|
|
- 29.12.2007 saat 20:00 de selimiye stadında gerçekleştirilecek zirve.
katılımın yüksek olması amacıyla maçı izlemeye gelen herkese taraftarı olduğu takımın efsane bir futbolcusunun isminin suluboya ile yazılı olduğu beyaz bir fanila verilecektir.
ayrıca sözlük camiası içerisinde şişirilen iki balonun sönüşüne tanıklık edecek olan zirvedir. o balonlar da,
birasiz ve kahvedekiler ınının diyor ınının ınının ınınındır. şimdiden geçmiş olsundur.
- kapalı kapılar ardında dönen ne idüğü belirsiz oyunlar neticesinde oluşan birasiz-kahvedekiler ınının diyor ınının ınının ınının stratejik ortaklığının, önümüzdeki günlerde nasıl bir şekil alacağını merakla beklediğim zirve
- 1-) maç öncesi atmosfer
birasiz'la taksim'den beşiktaş'a kadar beşiktaş ve türk futbolunun sorunlarını konuşarak ulaşıp ıssızadayadüştüğünüzdeyanınızaalmayacağınıztekkişi(ilerleyen dakikalarda ıssız olarak anılacaktır) ile buluşunca yavaş yavaş girdik zirve havasına. üçümüz bir çiçeğin güller açan dalıyız dercesine beşiktaş sahilde yarım saatlik bir çay-tost molasından sonra anadolu yakasına geçiş sürecine başladık. anadolu yakasında camel, milwaukee, kahvedekiler ınının diyor ınının ınının ınının , fakespeare(kendisiyle vapurda kesişti yollarımız) ,sycrone one ile buluşup içinde soba yanan salaş bir kadıköy kahvesinde diğer futbolcularında katılımıyla kendimizi maç saatine kadar kampa aldık. çay, pişti, batak üçlemesi arasında gidip gelen bir kamp anlayışına sahne oldu ortam.
2-maç analizi
iddia oranlarına bakıldığında vefa takımı favori olarak gösteriliyordu. adalet takımında oynadıkları futbolla göze batan iki isim vardı onlar da; guanoapes ve sahibine geri dönmek istemeyen isyanar bumerang idi. vefa takımında ise ıssız ve strateji öne çıkan isimlerdi. maçın 5-5 gibi bir skorla bitmesi çekişme açısından bir şey ifade edebilir olsa da gerçek tamamen bundan farklıydı.
3- gerçeği açıklama zamanı
yazıya başlamadan not: yazının bu kısmı ciddidir. ironi içermez.
halısahada futbol oynamak gerçekten zor bi iş, hele dokuzar kişi oynayınca kalabalıktan dolayı daha da zor bir hal alıyor. halısaha maçlarına ise kupa maçı finali havasında bakmak, bir chelsea, bir liverpool gibi katı defans anlayışıyla oynamak halısahada maçın seyir zevkine vurulacak en büyük darbedir. halı sahada gol yememek üzerine kurulu bir oyun anlayışıyla karşımıza çıkan adalet takımı bence maçtaki bütün zevki alıp götürmüştür. bize de 60 dakika doldur boşalt yapmak kalmıştır. sonra da yok iskandinav futbolu yok o, yok bu diyerek matah bir şey yapmışcasına sevinmekteler. 9 kişinin altısını defansa koyarak halısaha maçı oynanabileceğini söyleyen biri varsa beri gelsin. rakip yarı alanda oluşan kalabalığı anlatmama gerek yok herhalde ama ben gene de anlatıcam. kaleci dahil 7 kişi rakip takımdan, bizim takımdan ise minimum 6 kişi rakip yarı alanda olunca herkes de ronaldinho olmayınca ortaya bir kör döğüşü çıkıyor. işte gerçek bu. halısahada açık top oynanır eğerki bir turnuva maçı değilse. ve halısahada top oynamanın amacı ter atmak ve oynanan oyundan zevk almaktır helehele bu bir sözlük zirvesi ise. terlemeyen ve oynanan oyundan hoşnut olmayanlar el kaldırsın.
not: 3 numaralı kısımda anlattığım durumu kimse üstüne alınmasın. kendimce bir analiz yapmaya çalıştım genel manada.(hazret, 30.12.2007 12:46 ~ 12:55)
- kadroların birinin 6 defans oyuncusuyla diğerinin de hücum ağırlıklı oyuncularla kurulması sonucu joga bonito takımı - italya milli takımı maçı havasında olan zirve. aynı katılımcılarla eşit defans ve hücum oyuncularıyla bezenmiş takımlar kurulsa birdahaki zirveye dadından yenmez bir maç çıkabilir. ha bu haliyle de bence zevkliydi orası ayrı.
- ''en çok sakatlanan oyuncu'' dalında sahibine geri dönmek istemeyen isyankar bumerang, kahvedekiler ınının diyor ınının ınının ınının ve hazret'ten herhangi birinin ödül almasının sürpriz olmayacağı zirve.
en güzel gol dalında ise benim oyum ıssız'ın frikik golüne.
- sahadaki oyunculardan biri (sanırım bumerang) sakatlanınca dışarıdan ellerinde meşalelerle
"oo sakatlandııııı oleey"
şeklinde tezahürat yapan holigan tayfasını tüm futbolseverler olarak kınıyoruz. tribünlerde görmek istemediğimiz görüntülerdi doğrusu.
- gittim, gördüm, izledim. biraz geç bir kritik olsa da, geç olsun güç olmasın diyorum.
soğuk bir istanbul gününde kendimi kadıköy'de buldum. erken toplaşan maç güruhuyla buluştuktan sonra, nerede oturalım, ne yapalım falan derken kendimizi yaşlı amcaların oturup vakit öldürdüğü, duvarları sigara dumanından sararmış, masaları yeşil örtülü bir kahvehanede bulduk. en sevdiğim ortamlardan birisidir bu kahvehane ortamı. selamınaleyküm diyip girdik içeriye. içerideki amcaların tepkisi sıcak sayılırdı. hemen bir masaya yerleşildi, kahveci amcadan çaylar ve bir deste oyun kağıdı istendi. oynan piştide ınının ve ıssız, ben ve birasiz'ı yenilgiye uğrattı. sonra insanlar buraya tek tek damladılar ve kadro tamamlanınca yola koyulduk. otobüse atlayıp hemen sahaya yollandık. selimiye stadı'na ilk kez geliyordum. neyse kısa süre sonra takımlar sahadalardı.
ben, camel ve birkaç kişi daha tribünlerdeki yerimizi almıştık. maç öncesi genel kanı adalet takımının zayıf olduğu yönündeydi. ama ben takımımdan emindim. maç başladığında da yanılmadığımı anladım. takım modern futbolun tüm gereklerini yapıyor; defansta kalabalık ve takım olarak savunma yaparken, defanstan kapılıp hücuma yönlendirilen toplarda takım olarak hücum ediyorduk. bu periyodda kalede guanoapes'i beğendim ben açıkçası. gelen topları iyi karşıladı adalet takımı adına. ama kaleden çıkınca karşı takım gol bulmaya başladı. ve maçın sonlarına doğru hata yapmaya başlayan adalet takımı golleri yemeye başlayınca maç berabere bitti. vefa takımının hücumda çoğalmada sıkıntı çektiği gözlerden kaçmadı. özellikle ıssız'ı forvette tek başına bıraktıkları anlarda genellikle eridi gitti bu oyuncu. sonrasında atılan penaltılarda da eşitlik bozulmadı sanıyorum.(seyirciler bile attı penaltı)
maçta gözüme batan oyuncular ise vefa takımında hazret, adalet takımında da sahibine geri dönmek istemeyen isyankar bumerang'tı. ikisi de sağ-sol kanat ayırdetmeden kaptırıp kaptırıp geldiler rakip kaleye. özellikle hazret'in sağdan atıp soldan geçme hareketi gecenin güzelliklerinden birisiydi. sahibine geri dönmek istemeyen isyankar bumerang'ın da delgado'nun geçen maçlardan birinde attığı ters çaprazdan diğer uç çatalına doğru çektiği şut ve attığı gol diğer bir güzellikti.
seyirciler ise kenarıda bu soğuk havada donmamak için çeşitli aktiviteler gerçekleştirdiler. bir ara içi su dolu pet şişeyle minyatür kale maç bile yapıldı. elimizde maytaplarla takımları destekledik, sahaya yabancı maddeler attık, sakatlık anında sahaya müdehale edip oyuncuları dışarı çıkardık. bu arada da teknik analizler yaptık işte. teknolojinin sınırlarını zorlayıp oyuncuların kaç km koştuğunu ölçtüğümde de karşılaştığım manzara ınının'ın sakatlanıp sürekli yerde kalması nedeniyle 1 km bile koşmamış olmasıydı*.
güzel bir zirveydi özet olarak. tenkselat.
- (bkz: ankaragücüme gidiyor böyle yaşamak)
(bkz: mersin idman yurdumu alçaklara uğratma sakın)
|