öncelikle genel eleştirilerin tam tersine uzun bulmadığım (hatta bence kısa) film.
angelina jolie'den başlamak gerekirse, genel anlamda çok beğenmeme rağmen, kendisini bu filmde beğenmedim. ortada büyük bir dram olmasına rağmen, en can alıcı sahnelerde yüzünü kapıyor. filmin en başından beri çekingen bir karakterle karşı karşıyayız belki ama çocuğu kayıp olan bir anne için oldukça saçma kalıyor bu utangaçlık. altın küreden elinin boş çıkmasının sebenin de bu olduğunu düşünmekteyim. sadece akıl hastanesine girdiğinde "evet tamam işte bu" demiş bulundum. filmde deli olmamasına rağmen akıl hastanesi bölümüne anında uyum sağladı. belki de bu benim kafam da yer eden
girl interruptedtaki rolüylede alakalı olabilir.
filmin bütününe gelecek olursak:
başından itibaren biraz ağır geçiyor. ta ki dram olan bu filmin içinden ikinci bir film çıkana kadar. filmin yarısına geldiğimizde ( çocuğun cinayetleri itiraf etmesiyle) film gerilim filmlerini aratmayacak bir atmosfere bürünüyor. ve bu noktadan sonra ana karakterden ( angelina jolie ) uzaklaşıp başka bir hikaye izliyormuş hissine kapılmamızı sağlıyor. yani aslında aynı hikayeyenin parçaları, iki farklı hikayeymiş gibi anlatılıyor. karakterler bile film içinde birbirleriyle birleşmiyor. ( burayı vasat bulmamakla birlikte sebebini anladığım söylenemez)
yine bence vasat olan noktalardan biri; angelina jolie'nin polise karşı öfkesinin, çocuğunu kaçıran ve belkide öldüren adamda ortaya çıkmaması.. katilin çocuğunu öldürdüğüne sonuna kadar inanmayacak olsa da, "ilk başta kaçırmasıyla birlikte her şeyin suçlusu olan bu adama göstermesi gereken öfkeyi izlemeyi seyirci biraz daha fazla hak etmiyor mu?" diye sormak isterdim
clint eastwood'a. ayrıca katilin idam ediliş sahnesinde bir tek annenin bile tam olarak ağlamaması pekte gerçekçi gelmidi (
based on true storybir film açısından bakarsak.)
filmde çok fena takıldığım hatta kendimi takılmaktan alamadığım bir sahne var. çocuk cinayetlerin itirafını polise yaparken, polisin şok olmuş yüz ifadesini görüyoruz. daha sonra ise sigaranın külünü dökmeyi unutmasını... tam tersi olsaydı, sigaranın külünü görüp adamda ki ifadeyi merak etseydik mükemmel bir gerilim sahnesi izlemiş olacaktık. önce ifadeyi görmek ise o sahneye ait her şeyi anlamsızlaştırdı.
müzikler ise tipik eastwood filmi müzikleri. piano ağırlıkta ve nerdeyse slow motion. şu gerilim sahnelerine süper bir gerilim müziği koysaydın ya clint demekten kendimi alamadım.
gerçek hayattan alıntı bu filmler, birde akedemide oscar'a koşmak çabasındaysa seyirciyi daha fazla etkisi altına almalı diye düşünüyorum. böylesine bir dramda ortada bırakılan duygular (hele birde sonunda
hope gibi bir mesaj verecekken ) akademi tarafından fazla beğenilmiyor. keza seyirci tarafından da..
ps: based on true story filmlerin diğer filmlerden şanslı bir tarafı var. izleyici gerçek hayat olduğunu öğrenince, bir filmden çok fazlasını izlemeye hazır bir duyguyla gidiyor filme. bu noktada ise yönetmene mükemmel bir iş yapma şansı düşüyor. clint eastwood ise bu filminde bunu yapamayıp bana göre sadece hikayenin gerçekliğinden kurtarıyor.
sonuç olarak izlenebilir. senenin en iyi 10 filmi arasında olmadığı bilinerek gidilebilir.
http://www.imdb.com/...