakmazdı cuore'm sportivo'm. sesini duydum ama şarkı da alttan yakıyordu : "yine eskisi gibi beraber olsağk, ne olur sankiiğ geçenleri unutsağk, hayat bitse dünya dursa ölüm bile olsağğ, biz hiç ayrılmasağk"
konuştum, konuştu, sanki yıllardır görüşmüyormuşuz gibi dinledi beni. yüzümü güldürdü. iyi ki aradı. alkol kontrolü de yaptı tabii "kaçıncı şimdi o ? bak en fazla bir kadeh daha içebilirsin sonra kalk tamam mı güzelim ?" -peki- dedim. sesini duymak bile iyi geldi. içsem de daha fazla kaybedemezdim kendimi.
beni bu satırları yazmaya iten olay akşam saatlerinde, ona söz verdiğim sayıda kadehle vedalaşıp eve geldiğimde yaşandı. cuoreciğim tekrar aradı. önce ayılıp ayılmadığımı kontrol etti, sonra "bil bakalım neredeyim ?" dedi. "evde pijamalarınla oturuyor ve benimle msnden yazışıyor olman lazımdı ehuehue" diyecektim ki "eminönü-kadıköy vapurundayım" diye yapıştırdı kendi sorusunun cevabını. bir davet varmış istanbul'da, katılmaya bir anda karar vermiş, trene atlayıp gelmiş. taksim'de alkol falan dedi ama oraları tamamen anımsamıyorum. sadece ruhlarımız bir olsun diye ben evde şaraba devam ettim. geceyi evinde geçirdiği arkadaşı yunanmış. öyle de sürpriz bir adam işte. şu dakikalarda kimbilir nasıl bir baş ağrısı çekiyor.***
işbu giriyle; güzel bir günün en güzel anlarını ölümsüzleştirmek için yazdığımı belirtirken bahsi en çok geçen kişiye teşekkürlerimi sözlük huzurunda iletmek isterim. ne yazarsam yazayım onu tanımlamakta yetersiz kalacağını bildiğim için şimdilik burada bitiriyorum.
cuore sportivo, hayata kızgın anlarımda bile kahkaham, tek kırgın bakışıyla gözyaşım, annemle babamın tanımadığı kardeşimdir.
çok sevdiği cem yılmaz'la tanışma fırsatını tek bir cümlem için elinin tersiyle iten güzel insan. "senden değerli değil ya" dedi hem de. beni hiç yalnız bırakmayacağını hatırladıkça adımlarımı sağlamlaştıran, canını yakmayı düşünen olursa hiç düşünmeden kendimi siper edebileceğim temiz kalplim.
soğuk biranın üzerindeki damlacıklardan, akşam serinliği, bahar ıllıklığı, en sevdiğim renk. hiperaktif duygu adamı.
hakkında yazmaktan bile keyif aldığım, tanımlara sığdıramadığım cancağızım.
bu herif ortaokul arkadaşım benim. o zamanlar da deli dolu bir manyaktı, bi tane bsikleti vardı okula onla gelir giderdi. derste dururp dururken sallana sallana şarkı söylerdi. arada bir dellenir tepinirdi derste falan. sonra farkettik ki sınavlarda da şarkı söylüyor. sonra bastı gitti gölcüklere. irtibat koptuydu. ta ki süleymancan isminde daha manyak bir arkadaşımız vasıtasıyle bu heriften haberler alana kadar.
neyse efenim. sonra bu lavuk bir yaz marmarise tatile gelmişti, lisedeydik o zaman. gaza getirdi beni, "kanka tansaş'ın önüne f1 simülatörü koymuşlar, sen de ilgilisin bak gidelim yarışalım, ben bisiklet kazandım" falan. gittim tabi. ama bu şerefsiz beni öyle bir gaza getirmiş ki, birinciye megane mı ne veriyorlardı o zaman, ben herkesin ilk turda yarış dışı kaldığı o simülatöre otururken sahneden bağırıyorum "cuore lan, megane ne renk olsun bi düşün!" falan diye. sonuç, tabi ki 2. turda sağ ön tekerin bir bariyerde kalması ve de kanadımın kopukluğuyla uzun süre o şekilde gitmem ancak akabinde dengeyi tutturamayıp 3. virajda yarış dışı kalmam*.
sonra bu herif sakarya'da üniversite kazanmış. eh dedik, babanne orada, gitmişken herifi de görürüz. gittim. gitmez olaydım. daha en başından, herif beni aldı sinemaya soktu, lan kankan gelmiş farklı bi aktivite bulsana. neyse. gire gire koku ismindeki rezil filme girdik. filmin sonlarındaki grup sahnesinde hep beraber oha çektik. çıktık filmden. o kadar midesiziz ki, hemen yandaki burger king'e girdik filmden çıkınca. o zamanın en hayvan menülerinden birini aldık, big king xxl mi neydi galiba, onun da en büyük boy seçimlerini yaptık öküzlüğüne, toplamda 25-30 milyon gibi bir hesap ödedik. benim bitiremediğim menüyü bu hayvan bitirdi.
geçen sene ankara'ya gelmiş bir sebepten, aegee mi ne boksa, sürpriz yapmış. aradı beni, "kankaa bu ev nerde lan senin, demet'te sormadığım yer kalmadı bulamıyom amk. gelin beni alın havacılar diye bişeyin önündeyim" dedi. sağolsun dışarı çıkan bi arkadaşımız bunu aldı getirdi. herif kapıdan girer girmez sırtıma falan vurmaya başladı, lan noluyo demeye kalmadan baktım ben de buna geçiriyorum, o esnada şerefsiz herif elinin tersiyle çeneme bir geçirdi. kendimi yerde buldum.
daha sonra hürockfest 08'e de geldi, o zaman da lamborghini yaladı, artık alıştığımız için gıkımızı çıkarmıyoruz.
neyse, iyi kankadır vesselam. bu yaz ankara'ya gelmesini dört gözle bekliyorum. hayatımın en geyik ve lezzetli steakhouse burger'ını yiyebilmek adına.
ankara'da caddenin ortasındaki bir binanın kapısına işemesini, marmaris'te ters yönde gecenin bir vakti bisikletle yardır yardır gidişlerimizi, ortaokulda idare katında hocalara orta parmak göstere göstere koşuşumuzu söylemiyorum bile. hele dobloyla geri geri giderken bi adama çarpmasını....
1. mégane deil clio (=
2.ada'da ne gibi yaratıcı bi aktivite yapmayı bekleyipdurun?
3.ankarada nereye işedim lan ?! (=
4. gecenin bi yarısı aştiden demete yürüyüşümüzü de yazsle (="
f1 simülatöründe verdikleri araba renault clio imiş.
ha bir de, hürockfest 2008'de haggard konserinden sonra, gece 3,5 civarı eve varabilmek suretiyle, anadolu gösteri merkezinden, aştiye, oradan eskişehir yolu üzerinden ve gimat kavşağından demetevlere yürüyüşümüz de var.
doğum günü şenlikleri içinde ne yapacağımızı şaşırdığımız, görkemli kutlama planları içinde cirit attığımız birtanecik canımın içi, hayatımın en güzel renklerinden, iyilik timsâli.
bu adamın doğması benim için bir şey ifade etmeyebilirdi. lakin kesinlikle "iyi ki tanışmışız." üzüldüğü zaman iştahım kaçıyor, mutluluğunu anlattığında keyiften kendimden geçiyorum. bunun aynısından kardeşim olsun isterdim ki kendisi bizzat kardeşim oldu bile.
şarabı daha açmadım, seni bekliyoruz.
doğum günün kutlu olsun acayiplikler insanı, maceraya kestiğim biletlerin diğer ortağı.
bu adamın(canımın içi diyecektim dilim sürçtü) nev'i şahsına münhasır olduğunu söylediğimde örnek vermemi isteyenler oluyor. peşinen hizmetimi sunayım.
buyrun buradan yakın:
(bkz: @4008008)