gladiator ve a
beatiful mind sonrası biyografi filmlerinin aranan adamı haline gelen
russell crowe'un yeni filmi. seyirciye büyük bir heyecan vaat eden kaliteli yapım.
yetenekli ve azimli bir boksörün değişen hayatını büyük bunalımdan önce, büyük bunalım sırasında ve çok az da olsa büyük bunalım sonrasında incelemektedir film.
james braddock kişisi filmin başında herkesi pataklayabilecek gibi görünen, ailesini çok seven, karısı ve çocuklarıyla mutlu yuvasında yaşayan, iyi para kazanıp kendi yağında kavrulan bir boksör olarak karşımıza çıkıyor filmin başında. daha sonra ise evlerinden ahır gibi bir yere taşınmış vaziyette, perişan, sıkıcı maçlarla karşımıza çıkıyor aynı adam. çocuklarına doğru düzgün bakmaktan aciz olsa da hala prensiplerine ve ailesine olan bağına son derece düşkün braddock abimiz. elektrikleri kesiliyor, sürekli sakatlanıyor, bokstan para kazanmıyor. rıhtımda iş bulamıyor. kısacası hayat rezil.
bu perişan dönemde devletten yardım almak zorunda bile kalıyor çocuklarını yanında tutabilmek için. hatta boks salonuna gidip bir dönem arkadaşı olan insanlardan para dileniyor. sonra varoş döneminden bir şekilde kurtuluyor, sefalet devam etse de hayat kendisi ve ailesi için daha yaşanılır bir hale geliyor, rıhtımda işlere hafif hafif gider oluyor.
böyle kendi yağında kavrulurken hikayenin twisti gelip çatıyor ve eski menajeri lisansı elinden alınan james j. braddock abimize sadece bir seferlik maç teklif ediyor. maç insan azmanı bir boksöre karşı. bu insan azmanının gerçek rakibi sakatlandığı için maça çıkmamış ve maç iptal olmanın eşiğinde. kimse insan azmanı abiyle antrenmansız maç yapmaya yanaşmamış. bu durumda devreye braddock giriyor. kendisine teklif edilen 250 dolar karşılığı seve seve kumtorbası görevi görebileceğini söylüyor. ve herneyse yine spotların altında james j. braddock...
(filmde neredeyse bütün maçlar çok güzel canlandırılmış dolayısıyla her maçın ayrı bir tadı var. iyi bir boks seyircisiyseniz bilin ki filmdeki kesitler boks müsabakalarından çok daha zevkli.)
braddock maça hazırlanırken karnı gurulduyor ve bunun üzerine menajer kişisi bir tabak kıymalı patates sunuyor braddock'a. bu yemeği yiyen braddock'un gözü dönüyor ve ringe çıkıyor. karşısında daha önce yenildiği bir rakip... yanlış hatırlamıyorsam lewis. maç başlıyor ve ilk iki raunt sağlam bir sopa yiyor braddock fakat daha sonra rıhtımda sağ eli sakatken sol eliyle çalışmasının faydasını görüyor. eskiden sadece sağı güçlü bir boksörken şimdi iki eliyle kombine dalışlar yapan bir canavara dönüşmüş. lewis'i güzelce pataklıyor ve film bu nakavttan sonra başlıyor.
maç sonrası unutulmaz bir replik de kazandırıyor dikkatli seyirciye. "kıymalı patates yiyince böyle oluyor, bir de biftek yediğimi hayal etsene."
gerisini anlatmayacağım tabii ki, gidin izleyin. vcdsini bile almayın. sinemaya gitmeye değicek muhteşem bir yapıt. buraya kadar ağzınız sulansın diye anlattım. filmi deşifre ettiysem affedin.