|
|
- meg ryanın doğa üstü varlıklara inanmayan bir doktoru,nicolas cagein de bir ölüm meleğini canlandırdığı aşkın çok güzel anlatıldığı film
soundtrackindeki iris şarkısı kesinlikle dinlenmelidir
- türkçeye melekler şehri olarak çevrilmiş arşivlik film..
(doaaa, 24.04.2004 20:43)
- karşıyaka başlığından yönlendirilmiştir.
(bkz. karşıyaka)
- gerizekalı finaliyle vaktiyle bizleri dumur etmiş film
(mavio, 09.06.2004 22:48 ~ 22:56)
- soundtrack'indeki uninvited şarkısı da takdire şayandır.
alanis morisette seslendirmiştir.
- amerikanın los angeles kenti için yakıştırılan benzetme
- sarah mclachlanın angel parçasıyla son sahnede insanı kendinden alan film.
- daha önceden wim wenders in çektiği film. meg ryan, nicolas cage oynuyorlar. 98 abd yapımı. erkek melek, biz fanilerin dünyasında yardım ettiği bir kadına aşık olunca, görünmezliği kaybolur ve meleklikten istifa eder. kadere inanmayan kadın da ona aşık olmuştur. aşk, kendimizden vazgeçecek denli değerli midir, film bu sorunun cevabını arar. serseri aşıklar / nefes nefese de olduğu gibi, ilk versiyonun tadına yaklaşamamış bir deneme. oyuncuların hatırına izlenirse o başka.
- uzunca bir süre portakala "acaba?" diye bakma sebebi.
- meg ryan ve nicolas cage ın başrolünü paylaştığı,güzel ve duygusal bir film... ağlamak serbest...
(karde, 22.10.2005 21:52)
- (bkz: goo goo dolls)
(bkz: iris)
- genç kız filmi.
fakat beni asıl üzen, sen gel film boyunca romantizm kraliçesini* oyna ama filmin sonu gelince herifi* yatağa atar atmaz herifin alete* sarıl, bir de utanmadan "nasıl hissediyorsun, tadı nasıl?" diye sor.
yıkıldım açıkcası.
- bir the distillers şarkısı. tony hawk pro skater serisinden birinin soundtrackında da yer almaktadır.
its going down tonight in this town
cause they stare and growl
they all stare and growl
i take a scar everytime i cry
cause it aint my style no it aint my style
going down to the gravel head to the barrel
take this life and end this struggle
los angeles come scam me please
emptiness never sleeps at cliftons 6 am
with your bag lady friend and your mind descending
stripped of the right to be a human in control
its warmer in hell so down we go
they say
this is the city
the city of angels
all i see is dead wings
its a ghost town rabid underworld
dionysian night vitriolic twilight
a mirage comes up it never ends
once you get born youre never the same
left behind erased from time
aint no decency in being boxed up alive
look around aint no r.i.p. signs here
we dont rest in peace
we just disappear
so here we are los angeles
no angels singing in your valley of unease
i watch the sun roll down the pacific
over hookered sunset strip
they say
this is the city
the city of angels
all i see is dead wings
theres a black moon tonight
shining down on the western neon lights(reino, 03.02.2007 20:36)
- (bkz: der himmel uber berlin)
- izlerken değil ama finaliyle gözlerimden yaşlar akıtan güzel ve arşivlik film.
- aptal amerikan romantizm filmlerine yeni bir halka sadece.. filmdeki tek güzel şey meg ryandı.
filmden aklımda kalan tek replik ise; çocuklar hastanede balonla oynarken birbirlerine şu şekilde bağırırlar:
- don't pop it.
- genelde kızların favori filmleri arasında olan, ay ne romantik buldukları, nesiyle bu kadar etkilediğini bir türlü anlayamadığım, kötü senaryo üzerine bi de nicolas cage'in ölü balık bakışlarıyla daha da çekilmez gelen zaman kaybı.
(ozerk, 04.09.2007 23:22)
- soundtrack albumu cok sağlam olan film.nitekim goo goo dolls, red hot chili peppers, alanis morrisette, jimi hendrix, eric clapton ve frank sinatra nın cok guzel şarkıları vardır
- (bkz: chick flick)
- genelde los angeles (sanırım ispanyolca kayıp melekler) a hitaben yapılan bir yakıştırma..
- her seferinde mi ağlatır bir film ya.. özellikle en vurucu sahnelerinde aralara giren müzikleriyle izlenmeye değer, vıcık vıcık olmayan aşk filmlerinden biri hatta en iyilerinden.
- kendimi bildim bileli bisiklet kullanıyorum. daha yürümeyi yeni öğrenmişken üç tekerlekli bisikletim vardı, sonra az büyüdüm dört tekerleğe geçtim. bir gün dört tekerlekli bisikletimle virajı dönerken, arkadaki küçük tekerleklerden biri kırıldı. artık önümde iki seçenek vardı. ya üç tekerlekli bisiklet süreceğim ya da arkadaki diğer küçük tekerleği de kopartıp iki tekerlekli bisiklet süreceğim. ikincisini tercih ettim. düşe kalka, dizlerim, dirseklerim yara bere içinde ola ola iki tekerlekli bisiklet kullanmayı öğrendim.
kendimi bildim bileli bisiklet kullanmama rağmen hiç artistik hareketlerde bulunmayı denemedim. iki elini bırakarak sürmek olsun, ön tekerleği havaya kaldırmak olsun, hızlı hızlı giderken bir anda ''vııııujjtt''diye keskin bir ses eşliğinde hafif yana yatarak fren yapmak olsun. ı-ıh, hiçbirini yapmadım.
en fazla birgün kuzenime hava atayım derken, hızımı azaltmadan viraj döndüm.ondan sonra da kaşım yarıldı, dudağım patladı, dikişler atıldı, hatta göz kapağım bile şişti.
bir keresinde de bir belediye otobüsünü solladım, ama ödüm b.kuma karıştı, hayatım bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti.
şimdi bütün bu anlattıklarımın bu filmle ne ilgisi mi var?
ne melekle insan arasındaki o göz yaşartıcı aşk, ne meleğin aşkı uğruna yaptıkları.
beni bu filmde etkileyen tek şey meg ryan'ın iki elini bırakarak, üstelik de gözünü kapayarak, üstelik de trafiğe açık alanda bisiklet sürmesi oldu. hey yavrum, nasıl da iki elini bırakarak sürüyor. gerçi sonra başına geleni gördük, ama olsun, en azından o başardı.
- sonu böyle olmamalıydı dedikten sonra düşünmeme neden olan filmdir kendisi.. bir meleğin uğruna ebediyetten vazgeçtiği kadının ebediyete gitmesi yoğun soruların beynimde cereyan etmesine neden olmuştur.
(splendor, 29.08.2008 22:51 ~ 30.08.2008 15:33)
|