hello.
is there anybody in there?
just nod if you can hear me.
is there anyone home?
come on, now.
i hear you're feeling down.
well i can ease your pain,
get you on your feet again.
relax.
i need some information first.
just the basic facts:
can you show me where it hurts?
there is no pain, you are receding.
a distant ship's smoke on the horizon.
you are only coming through in waves.
your lips move but i can't hear what you're sayin'.
when i was a child i had a fever.
my hands felt just like two balloons.
now i got that feeling once again.
i can't explain, you would not understand.
this is not how i am.
i have become comfortably numb.
ok.
just a little pinprick.
there'll be no more --aaaaaahhhhh!
but you may feel a little sick.
can you stand up?
i do believe it's working. good.
that'll keep you going for the show.
come on it's time to go.
there is no pain, you are receding.
a distant ship's smoke on the horizon.
you are only coming through in waves.
your lips move but i can't hear what you're sayin'.
when i was a child i caught a fleeting glimpse,
out of the corner of my eye.
i turned to look but it was gone.
i cannot put my finger on it now.
the child is grown, the dream is gone.
i have become comfortably numb.
sadece pink floyd'un değil, tüm zamanların en iyi şarkılarından biri. solosu eşsiz güzelliktedir. pulse versiyonunda the wall'dakinden 3 dakika daha uzun sürmektedir ki bunun tadından yenmez.
roger waters ile david gilmour'un ortak çalışmasının ürünüdür. hem sözleriyle hem de müziğiyle birçok duyguyu içinde barındıran nadir eserlerdendir. anlatılmak istenen her şey, tüm duygular solonun içinde vardır. bu özelliğiyle zamanı durduran bir şarkıdır.
çalındığı her yerde insanı etkiler. mutlu olun ya da olmayın farketmez, birkaç notasını duyduğunuz anda sizi etkisi altına alır ve son notasına kadar sizi bırakmaz. ağlatır evet..
öznel olarak tanımlamak gerekirse; en sevdiğim grubun en sevdiğim şarkısıdır comfortably numb.
türkçe çevirisi de bunun gibi bir şeydir:
merhaba?
içeride kimse var mı?
beni duyabiliyorsan yalnızca başını salla.
evde kimse var mı?
hadi ama,
duyuyorum kendini kötü hissettiğini.
yatıştırabilirim acını.
ve ayağa kalkmanı sağlıyabilirim senin.
gevşe.
biraz bilgiye ihtiyacım var önce.
yalnızca temel şeyler.
gösterebilir misin bana neresinin acıdığını?
azalttığın hiçbir acı yok
uzak bir geminin dumanı tütüyor ufukta.
sen dalgaların içinden geçerek yaklaşıyorsun.
dudakların kımıldıyor fakat duyamıyorum ne söylediğini.
çocukken ateşlenmiştim bir gün
ellerim sanki iki balon gibiydi.
şimdi aynı duyguyu bir kez daha yaşıyorum
anlatamam , anlayamassın da
ben normalde böyle değilim.
şimdi keyifli bir uyuşukluk içindeyim.
tamam
yalnızca bir iğne batması.
artık kalmayacak hiç bir aaaaahhhhhhhhh!
fakat kendini belki biraz hasta hissedebilirsin.
ayağa kalkabilir misin?
sanırım etkisini gösteriyor, iyi.
bu senin gösteriyi sürdürmeni sağlıyacak
hadi gitme zamanı.
azalttığın hiçbir acı yok
uzak bir geminin dumanı tütüyor ufukta.
sen dalgaların içinden geçerek yaklaşıyorsun.
dudakların kımıldıyor fakat duyamıyorum ne söylediğini.
çocukken
bir şey ilişmişti
gözümün ucuna.
dönüp baktım fakat kaybolmuştu
tanımlayamıyorum şimdi onu
çocuk büyüdü,
düş kayboldu.
ve ben keyifli bir uyuşukluk içindeyim.
bu parçayı mükemmel coverlayan bir grup daha vardır.kim mi?progressive efsanesi queensryche.yalnız şu da bir gerçektir ki:
(bkz: david gilmour insan olamaz)
scissor sisters'ın yorumunun orjinalinden çok farklı olduğu aşikar olan şarkı. scissor sisters'ı takdir ediyor, böylesine mükemmel çalışmalarını sürdürmesini diliyorum.
orjinalinin mükemmeliği şüphe götürmez ancak pulse denen konser demenin ayıp olduğu, pan'ın gökten inip "konser" sonrası depresyona girerek müziği bıraktığı bir müzik olayı vardır ki; orada comfortably numb icranın ötesine geçmiştir resmen. dakikalar süren psikopat solo mu, sahnenin muhteşemliği mi desem bilemeyeceğim ama müzikal orgazm budur, daha ötesini de kimsenin yapabileceğini pek sanmıyorum. ayrıca bu güzelim parçayı katleden, daha doğrusu katletmeye cüret eden scissor sisters'a da buradan en büyüğünden aduket yolluyorum.
solosuyla adamı büyük dalgaların salladığı bir gemide, kusmuş rahatlamış ve uyuşmuş hissettiren mistik şarkı. başındaki "hello" sesiyle sanki birden yanı başınızda başka bir boyuta geçmek üzere kapı açılır, şarkı alır o boyutta bir tur attırır size sonra yine olduğunuz yere koyup gider.
en iyi gitar soloları sıralamsında 4. olan pink floyd un şaheser parçası. nitekim en iyi 100 solo sıralamasındairon maiden in hallowed be thy name parçası olmadığı için, en iyi solo listesi yazıcıdan çıkarılıp tuvalet kağıdı yapılmıştır şahsım tarafından.
(bkz: solo solo hem yumuşak hem hesaplı)
herkesin bir comfortably numb dönemi vardır,ya da sürmektedir.kayıtsız kalınamayacak ,her dinleyişte insana varoluşunu,benliğini sorgulatacak pink floyd eseri
oldukça konsantre mesajlar içeren,her bestecinin bir konuyu en iyi şekilde ifade etmeye uğraştığı müzik sanatında,yakın tarihte bunun en iyi başarıldığı şarkılardan biridir.gitar solosu da parçada işlenen duygunun ifadesi yönünden nokta atışı gibidir.çok yoğundur.
adını sol frame'de görmekle bile içimin ürperdiği şarkı. bilinç ve bilinçsizlik arasında salınım yaparsınız şarkı boyunca. "is there anybody out there?" cümlesinden itibaren kendi içinizde kaybolursunuz; ikiye bölünürsünüz, bir yarınız diğerinin kulağına fısıldamaya başlar. tekrar gilmour'ın müdahalesine kadar sürer bu. gilmour'ın nakaratı ile birlikte ise tekrar bir bütün olunur. bu kez geriye doğru bakmaya başlanır: öncesine, yaşananlara... gitar solosu son darbedir, tamamen karmakarışık olmuşsunuzdur; diğer anlarda renklerin, seslerin ve diğer duyuların nasıl olup da birbirine girmediğini hatırlamıyorsunuzdur artık. ve uyanırsınız...
pink floyd'u the wall'dan ibaret sanan bir gençken, live 8 konserini pink floyd için özenle seyrettiğimde tüylerimi diken diken eden şarkı. hala oturur live 8 görüntülerini izler, yüksek sesle eşlik ederim pink floyd abilerime...
pink floyd'un the wall filminde comfortably numb'ın çaldığı sahne resmen beynime kazınmıştır.
menejeri tarafından uyuşturucunun doruklarında bulunan pink, doktorlar medya ve polis önünde kendine getirilmeye çalışılırken bir insan hayatının zirveden dibe vuruş öyküsü o kadar iyi anlatılmıştır ki gözlerini açtığı an pink, açmamış olmasını ister insan...
menejerinin ise o sahnedeki ayıltma çabasının aslında sadece kendisini düşünmekten ibaret olması da insanı tiksintilere iter.