cezmi ersöz 

 sayfa  / 5
adana çık aradan

  1. leman dergisi yazarı, edebiyatın müslüm gürsesi
    (lethe, 11.03.2004 15:43)
  2. iki kitabını okumustum.birisi...içime gir ama sigaranı söndürme...diğerini hatırlayamıyorum.çok sevdiğim ve çok etkilendiğim yazılarıyla karşılassam da çabuk sıkıldım.hep aynı şeyi okuyor gibi hissediyordum.
    (poloxis, 12.03.2004 18:10)
  3. korsan kitap olayo bitene kadar ir daha kitap yazmamaya karar vermiş yazar
    (mazzo, 12.03.2004 19:08)
  4. aşk yazarı
    (mazzo, 12.03.2004 22:29)
  5. ruhuma hicranını okutturan, içimi taş eden, midemi sıkım sıkım sıkan yazar. bütün bunları bir kitapla yapabildiği için başarılı kabul edilebilir
    (mavio, 27.03.2004 17:16)
  6. okunası tek kitabı 'son yüzler' olan,diğer kitapları aynı sözcük öbeklerinin yer değiştirmesinden ibaret olan yazar
    (aurorix, 27.03.2004 21:41)
  7. unutuş saatleriydi bunlar
    insan kardeşlerindi sana seni unutturan.
    ölüm vardı herşeyin ardında,
    ama ölümün arkasında hiç ölmeyen aşkın vardı.
    sevinirdin bazen,gülerdin,
    ama içinde bir yer durmadan kanardı.
    sen kendini ne kadar unutsan da,
    o dinmeyen acı yine sana seni hatırlatırdı.
    koşardın sevgili sanıp dünyaya,
    koşardın ondaki kendini tamamlamaya.
    ve sevgili seni eksik tanıdıkça
    sen onu daha eksiksiz severdin...

    dizelerinin sahibi.
    (close2death, 20.04.2004 15:04)
  8. her lise gencinin istisnasız okuduğu, melankolik takılan genç kızların elinden düşürmediği, düşünmeden sadece zevk almak için okuduğunuzda gözünüze güzel gelen cümleler kuran, gereğinden fazla karamsar, bu nedenle de yeni bir şeyler yaratamayan yazar.
    (jellicle, 20.04.2004 22:36)
  9. işi duygu sömürüsü yapmaktan başka bişey olmayan, lise çağlarında okunulabilen ancak bir müddet sonra insanın içini bayan yazar...
    (dreamer, 06.05.2004 19:54)
  10. ticari amaçla, kendi yazdıklarını defalarca taklit ederek kitaplar çıkarmış olan yazar. yazdıkları içten hissettirmiyor. eğer gerçekten bunları yaşasaydı bu kadar kolay anlatamazdı diye düşündürüyor.
    (marla singer, 06.05.2004 20:02)
  11. ....
    "sağol sevgilim beni içimdeki tanrıyla buluşturduğun için."
    ....
    "buralarda bir aşk olursa herkese haber vereceğim."
    ...
    diyerek, benim nazarımda zaten bu dünyadan çok şeyini çektiğini belirtmiştir. ama vicdan azabı, eski alışkanlıklar derken ve zevk aldığından kitap, şiir ve öylesine yazılar yazmaktadır.
    (yasamc, 11.05.2004 03:05)
  12. melankolide son boyuta ulaşmış,yazılarını okumaya uzun süre katlanılamayacak şair, yazar.
    (quarantine, 26.07.2004 05:39)
  13. şizofren aşk diyebir kavram ortaya atıp, onu da katıldığı imza gününde* bir türlü açıklayamayan, ardından da kızı yaşındaki bir arkadaşımıza öküz gibi asılan, belki kelimeleri bazen iyi kullanabilen yazar - ki yazmazsa insanlık pek fazla birşey kaybetemeyecektir.
    (atsuo kawamura, 05.10.2004 23:07)
  14. (bkz: şizofren aşka mektup)
    (acı çikolata, 06.10.2004 00:08)
  15. süüper bir muhabbeti olan adam, hele de rakının dibine vurmuşken..
    (livingdeath, 06.10.2004 00:29)
  16. yavuz bingöl ü turnalar şarkısıyla kendisinin meşhur ettiğini söyler.
    (bkz: bana türkçe bir ekmek ver)
    (endoterm, 06.10.2004 01:36)
  17. (bkz: boşluğunu soluduğun hayat)
    (benbirküçükcezveyimköşebucakgezmeyim, 06.10.2004 12:17)
  18. bize sevmesini öğretmediler sevgili,bize hep sevgiyi saklamasını öğrettiler hep bekletmeyi..hep ertelemeyi...bu yüzden biz kiminle birlikteysek bir diğerini ama hep uzakta olanı özledik,hiç dinmedi doyumsuzluğumuz,biz hep uzaktakini sevdik sevgili...yanımızdakini değil,odamızın duvarının arkasındakini değil,birşeyler paylaştığımızı değil,uzaklardakini ulaşamadığımız kadar uzaklardakini sevdik... yanımızdakileri kırıp geçirdik incitip üzdük de, hep ulaşamadıklarımıza sakladık söyleyemediğimiz o güzel sözleri... özlediğimiz sevgiden delice korktuk biz sevgili. sevmek bizim için sınırlarımızdan hiç çıkmamaktı. kendi sınırlarımızda sevmek hep kapana kısılmaktı.bu korku yüzünden hep karşımızdaki insanların sevgisini eksik bulduk,küçümsedik onların sevgisini,yeni heyecanlar arama isteği vardı.bir kişide takılı kalmak ne kadar basit diyorduk. gözümüz hep uçan kuşlardaydı yüksek dağların en tepesinden bakıyorduk insanlara biz. sorun bizdeydi sevgili. sevgiye inançsız olan bizdik...bir insan bizi sevmeye başladığında yenildiğinde sevgimize;ondan uzaklaşır, nasıl da tiksinirdik sevgilerinden biz. ama bizden biraz uzaklaşmaya görsünler onları yana yakıla nasıl da arardık. çünkü biz sevilmeye alışmıştık, hatırlasana nasıl da ihtiyaç duyardık seslerine, kokularına. kaybolmuştuk dağıttığımız sevgilerde. kim bizi seviyordu, biz kimi seviyorduk. sınırlar erir, karışırdı herşey. öksüz sahipsiz bir sevgimiz vardı ama onu kime vereceğimizi şaşırdık. inanırlardı bize,inanırlardı o öksüz, sahipsiz, başıboş sevgimize. çünkü çevremizdeki herkes o kadar hasretti ki sevgiye.. çünkü onlar da bizim gibi sınırlar içinde büyümüşlerdi. açılamıyorlardı kendilerini tanıyamadan çıkamazlardı, sınırdan izinsiz çıkış yoktu bize sevgiye geçit yoktu.kaç zamandır kendimizi kandırdık sevgili. kimi sevenler şarkılarda yaşatır sevdiğini,kimi eski cüzdanındaki eski, soluk bir resimde, kimi ise hayallerle süslediği sınırlı dünyasında anlatacak çok şeyleri yoktur.çok olan sadece çektikleri acılardır sınırlı dünyalarında. bunu bilirler sevgili,ama kıramazlar zincirleri. aşkı,sevmeyi,sevilmeyi kendimizi adamayı o kadar çok özlemişken,aynı zamanda ikiyüzlülükte içimize işlemişti.kendimden biliyorum,gözümüzde hayatımızın zerre kadar önemi yoktu.gerektiğinde hayatımızı hiçe sayacak kadar kahraman ama bir o kadar da yalancı ve riyakardık sevgili. patlayıcı bir madde gibi taşırdık sevgileri.kaygı dolu,ürküntü dolu bir sır gibi taşırdık sevgileri.okuduğumuz yoksulluk romanlarında,gözyaşlarıyla seyrettiğimiz filmlerde anlatılan kahramanların hayatlarından daha berbattı hayatımız aslında.ama kendimize duymadığımız şefkati onlara duyardık.. birbirimize ne kadar ne kadar üzüldüğümüzü gösteremediğimizden, birbirimizin derdine yeterince eğilemediğimiz için bu filmlerdeki kahramanların hayatlarına ağlardık doyasıya...aslında birbirimizi çok sevmek istiyorduk,ama nedense çok utanıyorduk bundan ve hep erteliyorduk. yürürken sokakta karanlıklar eşlik ederdi yalnızlığımıza sokağın sonunda o gökyüzünün yalancılığı bizi de vururdu kaybolan o sahipsiz aşklarıda... biliyormusun bugüne kadar hep seviyormuşum gibi yaptım ben.aslında onları tanımıyordum ben,ama yinede ihtiyacım vardı sevgilerine . bağışlasınlar beni ve unutmasınlar, onlar adına onlardan daha çok acı çektim ben... bir tek seni tanıyorum aslında ben... bir tek seni... dinliyorum anlat hadi... demek sonsuza dek kaçıyormuş insan kendisinden..
    (bkz: isimsiz sevgiler)
    (bkz: copy paste değil alın teri)
    (benbirküçükcezveyimköşebucakgezmeyim, 04.01.2005 19:59 ~ 20:01)
  19. müjdat gezen, kadir inanır ikilisinin oynadığı param yok pulum yok diye şaheser bir film vardı. burada aslında mevzuyla alakası olmayan müzisyen müjdat gezen, babası çalıştıkları yeri basınca bütün aleti edevatı toplar ortamı bir elektrik santrali kompleksine döndürür, ne iş yaptığını soran babasına ise "godanyum impulsatörlerinin empedanslarını ölçüyorum babacığım" şeklinde beyanatlar verirdi. bunu duyan babası ise* "anlamadım ama çok ilmi şeyler söylüyorsun aferin sana evladım" der, diğer kardeşi* "bak kardeşine ne güzel işlerle uğraşıyor senin aklın fikrin haytalık" diye fırçalardı.

    cezmi ersöz de bütün gün godanyum impulsatörü anlatan bir yazardan başka bir şey değildir. çok ilmi yazıyor ama.
    (wondrous, 12.01.2005 21:32 ~ 22.01.2006 22:48)
  20. bir hayalet bıraktın beni terkedince... senin beni bıraktığın kapılarda hep başkalarını beklettim senden sonra... benzeri sözlerle yazdığı o hayalet hikayesi unutulamayacak yazar.
    (puzzle, 12.01.2005 22:15 ~ 08.02.2005 23:28)
  21. (bkz: sen aslında çok eski bir şeye aşıksın)
    (bkz: senin gemin camdan sevgili)
    (scarlet, 01.03.2005 21:45 ~ 22:00)
  22. buket uzuner'in erkek versiyonudur.zira ergenlik döneminde olan her gencimizi az ya da çok etkisi altında bıraktığı olmuştur bu jilet yazarımızın..
    (geçiyordumugrad1m, 20.04.2005 01:13)
  23. şeytan öpücüğü

    kaçak sevişmenle
    güneşin doğuşunu seyrettim
    gözlerin en içten yuvamdı
    şeytanın öpücüğüydü sabah uykum
    adındaki uçuruma taptım
    adındaki denize
    ömrüm bitti dedim
    aşkın başladı
    düşerken sana
    ve düşerken aşka
    gözlerindeki ısrarın peşinde
    yuvan şeytanımı özletti

    birimizin uyanık olması gerekli
    (scarlet, 03.05.2005 14:18)
  24. imza günlerinde kendisinden imza isteyen genç bayanların öncelikle ismini sorup daha sonra da hemen o isme kolpa bir şiir yazan yazar.
    (bortu bocuk, 28.10.2005 21:11)
  25. gece yapılan bir izmir-ankara seyahatinde yan koltukta oturduğunu farkettiğim ve kargacık burgacık yazıları olan bir kitabı uzun süre elinde tutup loş ışık altında okuduğunu sanan yazar.(imkansız, midesi bulanır adamın) gitmediği yer yoktur. her hafta bir yerlere söyleşiye, imza gününe filan gider. edebiyatını eleştircek adam diğiliz, tövbe haşa da, bana öyle geliyo ki yaşadıklarını yazmaktan ziyade, yazmak için yaşıyor. tamam bizde kendi halimizde bişeyleri kafamıza takıyoruz, sosyal baskı altında eziliyoruz, toplumla sorunlarımız var, ha keza hayatla da, emme bu kadarıda fazla geliyor bana.deli olmakla akla mukayet olmak arasındaki çizgiyi geçmiş gibi gözüküp de sevgili koynundan çıkmamak ne derece orantılı, tartışalım isterim. bu kadar gür saç-sakala bu kadar dert tasa pek inandırıcı gelmiyor açıkçası.

    taşrada öğretmenlik yapan bir bayan'ın yerine kendimizi koymak için (empati) ille de cezmi ersözün lemandaki küçük puntolu yazısını (6,5 puntodur kesin) okumak gerekmez kanımca.

    askerde okunmamasını şiddetle tavsiye ederim ayrıca.(bitte şön)
    (fantastik karakter, 05.11.2005 21:00)
 sayfa  / 5