keanu reeves tarafından canlandırılacak, başrolünde doğaüstü güçleri sahip bir karakteri olan fantastik-çizgi romandan beyaz perdeye uyarlama-film..
yönetmeni asıl ilginç olan..bugüne kadar ne kadar cebi bol ünlü şarkıcı varsa hepsine klip çekmiş olan francis lawrence..yamulmuyorsam onun da ilk film denemesi olacak..
filmin baş karakteri john constantine gençliğinde 2 dakikalığına ölüp cehennemi gördükten sonra tekrar hayata dönmüş olağanüstü olaylarla uğraşan bir dedektiftir..diğer karakter angela dodson ise tamamen dindar bir polis olup gözüyle görmediği hiçbirşeye inanmayan bir insandır..bir gün angela dodson un ikiz kardeşi intihar eder bunun üzerine angela ilk başlarda gönülsüz de olsa john canstantine den yardım ister..isayı öldüren kama olduğuna inanılan kader kaması nın ortaya çıkmasıyla olaylar gelişir..zira bu kama sayesinde cehennem dünyaya taşınacaktır..
filmde ilginç olan olayların başında john constantine in istediği zaman cehenneme gidebilme yeteneği geliyor..ayrıca filmde cebrail , lucifer gibi iblis ve melekler de bedene bürünüyor..filmi izlenir kılan en önemli etken ise tabii ki keanu reeves in oyunculuğu..
keanu reeves in tüm karizmasını konuşturduğu şeytan çıkarma, cennet ve cehennem konularının işlendiği güzel denilebilecek bir film.tabi başrol oyuncusu keanu reeves gibi birisi olunca daha bir seyredilesi film.
keanu reeves'i ilk kez bu derece takdir ettiğim, karizmasını gözler önüne serdiği macera filmi. lucifer karakteri gayet kofti de olsa, film sürüklüyor izlettiriyor kendini.
this is constantine, john constantine, asshole... repliğini zihnimize kazıyan, sadece iyi vakit geçirten ama çıktıktan sonra üzerine konuşulmaya pek değmeyecek film.
çizgi romanı okumadım ama az biraz netteki forumları ve siteleri araştırdıktan sonra çrnin atmosferinin yanına bile yaklaşamadığını, hikaye akışının da (iki saate sığdırmak için) içine edildiğini öğrendim. hikayenin temeli gayet ilginç (gerçi hristiyanlık mistizminin temcit pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp önümüze konmasından bıkmış olsam da) ve akıllıca kurgulandığında fk severlerin baya ilgisini çekicek kaliteli bir senaryo yazılabilirmiş. zaten sonlara doğru bi hikaye potansiyeli olduğu ortaya çıkıyor ama zaman darlığından ötürü o kadar potansiyel çorba edilmiş, hiçbi çekiciliği kalmamış. oysa süreyi az daha uzatıp, ilk filmde daha az epik olmayı düşünselermiş başarılı bi çalışma ortaya çıkabilirmiş.
oyunculuğa gelirsek; keanu reeves tam bir anti-kahramanı canlandırıyor. anti-kahramanlar "koymuşum dünyanın gtüne" benzeri umursamazlıklarından ötürü zaten coolluk hanelerine birkaç artı alıyorlar baştan. keanu da bilindiği üzere karizmatik bi çocuk ama aynı dakika içersinde birden fazla cümle kurmaya kalkıştığı zaman ne kadar amatör bi oyuncu olduğu ortaya çıkıyor. the mummy serisinden tanıdığımız rachel weisz gayet iyi bi oyunculuk sergilemiş, masum ve duru güzellikteki yüzü ve duygu yüklü gözleri cuk oturmuş oynadığı karakterin genel havasına. bir de görünce "ahanda" nidası attığım gavin rossdale var aktörler arasında, bush'un frontmani ve gwen stefaninin kocası.
genel bi yorum yaparsak, çizgi romanının potansiyelinden çok az faydalanabilmiş bir uyarlama var elimizde. 8-10 milyona değmez ama fantastik sinema ve keanu reeves severler başka bi yerlerden bulup izlesin. 2 saat eğlenirler en azından.
çevremdeki bazı insanların "ben doğru yolu buldum", "alkolü de bırakıyorum!" demelerine ve içki masasından birkaç kişinin eksilmesine neden olan film..(bkz: ritmix)
sadece lucifer karakterini beğendiğim film...
biri "nasıl bir şeydir sence?" diye sorsa kesinlikle bu karakteri tarif ederdim... mükemmel...
gerisi kolpa...
sigarayı bırakmasını istediğiniz bir arkadaşınız ya da tanıdığınız varsa bu filmi izlettirin. constantine kardeşimiz gibi o da hidayete erecek ve hayatına sakız çiğneyerek devam edecektir.
hıristiyanlıkla ilgili öğelerin güzel görünen fakat pervasız bir şekilde yerleştirildiği hoş seyirlik.
şeytan yerine pek bir güzel oturmuştu epey tatlı ve karizmatikti.
cebrail'e gereken özenin gösterilmemiş olması fiyasko.
bu kadar melekli ve şeytanlı filmde azrail ve mikail üstatları görememek de tabii ki şevkini kırıyor insanın her ne kadar meleklerin metaforlaştırılmasına karşı olsak da.
aksiyon sahneleri vasat. bir blade'in vampir doğrarken verdiği tadı veremiyor. cehennemi beyaz perdeye aktarırken biraz daha özen gösterebilirdi yönetmen abimiz, cehennem daha çok 28 gün sonra'daki mekanların efektle modifiye edilmiş hali gibi.
yine de memnon'u ve kader mızrağı'nı iyi yerleştirmişler filme. hikaye insanı gothik atmosfere kolayca taşıyor ve filmdeki saçmalıkları hoşgörüyle bilinçaltında eritmesine imkan veriyor. biraz da kısa olmuş film ama olsun, yine de pişman ayrılmıyor insan sinemadan.
keenu reeves faktörü de var mutlaka. ikincisi gelmezse şaşarım.
keanu reeves'in neden böle bir filmde oynadığını bir türlü anlayamadığım, izlerken uykunuzu getiren, dvdsindeki a perfect circle-passive videosunun filmden daha iyi olduğunu düşündürten gereksiz film.
öyle bi filmdir ki cebrail ana avrat küfreder şeytan ise şoparın tekidir constantin denen keanu reeves cennete giderken hareket çeker ... klasik bi amerikan film
john constantine,kült çizgiroman kahramanı,trenchcoat giyimli şehir efsanesi,anti-kahraman,filmindeki gibi siyah saçlı amerikalı tiplemesinin aksine sapsarı bir ingilizdir kendisi,okültizm ve witchcraft ustası,nikotin bağımlısı,"dangerous habits" sayısında kanserden ölecek iken cehennemin 3 lordunu birbirine düşürüp ciğerlerini geri aldıktan sonra hepsine çektiği hareket ile gönüllerde taht kuran,tek sinir bozucu yanı yaz-kış üstünden çıkarmadığı ishal sarısı kıvamındaki paltosu olan şahsiyet...
sırf suya kutsanmış haç atıp yangın alarmını çalıştırıp ortamdaki "melez"lerin yamulmasını sağladığı sahne ve cebraili oynaya tilda swinton'ın karizması için izlenebilecek, çizgi romanıyla pek çok alakasızlık içerse de (örn: en basitinden constantine'in normalde sarışın olması gibi, ama seviyoruz keanu'yu) izlenesi bi film. içinde bu kadar anti-sigara propogandası barındırmasa daha bir sevilesi olacakmış özellikle bir yaratığı patlattıktan sonra yere uçan sigara pakedi uyarısına zoom (ve türkçe versiyonda bunu ciddi sesli bir adamın dile getirmesi) mide bulandıracak derecede zavallı ve komikti. creditlerinden sonra bir de alternatif sonu vardır. emin olmamakla beraber aramaya inananların youtube'da bulabileceği kanaatindeyim.
lucifer'a hareket çeken adamdır. içinde gabriel gibi arıza sapkın ama çokta haksız olmayan bir baş meleği bulunduran filmdir. yalnız gabriel biraz çirkin olmuştur.tamam anladık kadın erkek kırması birşey koymak istiyorsunuz ama neyse. bir de bush adlı müzik grubunun vokalistini görmekte mümkündür.