birkaç fikri çok hoşuma giden, gerçekten benim de farkında olduğum, ama adını koyamadığım o taksimden kaçma durumunu anlatmış insan. sarılasım geliyor mütemadiyen. işe ropörtajdan bir parça:
"beşiktaş pek ters gelmiyor, çok yabancılaşma olmuyor, ama taksim'e beyoğlu'na gitmek bayağı deplasman durumu. hakikaten farklı bir hayat var orda, sert, hızlı... kadıköy'e inince rahatlıyorum. herşey daha sakin. kadıköy, biraz da üretim bazlı, evde üretim durumu var. evlerde mutlaka birileri birşey yapıyor. o tarafıyla ankara'ya benzetilebilir, ev sistemi var."
biraz da mor ve ötesi'ni ve diğer yeni grupların piyasayla olan etkileşimi konusundaki fikirleri de çok hoşuma gitti, bahsettiği iki yolun da farkındaydım, ama birbirlerine alternatif olduğu ve hangisinin tamamen doğru olduğunun bilinemeyeceğini ifade edemiyordum. buyrun:
"bruce springsteen'i severim, tavır olarak da tutarım. ama oturup dinlediğim olmaz pek. o cenahtan adamım neil young dur. young'un coca cola'yla dalga geçen bir klibi vardı, mtv de bir kere yayınlandı, sonra kesildi. coca cola reklam vermeyecek çünkü. bu iki ucu keskin bıçak*. "klip çekmem, büyük plak şirketleriyle çalışmam, iki-üç yılda bir albüm yaparım" dersin, ama o zaman da gidip başka içte çalışmak zorunda kalırsın. ya da mazhar alanson'un yaptığı gibi yıllarca bu işleri kovalarsın, sonra reklamlarda oynarsın, paranın anasını satarsın. insanlar sevdiği grubun kahraman olmasını istiyor, reklamlarda oynamaz falan. o zaman da grubun yaşam süresi soru işareti oluyor. ya başta bir para kazanacaklar, onunla idare edecekler ya da "reklamlarda oynarım, her yerde çalarım" diyecekler. pearl jam'in ilk albümü on milyon sattı, o sayede endüstriye meydan okuyabiliyorlar. bilet fiyatlarını düşük tutuyorlar, artık klip yapmıyorlar. takdire şayan bir durumları var. on milon satmasalardı bunları yapamayacaklardı. bu da bir yol. lennon*'ın söylediği de buydu: sistemi içerden fethetmek. sisteme bodoslama bindirirsin ya da sistemin içine girip orada yürürsün. hangisi daha geçerli?o da rock'un çelişkisi işte."
"şartlar zorluyor tabii. mor ve ötesi'nin gitaristi* bana soruyordu, 'ab, bu işler nasıl oluyor, nasıl para kazanacağız' diyordu. şimdi ben gidip ona soracağım*"
röpörtaj için roll dergisine teşekkürler bu arada.
i-rockistanbul 2005'de buradan uzaklarayı akşam güneşiyle beraber denize karşı söyleyerek hayatımın en ruha değer anlarından birini yaşatmış kadıköy adamı.
ii-yanlızlığın tadını çıkarmamı sağlayan insan.
iii-biraz sessiz olsaydın duyardın içimdeki sesleri gibi bir sözü de yazmış ve son noktayı da koymuş olan nadide müzisyen
ders bitti isimli şarkısında 'seviş nedir dersen bir coğrafya kitabı tüm beden gezgileri mutlaka okumalı' cümlesiyle olayı tanımlayıp gerekliliği ortaya koyan iyi şarkı yazarı,iyi vokal, iyi insan.
evet iddiamın üstünde hala dururum..
cenk taner ilk-orta-lise ve dengi okullarda verilmesi gereken hayat bilgisi dersine gelebilecek yegane insan.
gelmeli evet.
rock istanbul 2005 de canlı olarak kesmeşeker ile dinlenmiş mütevazi insan.
ama o gün bir başkaydı.
festivalin bitiş günü akşam saat 6-7 suları.
sahilin önü alternatif sahne.
çadırlar toplanmış.
güneş sahnenin tam önünden batıyor.
bir de cenk abim buradan uzaklara çalıyor.
pek tarif edilebilecek birşey değil doğrusu.
benim için festivalin en güzel anıydı diyebilirim.
(bkz: rock festivalinde yere oturamayan insan modeli)
bu ara tekrar tekrar dinlediğim grubun solisti, söz yazarı velhasıl herşeyidir..tut beni düşmeden, tek kişiyim hala, en çok seni sevdim.... bu böyle gider..ya bu kadar kaliteli mi olur her şarkı .. nasıl yazarsın, o duyguları nasıl dökersin notaya nasıl ya...özlemişim bi daha bi daha dinlemeye bi süre daha devam edeceğim evet böyle
kesmeşeker'in kalbi olmasının yanı sıra onun sevenlerinde kalbinde bulunan müzik ustadı. onun gibi bir insanı anlatmak, satırlara dökmek oldukça zordur. yaşıyorum ölüyorum, karanlıktan korkan bebekler, en çok seni gibi şarkılar onun bu dünyaya bıraktığı en güzel hediyelerdir.
dip not: kadıkoy sound'u benimsemiş olmasına rağmen galatasaray taraftarıdır.
ne desem..ismi yeterli mi desem herşey için. sözcüklerini ortaokulda kimseyi takmayan bir havada dinlediğim anla, o zamanlar hiç görmediğim kadıköy'ü tanımamı sağlayan, yıllar sonra gittiğimde ise o hep anlattığı kadıköy sokaklarında kendisini görmeyi istediğim zaman arasında beklettiğim güzel insan. zamanı bekliyordum sahnede seni görmek için, dinlemek için. ve o hep beklediğim zaman geldi.karanlıktan korkan bebekler i, tut beni düşmeden ı, gitme kal ı ve en çok seni isteyeceğim içimden söylemen için. cebimde içindeki güzellikleri başka bir yolla anlattığın andıran otu kitabınla yaşadığım o zamanları dilim döndükçe sana anlatabilemem için.
kadıköy'de oturmama rağmen, çok geç yaşlarda dinlemeye başladığım, ben küçükken crimson'a çıkan, canlı izlememe rağmen sözlerine ve muziklerine hayran kaldığım, sistemi, aşkı, yaşamayı, ögretmeyi, sevmeyi anlatan unutulmaz sözler yazan, en çok seni ve buradan uzaklara adlı parçalarıyla beni mesteden, bazı parçalarında beatles'a göndermeler yapan insan, muzisyen, ruh.
bir türlü canlı dinlemeyi başaramadığım için hayıflanırken; söyleşiyi yapanı (bkz: altay öktem)ve kimi dingil soruları göz ardı edersek elbet, tadından yenmez bi söyleşisine katılıp üstelik de iki şarkısını canlı dinleme imkanı bulduğum türkiyenin en iyi söz yazarı ve müzisyenlerinden.. ayrıca 'doğu felsefesine olan ilginizi biliyoruz, bunu bize niye daha fazla yansıtmıyorsunuz " türü sorulara cevap vermeyişiyle, duruşuyla, konuşmasıyla tam tahmin ettiğim, beklediğim samimi adamı bulduğum için çok sevinmiştim. eeh be, bişeyleri gözümüze sokmaya kalksaydı cenk taner olmazdı bu adam, çıkışımdan kendimi alıkoyup sukunet içinde dinlediğim adam. güzel insan.evet...
kesmeşeker'in tek değişmeyen hücresi. hücre demişken kendisi hangi dokuya ait tam karar veremedim, beyin ile kalp hücresi özelliklerinin tümünü taşıyan bir hücre denilebilir. evet.
uzun bir aradan sonra sevenlerine süper bir kadıköy akşamı* yaşatmış müzisyen kişisi. belen ünal, tayfun çağlar, kaan altan ve demirhan baylan da 2şer şarkıda eşlik ederek bu konsere anlam üzerine anlam kattılar. yüzünden eksik etmediği tebessümü, unuttuğu şarkı sözleri, seyirciyle iletişimi... kısacası gelmek isteyip de gelemeyenler oturup ağlayabilir.
(bkz: izin vermedi yalnızlık) isimli bir solo albümü olan müthiş söz yazarı ve yorumcu. mmm'lı sesiyle söylemeye başladığında içinizdeki o sakin romantik bir anda ayağa kalkıp her şeye yeniden göz atmanızı sağlayabilir. sen hep belki dedin isimli bir şarkısı vardır ki.. işte o benim bittiğim şarkısıdır!