hamle yapabilmek.
korkmamak değil,aksine çok korkmak ama buna rağmen yoluna devam etmektir.
(viola, 02.12.2004 12:55)
bir kızdan hoşlandığınız zaman onunla konuşmak için toplamanız gereken güç unsuru bi nevi gaz.
bu kelimeyi çok kullanan kişi en ödlek insandır!
nedense hep korkusuzluk olarak lanse edilen dalgadır.
zira korku olmazsa cesaret diye bir şey olmaz.. buna göre cesaret; bir şeyden korkulmasına rağmen onun üstüne gitme olayıdır.
jardonun üzerine çıplak ayakla basmak olmayan şey.
biraz içildikten sonra düşünme fonksiyonunu tam yerine getirememekten dolayı daha fazla kazanılan his
şöyle bir şey olabilir:
(bkz:
http://img472.imageshack.us/...)
doğru olduğuna inandığı kararı korkusuzca alıp, yine aynı irade ile uygulamaktır.
cesaret korkusuzluk değil, korkuya karşı durabilme ve onu dizginleyebilme yetisidir.
gerçek cesaret ise arayışını başka insanlar üzerinden şekillendirmek yerine kendi içine yönelip kendi gerçeklerinle yüzleşebilme kabiliyetidir.
herkes korkarken hareket edebilmektir.
imkansız görüneni yapmaya çalışma yeteneği.
cesaret nedir diye sorulan bir sınav da, boş kağıdı hocaya verip "cesaret budur" diyen bir öğrenci olduğuna dair bir geyik vardır
zor bir durumda kişinin içindeki
yusuf yusuf nidalarını bastırma erdeminde bulunması.
grup yorum'un albüme ismini veren şarkısı. daha doğrusu marşı.
atıldık kavgaya yürüyoruz en önde
devrim bayrağımız ellerimizde
coşkun sel gibi yıkıyoruz setleri
akıyor akıyor akıyoruz biz
cesaret cesaret daha fazla cesaret
kurtuluş mutlaka ellerimizde
kır zincirleri kopar geleceği
kurtuluş mutlaka ellerimizde
kır zincirleri son ver sömürüye
özgürlük mutlaka ellerimizde
(kır zincirleri son ver sömürüye
kurtuluş bayrağı ellerimizde)
yükselen devrimci öfkemizin seliyle
dövüyoruz düşmanın kalelerini
halkın adaleti güç veriyor bizlere
titriyor titriyor halk düşmanları
cesaret, korkudan uzak yaşayabilmek değildir, korkularını yönetebilmektir.
"
gökhan özgün" demiş.
korkusuzluk değil, korkuların üstüne gidebilmektir.
başkalarının kırdığı güveninizin bedelini, yeni insanlara ödetmemek için kendi içinizde mücadele etmek cesaret sayılabilir. hatta ben doğrudan sayarım.
günümüzde daha çok umutsuzluğa rağmen ilerliyebilme yetisidir.
cesaret kavgaya gözü pek atlamak değil aslında, 180'le virajı almayı denemek, ya da güç gösterisinde bulunmak değil.
cesaret, farklı olmaktan çekinmemek. doğru olduğuna inandığın şeyler için yadırganmayı göze almak.
cesaret, yardım etmenin tehlikeli olacağı zamanlarda riski göze alabilmek. yardım ederken kaybedeceklerin olabileceğini bildiğin halde yardıma koşabilmek.
cesaret, güçlü olduğun halde karşındakine sabırlı olup, korktuğunu söyleyen sözleri duyma cüretini gösterebilmek.
cesaret, gerektiği zaman açlıkla, isteklerinle, nefsinle mücadele edebilmek. ihtiyacın varken, yine de diğer ihtiyaç sahiplerini farkedebilmek. gerektiği zaman isteklerini susturabilmek.
cesaret, bazen de bir iki cümleyi söyleyebilmek, doğru insana. bazen de susabilmek içinden konuş diye haykıran bir ses duymana rağmen. bazen öylece çekip gidebilmek, sessizce, farkedilmeden. bazen de dimdik durabilmek, onca yanlış sonrasında hak ettiğin cezayı çekmeyi göze alarak.
yoksa; cesaret kavgaya gözü pek atlamak değil aslında, 180'le virajı almayı denemek, ya da güç gösterisinde bulunmak değil.