normal bir insan evladının ses tellerinin 3 katı uzunluğunda ses tellerine sahip, 7 oktavlık muhteşem ötesi bir sese sahip kişi. ben bu şarkıyı sana yazdım adlı şarkısı özellikle dinlenmelidir.
muazzam bir ses aralığına ve dolayısıyla piyano dışında hemen hemen bütün enstruman seslerini çıkartabilme yeteneğinine sahip kıymeti bilinmesi gereken bir müzisyen.
fazıl say, bu sesi keşfetmiş ve kendisinin de görevlisi olduğu bilkent senfoni orkestrasına şahsen kazandırmıştır.. kendisi iyi de kahve falı bakıyor.*
iyidir, hoştur fakat dün gece zaga'da ben bu şarkıyı sana yazdımı seslendirirken detone olması kulaklarımızdan kaçmamıştır. *
sonradan gelen editcan: 2005 de ilk albüm çıktığında etkilendiğimden yaptıydım bu mükemmel benzetmesini, doğadan çay reklamını seslendirince tiksinçtim kendisinden şimdi yahu..aklıma gelmişken.
ilk kez bilkent iktisat fakültesinde dinlediğim -fazıl say ve beraberindeki birkaç kişiyle beraber fakültenin ortasında konser vermişlerdi, yanılmıyorsam iki üç hafta sonra da aynı yerde senfoni orkestrasını dinlemiştik, hazır laf açılmışken bu konserlerin fikir babası fazıl saya da burdan teşekkürler.- harika bir sese sahip insan. canlı olarak dinlemek gerçekten harika, sesindeki renklilği biraz da dinleyenlere aktarabilse daha da iyi olacak.
1980 edirne doğumlu, fazıl say'ın demosunu dinlediğinin ertesi günü özel olarak dinlemek için aradığı, sonrasında öğretim görevlisi olduğu bilkent üniversitesi'ne davet ettiği, ses telleri normal bir insanın üç katı uzunluğunda olan muhteşemlik.7 oktav genişliğinde sesiyle, şarkılarını söylerken arka arkaya bas bariton tenor alto soprano koloratür soprano sesleri çıkan başlı başına korodur kendisi.
ilk dinlediğimde fondakileri enstürman sanmış kemanın kendi sesi olduğunu öğrenince şok olmuştum.duyduğuma göre çok da sevilesi bir insanmış.
2. albümü ankara'da midas'ın kulaklığı stüdyosunda kaydetmiştir.ismi aşk bu gece şehri terk etti'dir.
ses tellerinin uzunluğuyla ilgilenip,herhangi bir şarkısıyla diyarlara göç edenlerin farkedemediği bir şey..kendisiyle düet yapıp,back vokallerde gözüken bu adam şarkıyı söylemiyor,yaşıyor dedirten.şarkı söylemek için yaratılmış,sıradışı kelimesinin etten kemikten hali.
makina'da konuk olan,2 şarkıyı playback yapmadan söyleyerek,tüylerimi de diken diken etmekten çekinmemiş,muhteşem sesli insan.bağırmadan şarkı söylediği için ayrıca sevdim.
mükemmel ses tonuna sahip şarkıcı. sesinde garip bir tını var. "biz azmıyoruz bizim olayımız bu" diyerek sadece yavaş müzikler yaptığı kanısına vardım. gothic metal, doom metal gibi müziklerinde olduğu gibi yaptığı müziklerde çok güzel keman ezgileri var ama daha farklı bir müzik altyapısı kullanıyor. yer yer elektronik müzikten de esintiler var ama en önemli özelliği şarkılarını dinlerken acaba bu kendi sesi mi yoksa keman sesi mi diye ikileme düşmeniz. bazı şarkıları hafiften aaron stainthorpe u andırabiliyor.
hakkında giri girenlerin ekserisinin yüceltmeci bir üslupla ses tellerinin boyuna ve 7 oktavlık sesine odaklandığı kimse.
bu ses teli boyu ölçme ne zaman icat oldu anlayamadım, sözlükteki musıki ulemasından birisi beni aydınlatsın. hani sesi inanılmaz denilen birçok sanatçı dinledim, hiçbirinin ses telinin boyu hakkında bir şey okumadım, yma sumac'ın ses teli ne kadardı, edith piaf'ınkiler hangi boydaydı, elvis presley'in ses telleriyle boğazın karşı tarafına telgraf çekilir miydi, bunlar hiç bilemediğimiz şeyler, herhalde bu icat ilk cem adrian kardeşimizle adet oldu...
7 oktavlık ses olur mu olmaz mı mevzuunu da sözlükteki musıki ulemasına havale ettikten sonra şunları belirteyim; tamam adam sopranoda geziniyor ama ses hiç de hoşuma gitmedi, yani bu seste orjinal bir soprano olsa ben bunu dinlemem. ses kalınlaştırmak mı, benim hiç ses kontrolüm yok, herhalde sesim 1.5 oktavı geçmez ama ben de kızıl ordu korosunu andıran bas sesler çıkarabiliyorum, ama nedense benimki de bu arkadaşınki gibi kulak tırmalayıcı oluyor.
cem adrian övücülerin bunu yaparken "fazıl say beğenmiş adamı, daha ne denir" kabilinden fazıl say'ı tek ve yegane ve şaşırmaz müzik ve ses otoritesi ilan etmeleri de canımı sıktı doğrusu. tamam fazıl say önemli bir müzisyen olabilir ama bu onu tartışılmaz kılar mı, her dediğini senet yapar mı? fazıl say beğendi diye bir şeyi güzel kabul etmemiz şart mı?
bazı arkadaşların çok rezil bir müzik ufkunda dolaştığını düşünüp maalesef üzülüyorum. benim devamlı dinlediğim 10 sanatçı varsa cem adrian'ın onundan da sonra geldiğini çok rahat söyleyebilirim. insanlar neden yüceltmeciliğe kendilerini bu kadar kaptırıyor anlamıyorum. hem de ses teli uzunluğu, oktav genişliği (nasıl bir şeyse!), fazıl say'ın beğenisi gibi bahanelerle...
inişi, çıkışı kadar hızlı olan şarkıcı. bir anda radyolarda boy gösteren, bütün gün çalınan, süper bir sese sahip olduğu söylenen biri nasıl bu kadar çabuk piyasadan silinir anlayabilmiş değilim.
tamam, sesi ilginç, güzel ve kalteli olabilir ama bence şarkılarında şuursuz bi şekilde sesini kalınlaştırıp inceltmekten başka birşey yapmamaktadır. çıkarmış olduğu albüm ise albüm olmaktan çok boy gösterisi, baakk ben sesimi bu kadar güzel çıkarabiliyorum demekten başka birşey değildir.
allah vergisi olabilir fakat bir olayı bu kadar abartıp, suyunu çıkarmak; len cem adrinanın ses teli şu kadar, şeyinin uzunluğu da bu kadarmış waooww tarzı düşünceler belki de bu kadar çabuk inmesine sebep oldu, o tartışılır tabi.
sonuç olarak bunlar kişisel görüşümdür, başkaları farkı düşünebilir, lakin sonuç olarak herkesin tuttuğu kendine dir.
hakkında sayfalarca yazı yazılası insan. bir sürü müzik aletinin sesini çıkarabilen zat.
hatta bir efsaneye göre: bu zat bir gün bir hanımın yanında oturuyormuş. hanım yelpaze sallamaya başlamış ve bu yüce insan içinden gelen isteğe karşı koyamadan yelpazenin sesini çıkarmaya başlamış.
ayıca çok sesli koro niteliğindeki bu insan bir kafede fal bakarken fazıl say tarafından keşfedilmiştir.
her dinlediğimde detone olan,sesi çatlayan ve ritmi kaçıran kişi. sesi doğru,5 oktavdır. ama bir kişinin ayak parmaklarını da kullanabilmesi onu nasıl olağanüstü bir piyanist yapmıyorsa,yayı ayak parmağıyla çekip 10 parmağıyla nota basan biri onu mükemmel bir kemancı yapmıyorsa,5 oktav ses insanı mükemmel bir şarkıcı yapmıyor. bu kemancının ve piyanistin refleksleri çok gelişmiş olabilir,ama halen kemancı yanlış nota basabilir,piyanist ritmi yürüyebilir. bestelerini de ben beğenemiyorum,çünkü özel birşey bulamıyorum(belki de benim kazmalığımdır,beğeni meselesi). philippe jarousky adlı adam da sopranoya çıkabiliyor. ama hiç müzikte yanıldığını görmedim. cem adrian'ı ferrari arabası olan fakat her zaman anadol'dan daha yavaş kullanan ve ikide bir bariyerlere çarpıp duran birine benzetiyorum.
makina da odam kireç tutmuyor u ondan dinledikten sonra belirli bir süre ekranın başından ayrılamayısıma ve kendime geldikten sonra bilgisayarın başına üşüşmeme neden olan ve aşk bu gece şehri terketti şarkısını dinlerken tüylerimin diken diken olmasına neden olan insan ötesi yaratık
kendisi muzisyen kimliğini ön plana çıkarmaya çaba sarfetmiştir yeni albümü olan"(bkz: aşk bu gece şehri terk etti)" ile. yapılan haksız yorumlara daha fazla sessiz kalamayışımın nedeni; sanki cem adrian yıllardır bu piyasanın içindeymiş oturmuş da kötü bişeyler yapmış gibi eleştirilmesi. ilk albümü "(bkz: ben bu şarkıyı sana yazdım)" ile büyük çıkış yakalamış bir müzisyen cem adrian.
sanıyorum türkiye de albüm çıkarmanın çok kolay olduğunu herkes biliyor. bunun yanında aslında ne kadar zor olduğunu (yapmak istediği müzikse eğer).
bu nedenle yok niye bunu böyle yapmış, niye şunu böyle yapmış, burda neden böyle bağırmış gibi saçma eleştriler beni iyice geriyor. kaç kişi oturup da bu adam bunu böyle mi yapmak istedi yoksa mecbur muydu diye düşünmek istemiyor. cem adrian türkiye müzik piyasasında sınırları zorlamış, ikinci albümü ile neler yapabileceğinin sinyallerini vermiştir. benzer şarkıları bir (bkz: bjork), norah jones söyleseydi yerlere göklere sığdıramaz -ah burda da manyak bir çığlık atıyor abi, süper yaaa cinsinden yazılar yazılırdı tahminimce.
bizler toplum olarak kendi içimizden çıkabilecek düzgün ve doğru kişileri düşünmediğimizden, çıkanları da abuk subuk eleştrilerle sindirdiğimizden bi (bkz: bok) olamayacağız. bu ilk notumdur..