okula başladığımızda ilk tanıştığımız kişi, manita ortamı çok sağlam.
ışık ip atla. ışık daha yukarı ve hızlı atla. ışık tamam kilodunu gördüm.
oya pek güzel kız. tut oya tut. sıkı tut oya sıkı tut, patlayacak!oya patlayacak
ayşe ılık süt iç. iç ayşe iç. içinde uyku hapı yok ayşe yok.
osman sende nerden çıktın osman. git kız ol osman git kız ol. yumurta osman yumurta.
pelin topu sever. sev topu sev. yalnız göğüslerine böcek kaştı pelin, böcek kaçtı.
dur çıkarayım pelin, dur çıkarayım.maşallah pelin maşaaaaallah
sadece bir daire 5 cubuktan olusan hocaların insan çizmekte zorlandıkları anda kullandıkları dublor türüdür..genelde yeşil tahtalar üzerine çizilir ders bittikten sonra hocanın çıkışını bekleyen sınıfın fırlamalarından biri cinalinin tam ortasına bir çizik daha koyar ve ali artık çüklüdür..diğer bir fırlama ise silgiyi eline aldığı gibi aliyi sünnet eder ve ali artık bir top tur yeni nesillere topali ali olarak geçer...top ali top..ali topu tut gibi estantenelere maruz kalır artık cin ali...ve işi ticarete dökerek ayşeyide yanına alarak bir randovu evi açarlar ...
okula başladığımız, kocaman beyaz kurdelelerin kafamızın üstüne kelebek gibi konduğu , kolalı yakaların boynumuzu tahriş ettiği, plastik suluk ve plastik beslenme çantasında haşlanmış yumurtalarımızın olduğu günlerde tanıştık kendisiyle. yıllar geçti, biz büyüdük, o emekli oldu. yerine renkli çizimli kitaplarla damla, batur, kaya can isimli meslektaşları geldi. ama hala 80'lerde çocuk olanlara okumayı öğreten bir kahraman olarak gönüllerdedir.
"koş cin ali koş", "bu topu al", "pat pat oyna", "baba bana topaç al" gibi unutulmaz repliklerin sahibi olan ve 1968 yılında öğretmen "rasim kaygusuz" tarafından yazılan ve "selçuk seğmen" tarafından çizilen çöpten karakterdir. bir lafı anlaması için birilerinin kırk defa söylemesi gereken bir kahraman olarak hiçbir cinlik belirtisi göstermezdi,. ama sonradan duruma uyandı ve topacı topu falan bir kenara bırakıp hazır kartreklamlarında boy göstermeye başlayan bir popüler kültür kahramanı oldu. şimdiler de iyi kazanıyormuş.
okulda ilk tanıştığımız kişidir aslında kendileri. daha sıra arkadaşımızın adını öğrenmeden onun adını öğreniriz. şuanda bir tane bile ilkokul arkadaşımı hatırlayamazken onun adını hiç unutmayız. bizimle birlikte emek verir okumamıza ve gelişmemize. öncelikle tek hecelik maceralarla daha sonra en uzun kelimelerle. önce atlar,topu tutar,sonra pikniğe gider ve daha neler.şimdiki hiçbir öykü kahramını onun yerini tutamamaktadır.
cin ali'den aklımda kalan çizimlerdeki sadelik olmadı benim; daha çok, belki de çizimlerden güçlü olan tipografik düzenlemesindeki kusursuz estetik tadı anımsıyorum. metin, "arial rounded" tarzında tadından yenmez güzellikte serifsiz bir yazıtipinden oluşuyordu. (sonraki yıllarda, trt'nin okuma-yazma öğreten programlarındaki (çok kibar, çok şirin, çok yetenekli) okuma öğretmeninin yazıtipi kuyruklarını ısrarla uzatan tavrının, cin ali ve türevlerindeki bu güçlü tipografik düzenlemeyle bir ilgisi olduğunu düşünüyorum.
emekli oldu, hepimizin kahramanıydı ilkokulda, kendini felsefeye vermiş duyduğuma göre, yeni bir kitap üzerinde çalışıyormuş, nietzsche'den etkilendiğini duydum, nihilist olma yolunda ilerliyor, nasılsa bir toplumsal görevide kalmadı artık, özgür...