children of men   

 sayfa  / 2
adana çık aradan

  1. bilimkurgu beklerken bambaşka bir filmle karşılaştığım, 2027 londrasında geçen, clive owen'ın oynadığı, insan dölünün öldüğü, terörizmin fink attığı katastrofik bir film.
    (man on the moon, 04.12.2006 22:34)


  2. türk sinemalarına son umut adıyla girmiş film.
    (venom, 04.12.2006 23:29)
  3. çok uzun ve çok zor tek plan sahneleriyle hayran bırakmış, görüntü yönetmenliği anlamında oldukça başarılı film. senaryo açısından ise soru işaretleriyle bırakmıştır. yönetmen nedense birçok konunun üstünden çok hızlı geçmiş, bu yüzden sanki bir dizinin orta bölümünü seyretmişiz de bazı şeyleri kaçırmışız hissi vermiştir. genel anlamda izlenmesi gereken bir film.
    (cherryblossomgirl, 17.12.2006 17:03)
  4. yıl 2027. son doğan çocuk 19 yaşındayken ölmüş ve insanların ümitleri tamamen tükenme noktasında. insan ırkının neden kısırlaştığı bilinmiyor. her yerde kaos var, göçmen sorunu var. böyle bir dönemde theo* eski sevgilisi ve çocuğunun annesi julianne moore ve onun büyük sürprizi ile karşılaşır: hamile genç bir kız. bu kızın insanlık için didinen bir grupla buluşabilmesi için theonun yardımına ihtiyaç vardır. macera böyle başlasa da pek zevkli sürmüyor. her ne kadar savaş sahneleri son derece gerçekçi çekilmiş ve ilgi çekici olmuşsa da, filmin senaryosu ve kurgusu tatmin etmiyor. en azından beni ve benimle birlikte izleyenleri tatmin etmedi. hem son derece uzun, hem de bu kadar karanlık sahneler görmek istemiyorsanız vizyondaki başka filmleri tercih edin.
    (ascella, 24.12.2006 21:05)
  5. alfonso cuaron'nun ilk defa bu kadar gerçekçi bir şekilde çatışma sahnelerini çekerek, a kalite bir yönetim gösterdiği ilginç bir film. her ne kadar iç karartıcı bir senaryoyla gerçekçi gibi gözükmese de clive owen ve claire-hope ashitey oldukça iyi bir performans göstermiştir. en etkileyici sahne ise ağlayan bebeği görenlerin sevecen gözlerle bebeği izleyip, yaptıkları işi(saklanma, ateş etme vs.) kısa bir süre için bıraklamaları olmuştur.
    (wildboy, 03.01.2007 23:56)
  6. senaryosu kesinlikle eksik olsa da film, daha ilk dakikalarından itibaren vurucu başlamakta.
    şu lâf yeterli: "gezegenin en genç insanı, hayranı tarafından öldürüldü."

    zaten hikaye, eğer o ruh halini yakalayabilirseniz (düşünün 18 yıldır dünyada tek bir kişi bile doğmuyor, ve millet birbirine girmiş) son sahnelerde sizi salya sümük hale getirebilir.
    ayrıca haraketli sahnelerde, hatta çoğu sahnede, sallanarak ilerleyen kamera bayağı rahatsız edici, gereksiz.

    film müziklerinde:
    king crimson - the court of the crimson king
    joe south - hush yer almakta.

    (bkz: last one to die please return of the light)
    (venom, 20.01.2007 19:02)
  7. bir bilimkurgu ve distopya fanboyu olarak children of men'den hazzetmemem olanaksız. bu hazzı katbekat arttıran ise alfonso cuaron ve tayfasının hollywood normlarını hiçe sayan uzun süreli el çekimleri, akıcı düzenlemesi, dramatizasyondan uzak 'sade' sinematografisi ve derin alt-metini oldu. şatafata ve görkeme prim vermeyerek ana-akım sinemanın seyircinin gözünü boyamak için kullandığı bu hilelere karşı bir duruş sergilemişler. her ne kadar bu özgünlük eleştirmenlerin ve buffların takdirini kazansa da default sinemasever garipseyecektir*. ben gene de 'farklı' bir film arayan herkese tavsiye ediyorum. uyarlama senaryo, editing, sinematografi dallarında oscara aday gösterilmesi ve imdb'de 146ncı sıraya yerleşmesi de referans noktaları olsun henüz izlememiş olanlara.

    theo'nun pek çok kez olanağı varken eline silah almaması; mülteci kampları ve savaş sahnelerinin bosnayı, nazi kamplarını, guantanamoyu, ira cezaevlerini andırması ve tüm hikayenin aslında isa'nın doğumunun alegorisi olması dikkat çeken noktalar. dev domuz balonu ve battersea santrali göndermesi*, michael caine'in karakterini john lennon'a benzer portrelemesi ve hush ve the court of the crimson king'in ost'de yer alması bir rocker olarak daha da sempati beslememi sağladı filme. senaryonun daha derinlemesine irdelenebilecek birçok noktası var ama üşendim şimdi tek tek değinmeye. dvdripi düştü torrente çekin izleyin işte mk. (formal giriye yakışmayan son derece laubali bir bitiş oldu. ciddiyete koyim size bişey olmasın sözlük yazarları)
    (soulforged, 24.02.2007 07:32)
  8. kaos ve kargaşa içinde bir 2027 yılının hayal edilidiği; iç kararyıcı ingiltere ve lonrda vurgusuyla george orwell'ın 1984 adlı romanını hatırlatan.farklı çekim teknikleriyle (bir sahnede kamera 5 dakika boyunca camındaki kan damlalarıyla çekim yapıyor)insanı şok eden, clive owen'ın başrolünü oynadığı şon derece afallatıcı alfonso cuaron filmi.
    (klasik müzik dinleyen dr lecter, 26.02.2007 16:55)
  9. güzel ama bir o kadar da iç karartıcı film. nevrotik sorunlar yaşamakta olan, tikli, anksiyete veya uyku bozukluğu görülen arkadaşlara tavsiye edilmez
    (jimela morrison, 26.02.2007 17:02)
  10. son zamanlarda iyice popülerleşen küresel ısınma ve akabinde getireceği ve insanlık tarihinin gidişatının filme uyarlanmış hali. insanlar olarak, elimizdeki değerleri git gide yok ediyoruz doğru. peki bunların farkında mıyız? elbette farkındayız. kimimiz elinden geldiğince bir şeyler yaparken, kimimiz bu bir süreç ceremesini de çekmemiz lazım diyor. bu film çok fazla değil 20 yıl sonraki dünyanın halini ingiltere ile gözler önüne seriyor. açlık, susuzluk yüzünden ülkelerini terk eden mülteciler. sığındıkları ülkelerdeki hükümetin onlara davranışları büyük bir gerçekçilikle gösteriliyor. peki bu filmde olanları yani 20 yıl sonrasını düşünmek çok mu zor bizim için? çevre ve ekolojiyle alakalı az çok insan zaten uzun zamandır bunları tartışıyor. insanlık ırkının tehlikeye girmesinden bahsediliyor. açlık, yoksulluk, kısırlık bunlar olucak diye bas bas bağırılıyor.

    bu filmde insan ırkının yok olma süreci ve ufacık bir bebeğin bütün insanlara umut aşıladığı işlenmiş. bir yanda savaşlar olurken, ülkeler çıkarlarığını korumaya çalışırken; aslında küçücük bir umuda ihtiyacımız olduğunu gözler önüne seriyor. bugün dünyada silahlar bebekleri sustururken, gelecekte bebek ağlamasının silahları susturabileceğini gösteriyor.

    ---spoiler---
    ve belki de en etkileyeciği sahnelerden biri, bebeği kaçıran adamlardan birinin vurulmuş olarak gözüktüğü sahnede "ben bir şey yapmadım, birden ağlamaya başladı. küçücüktü. o kadar zaman oldu ki, nasıl olduklarını unutmuştum" demesi.
    ---spoiler---
    (mor kedi, 07.06.2007 15:04)
  11. 2027 kadar yakın bir tarihte olmasa da 3000 li yıllarda insanoğlunun yaşayacağı büyük sıkıntı, "kısırlığa" ışık tutmuş film.

    takvimlerin 2027 yılını gösterdiği dünya üzerinde, nedenleri anlaşılmayan olaylar yaşanmaktadır. son dünyaya gelen bebeğin üzerinden 19 yıl geçmiştir ve insanlık artık üreyememek gibi bir çıkmazla karşı karşıya kalmıştır. ülkenin politik düzenlerini de etkileyen, bir şekilde değişimler yaşanmasına neden olan bu durum, kendini olayların akışına bırakarak çöküşe giden insanların yanında, bu durumun nedenlerini bulmaya çalışan savaşçı ve mücadeleci insanları da yaratır

    büyük britanya benimsediği askeri emperyalist yönetimi ile, sınırları içinde herhangi bir kargaşa çıkmasını önleyen, bu nedenle de huzurun halka hüküm sürdüğü bir coğrafyadır. buna karşılık, sınırlarda, bu ülkeye giriş yapmak isteyen bir sürü mültecinin dramı yaşanmaktadır.

    theo (clive owen) tüm bu olaylardan kendini soyutlamış bir şekilde, geçmiş yaşantısının eylemci yapısına ters, büyük bir hiçliğin içinde yaşamaktadır. artık eski bir eylemciden bir bürokrata dönüşmüştür. fakat bir gün kaçırılarak kendisini, eski silah arkadaşı ve sevgilisi julian'ın (julianne moore) önünde bulur. julian, mülteci hakları için mücadele eden fish adlı yasa dışı bir örgütün başıdır ve theo'dan, bu mültecilerden biri olan kee'nin tehlikesizce 'insan projesi' adlı bir örgüte ulaştırılabilmesi için gerekli olan kağıtları sağlamasını ister. yardım teklifini kabul edip kee ile birlikte yola çıkan theo'nun, onun aslında dünya için ne kadar değerli bir insan olduğunu anlaması hiç de uzun zaman sürmeyecektir.
    film, muhteşem görüntü yönetmenliğine ve 'yuhh bunu nasıl çekmişler!!' diyeceğiniz sahnelere sahip.

    her yiğidin harcı olmasa gerek bu sahneleri çekmek. çatışma sahneleri o kadar gerçekçi ki kendini bir anda 4. dünya savaşı’nın içinde hissedebiliyor ve 'abi savaş kötü bişey' derken duyabiliyorsunuz.
    yönetmen ve oyuncuları tebrik ediyor ve ayakta alkışlıyorum.
    (drummy, 07.06.2007 15:16 ~ 16:05)
  12. (bkz: pull my finger)
    (bergerac, 07.06.2007 15:42)
  13. uzun ama bir o kadar da mükemmel sahneleriyle beni kendisine hayran bırakmış, 2006 yapımı, alfonso cuaron un yönettiği film. şimdiden en iyi ilk beş film sıralamama girmiştir.

    --spoiler--
    bunlar arabayla giderken yolu kestikleri, motorsikletle gelip julianne mooreu öldürdükleri sahne dört, clive owenın bebeği ve kızı kurtarmak için peşlerinden gittiği sahne altı dakikadan fazladır. böyle görüntü yönetmenliğine can kurban valla.
    --spoiler--
    (henry gale, 12.06.2007 20:43)
  14. ---spoiiler---

    filmde eski binanın içinde çatışmalar devam ederken çocuğun ağlamaya başlaması ve herkesin susarak onu izlemesi beni benden almıştır. beni benden almıştır da "ulan dünyada çocuk olmuyor bu orospu çocukları hala dan dun çatışıyor" demekten de kendimi alamamışım efendim üzerinize afiyet.

    ---spoiler---
    (markator, 28.06.2007 22:44)
  15. muazzam bir distopya filmidir. clive owen ile julianne moore oynatılmış (unutmamak lazım, michael caine de harika), yetmezmiş gibi alfonso cuaron'un yeteneği ile son yılların en kusursuz senaryosu da gelince voltron oluşmuş. bir de film izletici top 5 listemizin 2 numarası aksiyon (1 numara güzel kadındır, öyledir.) olunca, nasıl anlatsam yani, öyle böyle değil.

    internette araba kovalamaç - yakalamaç, adam öldürtmeç sahnelerinin nasıl çekildiğini görebilir, benim kadar cahilseniz şaşabilirsiniz. misal, başlarda kahramanlarımız neş'e ile seyahat ederlerken, arabanın üstünde bir film ekibi çekim yapmakta imiş ve gölge etmedikleri için ihsan eylemelerine gerek kalmamış.

    -----spoiler-----

    finale 5 dakika filan kala final ötesi bir sahne mevcut.

    ağladım ben o sahnede. evet. sanırım dünyada eşim yok. buydu spoiler. evet.

    -----spoiler-----


    edit: bir de mutluluktan ağlatan soundtrack var. imdb diyor ki:

    01. "ruby tuesday"
    written by mick jagger and keith richards
    performed by franco battiato
    courtesy of universal music ıtalia

    02. "running the world"
    written by jarvis cocker
    performed by jarvis cocker

    03. "the court of the crimson king"
    written by ıan mcdonald, peter sinfield
    performed by king crimson
    from the album "ın the court of the crimson king: an observation by king crimson"
    published by song bmg
    licenced courtesy of robert fripp

    04. "bring on the lucie"
    written by john lennon
    performed by john lennon

    05. "hush"
    written by joe south
    performed by deep purple
    courtesy of emı special markets

    06. "witness (1 hope)"
    written by rodney smith
    performed by roots manuva
    courtesy of big dada recordings

    07. "life in a glasshouse"
    written by thom yorke, edward o'brien, jonny greenwood, colin greenwood and philip selway
    performed by radiohead
    courtesy of emı records

    08. "omgyjya switch7"
    written by richard d. james
    performed by aphex twin
    from the album "drukqs" (2001) available on warp records

    09. "arbeit macht frei"
    written by the libertines
    performed by the libertines

    10. "anti war dub"
    written by digital mystikz
    performed by digital mystikz
    published by dmz

    11. "wait"
    written and performed by the kills

    12. "sleepy shores"
    written by johnny pearson
    arranged by michael price
    (no more, 28.06.2007 23:10 ~ 29.06.2007 00:25)
  16. kamera çekimleri ile kendine hayran bırakan film.
    (şevket i bostan, 24.09.2007 05:02)
  17. senaryo ve kurguya çok önem veren bi seyirci olmama rağmen bu filmin sadece çekimleri yetmiştir. kendinizi olayların içinde gibi hissedersiniz.
    (jeg, 26.09.2007 20:33)
  18. akıcı bir filmdir, özellikle sonuna doğru filmin içine girersiniz.fekat bu görsel ve teknik niteliği dışında pek bir şey de vermeyen filmdir.sürükleyici bir iki saat geçirmek için izlenesidir ama izledikten sonra üzerine düşünecek pek bir şey vermez.
    (no pasaran, 30.10.2007 23:26)
  19. 8.2/10 almış, kasım 2006 da ülkemizde gösterime girmiş, bence saf bilimkurgu ve dram filmi....
    (gheddo, 15.11.2007 01:09)
  20. senaryosunda yabana atılmayacak gedikler olsa da, alfonso cuaron'un yaşattığı gerçekçilik duygusundan ötürü mutlaka izlenmesi gerektiğini düşünüyorum. araba sahnesi ve çatışma sahnelerine özellikle dikkat edilmeli.

    teknolojik zımbırtılara yer vermeden, 2027 ingilteresi oldukça iyi yansıtılmış. pek fazla diyaloğa yer verilmeden, arka planda verilmek istenen mesajlar gayet güzel verilmiş. filmin daimi olarak içinde bulunduğu karanlık ve ümitsiz ortam, gerçekten de sizi içine çekiyor ve etkilemesini biliyor.

    neden bilmiyorum ama ingiltere'yi merkez alarak çekilen kaotik filmler hep başarılı oluyor: 28 days later, v for vendetta, children of men.
    (strateji, 27.12.2007 16:52 ~ 27.02.2008 00:04)
  21. meksikalı alfonso cuaron'un yönettiği, clive owen, julianne moore ve michael caine'in oynamış olduğu 2006 yapımlı film. polisiye yazarı p d james'in romanından uyarlanmıştır.


    ---kimi yerlerde spoiler içerebilen yazı---

    açıkçası çok güzel bir konunun affınıza sığınarak söylüyorum içine ancak bu kadar edilebilir. filmdeki 1-2 isa-meryem göndermesi filmi maalesef derin yapmıyor. bildiğiniz aksiyon filmlerinden kalır hiç bir yanı yok.

    filmde anlatılan "dogurganlık krizi" konusu ise çok daha güzel incelenebilirdi. ki çok sevdiğim bir yazar olan "liz jensen"in "tufandan sonra" isimli kitabında olduğu gibi mesela.

    şimdi. filmin uyarlandığı kitabın yazarı olan p d james mi yoksa liz jensen mi kitabını daha önce yazdı bilmiyorum ama konular birbirine inanılmaz derecede benzer (jensen'in kitabını 5 sene önce okumuştum, james ise kitabını 1992 yılında yazmış). ama söylemeliyim ki liz jensen kitabını evrimle birleştirip çok daha bilimsel bir havaya oturtabilmiş, ki bunda p.d.james'in bir polisiye kitap yazarı olması büyük etken.

    her iki kitap da "neredeyse" aynı şeyi anlatıyor. neredeyse dememin sebebi bahsettiğim kitabın 1840 yılına giderek charles darwin'i de romanın içine katması sayılabilir. çünkü günümüzde geçen kısımlar çok benziyor.

    bahsettiğim diğer kitap da "fonda" bu konuyu işlerken içselleştirdiği konular çok daha farklı. çünkü evrimden ve kısırlıktan yola çıkıp varoluşu sorgulayan bir yapıya sahipti hatırladığım kadarıyla. ve aynı zaman dilimleri içerisinde dünyada bir anda kısırlaşan kadınları anlatıyordu. ve elbette bunun sebeblerini. ve aynı şekilde başrolde bir erkek vardı. vs.


    kısa kesersem: daha önce aynı konuyu işleyen çok daha iyi bir kitabı okuduğum için bu film bana çok yavan geldi. sahnelerin güzelliğine, çekim tekniklerine (hiç kesmeden 10 dk'lık savaş sahneleri vs.), kullanılan figürasyonun devasalığından tutun da mekan yaratımındaki mükemmel başarıya kadar her şey neredeyse 4/4lük.

    ama maalesef konu hakkında aynı şeyi söyleyemeyeceğim. güzel bir konu büyük bir prodüksiyonla harcanmış. bu kadar güzel bir konu varken ellerinde hiç bir şekilde varoluşa değinmemişler. insan ırkının yokolma sürecinden bir kesit sunan film maalesef bu konuda dişe dokunur bir şey söyleyemiyor. alıyorlar bir çocuğu, aksiyon sahneleri içerisinde bir yere götürmeye çalışıyorlar. konu bu. başka ne var ki. kızın bakireyim esprisi isa-meryem göndermesi.. başka da bir şey yok. gerisi salt aksiyon. ki aksiyon filmi olmadığını da kimse söyleyemez.

    ama sanırım hata bende. bir polisiye yazarından ne bekliyorsun ki.

    ---kimi yerlerde spoiler içerebilen yazı---
    (mordevrim, 25.06.2008 17:13)
  22. sinema tarihinin en gerçekçi aksiyon sahnelerine sahip ve insanoğlunun hızla yol aldığı geleceği tüm çıplaklığıyla anlatan aşmış, alfonso cuaron filmi.

    göçmenliğin tehlike unsuru oluşturan bir kavram olduğunu, izole edilmesi gerektiğini, siyasi kamplaşma ve bölünmelerin hızla arttığını, çevre kirliliği ve doğa katliamının tavan yaptığını, 1940'larda gördüğümüz faşist hükümetlerin tekrardan büyük nüfus sahibi olduğunu, insan kaçakçılığı, genetik problemler ve güvenli bir hayatın ne denli imkansızlaştığını belgesel tadında izlettirmiştir bu film bize.

    tüm dünya liderlerini bir odaya tıkıp a clockwork orange'taki alex gibi gözler açık tutulmak suretiyle haftada üç gün-iki seansla izlettirilesi bi başyapıt.
    (chivasoblaio, 09.07.2008 12:01 ~ 12:51)
  23. ilk başlar sıkıcı geçen, orta devam eden ama sonrası hele sona yakın kısmlarında kopup giden alıp götüren aksiyonuyla harika bir film. arşivde bulunabilir.
    (yurtsuz tanrıça, 21.07.2008 01:21)
  24. o ’ilerde dünya böyle güzel olacak.. kuşlar, ağaçlar, böcekler, uçan arabalar ve hap yiyeceklerle yaşam seviyesi çok yükselecek.. oo yeah!’ mesajı veren filmlere yaptığı göndermeyle, dünyanın nereye gittiğini vurgulamasıyla, ince mesajlarıyla, vurucu sahneleriyle, durumun vehametini anlatan karanlık görüntüleriyle, hat safhadaki gerilimiyle, aksiyon sahneleriyle ve oyunculuğuyla kesinlikle 2006 yılının en iyi filmidir..

    film dediğin böyle olur dedirten filmdir.. alfonso cuaron ismini hafızamıza kazıyan filmdir..

    filmdir..
    (everything in its right place, 21.07.2008 01:25)
  25. (bkz: plan sekans)
    (eolys, 21.07.2008 01:26)
 sayfa  / 2