arapça kökenli olan bu kelime, şubat ayında birer hafta aralıklarla önce havada, sonra suda ve en son karada oluştuğuna inanılan sıcaklık yükselişini temsil eder.
çaylak bir gazeteci (muhabir olabilir) üzerinde "yarın cemre düşecek, git resmini çek de gel haber yapacaz ilk sayfadan" diye muziplik yapma amacıyla kullanılmıştır.
garip çocuk da daha gazeteye girişinin ilk haftasında süper haber kapacağım diyerekten gün boyunca bir yerde ağaç olur.
yanılmıyorsam gazetenin tercüman (kapanan tercüman, halkın hakkın tercümanı değil) olması gerekiyor.
unisex bir isim olarak da düşünülebilir.. sevgiliyle beraber, 6 nisan cuma öğle saatlerinde dünyaya gelen yeğenime verilmesini istediğimiz isimdir.. şansımız yaver gitmemiştir..
bir yılmaz erdoğan şiiri tanıdığım cemreyi hatirlatir bana
gözüme ilişti gözün
içimde infilak saati!
yasak baktın nikotin sıcaklığıma,
bir sigara daha yaklaşıyor bahar...
ellerin yanında değil,
gemiler kalkıyor avuçlarından
bütün limanlara bir telaş,
yaklaşıyor bahar...
deniz altında bir zindan düşü,
ayıp sarılmalar, lanetli öpücükler
bilinmez bir nemrut esrarı
arkadaş dağlar gibi korkusuz korkular...
kekikler yeşeriyor
yaklaşıyor bahar
bir deliliğin eşiğinde
amansız mekansız
sofrasız
yani aç, ilaçsız
ve
hiçbir şiirin eskitemediği
gözlerin,
gözlerimin önünde
el pençe divan...
bahar damarı çatladı toprağın
bir nefes daha yaklaşıyor bahar.!
küçükken yaşlı komşumuz cemile teyzenin habire düştüğünü yetmemiş gibi, bir kaç defa düştüğünü sanmama yol açan doğa olayıdır. düşenin ne olduğunu öğrendikten sonra bile rahmetli teyzeyi hep kırık bacaklı hayal ediyorum, saplanmış lazım gibi beynime.
bazen insanın yüreğine düşer cemre, o kara kıştan bir anda uyandırıverir kalbi. çiçekler açar dört bir yanda, güneş hem kalbi ısıtır hem de bedeni...
cemre bir müjdedir doğaya, bu yüzden ayrılamaz buluyorum onla kendimi. benim ismimin manası müjde çünkü. cemre işte, bir müjde. ruha bahar, belki de kara kışın ortasında toprağı delen kardelen..
cemre işte, bir bütün, insan ruhunu uyandıran hem doğaya hem de size iyi gelen..
yeni müfredata göre ilkokullarda öğretilen şeylerden bir haline gelmiştir. yeni nesil bu cemrelerin ne zaman düşmesi gerektiğini öğrenerek geleceğe hazırlanmaktadır.
bütün çocukluğum bunun düşmesini görememe üzüntüsüyle geçti. üç kere düşüyordu ama ben bir kere bile görmüyordum. üç tane ulan, bir değil iki değil. nasıl görmem? herhalde gece düşüyordu, evet evet kesin gece düşüyordu, ben dokuz, dokuz buçuk gibi sütümü içip annemi babamı öpüp yattığıma göre ben uyurken düşüyordu. şöyle gece iki üç gibi falan, cemre lan bu, öyle herkesin görebileceği saatte düşer mi? çok az kişi görür bunu, böyle çok iyi insanlar falan, ne bileyim beyaz sakallı dedeler falan.
düşmüyormuş lan. on yaşına geldiğimde artık büyüdüğümü düşünüp babama açtım bu konuyu. ''dedim ne ayak bu cemre?''. adam su içerken boğuluyordu. eğlendi benimle, taşşak geçti. küstüm gittim yatağıma. inanamadım. eşşek kadar adam oldum hala geceleri cemre beklerim.