böyle birşey aslında yok.
evet yok. ama bizler olduğunu varsayarak, üstüne üstlük yanlış anlamlar yükleyerek clubber deyip geçiyoruz. (bkz:
undefined fucking object)
tanımlayamamanın sıkıntısı diyelim.
hatta clubberlık rock dinleyicisi tarafından, hatta birçok kesim tarafından (özellikle
jazz dinleyip entel doluğunu sanan insanoğulları da bu gruba dahildir) aşağılık bir olgudur. tanımlayamamanın sıkıntısı burda başlar. tikky olmak ile clubber olmak çoğu kimsenin gözünde aynıdır. ama aslında böyle birşey yok.
neden bu kadar ısrarcıyım?
olaya bir açıklık getirmek gerekirse, her elektronik müzik dinleyicisi clubber değildir bu konuda anlaşalım.
elektronik müzik kendi kültürünü oluşturmuş ve günümüzde gelişmeye en açık olan müzik türüdür. hatta birçok müzik türü ile de flört etmektedir. sevsek de sevmesek de bunu kabul etmeliyiz.
clubber olarak tanımlanan kişi ortamlara akan, gece kulüplerinde sabaha kadar elinde ışıklı telefonu, diğer elinde enerji içeceği ile zıp zıp zıplayarak trance, techno, house ya da chill-out dinleyen adam mıdır? çoğumuzun gözünde evet.
olayın iç yüzüne inersek, isminin önüne clubber koyulan insan için eleştiriler neden bu kadar çoktur? neden aşağılanırlar? çünkü az önce bahsi geçen kesimler bu tür insanların müzik zevklerinin sığlığından yakınırlar, onlara göre clubberlar müzik cahilidir. ayrıca kendilerini bu gruba dahil etmek isteyen insanların giyim kuşamları da talihsiz bir tesadüf eseri tikky olarak tabir edilen kesimin giyim kuşamına benzer. bir de üstüne tikky olup da ortamlara akan insanları siz düşünün.
toparlarsak, entel kesimin futbola ya da dine yaklaşımında olduğu gibi toplumun bu kişilere ayırdığı sempati payları minimumdur.
birçok insan bu önyargı yüzünden elektronik müzik için ayy kılabır müziği der geçer.
kıssadan hisse : "
prejudice shame of the nations"
max cavalera