cumhuriyet okumak için süper solcu olmak gerekmiyor! zira cumhuriyet gazetesi, hali hazırda ülkedeki tek "seviyeli" uslubun korunduğu gazete. kimse mahalle ağzı ile yazmıyor.kimse birilerine kabadayı dili ile sen ancak bundan anlarsın diyip tabiri yerindeyse "geçirmiyor" bir konuda aksini savunurken.tapaj hatası yok.yalan haberler çıkmıyor.köşe yazarları ise insanda farklı bir bakış açısı yaratabiliyor.
aynı zamanda da yazarların konulara bakış açısı devlet taraflı değil. kimseden korkusu olmayan aksine bir vizyonu olan insanlar ve ben her haftasonu hepsini okumaktan çok zevk alıyorum.
cumhuriyet'in dilini herkes anlayabilir.ama denemeden bilemez dimi insan?
gazetecilik dediğin magazin dolu mu olmalı? doğru bilgiyi insanlar nereden edinecek peki?
tehlikenin farkında olunduğunun en belirgin işaretlerinden biridir. cumhuriyet okumak için solcu olmanıza bile gerek yok. cumhuriyet okuyan birçok sağcı arkadaşım var benim, halihazırda; hepsi de gayet aydın insanlar, korkmayın yani öyle.
bu gazetede hamaset diline prim veren, birbiriyle atışan yazarlarla karşılaşmazsınız. hepsi gayet canayakın, hoşsohbet kimselerdir. ayrıca; tüm yazarlarının ve muhabirlerinin ufku sonsuzluk ölçeğinde açıktır, tamamen tarafsız bir gözle hadiselere yaklaşırlar.
ben gazetemi seviyorum, her gün okuyorum. "i love you cumhuriyet". siz de denemek ister misiniz? o halde, gidin bir bayiye ve alın cumhuriyetinizi. endişelenmeyin, dili ağır değildir, herkes anlayabilir.
her gün bayilerde, fiyatı sadece * kuruş. x değil, y değil, sadece ve saaadeceee * kuruş. eee hadi gidin bir tane alın ama bön bön bakacağınıza, bayilerde diyorum işte, duymuyor musun beni? aloooo! sana söylüyorum lan.
cumhuriyet okumak dinci kelimesini bolca duymak demektir. yazarlarının dillerine pelesenk olmuş bu ilginç kelime sadece müslüman olan insanlar için kullanılır. mesela kipa takan musevi kardeşimiz cumhuriyete göre dinci değildir, ıstavroz çıkartan hristiyan kardeşim de asla ama asla cumhuriyete göre dinci değildir. dinci kelimesi sadece ve sadece müslümanlar için kullanılır cumhuriyette. namaz kılan bir insan dincidir, oruç tutan bir insan da. bunları yazıyor olmam cumhuriyet gazetesininin gazete bayilerinde veya marketlerde, bakkallarda vs. satılmasını istemediğimden değildir, elbette satılsın hatta 50.000 değil 1.000.000 adet satılsa keşke. ülkemdeki insanların gazete okuması beni mutlu eder. lakin bir de şöyle bir durum var; gerçekler. cumhuriyet halkçı görünüp halkı aşağılayan bir gazetedir. bunu şundan anlıyorum bende zaman zaman cumhuriyet okuyorum. cumhuriyet okuduğum zamanlarda iktidar olan partiye oy veren insanların, kültürsüz, cahil, köylü ve yardıma muhtaç insanlar olduğunu okumak beni üzüyor. rusya'daki türk okullarının kapandığı haberini sürmanşetten okumak ve bu asılsız haberi yapan rusya ajansının canlı yayında ''gazete merkezinden gelen istek üzerine'' haberin hazırlandığını söylemesi ciddi anlamda gazetecilik alanında kara bir lekedir.
bir zamanlar cumhuriyetin bir başka sürmanşet haberini hazırlayan fuat kozluklu' dan;
"o zaman cumhuriyet gazetesi'nde çalışıyordum. vatan caddesi'nin üzerinde bir lunapark vardı. orada etekli bir kadın şeklinde dönme dolap vardı. üzeri branda ile kapatılmıştı. hani fatih bölgesine de giriyor diye, lunaparktaki o kadın figürlü dönme dolap için geldim ve şöyle yazdım: "islamcılar dönme dolaptaki etekli kadına tahammül edemediler" cumhuriyet gazetesi'nde kocaman çıktı hem de birinci sayfada. yalan haberdi, çok kötü, yazıklar olsun bana."
"28 şubat sürecinde ülker grubu için yeşil sermaye diyorlardı. ama ne zaman ki cumhuriyet gazetesi'nin içinden bir adam ülker grubu'nun yönetim kuruluna alındı, ülker grubu yeşil sermaye olmaktan çıktı.
sadece birşeyler okuduğunuz için damga üzerine damga yemeyi baştan kabul edip, kişilerin eleştirdikleri yaklaşım biçimini sizin üzerinizde denemesini görmektir
genellikle "bak cumhuriyet okuyo, ne kadar da aydın ve kültürlü!" denilsin diye yapılan eylem. markanın alası.
1.edit:
markası için cumhuriyet alıp, kırmızı yazısını da üste getirenler resimsiz olduğu için pek dayanamazlar cumhuriyet sayfalarına.
- para verdim, bari bulmacasını çözeyim, diye düşünmeleri de boşunadır.
bulmacası zordur efenim. resimdeki manken sorulmaz.
2. edit:
kuzenimin bile girimi yazılış amacından farklı algılaması
ve cumhuriyet gazetesi ankara temsilcisi mustafa balbay' ın da ergenekon operasyonu kapsamında göz altına alınmasının ertesi gününde olmamız nedeniyle şu anda yaptığım 2. düzeltmeyi gerekli görüyorum.
(yoksa eksi oy veren arkadaşa selâm ederim. üzerine alınmasın. sağolsun zahmet etmiş okumuş ve yorumlamış.)
eleştirdiğim cumhuriyet gazetesi değil, milli hastalığımız olan desinlercilik'tir. samimi ve aydın cumhuriyet okurlarından bahsetmiyorum. ve cumhuriyet gazetesi'nin değerini tartışmıyorum.
siyasi bulanıklık yapmaksa söz konusu bile değil.
zevk aldığım bir eylem.
yani aslında okudukça insanın umudu da azalabilir ama ben seviyorum bu gazeteyi okumayı...
her gün alıp okuyorum her köşe yazarını. her haberini değil ama...
haftanın yedi günü hepsi birbirinden güzel eklerini.
perşembe günlerini bekliyorum sabırsızlıkla kitap eki için örneğin.
pazartesileri strateji ekini, cuma'ları ankara ekini çok seviyorum.
zengin bir gazete.
birilerini rahatsız ediyor normal olarak.
etmeli de zaten.
daha iyisi daha kötüsü değil bu mesele.
radikal'i bana sorarsanız almam da okumam da...
içerisinde sevmediğim oldukça fazla yazar barındırır, fikir olarak uyuşmadığım.
uyuşmak zorunda mıyım?
hayır...
herkesin bazı kriterleri vardır.
hiçbir gazete birinin alternatifi değil sonuçta.
cumhuriyet, bana göre en iyidir.
sana göre radikal.
ben cumhuriyet'i seçiyorum.
kitap okumak gibidir...kaldı ki ilginçtir,ilhan selçukla başlayıp,ali sirmen,deniz som,emre kongar vs okursunuz tek kişi yazmış gibidir...ya da ben de bir sorun vardır...
aileden gelen bir alışkanlıktır bazen. eleştirirsiniz, sıkılırsınız ama yine de alır okursunuz. yaşla birlikte değişime uğradığına da şahit olmuşluğum vardır. yıllardır her kahvaltıya gözünde gözlük, elinde cumhuriyet'le oturan ve gün boyu noktasına virgülüne kadar okuyan 80'lik amcam artık posta okumaktadır.
+hayırdır amca, sen posta okur muydun?
-napim, yaşlandık artık. cumhuriyet'te bi makaleye başlıyorum sona gelene kadar başını unutuyorum. bunlar kısa kısa, iyi gidiyor.
amcamın bu lafından sonra ne zaman cumhuriyet'te bir makaleye başlasam başını unutup unutmadığımı denetliyorum. unuttuğum an başka bi gazeteye geçme vaktidir.
biri pazartesi biri cumaya ait olmak üzere aynı hafta yayınlanmış 2 cumhuriyet gazetesi
orta zekalı türk insanı
teknolojiden yalıtılmış ortam
deney yolu:
deneğe pazartesi günü gazetesinin her yazısı okutulur.
denek, gazetenin bitişine mukabil teknolojiden yalıtılmış odaya konur, cumaya kadar çıkarılmaz.
cuma günü, ortamdan alınarak cuma gazetesi okutulur.
sonuç:
deneğin zaman kavramını yitirdiği gözlenmiştir. zira zaman geçmesine rağmen kişi birebir aynı şeyleri okuduğunu belirtmektedir. deney en akılda kalan tümcelerin "şeriat tehlikesi", "baykal aymye başvuruyor", "tsk uyardı" ve "akpnin yolsuzluğu" olduğuna dikkat çekildi.
okunmasa da her gün alınması gereken gazetedir cumhuriyet.
cumhuriyet okumak ; güne , cüneyt arcayürek , mustafa balbay' la başlamaktır. cumhuriyet okumak ; güne , sayfa sekiz , sütun bir ve sayfa sekiz , sütun sekiz ile devam etmektir. cumhuriyet okumak ; güne , pencereden bakıp aydınlanmaktır.
bir gün gazetemi alırken nasıl olduğunu çok merak ederek haydi bunu da alayım diyerek denemeye kalktığım eylemdir ki sigarayı bile bu kadar merak edip alıp da içmemişimdir halbuki ...böyle daha bir ufak tefek, iyi çantaya da sığar diyorsunuz görünüşte bir sakatlık yok. sonra sayfalar arasında gezindikçe sineğin de küçük olduğunu hatırlıyor insan..., %60 'in tehlike, korku dehşet ve bilumum maraziye,%30 'un küfür ve argo, % 10'un ise safsata olduğunu gördükten ve internet üzerinden okunamadığını da farkettikten sonra "bu muymuş yahu?" diye soruyor insan kendine ...
eminim o zavallı gazetenin basıldığı kağıt ve mürekkep varlıklarından utanıyorlardır hatta o zavallı gazetecik adından da utanıyordur...sonra bir kez daha aldım o gün attila ilhan'ın vefat ettiği gündü sanırsam ...sonra bi daha almadım hiç. canım tehlike isterse cep telefonumu kulağıma yakın tutuyorum o daha tehlikeli ya da mahalledeki çocukları seyrediyorum oldukça tehlikeli oyunlar oynuyorlar...arada bir de çalışmadan sınava giriyorum; annem kızıyor "yapma yavrum" diyor "öyle tehlikeli şeyler."..yok annem diyorum dünyada ne tehlikeler var ...