sözlükte nickini gördüğüm zaman örümceklere karşı beslediğim hislerle* tamamen farklı şeyler düşündüğüm yazar.efendim,oldukça kafa bir insandır kendileri tanışmanız şiddetle tavsiye edilir.ayrıca henüz çiçeği burnunda bir statü sahibidir,tebrik ederiz.
ben yazar olmadan tanıştığım yazıkarından önce kendini tanıdığım herkesin de tanıması gerektiğini düsünğüm entel, şirin insan. kısa film hayallerimiz var olur mu bilmiyorum burdan çok zor görünüyor ama hadi hayırlısı..
nickini bilmediğim halde sözlükte yaptığım derin araştırmaların sonunda kendi çabamla bulup kendisine sözlükte musallat olduğumu düşünen,pogoların baş kahramanı,metalci gençlik...iyidir, muhabbetlidir, televizyon makinalarında boy bile göstermiştir...
"opeth konserine mi gittiin?" (bkz: opeth petrol istasyonu diil) sorumla başladı herşey ve sınavdı resimdi ödevdi derken bi bakmışım dostum olmuş crimson... daha tanıştığımız ilk gün bissürü derdimle kafasını şişirdiim ama sabırla dinleyen, kasmayan, panik ataklarım sırasında beni sakinleştirmeye çalışan sevimli kişilik; bölümdaşım, sırdaşım, her bişeyim...
bir şekilde tanımlanması zor olan yazar. zor; çünkü tahmin edilebilmesi kolay değil. kısa zamanda çok iyi tanıdığınızı da sanabilirsiniz, çok uzun zamanda "hala çözemedim seni" de diyebilirsiniz. bu rahatsız edici bi durum mudur? emin değilim, belki de. tek emin olduğum; yeni tanıyan ve tanıyacaklara önerim, bu zeki insanla beraber geçirebileceğiniz her anın zevkine varın çünkü her an elinizden kayıp gidebilir.
tanımlamayı yazının geri kalanında başarabilmeyi umduğum yazardır.
mektup gibi olacak ama nereden başlasam bilemiyorum.
olanları açıklamak için anlatmam gerek belki de kendimi
son yapmak istediğim şey kendimi açıklamaya çabalamak oysa.
her birimizde farklı sayıda parça bulunur benliğimizi oluşturan.
birini sevdiğimizde, bir şeyler paylaştığımızda ortaya dökülür o parçalar.
ne kadar sevmişsek o kadar iç içe girer ,
ortaklaşılır adeta,
ama çoğunlukla hep kendimize sakladığımız kemikleşmiş bir seri olur.
crimsonspider tüm parçaları ortaya saçtığım nadir insandır.
iki zıt kutuptuk, bizim olmayan seçimlerle bir araya geldik.
ne benzer yaralanmışlıklarımız,
ne de benzer köşe taşlarımız vardı,
benim için turkuaz olan deniz ona göre maviydi.
benzer yerlerden bakmadık hayata hiç.
arkadaş olmak için, birini can hissetmek için ,
benzer olmak gerekmediğini öğrendim ondan.
o hep ıskaladığım acımasız yorumların sahibiydi.
hırçındı bazen,
bilmediğim, empati kuramadığım yaralanmışlıkları vardı.
suskundu bazen, küskündü hayata,
gözyaşlarını izledim pek çok gün,
yataktan çıkmak istemeyişini,
sözlükte sabahlayışlarını,
pes edişlerini,
sınavım çok kötü diyip 90 alışlarını...
çok zaman, ama pek az an paylaştık belki de
elimde ıskalanmış, yaşanmamış yıllar var
o yıllarda ise crimson
kardeşim gibi demem pek doğru değil sanırım
evlat ile kardeş arasıdır benim için
bazen kızarım, küserim
bazen ona hissettiririm bunları
bazense zamana bırakırım
o bilmez ama ben düşünürüm
benzer yaralanmışlıkları olmasın isterim
kalbimi kırmış, kıran şeyler onu da incitmesin
üstüne titrerim, o bilmez
bazen en duygusuz suratımı takınırım bu yüzden
bazen güldürürüm karnı ağrıyana kadar
anlatmak zor...
niye şimdi yazıyorsun dersen,
özür borçluyum
ben tek gözyaşına kıyamıyorken
sebep olduklarım için...
ben sahip olduğum parçaları seninle paylaşmaktan
onlara bakıp gülmekten
onlara bakıp hüzünlenmekten
onlara bakıp sarhoş olmaktan
onlara bakıp ağlamaktan
hep keyif aldım.
o parçalardaki farklılık ürkütmedi beni
tam tersine can oldun.
en candan dost oldun
niye şimdi yazıyorsun dersen,
özür borçluyum
ben tek gözyaşına kıyamıyorken
sebep olduklarım için...