|
|
- (bkz: sağlık olsun)
- ne zaman ki show tv, kanal-d ve türevlerinin "altyazı ile izle" opsiyonu hizmete girer, işte o zaman derdine düşeriz bu mecburiyetin.
- (bkz: allah başka dert vermesin)
- (bkz: atv'de garip dublaj ile izleme mecburiyeti)
(bkz: kanal d'de alakasız dublaj ile izleme mecburiyeti)
.
.
- canımı yakan durumdur. ben mesela hem hazırlıkta, hem de üniversitede hazırlık sınıfı okumuş olmama rağmen, hatta dersleri bile ingilizce alıyorken, anlayamıyorum altyazısız. ve sırf ben gibi salaklar yüzünden başka insanlar mağdur duruma düşüyorlar. ben bunu kaldıramam dostlarım. karar aldım artık cnbc e izlemiyorum ben de. sizin de başkalarına birazcık olsun saygınız varsa izlemeyin. ayıp olm en başta.
- e2 de kalkan mecburiyet; yine de mecburiyet diye değil de şans diye tanımlardım ben olsam
- (ara: tek eksiğiniz)
(hector, 16.03.2008 23:28 ~ 23:28)
- (bkz: cnbc e)
reuters haber ajansı ve isviçreli bilim adamlarına göre çağımızın en büyük hastalığı akıl sahibi olmadan fikir sahibi olmakmış.
tanım: okumaya bu kadar üşengeç olduğumuz için, içinde herhangi bir şekilde okuma gerektirecek durumların bize azap çektirmesidir. olayı şöyle özetlersek;
en azından filmleri altyazılı izlersek bazı orjinal isimlerin yazılışını öğrenebiliriz ya da dahi anlamında kullandığımız de/da bağlacını ayrı yazabilme yetisine kavuşuruz veya cümlenin sonuna hangi noktalama işareti geleceğinden haberdar oluruz.
- (bkz: anneler babalar dikkat)
- bu yakınmanın kahramanı olan cnbc e kanalı için dublaj maliyetinin olmaması yüzünden kaale alınmayacak düşüncedir.
not: çağımızın gerekliliği olan ingilizceden iki kelime öğrenmenize yarayacak bir atraksiyondur bu altyazı sistemi. hem tıp kanıtlamıştır ki günlük hareket, davranış ve algılamanızın dışına çıkarsanız zeki oluyorsunuz. dişlerinizi sağ yerine sol elle fırçalamak, saati ters kolunuza takmak, hep otobüsle gittiğiniz yolu yürümek, asabiyet gösterilecek bir yerde umarsız olmak, sabah akşam türkçe seyrettiğiniz yayınlar yerine o insanların gerçek sesini duymak gib gibi.(iddqd, 17.03.2008 00:18)
- dublaja kıyasla mecburiyet yerine ayrıcalık demeyi tercih ettiğim olay.
- amerika'da elin oğlu*** canlı yayınlarda bile isteğe bağlı altyazı kullanırken (harbiden var böyle bir şey. 10 saniye kadar geriden takip ediyor altyazı), türk seyircisine reva görülen eziyet.
(cerceve, 26.03.2008 09:45 ~ 09:46)
- türkçe dublaj ile ses efektlerinin içine sıçılmaması düşünülmüştür. şu da eklenebilir, cnbc e' ye dış kaynaklama*hizmeti veren tercümanlar çoğu film şirketinin " orjinal " olarak getirtip, piyasaya sundukları dvdlerdeki tercümanlardan daha iyidir bence.
- cnbc-e nin en güzel yanı olan dublajsız film izleme zevkine getirilen haksız ve ağır bir eleştiridir. yeni yabancı diller öğrenmek veya mevcut
düzeyinizi geliştirmek için bulunmaz bir fırsat.
biraz daha sophie marceu filmi yayınlasalardı, fransızca öğrenecektim. la boom' lardan başladılar, yayınladıkça yayınladılar. yayınladıkça, yayınladılar. sonra sophie marceu' suz fransız filmleri yayınlamaya başlayınca, ben de izlemeyi bıraktım.
fransız sinemasının temel problemi budur, kanımca. fransızlar eşcinselleşmeye başlayınca, yeni bir sophie marceu bul(a)madılar. sorun da bundan kaynaklandı. fatih sultan mehmet' inkinin kalibresinde burna sahip, fazla domuz eti yemekten mütevellit balerin veya voleybolcu kalçası gibi kalçalı, gözlüklü fransız aktrislerini oynatmaya başladılar.
türk sinemasında ki temel problem de budur aslı zatında. bir şebnem dönmez, bir gül gölge, bir zeynep tokuş,bir hürriyet özkılıç gibi değerler yerine, yok fadik sevim atasoy, yok nehir erdoğan, yok özlem tekin gibi abidik gubidik tiplere rol veriyorlar. bu çok hatalı bir tutum, türk sineması özelinde sanatımız bu şekilde ilerleyemez. bu arkadaşları izlemeye kim sinemaya gider? kim bilet alır? iki gruptaki isimlere bir bakın, bunların sanatsal gücü bir mi? üstüne üstlük, devlet de büyük bir yanlış içinde. ilk gruptaki arkadaşların bir kısmı evlendi, üstelik hamile bile kaldılar. böyle topluma ve özellikle sanatseverlere mal olmuş isimlerde bu evlenme ve hamile kalma olayına bir önlem almak gerekir. çocuk sahibi olan f-1 pilotlarının performans düşüşüne benzer bir şekilde, bu arkadaşlarında ister istemez zaten geçen yıllarla azalan sanatsal potansiyel ve performansları özellikle hamilelikle iyiden iyiye azalıyor. tabii bu yaklaşım faşistçe bulunursa ve devletimiz bunu yapamazsa, dışarıdan gemma atkinson, jessica alba gibi sanatsal gücü fazla olan isimleri getirme yoluna da gidebilir. bu isimlerle sinemamız yeni çığır açacaktır, çağ atlayacaktır fikrimce.
|