6 senelik tıp eğitiminin az gelmesinden ötürü bu 6 senenin sonunda tıp uzmanlık sınavından* yeterli puan alınmasından dolayı 4 sene çıraklık eğitimden sonra alınan ünvan. hatta şöyle bir söz vardır doktorlar arasında;
"öğrencinin salağı doktor, doktorun salağı cerrah, cerrahın salağı beyin cerrahı olur"
nedense mensupları diğer uzmanlık alanları mensupları tarafından pek sevilmeyen bir uzmanlık alanıdır. gerçekten de edindiğim izlenimlere göre askerler arasında inzibatlar neyse doktorlar arasında da cerrahlar öyle. istisnalar tarafından bozulmayan kaidelere göre cerrahlar kıl tiplerdir. hatta amerikanvari bir şakaya da kou olurlar. iziyoruz efendim:
soru: bir kova bokla bir cerrah arasındaki fark nedir?
cevap: kova
5 ya da 6 sene uzmanlık eğitimi görülen,hiyerarşinin had safhada olduğu tıp alanı.insanları; doktorlar ve diğerleri, doktorları;cerrahlar ve diğerleri, cerrahlarıysa genel cerrahlar ve diğerleri diye ayıranları ve küçük dağları ben yarattım havasında gezenlerine rastlanabilir
ameliyat öncesi hasta bayılmadan birkaç saniye önce yanındaki arkadaşına "ya sen hatırlıyor musun bu ameliyatı? ben gece baktım kitaptan ama pek anlamadım" diyerek eğlenenleri var bunların, öyle uçmuş insanlar. nasıl kesip biçileceğini merak eder halde sorular sorarak rahatlama arzusundaysan da "yaparız yeaa, hallederiz yeaa" yaklaşımı ile karşılaşıyorsun. sanırım tamamen kafayı yememek için buldukları çözüm yüzeysel olarak ciddiye almamak. adam kesiyorlar sonuçta.
bi adamın beyin sinirlerini mıncıklayan , kalbini eline alıp yerine takan adamdır. tanrıyım dese inanmam ama neden tanrı gibi hissediyorum biliyor musun derse , biliyorum derim.. çok çalışırlar , saatlerce ameliyatlardan çıkmazlar , çoğunun buralara takılıcak vakti yoktur. kısaca cerrah olmak zor zanaattir..tıp okur , tusa girer , doktora yapar , 16 sene minimum bu işe harcar , akabinde insan kurtarır.. helal olsun
böyle baya eline bıçak alıp kesiyor insanı. işi gereği. yarıyor böyle deriyi, kanları temizliyor, içini kurcalıyor. resmi olarak. bağırsaklarını görüyor, mideni avuçluyor. ruhsatı var. sonra kapatıyor dikiyor. sonra teşekkür ediyorsun, para veriyorsun, çiçek alıyorsun. böyle adamlar.
testereyle göğüs kafesini kesiyor mesela, sonra teşekkür ediyorsun.
cerrahinin ilk zamanlarında doktordan sayılmayan uzman doktorlara verilen isim.
"o nasıl gerizekalı bir cümle salak" demeden önce ben şöyle açıklayayım:
avrupada vakti zamanında cerrahi bilimi henüz gelişmeye başladığı zamanlarda, saraylara doktorlar, kralların da kullandığı ana kapıdan giriş yaparken, cerrahlar berberlerle ve baytarlarla beraber farklı bir girişi kullanmaktaymış.
yine aynı dönemlerde anestezi yöntemi olarak kokain kullanımı söz konusu olduğundan kokain bağımlısı olup ölmüşler falan.
o zamanlar trajikomik bir hayat yaşamışlar tabi.
şimdi acısını çıkarıyorlar.
toplamda 2 saat süren* operasyonun ardından tüm teşekkür ve minnet duygularını alan operasyonun bir gün sonrasında hastayı kısa bir epikrizle:" cerrahi sorunu olmayan hasta ilgili dahili servisce takip ve tedavisi düzenlenmek üzere taburcu edildi." notu ile ilgili dahiliye servisine yollayanlardır. ama; hastanın gözünde hastalığı uzun vadede kontrol altında tutan ve bunun için ciltlerce teorik bilgiyi kullanan dahiliyeci değil hastalığın tanısı için gerekli biyopsi için 2 saat süren operasyonu yapan cerrah muhteşemdir.
devlete ait kalabalık bir odada, baygın haldeki bir insanın karaciğerini kesebiliyor. yanındaki diğer devlet çalışanları polis çağırmak yerine adama başka bıçaklar veriyor, terini siliyor. o cerrah işte.
"al biraz da bunla kes" diyor yanındakiler. "biriken kanı alayım da daha rahat kes" diyor. böyle bir hoşgörüden bahsediyorum.
iki ayrı cerrahi kategorisinin aynı ameliyatta birinin müslümvari bir müziği bir köşede ,diğerininde yunus seslerinin kaydını diğer köşede dinleterek toptan adamı manyağa sardıran tipler.
haksızlık değilmidir
bir insanın hayatının
bir cerrahın;
titremekle, titrememek arasında kalan,
parmaklarının ucunda oluşu.
piyanist değilki bu,
bastığı yanlış nota farkedilmesin..
nöbet adına 2 güne bir nöbet tutan ve doktorların diğerleri olmayan kısmının üyeleri...
ve de yaptığı müdahelenin sonucunu anında gören kişiler...
(bkz: what you see is what you get)
(bkz: koter kokusu)
hayata müdahale etmek , yaşam verebilmek ya da o gücü kendinde bulabilmek amacıyla seçildiğini düşündüğüm daldır , evet belki doktorluk zaten insanlara yardım etmektir ama asla bir doktor iyileştirdiği hastasında cerrahın ameliyatla yaşamını değiştirdiği ya da kurtardığındaki doyumu yakalayamaz. lisede en yakın arkadaşımı kaybettim kanserden , hastaneye her onu ziyarete gidişimde yaşadığı o acıya müdahale edememenin , hastanedeki insanların hastaların olduğu kadar yakınlarının çaresizliği , daha yeni doğmuş bebeklerin kimilerince ''kötü kader'' o kadar canını yakıyor ki insanın.. hiç bir şey yapamdan öylece beklemek , beklemek , sadece beyaz önlük giydiği için hiç tanımadığın birine güvenip ''canını'' emanet etmek.. onu kaybettiğim gün aklıma koydum cerrah olmayı , birilerinin hayatının benim elimde bana bağlı olmasını öylesine istedim ki belki böyle alacaktım hayattan intikamımı , benden alıdığının hesabını başkalarına o hayatları geri bahşetme fırsatı öylesine bir rahatlama gibi geldi ki bana.
hani derler ya allah insana kendinden bir nefes üfler , işte cerrah o nefesten en çok payını alandır bence , bir hayatı elinde tutmak ,yaratamasan da olana yeniden hayat verebilmek.. dünyanın en güzel şeyi
doktorun salağıdır.
"insanın salağı doktor, doktorun salağı cerrah, cerrahın salağı beyin cerrahı olur." diyordu beyin cerrahide hoca olan abimiz.
kendini ameliyathanenin tanrısı sananlar içinse şöyle bir bilmece vardır:
-tanrı ile cerrahın farkı nedir?
-tanrının kendini cerrah hissetmemesi.