cengiz semercioğlu   

adana çık aradan

  1. vakti zamanında habertürkte bir televizyon programı yapan hürriyet gazetesinde televizyon eleştirileri yazarken ne oldu ise birden televizyon eleştirmenliği elinden alınarak kendisine güncel konuları iredelediği! süper! bir köşe açılmış harika! yazar.
    (ya hu, 09.10.2005 21:40)


  2. hürriyet gazetesinin kelebek ekinde,samimi bir şekilde magazin yazan kişi.magazin konusunda yüksek lisans yapmıştır.hatta zaman zaman köşesinde kitap tanıtım yazıları da yazar. www.medyatava.com' un sevdiği bir yazardır.
    (spanki, 24.08.2007 17:26 ~ 17:27)
  3. geçen sezon haber türk kanalında full ekran isimli bir sohbet programı sunmuştur.ağırlanan konuklar açısından oldukça kaliteli bir programdı bence bu sezon da devam etmemesi çok yazık.
    (ceyus, 09.02.2008 13:56)
  4. dün köşesinde şöyle buyurmuş mor ve ötesi'nin eurovision sonucu için;

    alıntı

    mort ve ötesi

    mor ve ötesi'nin sıralamadaki gerçek yeri 7'ncilik değil 21'inciliktir, yatıp kalkıp o çok şikayet edilen komşuculuk oylarına yol açan tele-voting sistemine dua edelim.

    "deli'yi dinledikçe eurovision'dan umudumu kesiyorum, şarkı pek yavan gelmeye başladı bana" diye yazmışım 1 nisan'da...

    yarışma sonrası yorumlara bakıyorum da mor ve ötesi neredeyse çok başarılı ilan edilecek.

    oysa biz sokaktan adam çevirip göndersek bu oylama sistemiyle türkiye ilk 10'a girer.

    bülent özveren her fırsatta komşu ülkelerin birbirlerine oy vermesinden şikayet ediyor ama tele-voting'in türkiye'ye getirdiği avantajdan hiç söz etmiyor.

    bu sistem olmasa mor ve ötesi yarı finali bile geçemez, geçse bile finalde sadece azerbaycan'dan alacağı 12 puanla yarışmanın sonuncusu olurdu.

    kimse kendini kandırmasın her eurovision'a katılan cebinde fransa, almanya, belçika ve hollanda'nın 10'ar puanı garanti şekilde sahneye çıkıyor.

    buna şimdi azerbaycan'ın 12 puanı da eklendi.

    ingiltere ve bosna hersek'in 7-8 puanı da garanti.

    iddiaya ediyorum sahneye ben çıksam karga sesimle bu 80 puanı garanti alır, yarışmada 12'inci olurdum.

    yani deli şarkısının bileğinin hakkıyla aldığı puan 40 civarındadır ve bu puanla da yarışmadaki gerçek yeri 21'inciliktir.

    dolayısıyla bu yarışma bizim için mort ve ötesi olmuştur.

    sertab erener'in birinciliğinden sonra çocukluğumuzdaki gibi yeniden önemsenmeye başlayan eurovision'a fazla önem vermeyi bırakmanın da zamanı geldi.

    trt önümüzdeki yıl için bir karar almalı ve ünlü sanatçılarla anlaşıp eurovision'a şarkı sipariş etmekten vazgeçmelidir.

    bırakalım bu işi yarı profesyoneller yapsın...

    biz de gülüp eğlenmek dışında bir önem atfetmeyelim bu sersem yarışmaya...

    alıntı

    http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/...

    iyi güzel, fazla önemsemeyelim lakin saçmalamayalım da. kendisini pek fazla tanımam, zaten başlığındaki entry sayısı da bu adamın ciddiye alınabilirliği konusunda bir şüphe uyandırdı bende. bu yazıyı da tesadüfen berber sırasında eblek eblek bakınmaya alternatif oluşturması için sehpaya konulan hürriyet ekini karıştırırken okudum.

    şimdi ona bir takım laflar hazırladım;
    öncelikle bu konuyu göründüğü kadarıyla en az iki kere yazmışsın. diyorsun ki bu sersem yarışmayı siklemeyelim. eee, bu ne perhiz ne lahana turşusu (canım turşu suyu çekti lan bir de senin yüzünden gece gece, zaten kızgınım)? ha, yanlış anlaşılmasın, bence de pek ciddiye alınır bir tarafı olmayan, amatörlerin katılması üzerine kurulması gereken, vasat bir şenlik. o halde ne bu yatıp kalkıp dua etmeler, umut kesmeler, oylama sistemini eleştirmeler? az biraz tutarlı ol be adam en azından. mort dediğin adamlar senin kadar ciddiye almamıştır toplmada eminim ki.

    daha sonra, gelelim şarkıyla ilgili itin anüs deliğine sokup sokup çıkarma eksenli eleştirilere, hakaretlere. demiş ki, yavan gelmeye başladı, asıl yeri 21.'cilik (buna da geleceğim sen daha dur) vesaire. bre adam, sen müzikten pek anlamıyor olabilirsin ama bunu türkiye'deki az gazete okuma oranlarına rağmen bir de magazin eki olmasının etkisiyle nereden baksan kemiksiz 100.000 kişiye karşı fütursuzca saçmalamak suretiyle sergileme cüretini nereden buluyorsun? ha, popüler bir konu, sen de kendi kalitene uygun bir bataklıkta kelimeleri yan yana getirip veriyorsun, seni ciddiye alan bir takım adamlar da bulmuşsun yayınlıyorlar hatta sana para bile veriyorlardır. lakin insan biraz kendini tartar, çapını bilir, kendine bir sorar ben n'apıyorum diye.

    işsizler ordusunun bir neferi olarak bol boş vaktimi doldurmak için bir yarı finali yarım kulak olmak üzere yarışmayı takip ettim. dediğim gibi ciddiye aldığımdan değil, daha önce pek izlemişliğim de yok. bu takip sadece çoğaldıkça değersizleşen zamanımın ürünü. neyse, yıllardır da kendime göre bir müzik kültürüm var hatta diyebilirim ki müziksiz bir hayatı sikeyim. kendi çapımda da enstrüman çalarım uzun süredir. lafı uzatmadan söyleyeceğime geleyim; ulan zibidi (hakaret değil valla babylon şöyle demiş; yersiz ve zamansız davranışları olan kimse) o yarışmada adam gibi 5 şarkı vardı ise birisi deliydi. tarafsız bir 100 kişilik profesyonel jüri toplansa ilk 5 yapması kesindir o şarkının. demişsin ki yavan gelmeye başlamıştı zaten. yav o senin kendi yavanlığın olmasın. belki o süper köşeyi donatmak için akıl egzersizleri yaparken şarkıyı biraz fazla dinlemiş olabilirsin ya da müzikten hiç anlamıyor olabilirsin ya da ne bileyim orada yer israfı yapman (bir kondomla başlayan) tamamen bir talihsizlikler zincirinin sonucudur.

    sonracığıma (bu ne lan) buyurmuş ki "asıl yeri 21.'liktir". oha güzel bir yorum hem yeterli de. yav neye göre tarttın, puanladın da kesin bir sayıya ulaştın, bu manasızlığın formülü nedir? sen ne yer ne içersin adam? hadi 20 desen, 20 küsür desen anlayacağım da 21 nedir?

    sonra daha da coşuyor, "şu karga sesimle çıksam 80 puan alır 12. olurdum". dostum, seni çok pis döverim. hem de öyle böyle değil. şiddet yanlısı bir adam da değilimdir ama bir kereliğine seni mort ve ötesi yapmayı isterim gerçekten. lakin bir şüphe seni kurtarabilir. ispanya'nın barbaros hayrettin'in kardeşiyle katıldığı bir ortamda her şey mümkün. bu kadar iddialıysan seneye katıl harbiden, cidden çok istiyorum. sonra gel yorumla o dörtgeninde.

    başlamışken ardını da getirdim maalesef, köşeyi okuyuverdim. ha, sanmayın ki bir bok var. "sokaktan adam çevirip göndersek ilk 10 yaparız" demiş ya adam, sanırım bu yöntemi köşe yazarı seçiminde kendisine uygulanırken görmüş. türk basını konusunda zaten pek iyi düşüncelerim yoktu zaten uzun süredir. uzun dediğim süre de okuma yazma öğrendiğim çağlara doğru gider. manipülasyon, ihale takipçiliği, iktidar yalama, kanla beslenme gibi birçok özelliği var. lakin durumun bu kadar vahim olduğunu da bilmiyordum. yav kimlere köşe teslim ediliyormuş? tabii köşe yazarı müessesesinin de ülkemizde cılkının çoktan çıktığı malum. bu kadar köşe yazarı nerede görülmüş ulan? siz kimsiniz, ne zaman türediniz, donanımınız ne, o köşeyi size kim niye verdi... dağılın ulan dağılın hepinizin köküne kibrit suyu.

    ulan neye niyet neye kısmet. berberdeyken işin buraya geleceğini hiç düşünmemiştim. iş türk basını eleştirisine kadar vardı.

    not: mor ve ötesi fanı değilim
    not: st pauli'liyim
    not: ulu manitu tepenizden baksın
    not: saçım bok gibi oldu yine
    not: hala işsizim
    not: boş vaktime selam olsun
    (xix, 28.05.2008 03:50)
  5. bir nevi okan bayülgen'in özel paparazzisi gibi hakkında sürekli köşe yazısı yazan şahsiyet.
    (ceyus, 19.08.2008 14:27)
  6. türk medyasında metin uca'yla birlikte en sinir olduğum grubu oluştururlar.

    buradan hürriyet gazetesi yönetimine sesleniyorum, bu adamı kovsunlar. aynı kalitede yazıyı daha ucuza ve hatta onda biri fiyata yazmazsam/yazamazsam adam değilim. örnek mi istiyorsunuz? hemen vereyim:

    "geçen hafta sonu bilmemneredeydim, bilmemkime rastladım. bilmeyenler için hatırlatayım bilmemkim ünlü işadamı şunun kızıdır. serpilmiş, güzelleşmiş. etrafında da istanbul gece hayatının bütün kazanovaları var. ilginç olan bu genç bayanın mağrur ve içine kapalı havasında. bana türkan şoray'ın kızı yağmur'u hatırlattı. bikbikbik bıdıbıdı

    geçen hafta şuradaydım, dönüşte şununla aynı uçaktaydım. şunu dedi bunu yaptı. bu arada orada da şunu yedim, bunu yedim. anladım ki istanbul'da gerçek bi bilmemnere yemeği yapılamıyor maalesef.

    geçen gün manikür yaptırdım bıdıbıdı..."

    e okuma diyeceksiniz, biliyorum. okumama gerek yok. varlığına sinir oluyorum adamın. her gün bakıyorum işyerinde gazetenin ekinde duruyor mu diye, evet efendim duruyor ya.

    tekrar söylüyorum ve artırıyorum: bir kalemde hem onur baştürk'ü hem cengiz semercioğlu'nu kovsunlar. bir fiyatına iki yazacağım. denemeden karar vermesinler.
    (zinkafnun, 17.12.2008 16:13 ~ 16:17)
  7. hürriyet gazetesi'nin kelebek ekinde yazan, aslında koşe yazarı olduğunu zanneden kişi. peki bu adam ne yazıyor? hiçbirşey!!! hayatında ilk defa gittiği manikürü, bilmemkimin helikopteriyle gittiği uludağ yolculuğunu, ormanların kesilerek golf sahası yapılması isteğini elbette köşe yazısından saymıyorum.

    televizyon ekranına hiç yakışmayan bir yüze, fiziğe ve sese sahip olmasına karşın kendisinin full ekran isimli bir programı vardır reyting ölçümlerini gösterdiği, ünlüleri ağırladığı ve onlara yine abuk subuk sorular sorduğu.

    kendisi herhangi bir blog da degil, hürriyet gazetesi'nde yazdığını, ya da herhangi bir video paylaşım sitesine video koymadığını, tv de program sunduğunu acilen idrak etmelidir.

    adam dünyanın en basit işini yapıyor valla. birileriyle yemege git şarabı begenme onu yaz. yok bilmemle otelinin en ust katında gobeğini eritmek icin otelin spor salonundaki koşu bandında hamster gibi koşarken goz zevkini bozduğu gerekçesiyle akm' nin yıkılmasını konu alan bir yazı yaz. millet fakirlikten kırılırken, bu insanlara ucuz alışveriş sağlayan pazar yerlerinin kaldırılmasını iste, onu yaz. canın mı sıkıldı? konu mu bitti bu ülkede? ozaman hemen sponsorlar sayesinde bedava gittiğin tatildeki anılarını yaz. o da mi yetmedi? ozaman diğer magazin figürlerini eleştir. bunlari yazarken de deneme türüne şahane yapıtlar kazandırdığını düşün. üstelik bunları sadece öğlene kadar yapıp üstüne birde para al.oh kebap valla.

    biraz ciddileş bence cengiz bey. hurriyet' i sadece agzında gümüş kaşıkla doğan créme de la créme tabaka değil, sıradan vatandaş dediğin halk ta okuyor ve cogu zaman anlattığın şeylerin yakinindan geçmemiş oluyor bu insanlar. illa ki bunları yazacağım dersen de bari sağdan soldan duyduğun dedikoduları kelebeğe manşet yapma, ayıptır, günahtır.
    (elira, 07.01.2009 18:38)