arabesk-fantazi müziğin önemli isimlerinden biridir,canlı performansı ile kasetteki performansı arasında dağlar kadar fark olduğundan iyi bir yorumcu değildir...
tarabyada tarabya otelinin hemen yakınındaki denizi gören ve içerisine karanlık bir dekor verilmiş olan restoranda sahneye çıkan, damar şarkılar söyleyen duygu insanı
çok fazla tutulduğu zamanlarda bazı öğrenci evlerinin vazgeçilmez şarkıcısı(1980'li yılların sonları sanırım).son çıkan kasetleri aynı gün alınır,eve gelip deli gibi sabahlara kadar içki eşliğinde dinlenirmiş.eşdeğeri için:
(bkz: arif susam)
cengiz denirdi ona, cengiz kurtoğlu değil. "cengiz kaseti yaptım dinler miyiz?" gibi. ya da "olum aslında bir gün paraya kıyıp cengiz'e gidelim?" şeklinde. diğer şehirleri, semtleri, mahalleleri bilemem ama her akşam camlarında yangın çıkan üsküdar'da bir cengiz sempatizanlığıdır giderdi eskiden. zaten o yıllarda benim gördüğüm türk genci kumaş pantolon-ceket giyip halen aşk ile şevk ile arabesk dinleyen eskiciler ve şehire adapte olup kot pantalon-deri cekete terfi ederek fantazi müziğe gönül veren yeniciler olarak iki ye ayrılırdı. metalciler-asitçiler muhabbeti hiç bir zaman uğramamıştı çünkü üsküdar'a. yoktu öyle bir şey, bilmezdik. üsküdar'da doğup büyüyüp "yok ben hiç cengiz dinlemedim, müzik hayatım bir scorpions kasetiyle başladı." demem bu yüzden çok yapmacık durur. dürüst olucam. elimizden tutan da yoktu bir de bizim. eniştesi, halası, dayısı, abisi, ablası tarafından yol gösterilen biri olamadım hiç. lisede tek başıma keşfettiğim ve uzun bir müddet tek başıma dinleyip kimselerle coşkusunu paylaşamadığım bir kaç "karışık kaset"le anca bir yön çizebildim. ondan öncesi malum. cengiz dinlerdik biz. salacak'ta kayık kiralayıp elde biralar, ay ışığında kız kulesi'ne karşı dün gece sevgilimizin resmini öpüp te yattığımızı söylerdik birbirimize. kule'yi koruyan köpeklerin gazabından geri kalmadan, nasıl da kıyardı bize o hain geceler, gıkımızı çıkarmazdık yine de. ama en güzeli her zaman "yarimi ellere gelin etmişler" zamanlarıydı. arka mahalle edebiyle yoğrulmuş ve default bir aşık olma potansiyeline sahip bıçkın delikanlılar olarak iki biradan sonra ağzımızdan dökülen ilk şarkılardan olurdu bu. kayıktan ne hikmetse denize düşmeden (ki düşmüşlüğümüz de var), sarhoş şansıyla inerken şişman, kahverengi efes şişesi havaya kaldırılır, alırdı bir yiğit eline sazı..
"beyyaz gelinliğiiiiiiiiiii (bu kısım mümkün olduğunca nameli ve uzun olacak, kafa omuzlardan ileri doğru uzatılıp gözler kısılacak) giymiş üstünnee.."
tok bir tonlamayla "ne güzel yakışmış esmer tenine!" kısmı hep bir ağızdan söylenmeye başlanırdı ardından.. (yarım deste yarma gibi erkeğin can ciğer arkadaşlarının sevgilisini kastederek bu cümleyi ultra-erkek egemen bir ortamda söylemesi de ayrı bir mizansenmiş. o zamanlar farketmemiştim.) bu şekilde katılım sağlanırdı işte. sonrası evlere şenlik, tüm repertuar "havuza" dökülürdü mahalleye dönüş yolunda. şarkılar akıp geçtikçe gönüller tek bir yürek, tek bir vücutta toplanıp gürültüden cinnet geçirip uyuyamayan pijamalı bir amcabeyin balkondaki çırpınışlarına tepki olarak gecenin bakirliğine daha da bir taarruza geçilirdi. kadehi de şişeyi de kırardık o gün işte, canlandırın gözünüzde.
bir de o yıllarda cengiz dinleyenlerin hepsi "enigma-sadeness" bilirdi ne hikmetse. o kültürde "paynır"* taktırılan arabayla sahilde turlarken dinlenecek hem cilalı, hem de bol baslı bir parçaya gereksinim vardı çünkü. sadeness bu boşluğu kapatırdı. cengiz'i bilen, sadeness'ı da bilirdi. garip bir bağ. enigma nerde, cengiz nerde, biz nerdeyiz.. bir başkasın sen cengiz abi!
yeni başlayanlar için cengiz kurtoğlu (cengiz kurtoğlu for dummies)
öncelikle cengiz baba'ya cengiz denebilir çünkü cengiz dediğiniz anda kimden bahsettiğiniz anlaşılır. cengiz bey demeye kalkışırsanız (ki daha önce densizin biri cengiz baba'ya bir radyo programında cengiz bey demişti ve bilimum forumlarda bu konu üzerine ufak çapta bir kıyamet kopmuştu)
"en güzel şarkıları" diye bir şey yok belki "en favori şarkılarım" diye bir şey vardır. çoğu şarkısı hep aynı seslere sahiptir. yine de sözler -çoğu zaman yine aynı olayları anlatsa da- esasında farklıdır.
(en favori şarkılarımı karşılaştırırsak)
mesela son parçalarından yorgun yıllarım ve canın sağolsun'u incelersek pek çok benzer nokta göreceğizdir:
yorgun yıllarım:
hem beni öldürdün hem bendeki seni
böyle olsun istemezdim
ben mağlubum ama sende kaybettin
ben hayatı sen de beni
ve
canın sağolsun:
sözümüz vardı birbirmize
bu dünyada başkasının olmayacaktık
hatıralar dizilince önümüze
böyle boynu bükük durmayacaktık
ya da "sensizlik" konusunun işlendiği (sırasıyla) utanmasam karşında ağlarım şimdi, dün gece resmini öptüm de yattım ve daha yokluğunun ilk akşamında şarkılarını incelersek:
utanmasam karşında ağlarım şimdi:
nasıl sensizliğe alışacağım
hasretine nasıl dayanacağım
sus ne olur yoksa çıldıracağım
utanmasam karşında ağlarım şimdi
ve
resmini öptüm de yattım:
yalnızdım birtanem yine dün akşam
hep seni düşündüm hep seni andım
dayanılmaz birşey oldu hasretin
dün gece resmini öptümde yattım
ve
daha yokluğunun ilk akşamında:
her adım atışta geriye döndüm
ızdıraptan inan deliye döndüm
her köşe başında gölgeni gördüm
daha yokluğunun ilk akşamında
yalnız yine dikkat edilirse (ve dinlenilirse) bütün şarkılarında sözler gibi acının dozu da biraz değişmiştir yani birini dinlemek ve hepsini dinlemek farklı şeylerdir.
kendisi sanıldığının aksine arabeskçi değildir (sümme haşa) taverna müziği yapar. ama dinlenildiğinde görülecektir ki cengiz baba ileri düzeyde arabesk seviyesinde şarkılarını yorumlamaktadır (ileri düzey arabesk derken yani ilk iki kadehte ibrahim tatlıses, üçüncüde orhan gencebay bir büyük bittiği esnada cengiz baba dinlenilmesi kastedilmiştir)
özellikle sevgiliden ayrılındığında (her türlü ayrılık: terkedilme, seyahat vs) dinlenilmesi tavsiye olunan müstesna bir şahsiyettir.
genelde sevgilisi başkasıyla evlenmiş mahalle delikanlısının duygularını, başkalarının arasını bozması sonucu sevgilisi tarafından terk edilen melankolik aşığın ıstıraplarını*, arkaik dönemlerde ayrıldığı sevgilisini unutamayan sadık aşığın ölmeyen sevgisini konu edinen şarkılar yapan, diğer tavernacılardan farklı olarak akordu bozuk elektrosaza orkestrasında bolca yer veren, karadeniz türkülerini taverna alt yapısıyla beraber iğrenç bir şekilde icra eden, bir zamanlar çok komik bir bıyığa sahip olan şahıstır. bir fikir edinmek açısından gelin etmişler, unutulan, gelin olmuş gidiyorsun gibi klasiklerini dinleyebilirsiniz, dinlemeseniz de olur.
ibrahim tatlıses, mehmet ali erbil, osman yağmurdereli ile beraber kumar masasının dördüncüsüdür. kumar oynamayı çok sever, ayrıca kaybettiği ellerde doğrudan üzerindeki elbiseleri çıkartacak kadar da cesur yüreklidir.
müziğine gelecek olursak, ülkemizdeki ferdi tayfur ve müslüm gürses hayranlarına daha yakın profilde bir dinleyici kitlesine sahip olsa da, konserlerinde taşkınlıklar, sapıtmalar fazla görülmez. genelde yetiştirdiği soner arıca'nın hayranları da kendisini sever. fantezi müziğine değişik bir yaklaşım getirdiği doğru olmakla beraber, korsan ve mp3 yüzünden eski albüm satış rakamlarına ulaşamamaktadır.
star tv sponsorluğununda çekilmiş birkaç dizi ile televizyon filminde de oynamışlığı vardır. kankası ibrahim tatlıses'in yaptığı hatayı yapmayarak, yönetmenlik işine soyunmamıştır.
izmir karşıyaka'nın soğukkuyu adlı semtinde yaşayıp da bu adamı deliler gibi dinlemeyen yoktur. yalnızca bu ortamda gördüm bu adamı sürekli deli gibi dinleyip içenleri. her sözünü duvarlara sprey boyalarla yazanları. çok ilginç bir semt gençliği ve yetişkinleri, komple; cengiz kurtoğlu'na hayran olsun. ayrıca soğukkuyu'da gerçekleştirilen düğünlerde neredeyse full time cengiz kurtoğlu çalar. abartmayayım ama bir düğünde en az 6-7 cengiz baba çalınır. çok ilginç.
edit: yoldan-sokaktan geçen her arabada son ses cengiz kurtoğlu çalar.
bence bilinenin aksine en güzel şarkısı sevmek kim sen kimsindir
sözleri süperdir 2.kısmında biraz ismail yk allah belanı versin modu olsada müziği ve sözleri fevkaladenin fevkindedir
çok kırdın şu kalbimi ben sevdim sen kaçdın.
kapanmış yaralarımı ben sardım sen açdın.
sevgiyi bilmiyorsan suç bendemi neyleyim.
sevmedin bırakmadın adam gibi seveyim.
seven çeker acıyı sevmeyen ne bilsin.
bana aşkdan söz etme sevmek kim sen kimsin.