|
|
- bütün şarkıları birbirine benzeyen daar şarkılar yapan genelde lise çağlarının vazgeçilmez aksesuarı.
(tekne, 16.04.2004 15:57)
- arabesk-fantazi müziğin önemli isimlerinden biridir,canlı performansı ile kasetteki performansı arasında dağlar kadar fark olduğundan iyi bir yorumcu değildir...
- tarabyada tarabya otelinin hemen yakınındaki denizi gören ve içerisine karanlık bir dekor verilmiş olan restoranda sahneye çıkan, damar şarkılar söyleyen duygu insanı
(boundless, 25.12.2004 20:04 ~ 08.02.2006 22:44)
- tarabya da palet-2 isimli gece klübünde çıkan şarkıcı. ayrıca bu klübün kendisine ait olduğu iddiaları da vardır.
- bize aşkı öğretenler,
"önce insan ol" dediler,
sevilipte seviyorsan,
şükretmeyi bil dediler.(solti, 04.04.2005 12:32)
- fenomen adam. him gibi, şarkıları birbirine benzese de çok güzeller.
ayrıca efsaneye göre kendisine bir konserinde meczup arkadaşın biri:
"cengiz babaaağğ, cengiz baabaağ, anamı s.k babam ol babaaağ" şeklinde bağırmış sevgisini dile getirmiştir.
bırakın anne-bacı muhabbeti yaptırmayı, pantalonuna çamur sıçratan araç sahibini bıçaklayacak kadar berserker* bir insanı bu sözü söyletecek kadar dünyadan koparan şarkılara da sahip olduğunu anlıyoruz.
- bazı şarkıları bazı anlarda çok manidar oluyor. tavernacılar kralı, varlığı yeter.
(sükun, 08.02.2006 22:45)
- çok fazla tutulduğu zamanlarda bazı öğrenci evlerinin vazgeçilmez şarkıcısı(1980'li yılların sonları sanırım).son çıkan kasetleri aynı gün alınır,eve gelip deli gibi sabahlara kadar içki eşliğinde dinlenirmiş.eşdeğeri için:
(bkz: arif susam)
- (bkz: baba)
- (bkz: allah bir fenerbahçe iki cengiz kurdoğlu üç)
- rakı sofrasında efkar dağıtmak isteyenlerin fovari isimlerinden.
- ermal kurtoğlu'nun soyadı babası. cengiz kurtoğlu hayranı nüfus memuru sayesinde ermal, kurtoğlu soyadını kullanıyor falan.
(bkz: @923589)
- (bkz: yaşayan efsane)
- cengiz..
cengiz denirdi ona, cengiz kurtoğlu değil. "cengiz kaseti yaptım dinler miyiz?" gibi. ya da "olum aslında bir gün paraya kıyıp cengiz'e gidelim?" şeklinde. diğer şehirleri, semtleri, mahalleleri bilemem ama her akşam camlarında yangın çıkan üsküdar'da bir cengiz sempatizanlığıdır giderdi eskiden. zaten o yıllarda benim gördüğüm türk genci kumaş pantolon-ceket giyip halen aşk ile şevk ile arabesk dinleyen eskiciler ve şehire adapte olup kot pantalon-deri cekete terfi ederek fantazi müziğe gönül veren yeniciler olarak iki ye ayrılırdı. metalciler-asitçiler muhabbeti hiç bir zaman uğramamıştı çünkü üsküdar'a. yoktu öyle bir şey, bilmezdik. üsküdar'da doğup büyüyüp "yok ben hiç cengiz dinlemedim, müzik hayatım bir scorpions kasetiyle başladı." demem bu yüzden çok yapmacık durur. dürüst olucam. elimizden tutan da yoktu bir de bizim. eniştesi, halası, dayısı, abisi, ablası tarafından yol gösterilen biri olamadım hiç. lisede tek başıma keşfettiğim ve uzun bir müddet tek başıma dinleyip kimselerle coşkusunu paylaşamadığım bir kaç "karışık kaset"le anca bir yön çizebildim. ondan öncesi malum. cengiz dinlerdik biz. salacak'ta kayık kiralayıp elde biralar, ay ışığında kız kulesi'ne karşı dün gece sevgilimizin resmini öpüp te yattığımızı söylerdik birbirimize. kule'yi koruyan köpeklerin gazabından geri kalmadan, nasıl da kıyardı bize o hain geceler, gıkımızı çıkarmazdık yine de. ama en güzeli her zaman "yarimi ellere gelin etmişler" zamanlarıydı. arka mahalle edebiyle yoğrulmuş ve default bir aşık olma potansiyeline sahip bıçkın delikanlılar olarak iki biradan sonra ağzımızdan dökülen ilk şarkılardan olurdu bu. kayıktan ne hikmetse denize düşmeden (ki düşmüşlüğümüz de var), sarhoş şansıyla inerken şişman, kahverengi efes şişesi havaya kaldırılır, alırdı bir yiğit eline sazı..
"beyyaz gelinliğiiiiiiiiiii (bu kısım mümkün olduğunca nameli ve uzun olacak, kafa omuzlardan ileri doğru uzatılıp gözler kısılacak) giymiş üstünnee.."
tok bir tonlamayla "ne güzel yakışmış esmer tenine!" kısmı hep bir ağızdan söylenmeye başlanırdı ardından.. (yarım deste yarma gibi erkeğin can ciğer arkadaşlarının sevgilisini kastederek bu cümleyi ultra-erkek egemen bir ortamda söylemesi de ayrı bir mizansenmiş. o zamanlar farketmemiştim.) bu şekilde katılım sağlanırdı işte. sonrası evlere şenlik, tüm repertuar "havuza" dökülürdü mahalleye dönüş yolunda. şarkılar akıp geçtikçe gönüller tek bir yürek, tek bir vücutta toplanıp gürültüden cinnet geçirip uyuyamayan pijamalı bir amcabeyin balkondaki çırpınışlarına tepki olarak gecenin bakirliğine daha da bir taarruza geçilirdi. kadehi de şişeyi de kırardık o gün işte, canlandırın gözünüzde.
bir de o yıllarda cengiz dinleyenlerin hepsi "enigma-sadeness" bilirdi ne hikmetse. o kültürde "paynır"* taktırılan arabayla sahilde turlarken dinlenecek hem cilalı, hem de bol baslı bir parçaya gereksinim vardı çünkü. sadeness bu boşluğu kapatırdı. cengiz'i bilen, sadeness'ı da bilirdi. garip bir bağ. enigma nerde, cengiz nerde, biz nerdeyiz.. bir başkasın sen cengiz abi!
- yeni başlayanlar için cengiz kurtoğlu (cengiz kurtoğlu for dummies)
öncelikle cengiz baba'ya cengiz denebilir çünkü cengiz dediğiniz anda kimden bahsettiğiniz anlaşılır. cengiz bey demeye kalkışırsanız (ki daha önce densizin biri cengiz baba'ya bir radyo programında cengiz bey demişti ve bilimum forumlarda bu konu üzerine ufak çapta bir kıyamet kopmuştu)
"en güzel şarkıları" diye bir şey yok belki "en favori şarkılarım" diye bir şey vardır. çoğu şarkısı hep aynı seslere sahiptir. yine de sözler -çoğu zaman yine aynı olayları anlatsa da- esasında farklıdır.
(en favori şarkılarımı karşılaştırırsak)
mesela son parçalarından yorgun yıllarım ve canın sağolsun'u incelersek pek çok benzer nokta göreceğizdir:
yorgun yıllarım:
hem beni öldürdün hem bendeki seni
böyle olsun istemezdim
ben mağlubum ama sende kaybettin
ben hayatı sen de beni
ve
canın sağolsun:
sözümüz vardı birbirmize
bu dünyada başkasının olmayacaktık
hatıralar dizilince önümüze
böyle boynu bükük durmayacaktık
ya da "sensizlik" konusunun işlendiği (sırasıyla) utanmasam karşında ağlarım şimdi, dün gece resmini öptüm de yattım ve daha yokluğunun ilk akşamında şarkılarını incelersek:
utanmasam karşında ağlarım şimdi:
nasıl sensizliğe alışacağım
hasretine nasıl dayanacağım
sus ne olur yoksa çıldıracağım
utanmasam karşında ağlarım şimdi
ve
resmini öptüm de yattım:
yalnızdım birtanem yine dün akşam
hep seni düşündüm hep seni andım
dayanılmaz birşey oldu hasretin
dün gece resmini öptümde yattım
ve
daha yokluğunun ilk akşamında:
her adım atışta geriye döndüm
ızdıraptan inan deliye döndüm
her köşe başında gölgeni gördüm
daha yokluğunun ilk akşamında
yalnız yine dikkat edilirse (ve dinlenilirse) bütün şarkılarında sözler gibi acının dozu da biraz değişmiştir yani birini dinlemek ve hepsini dinlemek farklı şeylerdir.
kendisi sanıldığının aksine arabeskçi değildir (sümme haşa) taverna müziği yapar. ama dinlenildiğinde görülecektir ki cengiz baba ileri düzeyde arabesk seviyesinde şarkılarını yorumlamaktadır (ileri düzey arabesk derken yani ilk iki kadehte ibrahim tatlıses, üçüncüde orhan gencebay bir büyük bittiği esnada cengiz baba dinlenilmesi kastedilmiştir)
özellikle sevgiliden ayrılındığında (her türlü ayrılık: terkedilme, seyahat vs) dinlenilmesi tavsiye olunan müstesna bir şahsiyettir.
- (bkz: unutulan)
- türk müziğine katkısı yadsınamayacak bir sanatçı. arabesk / fantezi müzik türünde yeniliklerin öncüsü olmuştur.
(bkz: duvardaki resim)
(bkz: dün gece resmini öptüm de yattım)
(bkz: unutulan)(r1g0r, 24.08.2007 16:50)
- seneler evvel calvin klein markası türkiye'ye ilk geldiğinde logosu nedeni ile ( ck ) "vay be cengiz kurtoğlu marka olmuş" diye düşünmeme neden olmuştur kendisi.
- genelde sevgilisi başkasıyla evlenmiş mahalle delikanlısının duygularını, başkalarının arasını bozması sonucu sevgilisi tarafından terk edilen melankolik aşığın ıstıraplarını*, arkaik dönemlerde ayrıldığı sevgilisini unutamayan sadık aşığın ölmeyen sevgisini konu edinen şarkılar yapan, diğer tavernacılardan farklı olarak akordu bozuk elektrosaza orkestrasında bolca yer veren, karadeniz türkülerini taverna alt yapısıyla beraber iğrenç bir şekilde icra eden, bir zamanlar çok komik bir bıyığa sahip olan şahıstır. bir fikir edinmek açısından gelin etmişler, unutulan, gelin olmuş gidiyorsun gibi klasiklerini dinleyebilirsiniz, dinlemeseniz de olur.
- (bkz: unutulmayanlar)
- ibrahim tatlıses, mehmet ali erbil, osman yağmurdereli ile beraber kumar masasının dördüncüsüdür. kumar oynamayı çok sever, ayrıca kaybettiği ellerde doğrudan üzerindeki elbiseleri çıkartacak kadar da cesur yüreklidir.
müziğine gelecek olursak, ülkemizdeki ferdi tayfur ve müslüm gürses hayranlarına daha yakın profilde bir dinleyici kitlesine sahip olsa da, konserlerinde taşkınlıklar, sapıtmalar fazla görülmez. genelde yetiştirdiği soner arıca'nın hayranları da kendisini sever. fantezi müziğine değişik bir yaklaşım getirdiği doğru olmakla beraber, korsan ve mp3 yüzünden eski albüm satış rakamlarına ulaşamamaktadır.
star tv sponsorluğununda çekilmiş birkaç dizi ile televizyon filminde de oynamışlığı vardır. kankası ibrahim tatlıses'in yaptığı hatayı yapmayarak, yönetmenlik işine soyunmamıştır.
- "ordayım, ordayım, ordayım, geliyorum, yoldayıım" adlı müthiş yol şarkısıyla gönüllerde taht kurmuş kır saçlı şarkıcı.
- sanat için soyunmuşluğu mevcuttur.
http://www.alkislarlayasiyorum.com/...
- (bkz: meze)
|