anathema'nın a natural disaster albümünün (yeni albümüdür an itibariyle) üçüncü şarkısı.çok etkileyici klavyelere sahip ancak anathema'nın bu şarkıda efektli vokal kullanması bir o kadar da garip ve kanımca closer albümün kötü şarkılarından biri.sağladığı atmosfer ve klavyeleri bile kurtaramamış şarkıyı.
(your) dream world is a very scary place... to be trapped
your dream world is a very scary place... to be trapped inside
all your life
shine in time... until you find
you're closer... to the truth
within you... is the truth
(that) your dream world is a very scary place... to be trapped
your dream is such a lonely lonely place.... to be trapped inside
all your life
you're closer... to the truth
within you... is the truth
you let me violate you. you let me desecrate you
you let me penetrate you. you let me complicate you
help me i broke apart my insides. help me i've got no soul to sell
help me the only thing that works for me. help me get away from myself
(bkz: i want to fuck you like an animal)
i want to feel you from the inside
i want to fuck you like an animal
my whole existence is flawed
you get me closer to god
you can have my isolation. you can have the hate that it brings
you can have my absence of faith. you can have my everything
help me tear down my reason. help me it's your sex i can smell
help me you make me perfect. help me become somebody else
i want to fuck you like an animal
i want to feel you from the inside
i want to fuck you like an animal
my whole existence is flawed
you get me closer to god
through every forest, above the trees
within my stomach. scraped off my knees
i drink the honey inside your hive
you are the reason i stay alive
ispikçi arkadaşa not: bu sözler de ingilizce ve çok edepsiz, lütfen bunu da ispiyonla bkz'lı mısrayı yaptığın gibi, yoksa mazallah bütün sözlüğün abdesti kaçar, herkesin ahlakı bozulur, itü sözlük dev orgy zirvesinde çarpık ilişkiler yaşarız, geleceğin olmasını engelleriz.
günümüzün insan ilişkilerine son derece gerçekci bir boyutta bakan,özellikle "insanın içinden geldiği gibi davranabilmesi","duygularını ön plana çıkartıp gerçekleri söyleyebilmesi" gibi bir tabana oturtturulmuş muhteşem mike nichols filmi.
filmin kurgusundan %20 etkilendiyseniz bile bu insana yetmekte çünkü %80lik kısmında da sizi oyuncular etkileyecektir.natalie portman gibi bir güzelliği filmde değişik,kendi halinde bir kız olarak izlerken julia roberts da olgun kadın imajı vermekte.jude law ise başarılı bir yazar olmasının yanı sıra ilişkilerinde başarısız,fakat kızların gönlünü çelmekte başarılı bir kişiliktir.clive owen da karşımıza sert erkek olarak çıkmakta.
filmin beni etkileyen kısmı insanın aşk konusundaki sınır istemeyen tavrının güzel bir şekilde gösterilmesi olmuştur.yani bir insan biriyle mutlu mesud yaşar iken duyguları doğrultusunda başka insanlardan hoşlanabilmesi,başka insanlarla birlikte olabilmesidir.seks denilen ihtiyacın dolğrultusunda çalkanan insan ilişkilerini güzel bir şekilde göstermiştir film bana.
en iyi yardımcı erkek oyuncu* ve en iyi yardımcı kadın oyuncu* dallarında altın küre kazanan ve yine aynı dallarda oscar'a aday olan drama.. natalie portman*'a bir kez daha hayran kalmamı sağlamış, jude law**'a ise bir kez daha gıcık kapmama neden olmuş film..
"ilk görüşte aşka inandığınız zaman bakmaktan asla vazgeçemezsiniz" tagline'ı ile 4 martta gösterime girecek romantik drama. "daha yaklaş" diye dilimize çevirmişler.
romantik-komedi demenin trainspotting'e porno film demekle eşdeğer olacağı film
diyalogları bu kadar ağır gelen bir film daha izlememiştim hiç bir zaman. aşk aldatmacasına, evrensel ahlak değerine, doğru kavramına, insanlardaki ego kavramına, kısaca insanlığa bu kadar sert eleştiri yapılabilir miydi? ya da hayatın 10 dakikalık bir eylem etrafında döndüğü bu kadar güzel anlatılabilir miydi
kurgusu basit bir film.olay örgüsü yok.julia roberts ve natalie portman'a hiç yakıştırmadım.leon'dan ve pretty woman'dan sonra son derece basit kalmış her ikisi için de.
aşk ve aldatma üzerince oldukça şık bir film. bol küfürlü, argolu bir dili olsa da çok rahatsız etmiyor. utangaç insanların aileleryle izlemesi de pek uygun değil. bunu yanı sıra birçok hafızalara kazanacak replik barındırıyor.
2 ingiliz adam:
clive owen biraz maço bir dermatolog.
jude law gazetelerin ölüm ilanlarını yazan, kitap çıkarma sevdasında kendini yeteneksiz gören bir adam
2 amerikalı kadın:
julia roberts yabancı insanların hüznünü görüntüleyen ünlü bir fotoğrafçı
natalie portman, eski bir striptizci.
bu dört insanın hayatı bir noktada kesişir ve aşk ve aldatma üzerine güzel bir film çıkar.
film baştan sona bu dört karakter etrafında geçiyor. eklenen çıkan başka karakterlere rastlanmıyor. hakkındaki romantik komedi söylemleri de başlı başlına yalan. romantik komedinin güldürme unsuruna pek sahip değil. bu yüzden dram olarak adlandırmak daha doğru sanırım. filmin belirli bölümlerinde gerçekleşen zaman atlamalar da yönetmen tarafından güzelce belirtilmiş. bu yüzden aha şimdi ileri sardık mı, hala aynı zamanda mıyız demiyor insan.
demek hala romantik güzel film çevriliyormuş şeklinde bir düşünce getirdi bu film aklıma. aslında filmden ilk çıktığımda beğenmedim demiştim yanımdakilere ama şöyle bi çıkıp sindirince filmi aslında etkisinde kaldığınızı farkediyosunuz. yönetmenliğini mike nichols başarıyla üstlenmiş, anlatım çok farklı çok güzel. üstüne bide natalie portman salına salına yürürken çalan şarkı* ile filmin anlatımı akıllardan çıkmayacak bir hal alıyor.*
nin versiyonuna gönderme yapan bir pokemon versiyonu olan şarkı
closer to pokemon: (ı want to love you like a pikachu)
you let me lickitung you, you let me tentacruel you
you let me parasect you, you let me pikachu you
help me i broke up all my pokeballs, help me i've got no pokedex
help me no pokemon will fight for me, until ı get them back at full health
i want to stuff you in a pokeball
i want to feel you squirming inside
i want to love you like a pikachu
electro shock leaves me floored
you get me closer to brock
you can have my exeggutor, you can have the failure it brings
you can have my wortortle too, fuck ı really hate that thing
help me wear jessie's panties, help me her sex ı can smell
help me you make me perfect, help me get in james' pants as well
i want to stuff you in a pokeball
i want to feel you squirming inside
i want to love you like a pikachu
my strategies are all flawed
aww crap will you trade your dog?
julia roberts'ı tanımıyorum..ama hep pretty woman filmindeki rolüyle masum kaltak imajı oluuşturmuştu gözümde..closer filmindeki rolüyle ise tam bir kaşar olarak çıktı karşıma..o sözlerin o masum yüze yakıştığını düşünen varsa beri gelsin...
"if you believe in love at first sight, you never stop looking" gibi bir slogan, blower's daughter gibi bir film müziğinin ardından izlenip bittiğinde bu muymuş izlenimi uyandıran bir film.. film hakkındakı bu bilgileriniz öyle bir beklenti oluşturmuştur ki sizde ister istemez bişey olucak ve her zamanki mutlu günler geldi temasına geri dönülecek sanıyorsunuz, ama yanılgıların en büyüğü oluyor bu.
filmdeki zaman atlama kavramı güzel kullanılmış bence, zaman istediğiniz gibi akmayınca daha bir izlenilesi olur genellikle.memento gibi örneğin.
ayrıca clive owen gerçekten süper oynamış.
filmde "vurucu" diye nitelendirebileceğimiz sahneler için çok ortam vardı ama pek değerlendirilmemiş gibi geldi..
bir de duyduğuma göre türkçeye "gizli dosyalar" diye çevirmiş bazı kişiler..ilginç
kim kime halleniyor belli değil. (bkz: hallenmek)
film bu açıdan biraz karışık, ancak monotonluğundan ötürü anlaması çok kolay. oyunculukları başarılı artizlerimiz de olmasa hiç izlenmeyecek bir film, boş bir film.
+ lan sen de hiç bi filmi beenmiyon
- kimin eli kimin cebinde benjamin bunu söyler misin bana
+ sana ne, yönetmen öyle karmaşık bi film yapmış
- tenis maçı mı lan bu, film. ne öyle gel gitler.
+ david lynch yapsaydı filmi severdin ama
- o ayrı...
senaryosu bir tiyatro oyunundan uyarlama olduğu için yeni nesil romantik komedi gençliğinin sıkıcı bulduğu ve pek sevemediği film. aynen tiyatroda olduğu gibi filmi üst düzey oyunculuk ve vurucu diyaloglar sürüklüyor. birbirlerinden çok farklı iki erkek iki de kadının aşk hayatlarına gayet derin ve gerçekçi bir bakış. seks ve sevgiliyi sahiplenme temaları ön planda. diyalog bazlı dramaları sevenler kaçırmasın.
altın kürede clive owen ve natalie portman en iyi yardımcı aktör/aktris dallarında ödülleri götürdüler, oscardan elleri boş döndüler. gene altın kürede en iyi yönetmen, en iyi film ve en iyi senaryo dallarında adaylığı bulunmakta.
dan: didn't fancy my sandwiches?
alice: don't eat fish.
dan: why not?
alice: fish piss in the sea.
dan: so do children.
alice: don't eat children either.
--------------------------------------------------------
anna: we do everything that people who have sex do!
larry: do you enjoy sucking him off?
anna: yes!
larry: you like his cock?
anna: i love it!
larry: you like him coming in your face?
anna: yes!
larry: what does it taste like?
anna: it tastes like you but sweeter!
larry: that's the spirit. thank you. thank you for your honesty. now fuck off and die, you fucked up slag.
-------------------------------------------
anna: i'm sorry you're...
larry: don't say it! don't you fucking say you're too good for me. i am, but don't say it.
-------------------------------------------
dan: you think love it simple. you think the heart is like a diagram.
larry: you've ever seen a human heart? it looks like a fist, wrapped in blood! ---------------------------------------------
alice: why isn't love enough?
---------------------------------------------
özellikle sonuyla natalie portman'a hayran bırakan dramatik bir film. romantik-komedi etkisi bırakmadı bende, gayet de dram işte.
filmden tam randıman istiyorsanız işte reçetesi:
film 1 saat 40 dakika sürüyor. öncelikle akşam haberlerinin ardından hava durumu dinlenir ve ertesi sabah yağmur yağacağı garantilenir. gece 04:00'a kadar saçmasapan işlerle meşgul olunur. ve 4'te film izlenmeye başlanır. tam filmin sonlarına doğru yağmur başlar. ve filmin sonunda the blower's daughter'a yağmur damlaları eşlik eder. işte tam o anda odanın penceresi açılır, kenarına oturulur, sigara yakılır ve "i can't take my eyes off you" sözleri eşliğinde yağmur damlaları izlenir. yeni bir gün başlamıştır, evet. tüm çıplaklığıyla, tüm çarpıklığıyla, tüm yalanlarıyla yeni hayal kırıklıklarına yelken açma vaktidir.