17 mayıs 2012 perşembe
günün başlıkları: 375 tane
günün başlıkları: 375 tane
- ·
- ·çetnik (2)
- ·
- ·
- ·chevrolet impala (5)
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·beklemek (2)
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·yalnızlık (5)
- ·
- ·itü sözlük (2)
- ·aşk (2)
- ·
- ·blind guardian (2)
- ·
- ·
- ·türkiye kupası (2)
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·gülse birsel (10)
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
videolar
crysis
- çok zor bir helikopter bölümü mevcut ya da helikopterini süremiyorum ben bunun.
ama iyi nişancıyımdır. attığımı vururum. - windows xp ile oynama şerefine nail olduğum oyun. evet bütün ayarlarını minimuma getirdim ama her şey yine de harika. bu arada iyi ki o vistadan kurtulmuşum arkadaş hızlı hızlı oynayacağım oyunu * kağnı gibi oynuyormuşum da haberim yokmuş. günlerce uğraştım ancak değdi asus f3 sr series bilgisayarıma öyle böyle kurdum xp yi, memnun muyum? evet.
oohooo nerelerdeydin neden bu kadar bekledin diyenleri de duyarız elbet. ön ayak olan yoktu da ondan. o nedenle güzel insan panthera'ya teşekkürler,bir de sata raids sürücülü cd yi bana takdim eden babamın arkadaşı amcaya, bu arada babama küsüm hıh...
en son kurduğum bir program ve yaptığım bir değişiklik ile vista mista açamıyordum da xp yükledik onu da açamadık, okuduk ettik netten ama bir şeyler ters gidiyordu. sonra panthera da yapamayınca amca geldi aklıma tık tık çözdüm işi.
velhasılı kelam oyun güzel ama bahsettiğim modelde xp ile daha da güzel. bitireceğum seni!
nerden nereye geldim üzgünüm ancak çok çektirdi bu bilgisayar bana... dinlediğin için teşekkürler sözlük! - dünya oyun piyasasında devrim yaratan, senaryosu çok dallı budaklı olmasa bile oynanışı ve grafikleri açısından gelmiş geçmiş en iyi oyun.
- bu kadar kaliteli bir oyuna daha iyi bir senaryo yapabilselerdi çok iyi olurdu. türkçe seslendirme, grafik, oynanış ve karakterler çok iyi olmuş ancak hikaye biraz basit kaçmış. bu sorunun da crysis 2 de çözüleceğini düşünüyorum...
- 2007 de çıkan bir oyun!! ve hala grafiksel olarak üstüne ne konsolda ne pc de oyun geldi. sanırım adamlar grafiksel anlamda son nokta budur dediler ve çekti gittiler. o güzel insanlar o güzel atlara bindi ve gitti.
limitleri belli, yapabilecekleri belli, kapasitesi belli konsol belası yüzünden sanırsam bu tarz aşmış grafikleri bir daha görmek hayal olacak. manzaraya karşı rakı içtiğimiz günler geride kaldı. bulanık, iki adım ötesi görülmeyen, ne aa ne af ye haiz olan konsol oyunlarımız hayırlı olsun. - sildiğimi zannederek uzunca zamandır kendime küfrettiğim, gece itibariyle hala bilgisayarımda olduğunu fark etmemle çocuklar gibi sevindiğim oyun.
http://www.youtube.com/... - türkçe seslendirmesinde "seni öldüreceğim amerikalııı" diye bana seslenildiğinde kendi kafama sıkasım gelen oyun...
- kim ne derse desin, benim çok sevdiğim oyun. zaten böyle bir huyum vardır benim; belli şeyleri yakalayan her şeyin kusurlarını görmezden gelirim. neyse o konuya şimdi girmeyeyim, belki bir gün sözlük yazarlarının itirafları başlığı altında daha detaylı yazarım. şimdi asıl konumuza dönüyorum:
grafiklerdeki gerçekçilik muazzam. bomba patlamalarında etraftaki bütün bitkilerin inanılmaz gerçekçi bir şekilde sallanması, gücünüz azalıp da ölüme yaklaştığınız anlarda görüntünün flulaşıp seslerin uzaktan gelmeye başlaması, suya giren bir merminin ardından havaya sıçrayan su zerreciklerindeki detaylar, araç dinamikleri, falan filan derken insan bir yerden sonra kendisini o dünyanın içinde hissediyor.
bu gerçekçiliği katlayabilmek adına; işlemciye, ekran kartına, soğutuculara falan o kadar para veren herkese azıcık daha kasıp bir hd ses kartı ile hi-fi özelliği taşıyan 5.1 ses sistemi almalarını şiddetle öneriyorum. o kadar gerçekçi sesler etrafınızda dolanırken cidden gerçekçiliğin doruklarına çıkarsınız, orgazmik bir tecrübe yaşarsınız.
şimdi de aralardan seçtiğim detaylar:
arkadaş bu korelilerin konuşmalarını herhalde oyuncuyu yarmak için özellikle öyle yapmışlar. "çıhıyom götümü kollayın" ne lan ahahaha. daha bir sürü replik var böyle.
arada bir senaryoyu falan siktiredip dolaşmaya çıkmak lazım. muhabbet halinde olduğumuz karakterler "hadiii! acele et! o ibneleri yok etmezsen yanaşamayız!" diye yırtınadursunlar; siz üstünüze düşen görevi yapmadan bir bok olduğu yok rahat olun. çıkın abi adada dolanın, manzara seyredin, screenshot alıp duvarkağıdı yapın, kafanıza göre işte. düşman yok bişi yok, rahat rahat böyle. ambians hakikaten manyak. sıkılınca senaryoya geri dönersiniz.
ambians demişken; bir core bölümü var ki amanin... arada kafasını yükselten arkadaşlara, yine öyle bir anlarında o bölümü muhakkak oynamalarını tavsiye ediyorum. koccaman bi mağaranın içindesin böyle, yerçekimi yok ama giysin sayesinde uçabiliyorsun, mağara duvarları pırıl pırıl kristallerle kaplı, havada uçuşan ışıklı noktacıklar var yıldız gibi, yeşil ve mavinin milyonlarca tonu var falan... anlatamam moruk, açın kendiniz bakın. zaten fazla bir zorluğu da yok o bölümün, arada 3-5 tane mal uzaylı gebertiyorsun o kadar. onun dışında uçup uçup ağzın bi karış seyret böyle içersini. çok trip mekan.
daha da söyleyecek pek bir şey yok aslında. finaller bitince warhead'e başlarım, öyle gider.
bu arada ben 2007 yılında çıkan oyunun izlenimini neden 2010'da yazıyorum? çünkü bu giriyi yazdığım bilgisayardan önce 10 yıllık bir bilgisayarım vardı, pentium 3 işlemcili falandı böyle. liseli olmayanlar hatırlar. şimdi daha 1-2 ay önce çok şükür güzel bir şey aldık işte, ben de sunduğu nimetlerden elimden geldiğince faydalanıyorum bakalım. - oyun çıktığında bilgisayarım dandikti, sonradan yeni bilgisayar aldım, ama oyunu almadım çünkü genel olarak fps tarzı oyunlar beni bayar. geçenlerde bir arkadaştan aldım da oynadım. ilk tepkim hassiktir bu neymiş lan oldu.
görüntülerin gerçekçiliğinden, iyiliğinden bahsetmeye bile gerek yok zaten. türkçe dublaj zaten mükkemel.(koreliler tarafından farkedilince telsizden "tamam sıçtın" diyen adam beni yarmıştı) ancak oyun kurgusundan bahsetmeden geçemeyeceğim. kurgu mükkemmel çünkü sabit bir kurgu yok öyle sana bir yol verilmiş diye o yoldan gitmek zorunda değilsin, istersen gidiyorsn dağın içinde bir yerlere dalıyorsn kestirme buluyorsun. oyun kendi içinde sana seçenekler yaratıyor. işte bu yüzden mükkemmel bir oyun - saçmalığın amına koymuş oyundur. türkçesini unutup gavurcasında hiç bir boku izlemeden ve dinlemeden çatara patara indire indire gidiyordum ki...
mezarlıkta bizimle aynı kıyafeti giyen dört adam gönderdiler. bu kahpe çocukları nasıl ateş ediyorsa veya ne şifresi yazdılarsa artık aramızda 10 cm olmasına rağmen, suratına sıktığım mermiye rağmen ölmüyor. fakat ayaklarım götüme vura vura kaçarken gelen bir mermide takla oluyorum. nasıl bir saçmalık lan bu?
ayrıca kıyafetin verdiği özellikler de yarrak gibi çok afedersin. kalkan olayını seçiyorsun, gene çatara patara delip geçiyor mermiler. bir sikten koruduğu yok. güç olayını seçiyorsun, anca iki kere zıplayabiliyorsun. hız olayını seçiyorsun, iki saniye ya koşuyor, ya koşmuyor. onu kullanmak yerine sürekli koşar vaziyette gitsen daha çabuk varırsın gideceğin yere.
silah olayı da ayrı bir über süper salak olmuş. gidip makineli tüfeğe dürbün takıp dürbünlü tüfek niyetine ateş ediyorsun. vuruyor mu peki? tabii ki hayır...
oyunda herhalde olabilecek en müthiş saçmalık görünmez olduğunuzda dahi helikopterin sizin tepenizde gezebilmesi ve belirli bölgelerde görünmez olsanız dahi sabit durduğunuzda çatara patara girişmesidir.
aynı kıyafeti giymiş diğer adamları biz görebiliyoruz, helikopter bizi görebiliyor fakat bunlara rağmen normal asker görünmezken gidip ona çarptığım ve hala üstüne yürümeye çalıştığım halde beni görmüyor, kaçıp bulunduğum bölgeye bomba atıyor. yok anasının amı artık!
peki bu oyunun hiç mi güzel yanı yok? olmaz mı? saymakla bitmez.
grafik kalitesidir, şudur, budur... ben anlamam onlardan. battlefield ve benzer tarzdaki bir çok oyunu oynadım. hiç birinde araç kullanma olayı bundaki kadar "zevkli" olmamış. ha araç demişken... n'apıyor lan bu gavurlar? askeri araçta nitrojenin işi ne amına koyim?
şey diyecektim bak. aracı mesela belli bir hıza ulaştırdığında kafa kafaya girersen patlıyor falan, feci hoş olmuş. hatta sırf bu kısıma takılıp suyunu çıkaranların olacağını düşünmüş olacaklar ki; oyunda askerden çok araç var. niagara şelalesine gidip 4x4 park ediyorsun, olaya bak! ilerki bölümlerde kutup ayısını bekliyorum. inşallah hevesim kursağımda kalmaz!
sonra şey olayı var. küçük bir detay gibi görünse de önemli olduğunu düşünüyorum. mezarlıkta biten bölüm neyse, ondan sonra gelen bölümün başında askerimiz kafayı çevirip uçağın düşüşünü izliyor, dürbünü açıp karşı tepeye bakıyor falan. askere bu tarz bireysel detaylar verilmesi güzel olmuş.
en ama en önemlisi de benim için yanınıza verilen askerlerin adam gibi hareket etmesi. bir kaç oyunda daha görmüştüm böyle takım arkadaşı hadisesini ama yapay zekaları müthiş salaktı. bunda yapay zeka yok belki, direk kodlanıp da gidiyorlar ama askerin duracağı yer, pozisyon, yapacağı hareketler falan güzel ayarlanmış çok abartılacak bir bok olmasa da...
haa bak takım arkadaşı olayı demişken... bizimkilerde çok fazla zekaya rastlamadım yapay da olsa... ama düşmanların yapay zekası gerçekten güzel yapılmış. gördüğü an acımıyor, yapıştırıyor mermiyi alnınızın çatına. tehlike sezdiklerinde bütün ekip göt göte geziyor falan. tabii tırstıklarını görünce "ehehe... dur şu sigarayı yakayım ananızı sikicem sizin!" diye götünüz falan da kalkıyor hani.
bir başka acayip sinirimi bozmuş ve sırf bu yüzden feci hoşuma gitmiş olay da yollar. on beş tane yol var. sadece ana yok ve bir de kestirme yol sizi gideceğiniz yere götürüyor. "aman asker çıkmasın karşıma" deyip olmayacak yollara giderseniz, sike sike geri dönüyorsunuz. "nasılsa kullanılmayacak, siktiret!" dememiş, onları da yapmışlar...
son olarak cross olmayışı gerçekten güzel olmuş. tamam, half life, counter strike gibi oyunları tanıyıp, onlarla büyüdüğümüz için hiç bir zaman yadırgamadık ama olmayışı daha güzel olmuş. hata yapma ve ölme ihtimaliniz ve oyunun gerçekçiliği artıyor.
üç bölüm mü ne oynadım sanırım. şimdiden bu kadarı çıktıysa, oyunun bitiminde kitap yazarım sanıyorum. daha sırada modern warfare falan ki... düşünmek bile orgazm etmeye yetiyor.
(bkz: uu beybi güzel bi hareketlenme oldu bende) - @5997145 nolu girinin oyun bittikten sonra ki devamı...
öncelikle giriden sonra hemen türkçe seslendirmeyi indirip küfürler ve kahkahalar eşliğinde devam ettim. tabii kendini fazla kaptıran bir bünye olduğu için arada oyun karakterleriyle kavga ettim kendimce. yani oyunda benim de olmam gerekirdi, olmamış böyle.
oyunu hayal eden kimse, hayal gücüne götümü vereceğim, mesaj atsın bana. o kıyafetler, o yaratıklar, o çatlamalar, patlamalar, o karının anasının amındaki madene girmesi falan...
aslında tipik amerikalıların yaptığı oyunlardan biri gibi. tabii kadroda enik encik gibi hangi ülkeden adam ararsan var, o yüzden o bölüme sonra gelicem. adamların hareketleri, tavırları, oyunun hataları(!) vs. her şey bariz bağırıyor biz amerikalıyız diye. seslendirme olayını türkçe yaptıktan sonra biraz alışabiliyorsun sadece. belki de ben gavurca başladığım için tam havaya girememişimdir, bilmiyorum.
türklerin içine girdiği böylesine ses getiren ilk oyun olduğu için çok eleştirmek istemiyorum fakat patronların türk olduğu bir yerde amerikan timi sokmanın tek mantığı eğer gerçekçilik veya piyasaya rağbet görmesiyse... başrol olmasa da yan rollerde veya bir başka takım falan kurup orada türkler olsaydı, daha memnun edici olurdu. en kötü ihtimal karma olarak takım kurulurdu vs.
oyunun bir de beni üzen tarafı türklerin sadece parayı bastıran ve ofistekilere yönetenler olması. arada bir iki yerde daha geçti türk ismi oyunun sonunda fakat fazla dikkat etmedim. dünya piyasasında oyunun satış oranı nedir, bilmiyorum. fakat ırak, afganistan veya başka hangi savaş varsa göz önünde olabileceğimiz, adımızın geçeceği... o tarz bir konu olsa daha güzel olurdu şahsen. ha dünya piyasasında belki rağbet görmezdi ama en azından bizim de bir oyunumuz olurdu. ben bu oyunu türk oyunu diyerek sahiplenemiyorum açıkçası.
yine de herşeye(oyunun bir yerden sonra sıkıcılaşması, özellikle yarıdan sonra it gibi buglarla dolması vs.) rağmen sırf yapımcısı türk olduğu için bile hafiften tebessüm ettiriyor detayları gördükten sonra. tabii ki ilk duyduğum vakit "vöee!", "höbüğğğeüğğ!" gibi böğürme nidaları atmış olsam da seneler önce, şuan sadece tebessüm ettiriyor... - hayatımda oynadığım en etkileyici oyunların başında gelir..
öyle böyle değil, gerek grafik, gerek oynayış gerçekten ekran başına çiviler.. - hayatta oynayıp unutamayacağız bilgisayar oyunu.
- dürbünlü tüfekleri kullanmanın kabus olduğu oyun. bir sabit durmuyor kodumun nişangahı!
- ilginç bir oyun. normal şartlarda her türlü fps'yi severim. ben bu oyunun orijinalini tee yurtdışındayken almıştım ilk çıktığı zaman da, o zamanki bilgisayarımın canhıraş feryadları ile kapatarak "başka bir zamana" demiştim. bilgisayarı yenilemem ile birlikte bir deneyeyim dedim oyunu.
öncelikle şunu belirtmek isterim, bilgisayarda takılı olan ekran kartı, benchmark testlerinde ilk 10 arasında dokuzuncu sırada olan radeon 6870, ancak kesinlikle oyun gene kasıyor herşeyi fulle dayadığınız zaman. özellikle böyle ateşli toplu gürültülü bölümler var ya, donma bile gördüm oralarda, gerçi ram ile alakalı da olabilir ama, sonuçta black ops gibi optimizasyon katili bir oyunu bile teklemeden oynamışken crysis'te bunları görmek "lan bunun ikincisini kim nasıl oynayacak" diye düşündürmedi değil.
onun dışında oyun güzel olmasına rağmen, beni sürükleyemedi bu oyun öyle bir sıkıntı var. özellikle o korelilerden o kadar bunaldım ki anlatamam, zaten sevmem çekik gözlü halkların tamamını pek, oyun boyunca sürekli abik gubik konuşmalarını duymak beni baydıkça baydı, onu da geçtim adamlar bitmiyor. oyun aksiyon mudur, espionage mıdır tam belli değil, ama genel olarak topyekün çatışmalara her tek girdiğinizde zararlı çıkıyorsunuz çünkü adamların ardı arkası kesilmiyor çoğunlukla.
nanosuit olayı güzel, hatta sırf onun için bile oyun oynanabilir, grafikleri falan bok gibi olsa dahi.
düşmanların ölmek bilmemesi ayrı bir dava. ulan dead space'te bile o saçma sapan necromorphlar normal zorluk seviyesinde maksimum 3-4 düzgün atışla yere seriliyorlardı, burada sıçtığımın korelisi 7-8 mermi yemeden ölmüyor, zaten nişangahı strength modu hariç sabitlemek çok zor, it sürüsü gibi de düşman geliyor, her biri en az 6-7 mermi yerse, etrafınızdaki 7-8 düşman artı tepenizde de helikopter dönmeye başladığı zaman "oha artık" diyebiliyorsunuz gerçekten. sanki herifler nanosuit giyiyorlar bende standart teçhizat var anasını satayım.
kısanın özü ben bu oyunu aldığım günden bu yana ilk kurup hüsranla silmem de dahil olmak üzere dört defa yükledim, hiçbirinde de bitirebilmiş değilim açıkçası. bu, oyunu kötü yapmıyor, aksine oyun güzel, o grafikler zaten başlı başına afet, türkçe seslendirmeler işin içine girdiğinde zaten çok iyi oluyor ortalık çünkü seslendirmeler gerçekten güzel ve zorlama çeviriler değil. ancak, kendi adıma, bu oyun beni sürükleyemedi. bu ay içinde çıkacak olan crysis 2'yi oynayabilmek uğruna bitirmeye çalışacağım ama.
o crysis 2'yi de nasıl oynayacaksak artık aq. - crysis warhead'da oyun biraz daha güzel olmuştur.ormanda geçiyor oyun resmen.tek başına kalıyorsun ara sıra iyi oluyor böyle sanki oyunun içindeymişsin gibi oluyor, o hoşuma gidiyor nedense. kendimi oyuna kaptırıyorum sonra.
- bir buçuk senedir hastasınım.
dürbünlü tüfekleri kullanırken yere yatıp, güç moduna geçerseniz çok daha rahat nişan alırsınız. - gerçekten çok zevkli bir oyun. ama birçok eksiği var. bazen öyle oluyor ki, "bu ne salak bi' oyun lan" dedirtebiliyor. özellikle son kısmında takılıp kalan birçok insan var; çünkü oyun buralarda biraz mantıksızlaşıyor. yine de oynamak gerek.
- türkçesi "ağla kız kardeşim" olmayan oyun





