|
|
- önce savaş tamtamları çalan partinin birden barışçıl bir politakadan yana olduğu projedir. hangi ara fikirler 180 derece dönmüştür, neden deniz baykal sanki önceden söylediklerini kendisi söylememiş gibi sözler etmektedir bilinmemektedir. deniz baykal'ın sınır ötesi operasyonun şart olduğu ve gerekliliği üzerine söylediği o kadar sözden sonra söyledikleri, planları ise şu yönde olmuştur:
"teröre karşı mücadele sürecek..
ama sadece silahla değil.
türkiye,
kürt sorununu çözmeli ve kürtlerin bu ülkenin asli unsuru olduğunu kabul etmeli. türk-kürt, alevi-sünni, doğu-batı demeden tüm insanları "kucaklamalı" ve onların daha mutlu ve zengin yapmak için çalışmalı... sorunu çözmek için başta eğitim öğrenim olmak üzere, ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmeyi sağlayacak tedbirler almak gerekli.
baykal bunları öneriyor... bilinmeli ki; mardin'de yaşayan insanla izmir'de yaşayanın "aynı yaşam standardına" sahip olduğu, gençlerin iş bulduğu,kimliklerin saygın kabul edildiği gün, "bölücülük" bitecek, bu ülkenin yurttaşı olmaktan "onur" duyacaktır..." fikri sağlar
- uygulanması durumunda son derece faydalı olabileceğini düşündüğüm proje.ayrıca deniz baykalın yaptığı uzun konuşmanın olmayan birşey üstüne olduğu anlamış bulunuyoruz,büyüksün sözlük.
- çamur atan,iktidar partisine oy kazandıran,koltuğa oturup üzerine beton döken,yerini alması muhtemel birisine tahammül edemeyip ajdapekkanımsı tavırlarla ben eskimem yaklaşımı ve bu uğurda kendisini desteklemeyeni despot bir tavırla dışlayacağını gösteren yeteneklere sahip birinin zinhar ve kati surette proje hazırlayamayacağını çünkü bu şartların proje hazırlamak için gereken önşartların hepsine ters olması dolayısıyla chpnin asla bir proje hazırlayamayacığını öğrendiğimiz proje.hatta bu sepeplerden ötürü chpnin vatanını sevdiğini ülke çıkarları için herhangi bir şey yapacağını veya yaptığı açıklamalardan herhangi birisinin bile ülkenin iyiliği için olacağını düşünmek absürddür.
- (bkz: chp sola çekiyor)
(bkz: chp'nin sol parti olduğunu hatırlaması)
- - alıntıdır -
deniz baykal'ın herkesin gözü önünde gerçekleştirdiği "kürdistan" u dönüşünün içeriği üzerinden chp liderinin profilini yükselten medya; chp liderinin bu u dönüşü'nün arka planda nelere denk düştüğünün üzerine gitmiyor.
birden taktik miyopluklarını itiraf etme yarışına giren emekli generallerden; hükümetin ingiltere ve oval ofis maceralarına kadar bir çok vaka; son günlerde türkiye'yi uluslararası diplomasinin merkezine , hala cumhurbaşkanı olduğunu idrak edememiş abdullah gül'ü ve hala kendini bop eşbaşkanı olarak gören tayyip erdoğan'ı da suudi kralı'nın yanıbaşına oturttu.
ilginçtir leman dergisi kapağı eksik çizdi ve tayyip erdoğan'ı aynı kareye koymayı unuttu.
ilber ortaylı ile birlikte yeni osmanlı sürecinin akademisyeni olarak spot ışıkları üzerine çevrilen yalçın küçük'ün de;
atv'de karşısına neo-liberal isimleri alıp
"musul konusunu artık masaya yatırmalıyız"
tezini savunmaya başlayan fehmi koru'nun da nihayetinde hizmet ettiği plan anglo-sakson ekole ait.
türk devleti'nin etkin kanadının da senkron olduğu bu proje bizimkilere "büyük devlet" ; "osmanlı" hülyaları ile pazarlanıyor.
öyle bir plan ki; bu planda
"islamcı araplarla aranızda laik bir kürdistan oluşacak fena mı?" cümlesi üzerinden laikçilere;
"muhteşem osmanlı geri dönüyor." cümlesi üzerinden muhafazakarlara/islamcılara;
"emperyal türkiye; musul'u kontrol edemeyen, diyarbakır'ı kaybeder" cümlesi üzerinden milliyetçi/ulusalcılara hatta kemalistlere;
"bölgesel özerklikle türkiye'ye bağlanacak kürt kardeşlerimiz" cümlesi üzerinden neo-liberal solculara;
"kürdistan" kod adı üzerinden kürtçülere yetecek kadar bol bal var.
küresel güçler şimdi bu balı kaşık kaşık türk devleti'nin saç ayaklarına çalmakla meşgul.
halbuki hiç kimse bu musul/kerkük tuzağının türkiye'yi kürtleştirme projesinin en kritik ayağı olduğunu göremiyor.
"milliyetçi/ulusalcı" sitelerde musul'u da içeren yeni türkiye haritaları dağıtanlar;
bu yeni türkiye'de kürt nüfus oranının şimdikine oranla en az iki katına çıkacağını ve
mevcut oranla bile sorun olan sosyal/siyasi temsiliyet konularının yeni oran ve yeni bilinç dinamikleri ile federalizm sürecini daha da hızlandıracağını hesaplamıyorlar.
yalçın küçük;
"musul'u almayan ; diyarbakır'ı kaybeder"
beylik tezini ortaya atarken hiç kimse;
"hocam, biz daha diyarbakır'a sahip değiliz. küresel cadı kazanının merkezindeki musul'u nasıl kontrol edeceğiz?"
diye sormuyor.
baykal; türk devleti'nin etkin kanadının da senkron olduğu ve washington ziyareti sonrasında son rotüşların yapıldığı bu yeni osmanlı trenine işte son vagonda bu yüzden katılıyor.
yolcularının musul'a gittiğini zannettiği bu trenin makinistleri de; treni uçuruma doğru giden yolda hızlandırırken; baykal'ın şahsında bir kesimin/ekolün de bu trene bindirilmesinden çok memnun olacaklar ki medya borazanlarını sonuna kadar sevinçle öttürüyorlar.
yeni osmanlı trenine son dönemde hız verildiği tezinin en önemli desteklerinden bir tanesi baykal'ın ; kamuoyuna "bu kadar da olmaz" dedirten u-dönüşünün arka planında gizli.
daha bir kaç hafta öncesine kadar barzani'nin tepesine bomba yağdırmaktan sözeden ve militarist söylemin en keskin jargonlarını kullanan baykal'ın söylemindeki değişimin arka planını merak edenleri baykal'ı bu söylemi değiştirmeden önce üç gün nereye kapanıp "çalıştığını" ve ziyaretçilerinin kimler olduğunu araştırmaya davet ediyoruz.
ayrıca bu söylemle beraber devreye sokulan medya çalışmaları çerçevesinde konuk olduğu habertürk'te kamuoyunu apaçık niye yanlış bilgilendirdiğini birilerinin baykal'a sorması lazım.
ne demişti baykal? "bunu medyaya duyurmak için özel bir çaba göstermedim".
baykal; habertürk'te bu söylemi medyaya duyurmak için hiç bir özel çabalarının
olmadığını ve küçükşahin'le bir kahvaltı sırasında sorması üzerine bunları söyleyince konunun manşetlere taşındığını iddia etti.
halbuki elimize ulaşan bilgiler; baykal'ın bu üç günlük "çalışma seansı" sonrasında basın müşaviri baki özilhan'a randevu bekleyen iki büyük gazetenin muhabirlerini özellikle çağırması talimatı verdiğini gösteriyor.
dolayısı ile ortada; baykal'ın yeni dizayn söylemini büyük medyaya özellikle duyurmak için bilinçli bir zamanlama ve strateji olduğu görülüyor.
son günlerde "ertuğrul özkök'ü arayarak tebrik edip, aynı fikirde olduğunu belirtenler" üzerinden türk devleti'nin altına imza attığı anlaşılan dönüşüm projesini kamuoyuna yudum yudum besleyenlerin bir siyasi liderden çok devlet adamı özellikleri taşıyan baykal'ı da anglo-sakson güçlerle üzerinde uzlaşılan yeni osmanlı/musul planı çerçevesinde devreye soktuğu anlaşılıyor.
bu planı yapanların unuttuğu; bu trenin daha önce de bir çok kez bu istasyondan yola çıktığı ama nedense hep bir yerlerde raydan çıktığıdır. haklarını vermek gerekir ki; bu sefer tren yolcularını uçuruma; çok daha konforlu ve manzaralı bir rotadan, keyif verici toplumsal uyuşturucuların servis edildiği kompartmanlarla taşıyor.
türkiye'yi osmanlı'ya dönüştürerek büyütme masallarına inananların, bunun anglo-sakson ittifakının nitelikli bir tuzağı olduğunu görüp bir an önce uyanmasını diliyor; baykal'ı da önce erdoğan'laştırıp, sonra ağarlaştırmadan önce türk solunun bu harap kalesine iyi bir lider yetiştirmeleri gerektiğinin altını çiziyoruz.
nitekim; bütün sentetikliğine ve haraplığına rağmen, chp'nin temsil ettiği "sol" sadece millet'e değil, devlet'e de lazım. en azından bir manivela olarak.
- alıntıdır -
kaynak: http://www.acikistihbarat.com/...(strateji, 17.11.2007 16:23 ~ 19.11.2007 16:37)
|