istanbul'a bir ara gittiğimde ilk işimin stüdyosuna uğramak olduğu, üsküdar evlendirme dairesini arka sokağında fellik fellik ararken bir apartman girişindeki kapı zillerinden birinde ismini görüp "ulen ahanda cengiz onural yazıyo lan obaa hayt" diyerek en üst kattaki stüdyosuna* vardığımda heyecandan kapıyı çalmaya çekindiğim, içerden gördüğüm üzere stüdyosu marmaraya bakan müzisyen, söz yazarı, sanatçı.
bu ülke müzik kültürünün büyük talihi “kalan müzik”ten çıkan yeni albümünü altı dilden duyuruyordu:
cengiz onural'ın albümü "bir nefes hayat" kalan müzik tarafından yayınlandı.
(...)
ve soluğu ülke başkentinin en prestijli müzikevinde alıyordum.
zorlamam sonucu bilgisayar ekranında “cengiz onural” olarak olmasa da “cengiz onursal” olarak kaydını buluyor, sinirli bir tezgahtarla raflar arası uzun bir yolculuktan sonra cicili bicili bir naylon poşetin içinde albümüm, çikita muz satan manavların önünden müzik setime koşuyordum.
ancak görmeye cesaret ettiğin düşler gerçekleşir. belki giyimde, emekte sınıfta kaldık, beslenmede, iletişimde radarsız otoyollara çıktık;
- o kim?
yanıtını alınmadığında,
"en çok satılanlar" rafında olmasa bile,
“elle konmuş” gibi bulunduğunda;
artık,
kendi müziğimiz dillerde,
kendi müziğimiz emin ellerdedir.
alttan,
kültürüne sahip çıkmış yepyeni bir kuşak gelmekte,
görmeye cesaret edilmiş bir düş daha gerçekleşmektedir...
bugüne kadar yaptığı, dizi müziklerini barındıran ve kendi adını taşıyan bir nefes hayat adlı albümünün girişinde kendi kelimeleriyle özetliyor hayatını:
"akademik manada müzik eğitimi görmedim. 1973'de kaybetmeme rağmen daima hayatımın içinde ve en yakın arkadaşım olarak kalan sevgili dedem mir'at ustaoğlu'dan klasik kemençenin ve türk müziği'nin tadını aldım. ataköy ilkokulu'nda okurken şimdi soyadını hatırlayamadığım (beniz affetsin) cengiz öğretmenden mandolin tutmasını öğrendim. 1983 senesinde de itü türk müziği konservatuarı'nda klasik kemençe ustası ihsan özgen beni bir dönem derslerine konuk öğrenci olarak kabul etti.
bunun dışında müziğe dair edindiğim az bir bilgiyi de bu albümde adı geçen müzisyen arkadaşlarımdan edindim. onlar benim hem dostum, hem ustam oldular. bu albümde adı geçmeyen ama müzikle haşır neşir olmamda emekleri geçen kişiler de var elbet. birkaç isim saymak diğerlerine saygısızlık olacak, biliyorum ama müziğin büyüsüyle gözlerimi kamaştıran birkaç kişiyi saymadan edemem. üniversite döneminde kadir şan tarhan, oğuz çimen, sonra da yeni türkü'den ustalarım : derya köroğlu, fuat oburoğlu, murat buket, tuğrul bayrak, selim atakan ve yıllarca sabır ve sevecenlikle kemençe dersleri aldığım ustam mahinur özüstün.
yeni türkü'den 1996'da ayrılıp can arkadaşım bora ebeoğlu ile aria'yı, sevgili kardeşlerim murat eydemir ve derya türkan ile incesaz'ı kurduktan bu yana da ustalarım onlar oldular. bu albüm, bora ile müziklediğimiz ve sayısını unuttuğumuz dizi ve filmlerin bir güldestesidir.
tüm çalışmalarımda bir grup adamı oldum. şimdiye kadar kendi adıma yaptığım iş pek azdır. üretmenin sürecini, hazzını , onurunu paylaşmak bana daha tatlı geldi herhalde. şimdi ilk kez, tam da artık müzik endüstrisi tanım değiştirirken, albüm yapma dönemi sona ererken, kendi adımı taşıyan bir albüm yayınlıyorum. ben ne müzikten usanıyorum, ne de onu her gün yeniden keşfetmekten. belki de çocuklarıma bir hatıra bırakmaktan başka bir sebebim yok.
ne devlet, ne de bir başka kurum veya kişinin himayesinde olmadan bir boş kağıda notalar yazdım, bazen para ettiler ve hayatta kalmayı başardım şimdiye kadar. bunun dünyada, ama özellikle de türkiye'de ne acı bir ilaç olduğunu anlayan kişilere saygı ve sevgilerimi sunuyorum."
yeni türkü dinleyicisi olmadığım için incesaz'ı dinlemeye başlayana kadar tanımadığım, birçok dizi ve film müziği yaptığını zaman içerisinden öğrendiğim, son zamanların en önemli güfte yazarı, bestecisi, müzik insanı... yeni türkü'nün olmasa mektubun şarkısındaki klasik kemençeyle yapılan ara taksiminin cengiz onural'a ait olduğunu öğrendiğimde bir kez daha hayran olmuştum kendisine. çok aşığın var ve firar gibi eseleri mutlaka dinlenmeli kanaatindeyim. makine mühendisidir kendisi aynı zamanda... seviyorum seni cengiz onural...