city lights 

adana çık aradan

  1. chaplin bu filmin tanıtımı maksadıyla bir dünya seyahatine çıkmış, avrupa ülkelerine, cezayir'e, hindistan'a, mali adalarına, singapur'a, nihayet japonya'ya giderek galalara katılmıştır. tabii avrupa galalarında elit tabakanın hepsi hazır bulunmuştur. chaplin bu seyahatininin notlarını a comedian sees the world adıyla kitaplaştırmıştır.
    (organometallic complex, 13.02.2006 19:17)


  2. city lights ı izlemeden önce en büyük şaban izlenmemelidir. filmden alacağınız haz azalacaktır, zira birbirinin kopyasıdır. city lightsta film boyunca charlie chaplin in kendi yaptığı müzik eşlik ediyor ve sesli diyalog yok. filmin charlie chaplin tarafından nasıl bu kadar mükemmelleştirildiği tabii mimiklerinde saklı.

    ek: betatron' a teşekkürler.
    (milwaukee, 14.02.2006 23:20 ~ 05.05.2007 11:03)
  3. chaplin bu filmi çektiğinde sessiz film ticari anlamda bitmişti. sessiz sinemanın bir çok yönetmeni sesli filmler çekmeye başlamış, nice oyuncular emekliye ayrılmıştı. 1928 yılında the jazz singer isimli müzikal filmin sesli olarak çekilmesinden sonra sessiz filmde direten bir chaplin kalmıştı. chaplin'in hollywood'daki gücünü anlamamız için bu filmi sessiz olarak çekip gişe rekorları kırdığını bilmemiz yeterlidir zira dağıtım şirketleri o günlerde sessiz filmleri dağıtmıyordu. chaplin talkielerin çıkışından 8 sene sonra yine sessiz olarak modern times isimli bir başyapıt daha vermiştir.
    (organometallic complex, 26.02.2006 22:06)
  4. filmin afişlerinde 'a comedy of romance in pantomime' yazar, chaplin filmin sessiz olduğunu bu suretle belirtmek ihtiyacı hissetmiştir. chaplin'in belki de en çok gerildiği filmdir, çünki sessiz sinema hollywood için ticari olarak biteli iki sene olmuştur ve seyircisini yitirmek chaplin'in en büyük korkusudur, bu filmle chaplin'in seyircisini yitirmediği, sesli filmlerin chaplin'in saf pantomimine göre ne kadar basit kaldığı görülmüştür. chaplin oyunculuk yönüyle sinemanın en aşkın dahilerinin başında gelir. mesela bunu marlon brando daha sonra "he made all of us look like lillitupians" diyerek ifade etmiştir otobiyografisinde. gerçekten de actors studio'nun efsane olmuş metod oyunculuğundan bile city lights'ın finalindeki karşılaşma sahnesi gibi bir sahne beklemek mümkün değildir. bu derece bir oyunculuk chaplin dışında ancak birer sentez oyuncusu olan sadri alışık ve raj kapoor'da görülebilir.
    (organometallic complex, 09.07.2006 17:59)
  5. en büyük şaban bu filmin bir uyarlamasıdır. en büyük şaban filmi ille de bu film izlenmeden evvel izlenmelidir zira city lights filmiyle mukayese edildiğinde ilkokul müsameresi gibi basit kalmaktadır.
    (organometallic complex, 09.07.2006 18:02 ~ 12.07.2006 15:39)
  6. charlie chaplin'in kör kıza zengin biri olduğunu nasıl hissettireceği hususunda, üzerinde çok uzun süreler düşündüğü film. sonuçta kör kız onu göremiyordu ama bir şekilde zengin olduğunu sanması gerekiyordu. olayı karşılaştığı bir tesadüf üzerine şu şekilde çözmüştür bu büyük sinema adamı:
    o zamanlar araba sahibi olmak gerçekten büyük zenginlik ve statü demekti. kendisi de bir araba kapısının kapanma sahnesinden sonra kör kızın yanına gitmiş, kör kız olası araba kapısı kapanma sesini duymuş ve arabadan inen kişinin o olduğunu sanmış, zengin biri olduğu izlenimi verilmiştir.
    (sürrealist, 22.02.2007 09:07)
  7. chaplin'in imdb'de asri zamanlar'la birlikte tavan yapmış filmidir. bunu hakkettiğinden de şüphemiz yoktur ayrıca. kahkahaya boğarken duygulandırmanın naciz bir örneğidir bu film. boks sahnesi başı, ortası ve sonuyla inanılmaz komiktir ama filmin sonunda senmisin ulan gülüp duran dercesine insanın içini burkar.
    iyidir iyi, güzel filmdir.
    (cayhan, 11.03.2007 18:45)
  8. chaplin'in en güzel filmlerinden biri.
    en büyük şaban adlı filmle kemal sunal'ın yaptığı uyarlamayı daha önce izlediğimden 10.dakikadan itibaren noluyoruz demiştim.ancak yinede film müthiş bir akıcılıkla izleyiciyi bağlıyor.hele unutulmaz finali görülmeye değer.
    (betatron, 04.05.2007 18:32)
  9. charlie chaplin'in başyapıtlarından biri.
    film başlar başlamaz bir tanıdıklık duygusu çevreliyor insanı; sonra bu tanıdıklığın kemal sunal'ın en büyük şaban filminden geldiğini anlıyorsunuz. kemal sunal'ın filmi de hatırladığım kadarıyla pek kötü sayılmazdı ancak şarlo bambaşka bir karakter. özellikle filmin sonundaki o fukaralığıyla insanı duygulandırıyor.
    (tasslehoff, 29.03.2008 12:05)