oyun dünyasının tartışmasız en iyi oyunlarından biridir..karakterler, stratejiler, kurgular, hikayeler, oyunun tüm değişkenleri mükemmeldi...her görevin ayrı konusu ve bu konuya ilintili verilen komandolar..her bir komandonun ayrı bir yeteneği ve görev içinde rolü vardı;
green beret,
denizci,
bombacı,
pilot,
casus,
sniper..green beret iri, sağlam, kaslı komandomuz baştacımızdı..askeri bir yumrukla yerle bir eder, bayıltır, kelepçeler ve uygun bir yere taşırdı..varilleri o taşır, dağ tepe ona koşturulurdu..denizci zayıf, kuru ama işini hakkıyla yapan bir komandoydu..sırtında taşıdığı botla az nehirler geçmedik, balık tüfeğiyle az düşmanı dize getirmedik kendisiyle..bombacı hafif tombul profesyonel komandomuz idi..el bombası, saatli bomba, dinamit gibi her türlü patlayıcı, havaya uçurucu, aksiyonlu işin üstadıydı..casus belki de en çok sevilen komandoydu..giydirirdik alman üniformasını kendisine, salardık düşman çayırlarına..alman subaylara "komutanım bir maruzatım vardı..burada hatun var mı hatun" şeklinde ses edip, hatun deyince aklı dönen almanları lafa tutup, arkada tüm taburu düdüklerdim...sniper ise
joker gibiydi..arkaplanda durup en zor anlarımda menzilendiği yerden gönderdiği mermilerle işimi kolaylaştırırdı..ancak en sevdiğim ise iyice tenhalaştırdığım alman bölüğünde kalan 10-15 askeri öldürmeden kelepçeleyip bir kenara istiflemekti...vıcır vıcır insan kitlesi, daha 10 dakika önce anamdan emdiğimi burnumdan getirmiş, "alarm alarm" diye viyak viyak bağırmışlardı..ancak artık sıra bendeydi ve yapılacak şey basitti..elimdeki pistol ile her birine tek kurşun sıkmak..
(bkz:
hey gidi günler hey)