1. tunus, malezya, fas vb ülkelerin gelişmişliği gsmh,ekonomi büyüklüğü gibi konularda,demokraside,okuma yazma oranında bizi geçere önemli olacak hadisedir.yorum yapmaya gerek yoktur.dağılın..
  2. maalesef, halkı müslüman olan ülkeler içinde (müslüman ülkeler demiyorum!!) medeniyet seviyesi ile örnek gösterilen türkiye'ye, laik bir ülkeye bağdaşmayacak olgu.
  3. tartışmaya açmaya değmeyecek derecede gereksiz lüzumsuz bir tantana. kişi hesabını verecek olduğu işi yapmalı. adam inancını yerine getiriyor ya da inançsızlığını. bu durum kimi ilgilendirir? hem din ve vicdan özgürlüğü diyoruz hem de burda olmaz, şurda o geçerli değildir.

    hani bir fıkra var ya;

    adamın birisi dövme yaptırmak istemiş. oturmuş dövmecinin koltuğuna. nasıl olsun abi. abi bi aslan yapalım demiş. peki demiş dövmeci. başlamış iğneyi batırmaya. adam daha birincide ahh diye bağırmış. demiş ki neresini yapıyorsun aslanın? kuyruğunu demiş dövmeci. bırak benimki kuyruksuz olsun. bir daha batırmış. adam gene fırlamış. demiş bu neresi aslanın? kulağı bırak benimki kulaksız olsun. bir daha bir daha derken. aslan bitmiş ama ne kulağı ne kuyruğu var. acayip garip bi şey. bizim istediğimiz de bu gibi bi şey. bize gelince güzel karşı tarafa gelince olmaaaaz. kamu otoritesinin bir gün başkalarının eline geçeceğini tahmin edemeyenler yüzünden bugünkü durum meydana çıktı. yoksa bu kadar patırtı olmazdı heralde. hem sağcılar hem solcular hem ulusalcılar hem liberaller birbirlerini hazmetmeyi öğrenmeliler kanaatimce. keser döner sap döner gün gelir hesap döner.
  4. üzerinde durulması gereken önemli gündem konusudur.

    yazar mehmet yılmaz'ın yorumu durumu yeterince açıklar.

    "abdullah gül’ün cumhurbaşkanı olması ile recep tayyip erdoğan’a yönelik itirazların ortadan kalkacağını düşünmüyorum. abdullah gül’de milli görüş geleneğinden geliyor. her ne kadar zaman içinde değiştiğini söyledi ise de kapsamlı bir özeleştiri yaptığına tanık olmadık. dolayısıyla abdullah gül’ün ne kadar değiştiği kendi iddiası ile sınırlı. öte yandan eşinin başının türbanlı olması da bence kadın erkek eşitliği açısından olumsuz bir görünrü veriyor. çünkü türban iddia edildiği gibi kadınlara toplumsal hayatta yer almak için bir fırsat veren aksesur olmaktan çok, kadınlarla erkeklerin eşit olmadıklarını vurgulayan bir aksesuardır. ve bu görüntünün çankaya’da olmasını doğru bulmuyorum."
  5. asıl sorun da budur zaten. cumhurbaşkanının eşi başörtülü değil türbanlıdır. kamusal alanlara girmesi yasaktır. durum bu kadar basittir. yoksa belki sezerin de annesi başörtülüdür lakin sezerin duruşu bellidir, geldiği yer bellidir. böyle bir adamı aday gösterecek olsalar değil karısı kendisi türbanlı olsa dahi kimse laf etmezdi, alır başımıza taç ederdik. lakin dindarlıkla dincilik arasında pek de ince olmayan bir çizgi var ve biz neyin ne olduğunun artık çok iyi farkındayız. polyanacılık oynayacak zaman geçeli çok oluyor..