|
|
- insomnia 'nın yönetmeni
- memento filmiyle kendini kanıtlamış ve tanıtmıştır, şimdi batman begins'ı çekmiştir, popülaritesi tavan olur artık
- uzun metrajlı filmlerine 1998 de following'le başlayan,2000 de memento ile yeri göğü inleten ve hakettiği saygıyı kazanan(imdb sıralamasında an itibariyle 26.)ardından insomnia ile gelişen ve tarzını geliştiren,kısa filmlerle kendini tatmin edip 2005 te batman begins ile bizi kopartan,the prestige ile de bircok ünlü oyuncuyu birlikte idare edip kısır denilebilecek bir konudan oldukça dallı budaklı bir hikayeyle çıkıp coşturan yaratıcı,akıllı,sevimli ama biraz fazla hırslı(tim burton a sataşmaları) 30 haziran 1970 londra doğumlu yönetmen.işin felsefe boyutunu hiç es geçmiyor.tüm filmlerinde bir veya birkaç konuyu biz izleyicilerin tartışmasına açıyor.insanların genel zayıflıklarına(takıntılar,saplantılar,kararsızlık,hırs,intikam...) hiç korkmadan ışık tutuyor.filmi manevi anlamda da dolduruyor.batman de bile.yeni batman; dark knight için de anlaşma yapılmıs galiba.seneryoyu kendisi yazacakmıs gene.(bkz: memento),(bkz: the prestige),(bkz: following)şiddetle bekliyoruz.
- memento, prestige ve ınsomnia'da "non-chronological" öykü anlatımının üstadı olduğunu kanıtlamış yönetmen. bilhassa memento da bu çok belirgindi. prestige de ise "in medias res" türü anlatımı (benzer bir anlatım için (bkz: max payne 2)) çok iyi kotardığı açıkça görülmektedir.
batman filmlerine gelince, hem burton'ın gotik atmosferi hem de schumacher'in gerizekalı "campy" tarzından sıyrılmış, batman'i çok frank miller'ımsı bir yere oturtmuştur. ikinci batman filmi olan dark knight da ise alan moore etkileri sezmeyi umuyoruz. yapar o.
- öncelikle efendim filmografisine göz atalım;
(bkz: the prestige)
(bkz: batman begins)
(bkz: ınsomnia)
(bkz: memento)
(bkz: following)
(bkz: doodlebug)
geleceğin en saygın yöntmenlerinden gözüyle bakmaktayım kendisine.yönettiği 6 film olmasına rağmen bu kadar başarılı olan yönetmen sayısı bir elin parmaklarını geçemeyecek kadar az. ne var ki batman gibi çizgi romanların arasına sıkışmış bir kahramanı yeniden gündeme getirmeyi başarabilen kaç yönetmen var. görüldüğü üzere sıradan bir öyküyü bile güçlü kılacak anlatıma sahip bir yönetmen.çok iş var bu adamda.
- zekasına hayran olunası insan. memento'da bir ilki denemişti kendisi. "ya hani sondan geriye giden film var ya, işte o" söz öbeğini sinema severlerın defalarca kullanmasına vesile olmuştur. the prestige'de bu yol yerine iç içe girmiş anılar sunmayı tercih etmiş ne de iyi etmişti...
bu filmlerde seyirciyi sadece izleyen ve ekrana bakan bünye olmaktan cikarip, onlara filmle birlikte yasama imkani taniyan insan. tarzi mukemmel ötesi, en basitinden siradan bir batman oykusunu bile cok rahat degistirip icine gizem sokabilen bir adam, batman begins'de yaptigi gibi. takip ediyoruz dememin gereği var mıdır diye sorarsanız yok derim haliyle. ayrıca basit bir yorumu gereksiz yere uzatmak gibi bir takıntım var ki ona da uymuş olduk bu önemli insan nezninde. e haliyle. ve vesilesiyle.
(bkz: büyüyünce christopher amcam gibi olcam ulan)
- memento ve prestige ile göstermiştirki bir dönem - ya da hala- lynch ne etki yapmış ise sinemada nolan da aynı etkiyi yapmakta şu anda.müthiş yönetmen.ingliz ve kırkına basmadığı için önümüzdeki filmlerine bakıyoruz efendim.iyki var.
- dönemin kesinlikle en zeki yönetmenlerinden biridir. filmlerinde gerek kurgu gerekse kadro açısından her daim karizma akmaktadır. master piece diye tabir edebileceğimiz filmleri ise prestige, memento ve tabi ki yeni nesil batman serileridir**.
- rüştünü ispatlamış entelektüel bir sinema dehasıdır nolan. holivut'un kendisine sunduğu imkanları gereksiz senaryolarla heba etmek yerine seyirciyi filmlerinin içine dahil eden ve üzerinde çokca kafa yormayı gerektiren işler sunmakta önümüze. the prestige'den sonra nihayet the dark knight'da rast geldik bu dehaya. 'isminde batman kelimesinin geçmediği ilk batman filmi' tanımlamasının gereksiz olduğunu düşünüyordum, ta ki filmi izleyene dek. nolan filmin ismini bile özenle seçmiş; batman'in süper kahramanlığına değil, doğrunun meşakkatli yollarında hırpalanan ve hep arka planda kalacak olan 'kara şövalye'ye vurgu yapmak istemiş. bir süper kahramanı övmek için ilk kez 'o bir kahraman değil' cümlesinin kurulması bile başlı başına ilginç geliyor insana.
bunun yanında bir de joker tiplemesine getirdiği yoruma tanıklık ediyorsunuz. dünya yanarken karşısına geçip zevk sigarası yakacak kadar manyak bir karakterle tanıştırıyor nolan sizi. joker sadece kötü değil, aynı zamanda kötülüğün dünya üzerinde egemen güç olduğuna inanan bir karakter; ona göre insanları kötülük yapmaktan alıkoyan tek şey henüz buna fırsat bulamamış olmaları. joker için tek gerçek var o da: anarşi ya da başka bir deyişle kaos. filmde batman dururken kahraman olarak öne çıkarılan harvey dent'in kahramanlıktan kötülüğe uzanan akılalmaz metamorfozunu aşırıya kaçmadan seyirciye birebir aktarmayı başaran nolan'a hayranlık duymamak elde değil. batman ve joker'in birbirlerini öldürmeme oyunu ise iyilik ve kötülük arasında yıllardır süregelen galibinin hiçbir zaman belirlenemeyeceği 90 dakikalık müsabaka gibi.
halen harry potter, spider man ve x-men gibi filmlerde izlediğimiz, kabul etmek istemesek de çocukluğumuza hitap eden süper kahraman olgusunu 20'li yaşları teker teker deviren (kimbilir 30'lar da olabilir) bizlerin beklentilerine ince ve ayrıntı dolu bir senaryoyla uyarlayan christopher nolan ve jonathan nolan kardeşler her türlü övgüyü hakediyorlar sanırım.
- şu saatten sonra sıçtığını yayınlasa izlerim. o kadar seviyorum.
|