ilk bölümünü az önce izlediğim yeni nbc dizisi. bir kaç kolpa sahnenin(spiderman düşüşleri, patlayan bomba alevlerinden sağ çıkan casuslar vs..) haricinde izlenebilir bir işmiş gibi görünüyor. daha ilk bölümden generalin hayatını kurtaran kendini bilmez süper kahraman chuck, bakalım bi sonraki bölümlerde neler neler yapacak..
robert ın bob ya da bobby ya da ne bileyim richard ın dick veyahut kevin ın kip olması gibi. fakat genelde isimlerin kısa halleri orijinal ve uzun halleri ile benzerlik göstermektedir ama charlie kural dışı ya da alışılagelmedik olan kısaltmalardan biridir.
örneğin:
alexander - alex
bradley - brad
samuel - sam gibi.
biraz asosyal ama aslında çok komik, kimi zaman sakarlıklarıyla insanı canından bezdiren ama bir yandan da pırlanta gibi bir kalbi olan sıradan bir gencin (chuck'ın) bir anda kendini ajan olarak olarak bulmasıyla başına gelen olayları anlatıyor.
bir de erkek arkadaşı ölmüş, inanılmaz seksi ve kıvrak, ama bir o kadar da taviz vermez, soğukkanlı ve cesur cia ajanı kadın var.
vallahi kırk yıl düşünsem aklıma gelmez böyle bir senaryo. tebrik ediyorum kendilerini burdan. inanılmaz bir yaratıcılık.
he bir de benim de çorbada tuzum olsun, kimsenin aklına gelmeyecek bir fikir daha buldum şimdi,ahanda geliyor: ileriki bölümlerde chuck'la o ajan kadın sevgili olsunlar, sevişsinler.
teşekküre gerek yok, kendi fikirleriymiş gibi kullansınlar.
ilk bölümünü sevimli bulduğum dizi. çalan müzikler de fena değil. ilk bölümden edindiğim intibayla lost'taki desmond'un gelecekten anlık gördüğü olayları andıracak gibi kahramanımızın olayı. senaristlerin maharetine göre yeni bir superman, spiderman olabilitesi yok değil. izleyip görelim.
kahramanımız chuckı the oc deki seth cohen kadar sevimli ve sempatik bulduğum dizidir.lakin dizide arada bir saçmalıklar alıp başını gitmiyor değil. neydi o cia ajanıyla klübe gittikleri ve dans ettikleri esnada cia ajanı taş hatunumuzun chuckı öldürmek isteyen bi düzine ajanı türlü saçmalıkla atlattığı sahne..e saati 11 dolara süper kahramanlık böyleyse, cia ajanlığı da bu kadar olur.kolpa sahneler çok olacak gibi dursa da ,yine de sevimli dizi.bi paket çekirdekle fena gitmiyor değil hani.heee bi de morganı da sevdim.o da beni sevse gol olur*
the oc ile benzerlikler gösteren dizi. chuck karakteri, seth'in sayısal okuyup, büyümüş hali gibi geldi daha ilk bölümden itibaren. ayrıca konuk oyuncu olarak rachel bilson bir-iki bölümde boy gösteriyor. bilgisayar oyunlarına ve başka yerlere çok güzel göndermeler var (haberlerde gösterilen uçak kazasında uçak numarasının 815 olması, açık arttırmada bir resim için bob ross'tan esinlenmeler var denmesi gibi). bu konuda yapımcısının josh schwartz olması büyük bir etken olabilir tabii. mağazada abaza muhabbetlerin geçmesi çok hoş olmuş, diziyi ciddiyetten kurtarıyor. yvonne strahovski için bir şey demeye gerek yok, kendisi her erkeği ajan olması için cesaretlendirecek kadar güzel. sonuç olarak severek izliyoruz.
john casey rolüyle adam baldwin'i bizlerle buluşturan dizidir."special agent" etiketinin bu kadar yakıştığı başka bir insan daha yoktur yeryüzünde.keyifle izliyoruz.
bilgisayar tamirciliği yapan chuck'ın stannfordtan arkadaşı bryce larkin'in bütün devlet sırlarını chuck'ın bilgisayarına gönderdiği , ve bilgisayarın hard diskini yanması üzerine bilgiler chuck'ın beyninde olduğu için chuck'a ajanlık görevi verilmiştir.sevgilisi sarah ve arkadaşı morganla geçen komik hikayeler gayet sürükleyicidir.sadece chuckın kız arkadaşı için bile izlenebilir
insanı ajan olmaya özendiren dizi. ayrıca "çiğnenen hep ben oluyorum dostum" repliğiyle yaran ezik şahsiyet, yeni nesil emo morgan grimes'i barındıran dizi.
ilk başlarda biraz kalitesiz gibi gelmişti ama rayına oturunca oldukca ii bölümler cıkartmış bir dizi.
sarah karakteri de taş gibi bir sebeptir bu diziyi seyetmek için
dizi izlerken artık geleneklere, babamızdan gördüğümüze bağlı kalmadığımızın tokat gibi suratıma çarpmasına neden olmuş dizidir.
hatırlarım da, annemler daha ben küçükken komşularla beraber dizi izlerken arada nasıl konuşmalar geçerdi:
"ay fernando bu bölümde kesin aşkını açıklayacak"
" isabella'yı öpmüştü di mi frederik, ay ne güzeel!"
" marimar'la el ele yakalamıştı ya bi kere, ondan işten atıyo çocuğu. püü, hain herif!"
işte böyle bir kökenden gelen biz dört öküz, geçtiğimiz hafta chuck'ı beraberce seyrettik. üstelik, iki parti batak çevirdikten sonra ve elde bira şişeleriyle. peki biz izlerken ne gibi diyaloglar çıktı:
"aha sarah görev mörev dinlemeyip kesin verecek bu bölümde"
"abi bu chuck'ın da yaptığı iş mi ya, sarah'tan yüz yok sen gidip lou'yla takıl işte gönlünce. cık cık cık"
"abo bunlar sırları söyleten ilacı da aldılar, görme şimdi muhabbetleri..."
en son beklenen olmaz ve sarah ile chuck cinsellik yaşamazlar(nasıl, çok kibarım di mi?).ardından chuck aynı yatakta bulunan sarah'a sırtını dönüp yattığında kitleden aynen şu cümle yükselir:
+ oha sırtını döndü ya camış herif. insan bari değdirir lan!
- abi biz nasıl böyle olduk? (ve devam eder)
josh schwartz 'ın tüm karakteristik özelliklerini ekrana yansıttığı dizi. yine güzel müzikler ve güzel oyuncular görmekteyiz. ayrıca schwartz'ın içindeki eziği tekrardan dışa vurduğunu görüyoruz bu dizide de . çok orijinal şeyler olmasa da yine de diyalogları ve klişeleri iyi kullanması ile beğenerek izlediğim birkaç diziden biri olmayı başarmıştır(ne büyük şeref!).
ha bir de iyice kıllanmaya başladım şu sıralar. neden bu adamın dizileri beni etkiliyor, yoksa kendimden bir şeyler mi buluyorum onlarda? şu an bununla yüzleşmek beni dehşete düşürdü ve bunu kabullenmeye hazır mıyım bilemiyorum açıkçası.
not:bütün bölümlerini izleyip sonra tamamlayacağım bu yazıyı.öncelikle kendimle ilgili keşfetmem gereken birkaç şey var da ...