|
|
- 1911'de romanya'da doğup 1995 'de paris'te ölen önemli yazar.yabancılaşma meselesini israrla ele alarak uçsuz bucaksız kuyular yaratmıştır bu konuda. arasıra "gözün işlevi görmek değil , gözyaşı dökmektir" gibi psikopatça sözleriyle gündeme gelmiş olsa da okunacak yazarlar listesinde en başı çeker.
çürümenin kitabi fransada yayınlanmış ilk ve en önemli eseridir. ayrıca bu eser bir çok insan tarafından başucu kitabı olarak nitelendirilmektedir. kitaplar ertelenmis intiharlardir ibareside yine kendisine ait sözlerdendir.
okunması ve okutulması gereken yazarlar arasında fikrimce en üst sıralarda bulunan yazardır.
- biz hepimiz, huzurun anahtarını yitirmiş, artık büyük acının sırlarından başka bir şeye varamayan öfkelileriz *
- en büyük zalimler kafası kesilmemiş mazlumlar arasından çıkar *
- " nerede tükettin ömrünü? bir hareketin hatırası, bir tutkunun işareti, bir maceranın parıltısı, güzel ve firari bir cinnet geçmişinde bunların hiçbiri yok; hiçbir sayıklama senin ismini taşımıyor, seni hiçbir zaaf onurlandırmıyor. iz bırakmadan kayıp gittin; senin rüyan neydi peki? "
(çürümenin kitabı'ndan)
- bu amcanın en sevdiği resim albrecht dürer'in the four horsemen of the apocalypse (mahşerin dört atlısı) adlı çalışmasıdır. bu çalışma, cioran (türkçe'de çoran olarak okunur) amcanın düşüncesinin özeti gibidir.
özgürlük mü? afiyeti yerinde olanların safsatası.
- her şeye rağmen ayakta kalmayı başarabiliyorsak, sebebi zayıflıklarımızdan çok değişik, çok çelişkili olmalarıdır, birbirlerini geçersiz kılmalarıdır.
demiş güzel demiştir.
- "müzik kavranılmaz olmasına ve buharlaşıp gitmesine rağmen son derece gerçek bir evrendir. onun büyüsü karşısında duyarsız olduğu için müziğe giremeyen bir birey bizzat varolma nedeninden mahrum kalır. müzik ya sizi delirtir ya da hiçbir şeydir..."
emil michel cioran
- gece vakti okunmasına şiddetle karşı çıktığım. zira, sözleri karanlıkta iki kez içine işliyor insanın.
"değer yaratan insan, tam anlamıyla sayıklayan varlıktır; bir şeyin var olduğu inancından mustariptir, oysa nefesini tutması kâfidir: her şey durur. heyecanlarını askıya alsa; artık hiçbir şey titremez olur. kaprislerini ortadan kaldırsa: her şey soluklaşır. gerçeklik aşırıklarımızın, ölçüsüzlüklerimizin ve dengesizliklerimizin bir eseridir. çarpıntılarımızı frenleyebildiğimizde: dünyanın akışı yavaşlar. ateşliliğimiz olmasa, mekân buz tutar. zaman bile, birazcık zihin açıklığıyla çırılçıplak ortaya çıkacak o dekoratif evreni doğurduğu için arzularımız, akmaktadır. birazcık açıkgörüşlülük, en baştaki durumumuza indirger bizi: çıplaklık.
her nesneden kopmuş olan, dışardan özümseyecek hiçbir şeyi de olmayan bizlerağır ağır kendimizi imha ederiz, çünkü gelecek bize bir oluş nedeni olmaktan çıkmıştır.
hayat sayıklama içinde yaratılır ve sıkıntı içinde dağılır."(grace, 20.02.2008 00:01)
- aşırı pesimist aforizmalarıyla yaşamdan nefret etmenizi sağlayabilecek denli etkili bir dil'e sahip yazar.
- "her şey mümkündür yine de hiçbir şey mümkün değildir.
her şey mübahtır ama aynı zaman da hiçbir şey mübah değildir.
hangi taraftan gidersek gidelim o yol diğerlerinden daha iyi değildir.
bir şeyi başarsan da, başarmasan da, inancın olsa da, olmasa da, ağlasan da, sessiz kalsan da hepsi aynı kapıya çıkar.
her şey için bir açıklama var, yine de hiçbir şeyin bir açıklaması yok.
her şey hem gerçek, hem gerçek dışı, hem normal, hem de saçma, hem görkemli, hem sönük.
herhangi bir şeyden daha değerli başka bir şey yok, herhangi bir fikirden daha iyi başka bir fikir yok.
birinin üzüntüsüyle üzülmek, neşesiyle sevinmekte ne?
mutsuzluğunu sev ve mutluluğundan iğren.
her şeyi birbirine karıştır.
tüm kazanımlar birer kayıp, tüm kayıplar birer kazanımdır.
neden sürekli kararlı bir tutum, anlaşılır fikirler ve anlamlı sözcükler beklenir ki?"(mabel, 02.05.2008 16:43 ~ 16:49)
- bildiğin manyak
- "daraağaçları, zindanlar, hücreler,ancak bir imanın gölgesinde çoğalır-ruhu hepten sarmış olan o inanma ihtiyacının gölgesinde. bir doğruyu, kendi doğrusunu elinde bulunduran kişinin yanında şeytan bile epey soluk kalır. neronlar'a, tiberiuslar'a karşı adaletsiz davranıyoruz:ayrılıkçılık kavramını hiç de onlar icat etmemiştir; katliamlarla kendini oyalayan, çığrından çıkmış hayalciler olmuşlardır sadece. hakiki katiller, dini veya siyasi düzeyde bir ortodoksluk kuranlardır;mümin ile mezhep sapkını arasında ayrım yapanlardır."
"bütün cinayetlerin sorumluluğu tapma gücündedir: bir tanrıyı yakışıksızca seven kişi , başkalarını da onu sevmeye zorlar, buna razı olmazlarsa onları yoketmeye de hazırdır. hiçbir hoşgörüsüzlük, ideolojik taviz vermezlik veya din yayıcılığı yoktur ki , şevkin hayvani temellerini açığa vurmasın."
beyinlerinde yarattıkları fetişler yüzünden kendi kendileriyle savaş halinde olanlar içindi. elbette sadece dini fetişler değil; doktrinler karşısında vecd duygusuna kapılıp akıl tutulmasına teslim olan ideoloji müritleri için de.
cioran'ın her sözü inançsız ve itaatsizlerin kutsalıdır, tapınmakla müşerrefim.
- barbarların istilası'nı sanırım 2004 senesinde izlemiştim. bu 2004 yazı benim kişisel tarihimde bir 1968 yazı etkisi taşır, bu sebeple filmin üzerimdeki etkisi büyüktür. öte yandan yine de itiraf etmeliyim ki daha yeni yetmeliğin son demlerinde olan beni oldukça "yüzeysel" etkilemiş bu film. aradan geçen bu dört sene sonunda bunu dün akşam bu filmi bir kere daha izlediğimde yeniden fark ettim. bu aradan geçen dört sene zarfında hayatımda ister istemez büyük değişimler oldu ama "barbarların istilası" her zaman aklımın bir köşesinde yer etti. yani bu film benimle beraber büyüdü.
klasikleri insan hayatında birkaç sefer okumalı, dinlemeli, seyretmeli. benim kişisel görüşüm bu yönde zira nerden nereye geldiğinizi görebiliyorsunuz. aslında bu sayede bir nev'i fayda maliyet analizi yapıyorsunuz *. işte barbarların istilası'nı tekrar seyrettiğimde benim için yeni bir hesaplaşma başladı ama bu hesaplaşmayı tetikleyen filmin sonlarına doğru "e.m.cioran" ismini ve "tarih ve ütopya" başlığını görmem, algılamam, anlamam oldu.
evet, barbarların istilasını cioran amcadan daha iyi kim anlatabilirdi ki?
- (bkz: le mauvais demiurge)
|