cumhurbaşkanının eşinin baş örtülü olması 

 sayfa  / 4
adana çık aradan

  1. manasız tartışma konusu. hiç tanımadıkları, bir kelam etmedikleri bir bayan hakkında, giyinişini, hayat görüşünü, inancını paylaşmadıkları; beğenmedikleri için hakarete varan sözler kullanmak, bunu çağdaşlıkla özdeşleştirmek, çok yapmacık duruyor. ben, veya benim gibi bu konudan rahatsızlık duymayanlar, ahmet necdet sezer'in, ya da daha önceki cumhurbaşkanlarının eşleri hakkında hiçbirşey söylememişti, hiçbir rahatsızlık duymamıştı. duymayız da. insanlar farklı farklı, insanlar hayatını yaşamalı, nasıl isterse öyle yaşamalı. kim olursa olsun, cumhurbaşkanı eşi olsa da, bu böyle olmalı.
    (kısaveacısız, 24.04.2007 18:36)


  2. atatürk ün sevgili eşi latife hanım dan sonra ikinci bir tesettürlü bayanın cumhurbaşkanı eşi olarak köşke çıkmasıdır.
    (gulersem, 24.04.2007 18:40)
  3. teknik olarak şahıstan başka kimseyi ilgilendirmeyen durumdur.

    ancak hepimiz farkındayız ki işin rengi o kadar beyaz değildir.
    (luminaire, 24.04.2007 18:48 ~ 25.04.2007 11:53)
  4. önemli olan eşinin başındaki örtü değil, cumhurbaşkanının kafasının içindeki örtülerdir ki az olacaklarına inanmıyorum. umarım haksız çıkarım.
    (methyl red, 24.04.2007 19:33 ~ 20:55)
  5. ülkenin kadınlarının yüzde ellisinden fazlasının başı kapalı olduğu göre, cumhurbaşkanı da ülkeyi temsil edecek bir insan olduğuna göre, eşinin başının kapalı olması mantık olarak daha münasip değil midir?
    benim düşünme şeklimde mi bir problem var, yoksa türkiye gerçeği bu kadar da görmezden gelinebilir mi?
    (serpico, 24.04.2007 19:42)
  6. bir ülke düşünün ki devlet adamının nasıl bir yönetim sürdüreceği tartışılmıyor da devlet adamının eşinin başının açık mı kapalı mı olduğu tartışılıyor. sanki ülkeyi adamın eşi yönetecek.. komik, bir o kadar da sinir bozucu...
    (kagan7558, 24.04.2007 19:59)
  7. günümüz şartları göz önünde bulundurulursa, laik türkiye için son derece tehlike arz eden bir durumdur.
    "aman nolcek" deyip geçilmemelidir. sinirlenmemek işten değildir.
    (evangeline, 24.04.2007 21:32)
  8. (bkz: @1387725)
    (dolphins were monkeys, 24.04.2007 21:38)
  9. faşist=islamcı diyen dangalağın karşı çıkacağı aman yok yobazların ne işi var diyeceği konudur.
    (clompi, 24.04.2007 21:46)
  10. bir kere baş örtüsüyle türban farklı şeylerdir. baş örtüsü bir giyim şekli , anadolu kadının bir simgesi ve tamamen saf bir şeydir. ama türban bir siyasi simgedir. baş örtüsünün siyasallaştırılmış bir şeklidir. cumhurbaşkanı adayının da eşi başörtüsü değil türban takmaktadır ve bu türban uğruna birkaç sene önce temsil edeceği ülkesini insan hakları mahkemesine vermeyi bile göze almıştır. ne zaman ki davanın kaybedilecek bir dava olduğu anlaşılınca bu davayı geri çekmiştir ve ne yazık ki bu bayan türkiyenin "first lady" adayıdır.
    (jaguarboy, 24.04.2007 21:48)
  11. siyasi görüşler tarafından alet olarak kullanılırsa çok tehlikeli bir durumdur.

    belirtmeden geçemeyeceğim ama kimsenin türban veya baş örtüsünde gözüm yok. kanunlara uymak şartıyla isteyen istediğini yapabilir. benim de türbanlı arkadaşlarım tanıdıklarım var, eminim sözlükteki birçok kişinin de vardır ama;

    birileri çıkıp ağlarsa, ''hakkımız yeniyor'' derse, ''ben first lady oldum'' yine orduevlerine giremiyorum'' diyip bunu propaganda aracı olarak kullanırsa, halk ile silahlı kuvvetler karşı karşıya getirilmek istenirse ve toplumda infialler yaratılıp halk kutuplaştırılmaya çalışılırsa işte o zaman toplumca kayıp seneler yaşamaya başlarız.
    (dünyayı kurtaran adam, 24.04.2007 21:55 ~ 25.04.2007 00:09)
  12. muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkma yolunda ilerlediği söylenen türkiye'nin sene 2007 itibariyle hala birinci gündem maddesi. bize, ortaçağ avrupa'sında meleklerin cinsiyetinin tartışıldığını alaycı bir tavırla öğretenler acaba bu günler için nasıl not düşecekler tarih kitaplarına?
    (stairway to heaven, 24.04.2007 23:34 ~ 23:38)
  13. (bkz: @1387335)
    (ornitrin, 24.04.2007 23:38)
  14. = üst komşumuz emine teyzenin baş örtülü olması
    (sinkaf, 24.04.2007 23:40)
  15. bu tartışmaya katkıda bulunması açısından aşağıdaki bayanların hepsinin başının açık olduğunu belirteyim.

    (bkz: tunus devlet başkanın eşi laila)
    (bkz: malezya devlet başkanı’nın eşi bayan mohammet)
    (bkz: fas kralı 6. muhammet’in eşi salma)
    (bkz: mısır devlet başkanı’nın eşi bayan mübarek)
    (bkz: pakistan devlet başkanı’nın eşi sebha müşerref)
    (bkz: ürdün kraliçesi reina)
    (bkz: suriye cumhurbaşkanı’nın eşi esma esad)

    (bkz: yorumsuz)
    (tonguç, 24.04.2007 23:51)
  16. tunus, malezya, fas vb ülkelerin gelişmişliği gsmh,ekonomi büyüklüğü gibi konularda,demokraside,okuma yazma oranında bizi geçere önemli olacak hadisedir.yorum yapmaya gerek yoktur.dağılın..
    (digitallart, 24.04.2007 23:54)
  17. maalesef, halkı müslüman olan ülkeler içinde (müslüman ülkeler demiyorum!!) medeniyet seviyesi ile örnek gösterilen türkiye'ye, laik bir ülkeye bağdaşmayacak olgu.
    (tom joad, 24.04.2007 23:56)
  18. tartışmaya açmaya değmeyecek derecede gereksiz lüzumsuz bir tantana. kişi hesabını verecek olduğu işi yapmalı. adam inancını yerine getiriyor ya da inançsızlığını. bu durum kimi ilgilendirir? hem din ve vicdan özgürlüğü diyoruz hem de burda olmaz, şurda o geçerli değildir.

    hani bir fıkra var ya;

    adamın birisi dövme yaptırmak istemiş. oturmuş dövmecinin koltuğuna. nasıl olsun abi. abi bi aslan yapalım demiş. peki demiş dövmeci. başlamış iğneyi batırmaya. adam daha birincide ahh diye bağırmış. demiş ki neresini yapıyorsun aslanın? kuyruğunu demiş dövmeci. bırak benimki kuyruksuz olsun. bir daha batırmış. adam gene fırlamış. demiş bu neresi aslanın? kulağı bırak benimki kulaksız olsun. bir daha bir daha derken. aslan bitmiş ama ne kulağı ne kuyruğu var. acayip garip bi şey. bizim istediğimiz de bu gibi bi şey. bize gelince güzel karşı tarafa gelince olmaaaaz. kamu otoritesinin bir gün başkalarının eline geçeceğini tahmin edemeyenler yüzünden bugünkü durum meydana çıktı. yoksa bu kadar patırtı olmazdı heralde. hem sağcılar hem solcular hem ulusalcılar hem liberaller birbirlerini hazmetmeyi öğrenmeliler kanaatimce. keser döner sap döner gün gelir heap döner.
    (karahisari, 25.04.2007 00:13 ~ 27.04.2007 00:25)
  19. (bkz: türbana baş örtüsü demek)
    (ornitrin, 25.04.2007 00:17)
  20. laiklik kavramının içeriğini doğru yorumlarsak, vuku bulmasına kimsenin bir şey diyemeyeceği bir olgudur. zira ülkemize göre laiklik kavramının bireylere ilişkin mahiyeti tam bir din ve vicdan hürriyeti, ve anayasanın 14.maddesinde açıklanan durumlar haricinde -ki buna hukuk dilinde numerus clausus adı verilir- tam bir ibadet hürriyetidir. bu da, kişilerin inandıklarının gereği olduğuna inandıkları hareketlerde bulunmakta ve giyimlerini, yaşayış tarzlarını buna göre seçmekte özgür oldukları manasını taşır. yani bir şahıs, laik bir ülkede yaşıyorsa eğer, ister çarşaf giyer, ister burka, ister kippa, ister kaftan, isterse cinsel bölgeleri kapalı olmak şartıyla çıplak çıkar kamuya açık alana, buna da kimse müdahale edemez (ki bana kalsa anadan üryan da çıkabilir, fakat toplumsal ahlak kavramını hiçe sayacak kadar naif olamıyorum ne yazık ki). fakat içinde bulunduğumuz istismar ve sömürü dünyasında, ister istemez "saha dışı" etkenleri de hesaba katmak gerekiyor. siyasi simgedir, ideolojik takıştır, şulebaştır- sıkmabaştır, din gereğidir-yorum farkıdır, baş örtüsünü anneannem de takıyor-türban farklıdır...bunların hepsi son derece tartışılası konular olsa da, bunları konuşmak insanı bir arpa boyu ileriye götürmez.

    diyeceğim şudur: demokrasi-cumhuriyet ayrımının bile tam olarak bilinmediği, atatürkçü düşünce derneği'nin atatürk ile alakası olmayan bir çizgide ilerlediği, ve laiklik kavramının bez parçalarına indirgendiği ülkemizde, bu tür tartışmaları yapmak havanda su dövmekten ileri gitmez. bundan 7 yıl önce başbakan eşi de türbanlı olamaz deniyordu, fakat oldu, insanlar buna alıştı. cumhurbaşkanı olamaz dendi, olmak üzere, ve eminim ki, buna da alışılacak, her şeye alışıldığı gibi. bir baş örtme stili türkiye'nin ekonomisini ve toplumsal çalkantılarını asla kalıcı olarak değiştirmez. önemli olan, bunlara takmak değil, ferdi bilincin gelişmesini sağlayarak, kavramların işimize gelen değil, gerçek içeriklerini öğrenerek toplumsal bilinci geliştirerek bu tür tartışmaları aşmaktır, ben olmuşum matrix sen hala mermidesin kurşundasın dermişcesine. kafaların dışı, bağı, süsü değil, içi ve sistemidir aslolan. bunlara takıldığı sürece, rte'yi adaylıktan vazgeçiren biziz diyen deniz baykal'dan ve atatürkçü düşünce derneği üyelerinin kısır döngüsünden bir karış bile ileri gidilemez. kötüleyen kötülesin, zaman her şeyi gösterecektir.
    (garion, 25.04.2007 00:18 ~ 00:44)
  21. üzerinde durulması gereken önemli gündem konusudur.

    yazar mehmet yılmaz'ın yorumu durumu yeterince açıklar.

    "abdullah gül’ün cumhurbaşkanı olması ile recep tayyip erdoğan’a yönelik itirazların ortadan kalkacağını düşünmüyorum. abdullah gül’de milli görüş geleneğinden geliyor. her ne kadar zaman içinde değiştiğini söyledi ise de kapsamlı bir özeleştiri yaptığına tanık olmadık. dolayısıyla abdullah gül’ün ne kadar değiştiği kendi iddiası ile sınırlı. öte yandan eşinin başının türbanlı olması da bence kadın erkek eşitliği açısından olumsuz bir görünrü veriyor. çünkü türban iddia edildiği gibi kadınlara toplumsal hayatta yer almak için bir fırsat veren aksesur olmaktan çok, kadınlarla erkeklerin eşit olmadıklarını vurgulayan bir aksesuardır. ve bu görüntünün çankaya’da olmasını doğru bulmuyorum."
    (lillymarlin, 25.04.2007 00:19)
  22. asıl sorun da budur zaten. cumhurbaşkanının eşi başörtülü değil türbanlıdır. kamusal alanlara girmesi yasaktır. durum bu kadar basittir. yoksa belki sezerin de annesi başörtülüdür lakin sezerin duruşu bellidir, geldiği yer bellidir. böyle bir adamı aday gösterecek olsalar değil karısı kendisi türbanlı olsa dahi kimse laf etmezdi, alır başımıza taç ederdik. lakin dindarlıkla dincilik arasında pek de ince olmayan bir çizgi var ve biz neyin ne olduğunun artık çok iyi farkındayız. polyanacılık oynayacak zaman geçeli çok oluyor..
    (kedikara, 25.04.2007 00:21)
  23. (bkz: burası devlete meydan okunacak yer değildir)
    (subaquatic, 25.04.2007 00:23 ~ 00:24)
  24. abdullah gül'ün cumhurbaşkanı olmasıyla ikincisini göreceğimiz durum. birinicisini atatürk ve latife uşşaki ikilisi yaşatmıştı bizlere

    edit: bu giriyi yazarken eksi yağmuruna tutulacağımı sanıyordum... ama ilginç bir şekilde hala giri oylanmadı. galiba bilgi içerikli girilerim, sadece islamcılara dokunduklarında eksi yağmuruna tutuluyor. bu da bir tecrübe.
    (tuygun, 25.04.2007 01:14 ~ 03:50)
  25. tayyip in atamalar zinciri integralinin çözümüdür. integral sınırları 0 - cumhurbaşkanlığı dır. ancak işlem silsilesi, bu integralle bitmez, çözümde sırada kareler, küpler vardır ve sonuçlar zamana bağlı grafiğe döküldüğünde eksponansiyel olarak arttığı kolayca gözükebilir.

    burada amaç, bu çalışmayı dünyadaki geri kalan türklere anlatabilmek, onların dört işlem kabiliyetlerini pekiştirmektir.

    (bkz: türbansız dişi mühendisler)
    (lillymarlin, 25.04.2007 01:20 ~ 01:20)
 sayfa  / 4