orijinal adı* cidade de deus olan, 2002 brezilya-fransa-abd ortak yapımı bir kátia lund-fernando meirelles filmi. "dövüşsende kurtulamazsın.. koşsan da kaçamazsın.." sloganına sahip filmde olaylar da aynen bu cereyanda gelişmekte, 1970lerde brezilya rio varoşlarında bir gettoda alevlenen olayların 15-20 sene sonra geldiği noktayı harika bir kurguyla yansıtmaktadır. almodovardan hafif etkilenilmiş gibidir. e aynı kültürün çocukları olur öyle..
amores perrostan sonra izlemiş olduğum en iyi latin filmi. çok da çekici olmayan bir senaryo hafif tarantino dan etkilenen bir tarzla, oldukça çekici bir hale getirilmiş. kurgusu çok iyi.
türkçesi tanrıkenttir. aralık sonunda makina fakültesinde gösterimi vardı. iki kız da ben afişe bakarken bakıp "aa siti of gud varmış" dediler. bol şanslar dedim bende ne diyim.
filmde görünen oyuncuların yaş ortalamasının 15 olduğu, bir de filmin senaryosunun gerçek bir hikayeden esinlenerek yazıldığını bilerek izleyince "bu kadar çocuğun ana babası yok mu" diye düşündüğümüz yapım.
kurgu güzel, arada şunun hikayesi bunun hikayesi gibi geriye dönmesi hoş. ama sanki bi ara sıkar gibi oldu. yine de akıcı bir şekilde işlenmiş bir hikaye. karakterlerin üzerinde durulmamış pek, kurgu ve olaylar ön plana çıkmış.
çarpıcı bir film. brezilya'da sokak çocuklarının polis tarafından köpek gibi vurulduğunu düşünürseniz kendi ülkesi için önemli bir meseleyi anlatmış yönetmen. ama zannetmeyin türkiye'de bunlar yaşanmıyor. maalesef ülkemizde de çeteleşme giderek yaygınlaşıyor ve suça bulaşma yaşı giderek düşüyor.
imdb puanını görüp merak edip aldığım ve aldığı puanı sonuna kadar hak ettiği gerçeğini gördüğüm çok hoş bir film ama bundan öte filmin müzikleri birer harika.film etkileyici bir anlatım tarzına sahip kısaca izlenesi bir film...
cicade de deus.tanrıkent.rio de janerio oluo bu kent..izlerken çok ilginç bir filmmiş,sahiden böylemiymiş o zamanlar,bu veletler böyle neler çevirmiş dersiniz.iyidir hoştur.film biter.filmin gerçek olduğunu öğrenirsiniz.dumura uğrasınız.
senaryosu gerçek bir olaya dayandığı için ürperten; şahane kurgusu ve mükemmel oyunculuklarla en sevdiğim filmler kategorisine tepeden giriş yapan film.
çarpan gerçekçiliği ve harika kurgusuyla mükemmel bir film.filmi izlerken o sokaklardaki korkuyu,gerilimi ve insanların ruh halini çok iyi anlayabiliyorsunuz.bu açıdan film ayna niteliğindedir.herşey olabildiğince samimi ve tüm çıplaklığıyla yansıtılmıştır.
brezilya yapımı film. film rio'nun arka sokaklarında geçen uyuşturucu ticareti, silah kaçakçılığı gibi illegal olayları anlatmakta. zamanında bu film yüzünden brezilyada bazı kanunlar deiştirilmiş. gerçek bir hikayeden alınan filmde herkes birbirini öldürüyor, para, karı, kız gani. arada bir pit stopa girip düşünmek gerektiğini anlıyor insan. (abartmamak lazım her şeyin azı karar çoğu zarar)
rio de janeiro dünyanın rüya şehirlerinden bir tanesi ama bu filmde rüyanın arka sokaklarında ki kabusu izletiyor bize yönetmenler.katia lund un yardımcı yönetmenliğini yaptığı bir diğer film ise (bkz: diarios de motocicleta) gerçekten de insanı film izledikten sonra kendini özel hissettirecek nadir filmlerden her ikiside.
brezilya'nın 1960'lı yıllarda başlayan ve 80'li yıllarda giderek tırmanan ve halen dünyanın en tehlikeli yerlerinden birisini oluşturmasının gerçek hikayesidir... yönetmenliğini fernando meırelles paulo lıns yapmıştır...
daha önce izlemiş olmama rağmen, dün gece oturup tekrar izlediğim mükemmel bir film...
fernando meirelles'in izlediğinizde sizi sarsan ve suç, şiddet, yoksulluk üçlüsünün ülkelere değil, sisteme özgü bir dert olduğunu kafanıza vura vura anlatan filmi.
futbol ve samba cennetinin görünmeyen, gösterilmeyen yüzü. getto yasalarını belirleyen çeteler, şiddetin olağanlaşması ya da başka bir deyişle olağanın şiddeti doğurması. elektriği bile olmayan, gözden çıkarılmış yoksul halkın yaşadığı -buna yaşamak denirse- , ölümün sıradanlaştığı, ironiyi isminden de yakalayabileceğiniz bir varoş tanrıkent. ironik çünkü tanrının bile gözden çıkardığı hayatlar yaşanıyor orada demek istiyor film!
el kadar veletler ellerinde silah abilerine özenip adam vuruyor, tüp kamyonlarını soyup halka dağıtıyorlar, çete üyesi olmak ve suç dışında bir gelecek hayal edemiyorlar. uyuşturucu kullanma yaşı diye bir kavram ortadan kalkmış çünkü kullanmayan neredeyse yok. velhasılı suçla dans ediyor hepsi.
bir kahramanın polisten kaçarken söylediği şu cümle bu insanların çıkmazlarını ve öldürmeyi nefes almak kadar olağan kılan getto yaşamını çok iyi özetliyor: " bir zamanlar hayallerim vardı. " bu hayattan yırtmaya çalışanların başlarına gelenler de, bu sistemin satıraralarında vadettiği korku ütopyasının resmini çiziyor gözlerinizin önünde .
filmde bu, gelecek yerine ölüm vadeden suç cennetinden kurtulan tek kişi anlatıcımız roket oluyor. zannımca meirelles son derece bilinçli bir tercihle filmin açılış sahnesinde, ayağı iple bağlı olduğu halde yanındaki tavukların birer birer kesildiğini gören ve ipten kurtulup kaçmayı başaran tavukla aslında roketin hikayesini anlatıyor. kurgu seyirciden dikkat ve özen istiyor. baştaki önemsiz görünen küçük bir ayrıntının, sonlara doğru bazı soru işaretlerinin cevabı olduğuna ayıyorsunuz. tek bir hikaye üzerinden ilerlemiyor film. karakterlerin hayatları bir çok noktada kesişiyor. filmin sonunda yap-boz misali ufak ayrıntılarla büyük resmi göstermeyi başarıyor yönetmen.
paulo linsin kitabından uyarlanan senaryosuyla yaşanmış bir hikaye tanrıkent. bütün karakterlerin amatör oyuncular tarafından canlandırıldığına inanmak güç. ancak oyunlarının inandırıcılığının, içinde yaşadıkları cehennemin gerçekliğinden kaynaklandığını anlamak o kadar güç değil. can alıcı diyaloglardan birini yazmak, film hakkında fikir verebilir diye düşünüyorum.
" - aklından ne geçiyor evlat. o manyakla ve bir avuç silah delisiyle takılarak ne yapmaya çalışıyorsun. sen sadece bir çocuksun.
- çocuk mu? uyuşturucu çekiyorum, ot içiyorum, bir adam öldürdüm. ben bir erkeğim... "
bu filmi muhakkak izleyin. suçun, şiddetin tabanında eşitsizliklerin ve yoksulluğun olduğuna dair önemli mesajıyla tanrı kent; bir brezilya eleştirisinden çok daha fazlası ! bizden çok şey bulmak da olası.
dehşet bir kurguya sahip film. başlarda biraz baysa da yavaş yavaş kendini sevdirmiş ve gerçek bir hikayeden alındığının öğrenilmesiyle de öldürücü darbeyi vurmuştur. imdbdeki değerini sonuna kadar hak eder.
izlenmesi gereken filmlerden biri.çarpıcı ve doğal bir film zaman zaman sürükleyiciliğini kaybetmesine rağmen izlenmeye değer vakit kaybı değildir kesinlikle.