dediğim gibi, iki disko kralı zirvesinde de muhabbeti ve esprileriyle benim nezdimde programı kurtarmıştır. zirvelerin vazgeçilmezi olacağını düşünüyorum. eskişehir'den döndüğüm herhangi bir zirvede karşılaşmayı da umuyorum.
ne zamandır düşünüyorum cümleye nasıl girsem, nasıl başlasam anlatmaya diye. bulamıyorum. bi de kendini anlatmak en zor şeydir derler. halbuki sevdiğin birini anlatmak daha zor. doğru cümleler kurduğundan, doğru duyguları aktardığından asla emin olmazsın. o, söylediklerini çok beğense bile emin olmazsın.
(giriş olmuyor ya, düğümden dalayım olaya...) tanışmamızdan bu tarafa uzunluğu göreceli bi zaman geçti. her geçen gün birbirimizi daha çok tanıyoruz, git gide daha fazla eğleniyoruz konuşurken. "bak ne kadar da uyumluyuz" tavrını birbirimizin gözüne sokmadan da görebiliyoruz. yine de her muhabbette beni şaşırtmayı başarabiliyor olmasına hayranım. olaylara öyle bi bakış açısıyla dalıyor ve bunu tam zamanında o kadar güzel bi dille paylaşıyor ki gitme zamanı geldiğinde asla tek dondurmayla yetinmek istemeyen çocuklar gibi hissediyorum kendimi.
takıntılarımı onunla paylaşmak güzel. benimle birlikte saatlerce -ne kadar saçma da olsa sırf kafama taktım diye- bi şeyler araştırması sevindirici. oldukça dandik bi şarkıyı ardı ardına sabahlara kadar dinlemek, klibi üzerine yaptığımız yorumlara katılarak gülmek, bulduğumuz "burası türkiye" cinsinden haberleri paylaşmak, kadın-erkek-evlilik üçgeninde birbirimize kafa tutmak... her biri onunla keyifli.
ortaokul arkadaşıma hatıra defteri yazar gibi konuştuğumun farkındayım ama bunu önemsemiyorum. bu yazıyı yazarken benim tek önemsediğim şey; onun yazımı okuduğu anda yüzünde belirecek gülümseme. tek amacım da onunla ne kadar eğlendiğimi, her gün msn'i açtığımda gözlerimin aradığı 2-3 kişiden biri olduğunu bilmesi. sadece o kadar.