belki ilginizi çeker
  1. · manisa tarzanı
  2. · into the wild
  3. · alexander supertramp
  4. · keşke ben oynasaydım denilen film karakterleri
  5. · özel olmadığını anlamak
gündem
  1. · 25 kasım 2009 manchester united beşiktaş maçı
  2. · sevgilinin 5 gün aramayıp naber diye mesaj çekmesi
  3. · 22 kasım 2009 galatasaray manisaspor maçı
  4. · demokratik sol halk partisi
  5. · 2012
  6. · beşiktaş
  7. · günün tek cümlelik özeti
  8. · futbol hakkında giri yazmama kampanyası
  9. · aşık olmaya aşık olmak

christopher mccandless  

  1. alaska uğruna yaptığı yolculuk ile into the wild kitabına ve filmine konu olan, yeni nesil gençlere mccandless sendromu denilen hastalığı bırakmış ve 142 numaralı bir otobüse sırtını yaslamış pozuyla unutulmayacak bir karakter.
    (man on the moon, 07.03.2008 00:24)
  2. postmodern tazmanya canavarı. bayılıyoruz kendisine zira.
    (sarkastik, 15.04.2008 23:04)
  3. 5 ay gibi bir sürede yanında hatırı miktarda prinç alarak ve çevredeki hayvanları avlayarak yaşamış, 5. ayın sonunda yiyecek pirinci ve avlayacak hayvan bulamamasından dolayı açlıktan ölmüştür.ölümünün 2 hafta sonrasında avcılar tarafından bulunur.into the wild'ı etüd ettikten sonra insan hayata biraz zor dönüyor.
    (corvo, 26.01.2009 20:55)
  4. bana sorarsanız bu kişi içindeki erdemi ortaya çıkarmak için vahşi yaşamı bir tema olarak kullanmıştır. belki bu vahşi yaşam değil doğu ülkelerinde farklı yaşamların farklı kültürlerini kendine aşılayarakta olabilirdi. fakat amerikan maddeciliği ile artık insanın(fakına varan kişinin) doğanın özüne inme çabasını olumlu karşılamak gerekir diye düşünmekteyim.
    (fortis et liber, 11.03.2009 15:41)
  5. asıl adı ''christopher johnson mccandless'' olan ve hayatı ''into the wild'' filmine konu olmuş kişi..

    hayat hikayesinin üzerimde yarattığı etki bir yana,sadece filmi ile beni koyu bir ''jack london'' hayranı yapmıştır.sırf bu yüzden kendisine teşekkürü bir borç bilirim..

    (bkz: rest in peace)
    (ilkokul esprisi, 16.04.2009 15:05)
  6. alaska yerlileri'nin kendisinden ahmak olarak bahsettiği yüce kişilik.
    istenilen hayat tarzını yaşayan ve son anına kadar bundan taviz vermeyen insan. peki tamam, kitaba filme konu olmuş bu adam ama kendisi kim? niye böyle bir maceraya atılmış? gereksiz işler muhabiri blackfield odasından bildiriyor:

    1990 yılında üniversiteden mezun olan mccandless, hatrı sayılır bir miktarda amerikan dolarını bir hayır kurumuna bağışlayarak yolculuğuna başlamıştır. onu ölüme götüren bu yolculuğa çıkmadan önce bir kano ile meksika sınırını kaçak olarak geçip geri dönmüştür. ve bu kaçak yolculuk onun "yolculuk" anlayışının sınırlarını genişletip alaska'nın buzlu ve soğuk topraklarına getirmiştir.

    bu tehlikeli yolculuğu sırasında tanıştığı insanlara gerçek ismini vermeyip "alexander supertramp" olarak tanıtmıştır.

    nisan aylarının başında alaska / stampede trail'e varan mccandless'ın yanında yiyecek olarak sadece pirinç, vahşi doğada hayatta kalabilmesi için kalibresi düşük bir tüfek mevcuttur. en sonunda da fairbanks belediyesine ait 1941 model ve terkedilmiş minibüse evi olarak benimseyip yerleşir. yerleştiği tarihten öldüğü güne kadar en önemli besin kaynakları ise pirinç, yakaldığı sincaplar ve çevrede bulduğu yenmesi mümkün bitkilerdir. ölmeden 1 ay önce bir geyik avlamayı başardıysa da etlerini düzgün muhafaza edemediğinden ötürü bu besin kaynağı da tükenir ve süperberduş yiyecek sıkıntısı ile başbaşa kalır.

    geçen bu süre sonunda mccandless'ın metabolizması ciddi hasar alır ve çok hızlı kilo vermeye başlar. tehlikeli sınıra yaklaştığında da bu macerayı sonlandırması gerektiğini düşünerek dönüş yolculuğuna çıkar ancak maalesef bu mümkün değildir. çünkü, geldiği tarihte alaska'da suların seviyesi düşmüştür ve bu yüzden varışı kolay olmuştur. ağustosta ise sıcaklığın yükselmesi ile birlikte karlar eriyip sular eski seviyesine dönmüştür ve mccandless'ın o güç ve kiloyla azgın nehri yüzerek geçmesi mümkün değildir. suyun taşkınlığının dinmesi için geri dönen mccandless için artık yolun geri dönüşü yoktur. zira, topladığı bitki yemişlerinden bir tanesi (yabani patates)nin toksik etkisi yüzünden zehirlenmiştir ve artık hem açlık hem de sürekli kusma ile başa çıkmaya çalışmaktadır. ölmeden 3 gün önce (onu bulan avcıların verdiği ifadeye göre) mccandless minibüsün camına bir "yardım çağrısı yazısı" asmıştır ancak yardım çağrısına tesadüfi şekilde ve öldükten 18 gün sonra yanıt gelir. ağustos 1992 yılında açlık sebebiyle hayatı son bulur süpergezgin'in.

    evet, alaska yerlileri'nin neden ahmak dediğine gelince:

    nehrin karşı kıyısına geçmek için bulunduğu noktanın yaklaşık 400 metre ötesinde suyun akıntı şiddeti hem azaldığı hem de bulunduğu konuma oranla sığlaştığı bilinen bir gerçek. onun da ötesinde bahsi geçen ve suyun sığlaştığı yerin 700 metre ilerisinde su hepten bilek seviyesinde. yerliler ve ifade veren avcılar bunu iki şeye bağlamışlar: birincisi mccandless'ın pusula veya haritasının olmaması. ikincisi geldiği coğrafyayı yeteri kadar araştırmamış olması. yani toplamda 1.1 kilometrelik uzunlukta bir hattı öncesinde keşfe çıksaydı kurtulma şansı olabilirdi. ayrıca, onu bulan avcılar hemen acil yardım çağrısında bulunurlar. gelen yetkililer, 142 numaralı terkedilmiş minibüste arama yaparlar ve supertramp'in çantasında 3 kütüphane kartı, bir kimlik kartı, bir oy kullanma kartı ve çok detaylı olmayan bir harita bulmuşlar. bu durumda insanın aklına "acaba adam bile bile mi ölüme gitti" sorusu akla geliyor.

    öyle ya da böyle, epifani yaşamın dibine vurmuş birisi. ha, kendisi günlüğüne karaladığı notlarda esas mutluluğun uzaklarda değil insanın içinde olduğu kanaatine varmış ama bunu idrak etmesi çok geç olmuş..

    konuyu, bugün filmi izleyip akabinde kritiğini yaptığım bir arkadaşımın sözüyle bağlayayım:

    "modern hayatı reddetmek için ilkel yaşamaya gerek yok ki abi!. insan, kendi içindeki salt ilkelliğe döndüğünde zaten modern yaşama siktiri çekmiş demektir"
    (blackfield, 18.04.2009 02:00)
  7. 92 yılında tam da bugün ölmüştür.
    (alexander supertramp, 18.08.2009 12:01)
  8. aile hayatının hastalığından, sahteliğinden ve düzenbazlığından, modern hayattan bıkarak kaçan bir insan. açlık sebebiyle ölmüştür, yalanlar ve sahtekarlık onu öldürmeden önce.

    "rather than love, than money, than faith, than fame, than fairness, give me truth."
    (çürükşehir, 26.08.2009 18:40)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil