diğer cinayetlerin önemsenmediği zırvasını öne sürerek gündemde olan bir cinayetin abartılmasına tepki göstermektir.
uyarı: kesinlikle isimler üzerinden hareket edilmeyecek bu yazıda.
şimdi efendim, dünyada hemen her gün cinayet işlenmekte ve doğal olarak hepsini duyamazsınız. 10 kulağınız yahut 10 gözünüz olmadığı sürece. ancak duyduklarınıza tepki göstermeniz sizin hala insani yanınızın yaşadığına somut kanıt olacaktır. bir insanın, nefsi müdafaa dışında, her ne sebeple olursa olsun cinayet işlemesi kabul göremez; görmemeli.
cinayeti işleyenin konumu önem kaybeder bu durumda. zengin, fakir, erkek, kadın , müslüman yahut hristiyan olması cinayet işlediği gerçeğini kabul görür hale getiremez.
geçtim artık kıskançlık ve töre cinayetleri gibi şeylerden. onların zaten mantıklı davranmadıkları gün gibi açık. ama şunu da duydum ben: " dünyadaki dengeleri tekrar yerine oturtabilmek için belli bir kesimi öldürmek gerekiyor. nüfus 6 milyar ise ve dünya ancak 4 milyarını kaldırabiliyorsa geri kalan 2 milyar bir şekilde öldürülmeli. " dünyanın dengesini bu kadar düşünüyorsan git sen intihar et biraz erdemli davranmış olursun en azından dediğimdeyse ; " ben en önemlisiyim başkası için neden kendimi yok edeyim. " şeklinde bir cevapla karşılaştım.
bu olayın üzerine başta söylediğim noktaya geliyoruz; insanı değerler. dünya zaten böyle şeyleri mantıklı bulacak kadar bok bir hale geldiyse o 2 milyarın içinde olup bu lanet olası dünyadan gitmek istiyorum hatta benim gibi düşünenlerin öldürülmesinden yanayım eğer bir kıyım olacaksa. en azından bencil ve acımasız olanların kalacağı bu dünyada onlar da birbirlerine amansız bir savaş açıp kendilerini yok ettirdiklerini görebilirler.
yine de umarım böyle basit ve mantık süzgecinden geçirilmemiş kuru bir akılla söylenen bu sözlerin sahipleri bile hiçbir cinayete yakından tanık olmazlar.
bir cinayet; içinde
din,
ahlak,
namus vs kavramlar geçen cümlelerle sunulduğunda, maalesef karşılaşılacak genel tavırdır.
çarkına sokayım ben böyle algının
cinayet tabii ki normaldir, anormal olan cinayetin sebebidir.
(bkz:
siktir lan)
"ölüm sahiciliğini yitiriyor kayıplar istatistiklere, çatışmalar haberlere dönüştüğünde."
*(ishn, 22.09.2009 12:29 ~ 12:29)
gerçektir. kabul edelim artık bunu bu topraklarda hayatımızın bir parçası haline getirdik.
yani düşünün yunanistan'da olanları... peki o süreçteki 6 ayda türkiye'de kaç insan nezarethanelerde öldü, kaç insan işkencede öldü. kaç insan için polis "silahım yere düştü, ateş aldı, çocuğu vurdu" dedi. iyi de o zaman ne yaptınız? ben selanikteki gibi bir öğretmenin uğur kaymaz için bağırarak polisin üstüne yürüdüğünü görmedim.
evet normalleştiriyoruz. artık umursamıyoruz. gayet normal. ta ki kendi başımıza gelene kadar. o zaman sokağa çıkıp "nerde bu millet, nerde bu devlet!!" diye bağırıyoruz o kadar...
kızda suç var ailesinde de suç var ağğbi sahip çıksalarmış kızlarına göndermeselermiş elalemin evine. diyen gerizekalı insan düşüncesidir.
hızla kirlenmekte ve duyğularını yitirmekte olan bir toplumun etkileridir. sen tut düşünmeyen, konuşmayan, sesini çıkarmayan, hakkını aramayan bir toplum yarat. hatta seri katiller yarat ve bu adamlar bir bayramda ülkenin yarısını gezip durdukları yerde adam öldürsün ve unut bu adamları bile ama sorun tek bir cinayete gelince insanlığından utan. geçen sene polis kurşunu ile ölen baran için 32 gün proğramı yapılmıştı, eski bir emniyet müdürü bu ölüm için o programda polisin iş kazası diyebildi. kaçınız bunu vicdanınıza yedirebilir? cinayetler, ölümler, öldürmeler sıradanlaşıyor ve arada bir, şartlar olgunlaştıkça birini ele alıp üstüne toplumu rahatlıkla çözebiliyoruz. hızla körleşiyoruz aslında farkında bile değiliz. bu sadece cinayetler için geçerli bile değil aslında, dediğim gibi hakkını arayan insanları bile linç etmeye kalkan bir toplum olduk, şiddet bizim genlerimize işlemiş artık. birini çözünce hepsi çözülmüyor maalesef. hala kirli ve katiliz.
(slaw, 22.09.2009 12:49 ~ 12:50)
"her türk asker doğar", "türkler savaşçı bir millettir", "namus için öldürüm", "vatan için asar keserim" gibi sözler sayesinde oluşan gerçekliktir.
deprem, sel veya trafikte yaşanan ölümler de benzer şekilde doğal karşılanmakta. doğal veya normal karşılamak ise şiddete veya anlamsız ölümlere karşı duyarsızlaşmayı getirmekte... doğal veya normal algılayan bir kişinin bunlara karşı mücadele etmesi imkansız gibi...
(bkz:
deprem ölümlerinin engellenebilir olduğu gerçeği)
(bkz:
abd li asker için türkiye de öldürmek serbest)
(bkz:
yağma olaylarına yakında alışacak olmamız)
(bkz:
kapitalizmin şehirlerindeki savaş hali)
normalin tanımına bakılarak düşünüldüğünde
cinayetin çoğunluk tarafından, nispeten sıklıkla gerçekleştirilmesi sonucunda oluşan bir görüştür denebilir.
bu da
insanı ve dolayısıyla da kendini
madde olarak görmeye başlama belirtilerindendir.
duyguların,
saygı ve
sevginin,
ahlakın yok olmaya yüz tuttuğunu gösterir.
insanlıktan
istifa etmektir.
(molly, 23.09.2009 22:46 ~ 23:28)
herkesin sorununu kendi yoluyla çözmeye çalışmasının neticesidir. çok değil iki dakika haber izlerseniz eğer, cinayetin halk arasında ne kadar normal karşılandığını görürüsünüz. organ mafyası köye dadanmış, basına konuşmayın diye baskı yapmış köyden bir adam belki de köyün muhtarıydı '' ne olacak gelirlerse takır takır sıkarım ya ölürüm ya da şuraya sererim hepsini.'' diyor gayet rahat. cem garipoğlu haberi geliyor millet verin şuraya asalım onu diyor. hukuk sistemi yavaş işlerse, insanlar polisin sorunu çözemeyeceğine inanırsa sonuç bu olur. hırsızı öldürmek ister, sorun yaşadığı komşuyu keser filan.
(merlot, 02.10.2009 16:15 ~ 16:51)
yapana değil yaptırana bak zihniyetinin zihniyetsizliği..