soulforged sayesinde izleme fırsatı bulduğum, izlediğim gün rüyalarıma giren tatlı film. konusu klasik ve sıradan gibi görünse de işlenilişi gayet güzel olmuş zannımca. brandon leeye filmde hayran olmamak imkansız, film onun snu olmuş ama.. the crow makyajı ise en çok onun yüzüne yakışırdı herhalde.
eric draven'ın sevgilisiyle birlikte hunharca, evliliklerinden bir gün önce manyak junkie, vandal vs. serseriler tarafından saldırı sonucu öldürüldükten sonra intikam almak için mezarından çıkıp da bir karga ** olarak takılmasını konu alan filmdir ki. eric draven'ı canlandıran brandon lee film çekimleri sırasında tabir-i caiz iseboku bokuna*, pisi pisine ölmüştür ve bu noktadan itibaren film bilgisayar desteğiyle nihayete ulaştırılmıştır. müziğiyle de, eric draven'ın makyajıyla da film bizi bizden alır ki pek çok dibi düşürten fotografvari sahnesi vardır, ateşten kargalı o meşhur sahne gibi. filmde annesinin aklı bi karış havada olan, en yakınları eric ve sevgilisi olup da onlar öldükten sonra ortada kalan bir kız çocuğu da eric'in, karga'nın koruması altındadır.
(bkz: it can't rain all the time)
(bkz: believe me, nothing is trivial)
merdivenleri çıktıktan sonra sendeleyerek yere düştüğü sahnede vurulmuştur lee. o esnada tetiği çeken görevlinin silahın kurusıkı olduğunu bilememesi ve ateşlemesi brandon'ın sonunu hazırladı.
brandon lee'nin ölümünden sonra çekilen tv dizisinde yerine mark dacascos oynamıştır, ona da yakışmaktadır bu rol.
http://www.dacascos.com/...
'derler ki, biri birgün öldüğünde karga onun ruhunu ölüler ülkesine taşır. bazen ama bazen karga sırtında taşıdığı yükten kurtulmak için o ruhu geri getirebilir, yanlış şeyleri doğru kılabilmek için. onun gücü sevgiden gelir.' destanı ile akıllarda yer etmiş, satanik öğeler serpiştirilmiş, sadece şarkılarını dinlemek için bile tekrar tekrar izlenebilecek kült filmlerden biri.
adının "the crow" değil "the raven" olması gerektiğini düşündüğüm film. ana karakter eric draven'in soyadından d harfini atınca raven, türkçesi kuzgun kalır geriye. zaten filmdeki kuşta karga değil, kuzgundur. ama olsundur, sevilerek izlenir tekrar tekrar.
eric draven (bkz: the raven) adlı kişinin ve sevgilisinin öldürülmesinden sonra intikam için geri gelişini anlatan kült film. kült olmasının en büyük nedeni brandon lee gibi bir adamın hayatını çekimlerde kaybetmesidir. içinde bir çokşeye gönderme yapmakla birlikte filmin bir sahnesinde kötü adam türk marketine girer ve oy oy eminem türküsü çalar. devam filmleri başarısızdır ama bu film gerek müzikleri gerek atmosferi gerek diyaloğlarıyla kişiyi cezbeder ve şunu dedirtir
film kadar aşmış soundtrackiyle de akılda kalan yapıt.
1. burn - the cure
2. golgotha tenement blues - machines of loving grace
3. big empty - stone temple pilots
4. dead souls - nine inch nails
5. darkness - rage against the machine
6. color me once - violent femmes
7. ghostrider - rollins band
8. milktoast - helmet
9. the badge - pantera
10. slip slide melting - for love not lisa
11. after the flesh - my life with the thrill kill kult
12. snakedriver - the jesus & mary chain
13. time baby iii - medicine
14. it can't rain all the time - jane siberry
yazılacak çok şey kalmamış aslında bir şey dışında. eric draven düğünden bir gece önce öldürülen aşkı "shelly webster"ın intikamını almak için geri döner dünyaya.
binalar yanar..insanlar ölür.. ama gerçek aşk ölümsüzdür...
hayatımın filmi. it can't rain all the time ve victims,aren't we all ve daha sayamayacağım güzide sözleri barındıran film. brandon lee de ölmüştür bu filmde.
solo, paylaşım programlarından "eric draven gitar solo" olarak aratılıp bulunabilir. çok hüzünlü bir melodidir. gitarın ağladığını hissedersiniz adeta ...kesinlikle, ısrarla, şiddetle tavsiye edilir.
nişan yüzüğünün değerli bir metal parçasından çok daha fazlasını ifade ettiğini fark ettiren, basit bir hikayeyi vurucu sözler,görüntüler ve müzikler eşliğinde sunan film. konusu anlatıldığında hiç ciddiye almamıştım. hakkında araştırma yapınca önemsemeye başladım. zar zor bulup izlediğimdeyse tek kelime ile büyülendim.özellikle ilişkilerini uzaktan yürütmeye çalışanların zaman zaman güçleri tükendiğinde bu filmi izlemelerini tavsiye ederim.
izledikten sonra kargalara farklı gözle bakmamı ve onlara saygı duymamı sağlayan film. hayran kaldığım, tekrar tekrar izlemek istediğim, gitara ve kargaya aşık eden yapım.