bir çok insana görünmeyen komşularımız. kimi zaman çeşitli suretlerde bazı insanlara da görünebilirler, kendileriyle iş birliği yapılabilir, konuşulabilir, hatta evlenenler bile mevcuttur. onların da kendi inançları vardır, müslüman ve hristiyan olanları vardır.
korkulacak veya kötülenecek varlıklar değillerdir, bizimle birlikte dünyada yaşamaktadırlar.
insanı çarpmayan varlıklar. ateşin dumanından yaratılmışlardır. kendi hayatları vardır. haklarında anlatılan hikayelerin çoğu yalandır. unutulmamalıdır ki, en zeki varlık insandır.
ibni abbas'dan (radıyallahü anhüma) rivayet edilmiştir: "resulullah (sallallahü aleyhi ve sellem) hudeybiye gününde, mekke'ye doğru yola çıktı.. müslümanlar susadılar.. hiçbir yerde su bulamadılar.. konaklanılan bir yerde resulullah, “içinizden kim, birkaç kişiyle falan kuyuya gidip, kaplara su doldurup bize getirebilir? allahın resulü onu cennet ile müjdeliyor..” buyurdu.. bir kişi kalkıp "ben giderim" dedi.. resulullah, suculardan birkaç kişi ile onu gönderdi.. selemetübni ekva (radıyallahü anh) der ki; "ben de onlarla beraberdim.. o kuyuya yakın bir yere vardık.. orada ağaçlar vardı.. ağaçların arasından çok sesler işittik ve hareketler gördük.. odunsuz ateş görünüyordu.. çok korktuk.. ağaçlardan ileri geçmeye cesaret edemeyip geri döndük.. resulullah, "onlar cinnilerden bir guruptu, sizi korkuttular.. eğer gitseydiniz önceden söylediğim gibi size hiç zararları dokunmazdı" buyurdu.. bir kişi daha gitmek istedi ve o da sucular ile birlikte gitti.. onlar da ağaçlık yere varınca korkup geri döndüler.. o sırada gece oldu, ashabı kiram'ın susuzluğu iyice arttı.. resulullah, bu görevi hazreti ali'ye (radıyallahü anh) verdi.. selemetübni ekva şöyle anlatır: "kablarımızı arkamıza astık.. kılıçlarımızı ellerimize aldık.. hazret-i ali önden gidiyordu.. ağaçlık yere varınca biz de sesler duyduk ve hareketler gördük.. bizi korku kapladı.. hazreti ali bize dönüp, "benim arkamdan yürüyünüz.. gördüklerinizden korkmayınız, size onlardan zarar gelmez" dedi.. ağaçların ortasında hiç odun yokken, büyük ateşler yanmağa başladı.. bir takım kesilmiş başlar göründü.. korkunç sesler çıkarıyorlardı.. çok korktuk.. hazreti ali, o kesik başların arasına girdi.. arkasından takip edip kuyuya vardık.. bir kovamız vardı.. bera bin malik (radıyallahü anh) bir iki kova su çekti.. sonra kovanın ipi kopup, kova kuyuya düştü.. kuyunun içinden gülüşme ve kahkaha sesleri geldi.. hazreti ali, "kim gidip askerlerden bir kova daha getirir" dedi.. "hiç birimiz o ağaçların arasından geçmeğe cesaret edemeyiz" dedik.. bunun üzerine hazreti ali beline bir ip bağlayıp kuyuya indi.. kuyudan kahkaha sesleri geliyor ve gitdikçe artıyordu.. hazreti ali kuyunun yarısına kadar inince, ayağı kayıp kuyuya düştü.. kuyudan velvele sesleri geliyordu ve bir insanı boğazlarken çıkan sesler gibi sesler işitiliyordu.. o sırada hazreti ali'nin sesi işitildi.. "allahü ekber! allahü ekber! ben allahın kulu ve resulullah'ın kardeşiyim! su kablarınızı aşağıya salın!" diyordu.. su kablarını kuyuya saldık, hepsini su ile doldurdu, ağızlarını bağladı ve birer birer yukarı çıkardı.. dönerken, ağaçların arasına gelince önceki işitdiğimiz sesleri ve hareketleri hiç işitip görmedik.. hiç biri yoktu.."
sanrının din bilimindeki karşılığıdır.psikoloji biliminin çoğu şeyi ortaya oyduğu çağımızda insanlar halen hurafecilerin üfürüklerine inanmakta,kimilerinin psikolojisi bozulmakta ve sürekli böyle şeylere kafayı taktıkları için odadaki kolonu gözünden ateşler çıkan altı parmaklı ayakları olan canavarlar olarak hayal edebilecek kadar kafayı sıyırıp halüsünasyon görmektedirler.kimileri de fincanları,üzerine kağıt yazılı harfleri tepsiye dizip bunları beyin gücüyle vs..(metali bakışlarıyla eğebilen insanlar örnek olabilir mesela) hareket ettirip,aha bak cin geldi ruh geldi diye enayileri kandırmaktadır.bir kısım da telepati ile insanların geçmişleri hakkında sınırlı derecede bilgi sahibi olabilmekte ve buna aldanan saflar çok derin cinleri var,bilgili hoca,vay be adam derin okuyo üflüo gibi dallamalıkların peşine takılıp bir hülyaların içine dalıp gitmekteler.elbette bilim tarafından bir takım açıklanamamış olaylar da olabilir,lakin zamanla bunların mekanizması da çözülecektir geçmişte olduğu gibi.
kah islami kah diğer dinlerle alakalı olsun bu konu sayesinde her türlü cinci hoca türemiştir. kimi kadın müritlerini bir güzel "üflemiş", kimi cinsel organını öptürmüş, kimi muska bilmemne muhabbetine milletin paralarını götürmüş, kimi de milleti bunları öne sürerek korkutmuştur, istediklerini yaptırtmıştır. girinin sonunda da uğur dündar ve gizli kamera gelecek.
cin aslında en basit anlamyıla aromalı votkadır. ama öyle enfestir ki adamın votka diyesi gelmez. nineteen eighty-four'da winston smith'in günlük bulabilme imkanı olduğu (o zamanlar sentetik), öğle arasında dertlerine unuturcasına içtiği içki.
cinler hacmi ve kütlesi olmayan, bu alemde bir baska boyutta bulunan (yasayan) varliklardir. halk dilinde cin erkek peri de kadin olarak düsünülür. gerçekte de durum farkli degildir. cinler de erkekli disili bir yasam sürerler; dogarlar, yasarlar, ürerler ve ölürler. ınançlari ve idealleri vardir. “cın” adi geçtigi zaman, genelde hepimizin içine düstügü büyük bir yanilgi vardir!.. hemen aklimiza, kisa boylu, ayaklari ters, kulaklari uzunca, gözbebekleri dikine, seri hareket edebilen, her kilikta görünebilen varliklar gelir… ya da beyninde belirli bozukluklari olan kisilerin görmüs oldugu halusünasyonlar. kuran-i kerim’de bildirildigi gibi cinler dumansiz atesten yaratilmistir. diger bir deyisle bir enerji birikimidir. yani söyle tanimlayabiliriz. cinler hacmi ve kütlesi olmayan, bu alemde bir baska boyutta bulunan (yasayan) varliklardir. ‘ben o cınlerı de ınsanları da ancak bana kulluk etsınler dıye yarattım.’
(zâriyet surêsi ayêt: 56) diyor ayeti-i kerimin mealinde. bu arada cinlerin ilk atasinin cann isminde bir varlik oldugunu yine kuran dan ögreniyoruz. ’cann ıda yalın bır atesten yarattı’ (rahman suresi ayet: 15) yine kuran’in bir çok ayetinde cinlerin; ates halinde bulunan dünyanin içine, merkezine kadar inmek, göklerde isik hizinda gezinmek ve benzeri isler yapabilmek için zorlanmadiklari anlatiliyor. ama dünya ve çevresinden ayrilamadiklarini da kurandan ögreniyoruz. özetle cinlerin kalbi, gözü, kulagi, akli, zekasi, vardir.kendilerinden gayriya gizliler, ama birlikte yasiyorlar. nefisleri vardir, ısimleri vardir, beslenirler ve çok uzun yasa salarda onlarda ölüyorlar diyebiliriz. cinlerin yaradilisi insanlardan öncedir. bildigimiz seytan lanetlenmeden önce cinlerin ileri gelenlerinden biriydi. allah-i tealanin emrine karsi gelen seytan sonsuza dek lanetlendi. simdi diyeceksiniz ki madem bir baska boyut söz konusu cinler insanlara nasil zarar verebiliyorlar? evet haklisiniz. ancak bazi durumlarda bu boyutlarin kapisi açiliyor. asiri korkuyla asiri sevinçle cin ve ruh daveti yapmakla mistizmi yanlis kullanmakla baskalarinin size büyü yapmalariyla bu ve bunun gibi durumlarda cinler yasantimizi alt üst edebiliyorlar. cinlerin verdigi zararlardan kurtulmak ve korunmak elbette mümkündür. ancak yinede bilinçsiz yapilan korunma yarar yerine zarar verebilir.