görseller
changelingchangeling
changeling 
belki ilginizi çeker
  1. · the changeling
  2. · john malkovich
  3. · rahatsız edici filmler
  4. · gelmiş geçmiş en balon filmler
  5. · ağlatan filmler
  6. · golden globe
  7. · angelina jolie
  8. · yaran çeviriler
  9. · kayıp çocuğunun hesabını soranlara dava açılması
  10. · peri
gündem
  1. · yeşim salkım
  2. · günün tek cümlelik özeti
  3. · dünyanın en güçlü 500 müslümanı
  4. · ateist yazarların itü sözlük ten defolup gitmeleri
  5. · aşk ı memnu
  6. · günün tek şarkılık özeti
  7. · disko kralı
  8. · ismini vermek istemeyen bir izleyici
  9. · üstat

changeling  

 sayfa  / 2
  1. bu sene oscar'da pek çok adaylığı olacak film.
    yönetmen koltuğunda clint eastwood, başrolde angelina jolie ve john malkovich.
    gerçek bir hikaye olmasına rağmen, oldukça fantastik. bu sezon sağlam filmler geliyor.
    http://www.bakiniz.com/...
    (oert, 12.09.2008 16:10)
  2. muhteşem bir film. angelina jolie'nin mükemmel oyunculuğundan başlamamak haksızlık olacağından öncelikle kendisinin önünde ceketimi ilikliyorum. filmin neredeyse tamamı angelina üzerine dönüyor ancak tomb raider beklentileriniz varsa film hiç açmayacaktır sizi. vücudu ve güzelliği oyunculuğunun epey arkasında kalıyor zira. clint eastwood her filminde kendisini aşmayı nasıl başarıyor bilemiyorum.

    bu kadar replediğim filmde takıldığım tek şey angelina'nın gözyaşına dayanıklı, akmak bilmeyen rimel ve çıkmayan*ciğer kırmızı ruju 1928'lerde nereden bulduğu oldu. algıda seçtim, evet.

    uzun bir film ancak her dakikasına değiyor. insanı yoruyor film biraz. pür neşe gittiğiniz filmin çıkışında, sürekli sistemi suçlayıp hayata küsen ve hakkı olmadığı kadar umutsuz olan "hayat iğrenç"çiler gibi hissedebilirsiniz. ağır bir film, konusu ve işleyişi itibariyle.

    izlememek kayıptır. bilet parasını da her kuruşuna kadar haketmiştir. kaç oscar alacak merakla beklemekteyim.
    (closer, 01.12.2008 16:43 ~ 16:44)
  3. (abozek, 01.12.2008 16:51)
  4. gerçek hayat hikayesinden uyarlanmış oldukça güzel ve etkileyici bir drama filmi. angelina jolie ve john malkovichin polis departmanı başta olmak üzere diğer kurumlara karşı mücadelesi ,cocuğunu kaybeden bir annenin dramı ile beraber işlenmekte.

    her ne kadar bire bir gösterilmese de, insanı etkileyen sahneler ile bir annenin bitmeyen umut arayışları filmin sonuna kadar devam ediyor. filmin güzel ve etkileyici olmasının yanı sıra film müzikleri de dikkat çekici.

    clint eastwoodun imzası var film müziklerinde. oscar ödülü yarışında film müzikleri de iddalı olacaktır. özellikle final sahnesinde yer alan parça "moms on call" oldukça güzel.

    dinlemek isteyenler için; http://fr.youtube.com/...
    (sarmalak, 12.12.2008 21:29)
  5. (bkz: based on true story)

    son zamanlarda izlenilen filmlerin en iyisidir bir yerde bulunup izlenilmesi veya sinemaya gidilmesi tavsiye olunur. gerçek bir olay clint eastwood'un yaratıcılığıyla daha bir güzel olmuş.
    (luka, 08.01.2009 19:01)
  6. clint eastwood yine mükemmel yönetmenliğini ortaya koymuştur.ajitasyona çok açık bir konuyu abartısız,duygu sömürüsü katmadan tüyleri diken diken eden yalınlıkla mükemmel anlatmış.angelina jolie ne kadar başarılı bir oyuncu olduğunu tekrar kanıtlıyor.umarım akademi kate winslet sempatisini bir kenara bırakıp bu rolüyle angelina jolie'ye oscar'ı verir.mükemmel ve kesinlikle izlenmesi gereken bir film.
    (dream with the fishes, 16.01.2009 12:04)
  7. geceyi bir filmle tamamlayayım haftasonum güzel başlasın diye izlenecek bir film değil, şöyle bir geriye yaslanıp keyfime bakayım da asla,.ekrana dalıp, otorite rolü üstlenmişlere müdahale hissiyle kaykılıp duruyorsunuz, katil bile bir noktada onlar kadar tiksinti uyandırmıyor, ilginç? sorgunun şeklinin sonucu nasıl da etkileyeceğini farklı karelerde gösteren, biraz ağır, ama karakterleri yerli yerinde, evde çocuğunu bırakıp sinemaya gidenlere vicdan azabı yaşatabilir film.
    (heidi, 31.01.2009 02:20)
  8. öncelikle genel eleştirilerin tam tersine uzun bulmadığım (hatta bence kısa) film.

    angelina jolie'den başlamak gerekirse, genel anlamda çok beğenmeme rağmen, kendisini bu filmde beğenmedim. ortada büyük bir dram olmasına rağmen, en can alıcı sahnelerde yüzünü kapıyor. filmin en başından beri çekingen bir karakterle karşı karşıyayız belki ama çocuğu kayıp olan bir anne için oldukça saçma kalıyor bu utangaçlık. altın küreden elinin boş çıkmasının sebenin de bu olduğunu düşünmekteyim. sadece akıl hastanesine girdiğinde "evet tamam işte bu" demiş bulundum. filmde deli olmamasına rağmen akıl hastanesi bölümüne anında uyum sağladı. belki de bu benim kafam da yer edengirl interruptedtaki rolüylede alakalı olabilir.

    filmin bütününe gelecek olursak:
    başından itibaren biraz ağır geçiyor. ta ki dram olan bu filmin içinden ikinci bir film çıkana kadar. filmin yarısına geldiğimizde ( çocuğun cinayetleri itiraf etmesiyle) film gerilim filmlerini aratmayacak bir atmosfere bürünüyor. ve bu noktadan sonra ana karakterden ( angelina jolie ) uzaklaşıp başka bir hikaye izliyormuş hissine kapılmamızı sağlıyor. yani aslında aynı hikayeyenin parçaları, iki farklı hikayeymiş gibi anlatılıyor. karakterler bile film içinde birbirleriyle birleşmiyor. ( burayı vasat bulmamakla birlikte sebebini anladığım söylenemez)

    yine bence vasat olan noktalardan biri; angelina jolie'nin polise karşı öfkesinin, çocuğunu kaçıran ve belkide öldüren adamda ortaya çıkmaması.. katilin çocuğunu öldürdüğüne sonuna kadar inanmayacak olsa da, "ilk başta kaçırmasıyla birlikte her şeyin suçlusu olan bu adama göstermesi gereken öfkeyi izlemeyi seyirci biraz daha fazla hak etmiyor mu?" diye sormak isterdim clint eastwood'a. ayrıca katilin idam ediliş sahnesinde bir tek annenin bile tam olarak ağlamaması pekte gerçekçi gelmidi (based on true storybir film açısından bakarsak.)

    filmde çok fena takıldığım hatta kendimi takılmaktan alamadığım bir sahne var. çocuk cinayetlerin itirafını polise yaparken, polisin şok olmuş yüz ifadesini görüyoruz. daha sonra ise sigaranın külünü dökmeyi unutmasını... tam tersi olsaydı, sigaranın külünü görüp adamda ki ifadeyi merak etseydik mükemmel bir gerilim sahnesi izlemiş olacaktık. önce ifadeyi görmek ise o sahneye ait her şeyi anlamsızlaştırdı.

    müzikler ise tipik eastwood filmi müzikleri. piano ağırlıkta ve nerdeyse slow motion. şu gerilim sahnelerine süper bir gerilim müziği koysaydın ya clint demekten kendimi alamadım.

    gerçek hayattan alıntı bu filmler, birde akedemide oscar'a koşmak çabasındaysa seyirciyi daha fazla etkisi altına almalı diye düşünüyorum. böylesine bir dramda ortada bırakılan duygular (hele birde sonunda hope gibi bir mesaj verecekken ) akademi tarafından fazla beğenilmiyor. keza seyirci tarafından da..

    ps: based on true story filmlerin diğer filmlerden şanslı bir tarafı var. izleyici gerçek hayat olduğunu öğrenince, bir filmden çok fazlasını izlemeye hazır bir duyguyla gidiyor filme. bu noktada ise yönetmene mükemmel bir iş yapma şansı düşüyor. clint eastwood ise bu filminde bunu yapamayıp bana göre sadece hikayenin gerçekliğinden kurtarıyor.

    sonuç olarak izlenebilir. senenin en iyi 10 filmi arasında olmadığı bilinerek gidilebilir.

    http://www.imdb.com/...
    (freyjaa, 03.02.2009 08:26 ~ 23.02.2009 07:04)
  9. "wineville chicken coop murders" diye tarihe geçen olaya dayanan bir clint eastwood filmi.

    bu seri cinayetlerin arkasındaki kişi gordon northcott isimli bir psikopat. filmde pek üzerinde durulmuyor ama 20 çocuğu katleden bu adamın çok ama çok karmaşık bir aile yaşantısı ve tüm seri katillerden aşina olduğumuz berbat geçmiş bir çocukluğu var. kendisine bu cinayetlerde yardım eden(zorlama yolu ile) yeğeni sanford clark'ın her şeyi itiraf etmesi ile kayıp çocuk olayları açığa çıkıyor. nortcott'un 20 çocuğu katlettiği tespit ediliyor fakat kimlik tespitinde bulunmak mümkün olmuyor.
    northcott'un filmde gösterilmese de yeğeni sanford da dahil olmak üzere bu çocuklara cinsel tacizde de bulunduğu biliniyor. aslına bakarsanız northcott gibi bir psikopatın bile hak etmeyeceği bir "çocukluk" var ortada. ensest ilişki sonucu dünyaya gelen ve kendisi de aile üyeleri tarafından cinsel tacize uğramış biri northcott. o da kendisine yapılanları yaparak intikam alıyor hayattan.

    bu seri cinayetler o kadar ses getiriyor ki wineville ismi komisyon kararı ile değiştirilip "mira loma" yapılıyor. bu olay da tıpkı lapd'nin birkaç kişiyi feda edip teşkilatı aklamaya çalışması gibi geçmişle olan bağlantıları yıkmak ,göstermelik birkaç operasyonla medyanın ve halkın önünde bir geri dönüş-arınmak- gerçekleştirmek felsefesine dayanıyor. yeniden başlayıp her şey güzelmiş gibi hareket etmek daimi amerikan politikasıdır bildiğiniz gibi. polis şeflerinin acılı anne christine collins'e onun olmayan bir çocuğu kendi çocuğu olarak kabul etmesini dayatmalarındaki mantık da aynı. flaşlar patlarken gülümseyen lapd 'nin temiz polisleri...oysa ortada oğlu aranmayan ve hayatına devam etmesi söylenen bir anne var. işte bu gerilimli durum gerçek bir hikayeden uyarlanmanın da etkisi ile seyirciyi avucunun içine alıyor.

    filmde christine collins karakterini canlandıran angelina jolie'nin aslında yapabileceklerinin yarısını bile yapamadığını görüyoruz. kendisi zaten sadece bakarak bile bir sahneyi götürebilecek kapasitedeyken yüzeysel bir filmin içinde belki de zaman kaygısı ile yeterince derine inememiş. bunun sebebi tabii ki de kendisi değil. çok daha iyi yansıtabileceği bir karakter var çünkü elinde. oscar alamamasının bir numaralı sebebi de filmi esir almış üstünkörülük zaten.

    onun çocuğu olduğunu iddia eden, walter collins'in yerine geçerek polisi aldatan arthur hutchins'in bunu yapma sebepleri de oldukça dikkat çekici. filmde her şeyi itiraf ederken "los angeles'in film yapılan yer olduğunu biliyordum. tommix ile tanışırsam atına binmeme izin verir diye düşünmüştüm. atının adı tony, biliyor musun bunu?" cümleleri ile kendini savunması . gerçek hikayeye bakacak olursak hutchins'in üvey annesinden kaçarken kendini böyle bir karmaşanın ortasında bulduğunu görürüz. annesini erken yaşta kaybetmesi ve üvey annesi ile yaşamak istememesi onu yollara düşürür. o da polis tarafından bulunduğunda walter collins ile ilgili sorulara california'ya gitme ümidi ile cevap verir. ilginç bir ayrıntı da filmdeki cümlelerin sahibi hutchins'in ilerde bir at yetiştiricisi , jokey olmasıdır.

    adaletin peşinde koşan aktivist bir rahip, adaletin çürümüş savunucuları(lapd) ve umudunu kaybetmeyen bir annenin gerçekten yaşadıklarını anlatan ve eastwood'un gran torino'su ile de bazı ortak yönleri bulunan bir hikaye. derine inilmediği için olması gereken seviyeden aşağıda kalan bir film . bir sahnede jolie'nin konuşmasının sonunda "hope" yanıtını vermesi her şeyin özeti aslında. gran torino'daki gibi abd'ye inanmak ve sonuna kadar orada kalıp ortak değerleri korumak , bozulan şeylerin düzelebileceğini düşünmek bu filmin de içine işlemiş. yalnız çok daha güzel olabilecek bir film ne yazık ki yeteri kadar güzel işlenememiş.
    (setheleh, 03.02.2009 18:01)
  10. torrentteki yoğunluktan ötürü çok yavaş inen filmdir kendileri, sabırsızlıkla beklenilen filmlerden. göreceğiz.
    (elpinoras, 03.02.2009 18:03)
  11. gerçek bir hikayeden yola çıktığı için, sonu hüzün veren bir film. keşke çocuklar bu dünyada hiç, şiddet ve kötülük görmüş olmasaydı dedirten bir durum çıkıyor ortaya. clint eastwood bence başarılı bir iş çıkarmış.
    (mentalyorgun, 04.02.2009 01:23)
  12. angelina jolie ve john malkovich'in gerçekten mükemmel bir oyun sergiledikleri, bu sene oscar'da en iyi kadın oyuncu, en iyi özgün senaryo, en iyi görüntü yönetmeni ve bilhassaen iyi özgün müzik ödülüne aday bir film.gerçekten önerilesi ve izlenesi bir film.
    (beelzebub, 06.02.2009 02:30)
  13. tek kelimeyle mükemmel bir film. güçlü bir konu, kaliteli oyuncularla birlikte harmanlanmış. clint eastwood'un da kamera arkasına geçmesiyle işte böyle muazzam yapımlar ortaya çıkıyor. bizim de böyle kaliteli yapımlarla gözümüz gönlümüz açılıyor. şimdi belki ''gerçek bir hikayenin anlatıldığı bu kadar ruh karartıcı bir filmde nasıl gözün gönlün açıldı?'' diye soranlar olacak aranızda. ama bizim ülkemizde ne yazık ki böyle kaliteli yapımlar kırk yılda bir karşımıza çıktığı için bu tarz yapımlara aç bir milletiz maalesef. böyle filmler izledikçe de mutlu oluyoruz. konusuyla değil, kalitesiyle...

    yalnız angelina jolie zayıfladıktan sonra gerçekten hastalıklı gibi olmuş. sanki o değil bir başkasıydı filmdeki. yine de john malkovichle müthiş bir oyunculuk sergilemişler.
    (seni kendime sakladim, 06.02.2009 17:00 ~ 17:01)
  14. angelina jolie'nin iskeletor ellerini bol bol sergilediği film. ne yazık ki başka bir şey de kalmadı aklımda filmden. "olmamış" diyoruz.
    (hypnotica girl, 06.02.2009 23:19)
  15. ortaçağ da perilerin ailelerin gerçek bebekleri alıp yerlerine kendi bebeklerini koymasına dayanan bir mithtir hatta world of darkness'ta bir setting'tir de kendileri.evet.
    (dream endless, 06.02.2009 23:20 ~ 23:21)
  16. iyi film...
    bu filmi "ya işte bu olay 1920 lerin amerikasında olmuş artık böyle şeyler olmaz, geçmişte kaldı bu tip olaylar" diyerek izlerseniz filme ihanet edersiniz bi bakıma... bir kadının dramından öte polis devletinin yarattığı hukuksuzluğu gözler önüne seriyor eastwood. üst düzey devlet görevlilerinin polisi kullanarak güç ve kanunun aslında "kendileri" oldukları ve isterlerse size siyahı beyaz olarak dikta edebilecekleri çarpıcı şekilde vurgulanıyor.

    geçmişin hikayesi değil sadece bu. polis devleti olma yolunda ilerleyen her toplumun hazin sonu ve gelecekteki hikayesi...
    (redrumurder, 07.02.2009 18:15)
  17. sıkıntılı bir film. ancak sıkıntılı olan film değil konu sıkıntılı. yani güzel bir gün geçirirken bu filmi açıp izlerseniz yok yere sıkılırsınız. filmin konusu gerçek bir hikayedir. uzun bir film olmasına rağmen akıcıdır. angelina ablamız ve john malkovich abimiz de gayet güzel oyunculuk perfonmansı sergilemişler. tipik bir clint eastwood draması. başarılı buldum. en iyi kadın oyuncu ve özgün senaryo dalında oscar alabillir diye düşünüyorum.

    edit: katil gordon northcott'u canlandıran jason butler harner'ı da esgeçmek ayıp olur. mahkeme ve idam sahnesinde oldukça başarılı idi.
    (kükürtsüzkibrit, 07.02.2009 19:13 ~ 08.02.2009 22:55)
  18. afişine baktığızda, angelina jolie'nin alttaki adamı her an ısırabileceği izlenimini edindiğiniz film. hani dudakları falan da büyük ya. kocaman.
    (civant, 07.02.2009 21:01)
  19. ---spoiler içerebilir---

    1920'li yıllarda amerika'da lapd tarafından orospu çocukluğunun kitabının yeniden yazıldığı filmdir. fakat sonunda yine mücadelesi sonuna kadar devam ettiren bir anne ve dürüst bir rahibe yenik düşmüştür lapd.

    lapd polisleri ve örgütleşmesi bana prison break'teki company'i hatırlatmadı değil. film boyunca sürekli ağızlarına diz atma isteği uyandırdı bu polisler bende.

    gerçek hikayeden kurgulanmış olmasa mutlu sonla biterdi ama böylesi daha güzel olmuş.

    ---spoiler içerebilir---

    angelina jolie'nin oyunculuğu, clint baba'nın yönetmenliği harika. angelina jolie'nin dudaklar 2 şer, clint baba'nın taşaklar 15 er kilo çeker yani bu filmde. müzikler bambaşkaydı, mest etti. hikayenin anlatılışı ve o annenin sıkıntısı ve huzursuzluklar çok güzel anlatılmış. çok güzel bir filmdi. vakti olan herkese şiddetle tavsiye edilir.
    (eomer, 11.02.2009 21:32)
  20. en iyi film dalında oskar'a aday gösterilmemesine içerlediğim son derece kaliteli film. clint eastwood'un oyunculuğunun yanında yönetmenliği de bu kadar iyi kıvırmasını kıskanmıyor değilim.
    içinizi karartması filmin gerçekçiliğini kanıtlar niteliktedir. filmden sonra 10 yıl yaşlandığımı hissettim, alnım kırışmış, saçlarıma aklar düşmüş, kadayıflarım oluşmuştu adeta. bir kere daha izlesem benjamin button'ın doğumundaki hâline döneceğime inandığımdan izleyemiyorum.

    -------------------------------spoiler------------------------------

    hope

    ------------------------------spoiler--------------------------------
    (kaplumbağalar da uçar durmaz yerinde, 15.02.2009 14:37)
  21. angelina jolie'nin canhıraş çığlıkları ile iç paralayan bir filmdir. rol de olsa bir insana, r anneye böyle ızdırap çektirilmez.

    ulan brad! sözüm sana. aç kulağını iyi dinle. nasıl izin veriyorsun ulan karını böyle üzmelerine bağırtmalarına? ne biçim kocasın lan sen?! beceremiyorsan boş angelina'yı ben evleneyim sahip çıkayım. yazıklar olsun sana. tuuu senin kalıbına.
    (azwepsa, 18.02.2009 15:57)
  22. (nereye uçar kaplumbağalar, 18.02.2009 19:35)
  23. muhteşem bir film. clint eastwood sanırım, ölmeden önce çekilmesi gereken filmleri çekmeye karar vermiş. yaşayan bir efsane olarak hala film çekiyor. angelina jolie'nin benim izlediğim filmleri içerisinde oynadığı en iyi rol diyebilirim. iri gözleri ile yaptığı delici bakışları ve kocaman dudakları ile yaptığı gülümsesinin dışında genellikle filmlerinde pek konuşmayan sadece ortalıkta dolaşan bir oyuncu olarak bulunurdu. ama bu sefer gözlerini ve dudaklarını bir kenara bırakmış ben aslında oyuncuyum dercesine mevcut bu filmde. diğer oyuncular, çocuk oyuncular hepsi mükemmel diyebilirim. senaryo ve diyaloglar harika. ayrıca bu sene bu film oscar ödüllerinde boy gösterecek. müzikler zayıf ve mekan çekimleri de yorucu hatta boğucu. bunlar da tam olsaydı kült bir filmimiz daha olurdu. tavsiye ederim.
    (dirent, 19.02.2009 00:32)
  24. ----filmi izlemeyenlere kesinlikle önerilmez-ağır spoiler-----
    141 dakika boyunca bana “bu kadar basit mi?” sorusunu sorduran film. zaman unsurunu da işin içine katmak şart ama ne zaman olursa olsun onca çocuğun kimse farketmeden kaçırılıp öldürülmesinden başlayıp, bir polisin imzasıyla onca insana tımarhaneye kadar eşlik edilmesine kadar kocaman bir bu kadar basit mi sorusu beliriyor insanın aklında. tabi ağız dolusu edilen küfürlerden sonra.

    anlamadığım ise filmin mottosunun “çocuğunu bulmak için kimsenin cesaret edemediğini yaptı” olması, beklenen neydi de christine collins’in* tepkileri kimsenin cesaret edemediği oldu , sadece doktorun uzattığı kağıdı imzalamaması mı? hangi anne oğlu yerine gönderilen çocuğu bağrına oğlum diye basıp kendi oğlunu bilinmezliğe terk eder de bu yapılanları şansı varken yapmaz diye merak ediyorum. asıl beklenmeyen bir polis teşkilatı karşısında herkesin sessiz kalmaya alışması ve ancak bir kasın ses çıkardığında onun etrafında toplanması.

    hikayedeki seri katil kısmı ise çok öylesine anlatılmıştı benim düşünceme göre, hatta seyirciden nedeni anlatılmamasına rağmen bir acınma beklendi ki kendi adıma idama götürülürken katilin “aciyacak mı?” sorusu beni angelina jolie’nin çocuğun onun olmadığını söylemek için polise gidip kendi oğlunu bulmalarını istediği sahneden daha çok etkilemişti, o adamın onlarca çocuğu öldürdüğünü bile bile. bence bu konu üzerinde daha çok durulmalı ve adamın bunları neden yaptığı (ki koca bir soru işaretiydi bu filmde) seyirciye anlatılmalıydı ve tabi en azından o kadar çocuğun anısına katilin onu iğrenç yapan kısımları seyirciye daha çok anlatılabilirdi (çocukları kaçırdıktan sonra onlara neler yaptığı mesela).

    filmin en etkileyici sahnesi ise sondaki diğer çocuğun (sanırım adı david’di) annesine kavuşmasıydı. film boyunca verilen uğraşın lapd’ye derin darbe vurup belki daha sonra birçok insanın hayatının kurtulmasını sağlamasının yanı sıra en azından bir çocuğu annesine kavuşturabilmesi geçen süreyi daha da etkileyici kılıyordu. filmin sonunda verilen umut mesajı sizin umudunuzu yerine getiremese de konuşup gerçeğin ardında durdukça (olması gerektiği gibi) birşeylerin düzelebileceğini görmek o filmi sizin için kazanç kefesine koyabiliyor.
    ----filmi izlemeyenlere kesinlikle önerilmez-ağır spoiler-----

    filmi izlemeyenlere önerim ise birkaç arkadaşla buluşup eğlence niyetine sinemaya gidildiğinde “aaa angelina jolie” diyerek bu fimle atlamamaları çünkü filmin sonunda içinizde bulundurduğunuz birçok iyi duygu çoktan uçup gitmiş olacak, ama buna rağmen karşı koyabilmenin bize sunduklarını görüp belki de sesinizi haklarınız konusunda yükseltebilmeniz için size geçmişten bir örnek sunan bu film mutlaka izlenmeli . çıkışında ise polislerle karşı karşıya gelebileceğiniz durumlardan kaçının, filmin sizin üzerindeki etkisine bağlı olarak yok yere polisle kavga çıkarmanız işten bile olmayabilir.
    (şurda farazi konuşuyoruz, 20.02.2009 20:46)
  25. kalp hizasında taşınacak filmler kategorisine soktum bu filmi. vakt-i zamanında i am sam için şöyle bir giri yazmıştım: (bkz: @2630416). kısaca şöyle demiştim bu giride: annelik kutsaldır. annelik zordur. annelik emektir. ama bu konuyu işleyen holivut filmleri nedense pek azdır. ama baba sevgisi temalı daha doğrusu çocuğunu tek başına yetiştirmeye çalışan baba temalı filmlere daha bir sık rastlıyorduk. lakin bu film yıktı bütün önyargılarımı. angelina jolie mahvetti baba-çocuk birlikteliğinin nispeten daha güçlü görünen mukavametini. "o al dudaklarının bükülmemesi için yüz adam öldürürüm" diyorum şimdilerde. cidden güzel film. izlenmeli.
    (malpolitikası, 24.02.2009 13:57)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil