(bkz: @1186977) sürekli aydınlık için bir dakika karanlık'ın yeni sürümü. çağlayan mitingine katılamayanların da eyleme katılması için elektronik posta ile insanlara bildirilmiş olan eylem. her akşam saat 20:00'de 1 dakikalığına ampuller söndürülecekmiş. gerçi bizim millet yine ampulü sürekli yakıp söndüreceği için 1 dakikalık karanlık tam olarak gerçekleşemeyecek. efektif sönüm süresini excelmakrosuyla hesaplattım, 0.78 dakika sürüyor.
ayrıca "gidemeyip yüreğiyle destek olanlar; ne kadar büyük olduğumuzu gösterelim" deniyor e-postada. büyüklük böyle gösteriliyor demek ki. (bkz: önemli olan boyu değil işlevi)
geçenlerde de böyle bir olay vardı, son bir ayda tüketilen elektrik maksimum o güne denk gelmişti. demek ki neymiş, tencereye tavaya vurmayla, mum yakmayla, ampülleri söndürmeyle bir sik olmuyor.
sürekli aydınlık için bir dakika karanlık eyleminin başka bir versiyonu, hatta uzantısı olarak karşımıza çıkması hiç de şaşırtıcı olmayan eylem. esasen susurluk olayı neticesinde devlet-polis-mafya üçgeninin, varlığı aslında çoktandır bilinen "derin devlet"in o derinlerden gün yüzüne çıkması, sorgulanması, bu yaşananların toplumsal belleğimize kazınması için başlatılan bu eylem de zamanla içerik değiştirmiş, odağını kaybetmekle birlikte kaynağını nereden aldığı da neye işaret ettiği de muğlaklaşan bir yapıya bürünmüştü. türkan uzun'dan alıntılıyorum:
"mücadeleye hızlı atılan bu kadar kitlesel bir hareketin susurluk’un aydınlığa kavuşturulması dışında fikirsel düzlemde homojen olması mümkün değildi. daha sonra abdullah çatlı’yı tanıdığı ve hatta imzalı bir kitabını hediye ettiği ortaya çıkan sakıp sabancı bile saat 21.00 olunca ışıklarını yakıp söndürüyordu. eyleme katılanların bir kısmı en çok devletin mafya ilişkileriyle kirlenmesinden rahatsızken, bir kısmı faşist çetelerin saçtığı dehşet ve kirli savaştaki kullanımına öfkeliydi. bir başka kesim ise iktidardaki refah-yol hükümetinin ülkeyi şeriata sürükleyeceğinden korkuyor ve “türkiye laiktir, laik kalacak” sloganlarıyla bunu ifade ediyordu. bir diğer kesim de kürtlere fazla ılımlı davrandığını düşünerek erbakan’a diş biliyordu.
ancak susurluk’u aydınlığa kavuşturmak için hangi fikirlerin işe yaradığı, ön açıcı olduğu konusunda hareketin içinde bir tartışma yaşanmıyor, özendirilmiyordu. harekete liderlik yapan kesimin kendisi de “laiklik” konusunda çok hassastı. devlet-toplum sorunu üzerinde gelişen bir hareketin laiklik-şeriat ikilemine doğru ittirilmesine karşı tartışma yürütmediler. bununla da kalmayıp anti-faşist sloganlar sıkça bastırılıyor, ancak “laiklik” üzerine sloganlardan rahatsızlık duyulmuyordu.
egemenler hareketin içindeki bu gedikten kendilerine bir çıkış yolu buldular. kampanya fiziki olarak durdurulamaz gibi görünürken, ordu refah-yol hükümeti’ne muhtıra verdi. bu şekilde derin devlete olan öfkenin hedefi saptırılarak refah partisi’ne yönlendirmeye çalıştılar. derin devlet her yönüyle kemalist olmasına rağmen fatura refah partisi’ne çıkarıldı. karanlık güç derin devlet iken, “bizi ortaçağa geri götürmek isteyen karanlık güç” olarak refah partisi lanse edildi. medya da ordunun baskısıyla bir dakika karanlık eylemlerini islamcılara karşı yapılmış gibi gösterdi. "
97'deki hedefinden sap(tırıl)mış ve bambaşka bir amaca hizmet eder olmuş sivil eylemimiz tam on yıl sonra kaldığı yerden devam edecek gibi görünüyor, paranoyalar histeri krizlerine dönebilmek için içini boşaltacağı ve yerine yerleşeceği anlamlar bulmakta hiç sıkıntı çekmiyor, uyanıkken görülen rüyalar idrak edilmiyor, büyük birader gözlerini iyice açmış, bizi göz(et)lemekten hiç yorulmuyor.